Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

ETF işçilerinin mücadelesi sürüyor: 'Devlet gücünü bizde sınamasın'

'O gün geldiğinde patronlar nereye kaçar, ne yapar bilemeyiz. Biz doğduğumuz, alın teri döktüğümüz bu memlekette huzurla yaşayacağız. El birliğiyle güneşli günlerde kuracağız kahvaltı masalarımızı.'

TKP Tuzla

Yayın Tarihi: 03.09.2022 , 15:00 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

“Sanki suçlu bizmişiz gibi; sanki hırsızlığı, namussuzluğu biz yapmışız gibi hesabı bizden sormaya çalışıyorlar. Yani hesap sorulması gerekenlere gidip hesap soramayanlar bize hesap sormaya çalışıyor. Bir işverene, bir tek adama gücü yetmeyen devlet şimdi gücünü bizde sınıyor.
Devletin gücünü bizde sınamayın!
Yerin yedi kat altında alın teriyle ciğerleri çürütülenlerden hesap sormasın devlet. 
Devlet bunları yapanlardan hesap sorsun gücü yetiyorsa!
Bir tane kıçı kırık patrondan hesap sormayan devlet gücünü bizde sınayacak öyle mi?
Öyle mi alay komutanı?”

2 yıl önce Somalı maden işçisinin polise isyanından bu sözler. Çoğumuz yukarıdaki yazıyı işçinin sesiyle okumuşuzdur. Dün gibi aklımızda bütün yaşattıkları. 

Geçtiğimiz hafta ETF Tekstil direnişinde yine benzer bir tabloyla karşılaştık. 330 işçinin fabrikanın kapanma bahanesiyle işten çıkartıldığı ETF Tekstil’de patron Sanem Dikmen işçilerin haklarını ödemiyor. 

Fabrika çalışırken baskıdan tek bir eksik ürün çıkmasını kabul etmeyen, işçinin performansını ölçme bahanesiyle 10 dakika içinde kaç mal çıkardığını kronometreyle ölçtüren Sanem Hanım işçilere kıdem tazminatlarının yüzde 50’sini 12 taksitle vermeyi teklif ediyor. 

Tüm bunlar olurken Sanem Dikmen ve kızı Ece Dikmen lüks otomobillerle fabrikaya girip çıkmaya, lüks sitesinde oturmaya devam ediyor. Polise parmağıyla “gel” işareti yapan Sanem Hanım’ı devlet bütün varlığıyla korumaya devam ediyor. 

Geçtiğimiz hafta fabrikadan mal kaçırmaya çalışan Sanem Dikmen fabrikanın önüne sayılamayacak kadar çevik kuvvet yığdı. Sabahın karanlığı çevrenin sakin olması, bütün her şey patronla birlikte devlet tarafından bir gün önce planlanmıştı. 

İşçilerden ve sendika yöneticilerinden darp edilenlerin olduğu sevkiyat esnasında bir kadın işçinin polislere dönüp “Ben size ne yapabilirim komiserim, kalkanları bırakın. Zaten bordroları bir alıyoruz maaşın yarısı devlete gitmiş. Ben size ne diyeyim” diye isyanına şahit olmuştuk. 

Yine aynı gün, fabrikadan tırlar çıkarken işçinin önüne polis barikatı kurulduğu anda bir işçinin daha tıpkı iki sene önceki maden işçisinin yakarışını duyduk. ETF İşçisi devletin kolluk kuvvetine “Bak gücünü bende sınama. Bir gün sen de bu hale düşersin. Gücünüz anca bu işçiye mi yetiyor. Bize reva gördüğünüz bu mu?” diye sordu. 

Devletin gücü, Sanem’in kirli işleri… Hepsi bir arada işçinin karşına dikilmişti yine. Tırlar da gitti, polis de.

Sonra ne mi oldu?

ETF Direnişinin en keyifli kahvaltı masalarından biri kuruldu hep birlikte. Bir poğaça bile dilim dilim paylaşıldı. İçlerinde sesi çok güzel olan insanlar var. Onlar bir türkü tutturdu “güzel günler göreceğiz” diye. 

Dimdik durmaya devam ettiler. Dağılmadan daha da kenetlenerek… 

Sanem Dikmen’in evinin önünde eylem yaptı işçiler. Sanem Hanım korkmuş olacak ki; arabası oralarda olmasına rağmen hiç görünmedi kapıda veya pencerede. 

Hafta boyunca Mavi, Columbia ve kendi elleriyle ürettikleri ürünlerin satıldığı birçok mağazada eylem yapan işçiler eylemlerden sonra yine fabrika önünde nöbete muazzam bir enerjiyle dönüyorlar. 

Fabrika önünde dayanışma etkinlikleri, konserler, tiyatro oyunları bile oynanıyor. 

Umutsuzluğun esintisi bile yok o fabrikanın önünde. 

Tuzla sayısız fabrikanın bulunduğu bir işçi havzası. Patronlar ne zaman tek kuruş çalsa işçiden, hemen orada devlet. Ne yazık ki; gücünü patronda değil işçide sınamaya kalkıyor. 

Biz buralarda doğduk. Fabrikaların tozuyla pisliğiyle büyüdük, tersanelerin siren sesiyle uyandık.

Okumaya gittik, bitirir bitirmez geri döndük havzaya. 

Gücünü bizde sınamaya kalkan devlete de patronlara da bir sözümüz var: Bizler bu fabrikalarda olacağız, tek kuruşumuzun hesabını sormaya devam edeceğiz. Ve elbet bir gün patronun değil işçinin iktidarı kurulacak bu memlekette. 

O gün geldiğinde patronlar nereye kaçar, ne yapar bilemeyiz. Biz doğduğumuz, alın teri döktüğümüz bu memlekette huzurla yaşayacağız. El birliğiyle güneşli günlerde kuracağız kahvaltı masalarımızı.
Bir ekmeği bölüşeceğiz. Gülşah, Tülay , Fatma türkülerini söyleyecek…

Güzel günler göreceğiz!

Patronların Ensesindeyiz Ağı’na aşağıdaki e-posta ve sosyal medya hesapları üzerinden ya da 0541 940 0514 numaralı telefondan ulaşılabilir:

Facebook: https://www.facebook.com/patronlarinensesindeyiz

Twitter: https://twitter.com/pensendeyiz

E-posta: iletisim@patronlarinensesindeyiz.org
 

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.