Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Eski sömürgeci olağan şüpheli konumunda: Nijer'deki darbe girişiminin arkasında Paris mi var?

Ülkeden kapı dışarı edilen Fransız emperyalizmi, Nijer'de yaşanan askeri kalkışmanın baş şüphelisi konumunda. Paris ve kıtadaki taşeronları iddiaları yalanlama yarışına girse de Nijer yönetimi darbe girişiminin arkasında geniş bir suç ağının bulunduğunu belirtiyor.

Yalçın Cuğ

Yayın Tarihi: 06.09.2026 , 12:39

Yıllarca Afrika'nın yeraltı zenginliklerini "demokrasi ve istikrar" ambalajıyla sömüren Batılı başkentler, bugünlerde eski "arka bahçelerinde" yaşanan her sarsıntıda olağan şüpheli olarak işaret ediliyor. Tıpkı 28-29 Ağustos gecesi Nijer'in başkenti Niamey'de patlayan silahların ardından tüm gözlerin Paris'e dönmesi gibi...

Son yıllarda "bağımsızlık" şiarıyla sömürgecileri kapı dışarı eden Nijer, geçtiğimiz günlerde kendi ordusunun namlularıyla yüzleşti.

Peki, Batı'nın bölgedeki hegemonyasını sarsan Niamey yönetimini namlu ucuna oturtan bu tetiği aslında kim çekti?

İçeriden kuşatma, dışarıdan destek: Darbe girişimi nasıl bastırıldı?

Başkentte 28 Ağustos'u 29 Ağustos'a bağlayan gece, stratejik öneme sahip 101 No'lu Hava Üssü'ndeki bir grup asker, silah arkadaşlarına silah çekerek Niamey'deki kritik noktaları ele geçirmeye girişti. Başlangıçta cihatçı bir terör saldırısı sanılan bu hareketliliğin, aslında askeri bir kalkışma olduğu kısa sürede anlaşıldı.

Kalkışma, Nijer Savunma Bakanlığı'nın açıklamasına göre güvenlik güçlerinin müdahalesiyle saatler içinde bastırıldı. Onlarca isyancı asker öldürüldü, yüzlercesi gözaltına alındı ve darbe girişimi savuşturuldu.

Bu bastırma operasyonunun arkasında, bölgedeki yeni güvenlik mimarisinin baş aktörü de yer aldı. Eskiden Amerikan ve Fransız askerlerini ağırlayan 101 No'lu üste artık Rusya Savunma Bakanlığı'na bağlı "Afrika Kolordusu" konuşluydu ve cunta yönetiminin yardım çağrısıyla harekete geçen yüzlerce Rus askeri, isyanın püskürtülmesinde doğrudan rol oynadı.

Niamey’deki 101 No’lu Hava Üssü. 28-29 Ağustos gecesindeki askeri kalkışmanın merkezinde yer alan üs, geçmişte Fransız askerlerini ağırlarken bugün Rusya’nın Afrika Kolordusu’nun konuşlandığı noktalardan biri.

Vaatler, kışkırtmalar, esrarengiz aramalar: Girişimin arkasında kim var?

İsyanın bastırılmasının ardından gözler, bu kalkışmanın arkasındaki asıl aktörlere çevrildi.

İlk dikkat çekici ifşaat ise bizzat olayların merkezindeki bir isimden, 1. Paraşüt Taburunda görevli Yüzbaşı Roger Gabriel'den geldi.

Nijer devlet televizyonu RTN'ye konuşan Gabriel, yaşananların birkaç "memnuniyetsiz" askerin fevri bir girişimi olmadığını, aksine uluslararası bir ağın devrede olduğunu belirtti.

Olaylar sırasında Çadlı bir subay ile eski Cumhurbaşkanı Bazum'un ailesinden bazı kişilerle telefon görüşmeleri yaptığını belirten Gabriel'den, bu görüşmelerde 101 No'lu Hava Üssü'ndeki askerlere dışarıdan destek sağlaması istendi.

Gabriel'in aktardığına göre, isyancılara dışarıdan büyük bir destek sözü verilmişti. Çad ve Fransa'nın olası bir müdahalesinden bahsediliyor, Benin ve Fildişi Sahili'nin de bu operasyona omuz vereceği iletiliyordu.

Üstelik Gabriel çatışmalar sürerken Fransa, Belçika ve Dubai'den gelen esrarengiz telefonlarla aranmıştı.

Panikleyen başkentler, yalanlanan iddialar: Bölgedeki taşeronların 'demokrasi' mesaisi

Gabriel'in doğrudan isim vererek Afrika'daki bazı başkentleri işaret etmesi, bölgede Batı'nın taşeronluğunu üstlenen yönetimleri anında savunmaya geçirdi.

Yıllardır Batı'nın politikalarını kıtada sahaya süren Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS), Nijer'deki darbe girişimine ve "istikrarsızlaştırma hamlesine" destek verdikleri yönündeki iddiaları reddetti.

Nijerya hükümeti de iddiaları hızla reddetti. Nijerya Dışişleri Bakanı Sola Enikanolaiye, iddiaların "asılsız" olduğunu savunarak ülkesinin bölgede "anayasal düzen ve demokrasiyi" desteklediğini öne sürdü.

Benzer bir yalanlama ise isyanın destekçileri arasında adı geçen Benin'den geldi. Benin Hükümet Sözcüsü Wilfried Leandre Houngbedji, "Nijerli kardeşlerimizin er ya da geç Benin'in düşmanları olmadığını anlayacağını" iddia ederek, istikrarsızlaştırma girişimlerinin parçası olmadıklarını savundu.

Niamey faturayı doğrudan Elysee Sarayı'na kesti

Ancak komşulardan gelen bu yalanlamalar, Niamey yönetimini ikna etmeye yetmedi.

Askeri konseyin darbe girişiminden sonraki ilk toplantısının ardından kameralar karşısına geçen Nijer Hükümet Sözcüsü Soumana Boubacar, doğrudan Elysee Sarayı'nı işaret etti.

"Bu operasyon, Emmanuel Macron'un Fransız rejiminin başını çektiği geniş bir suç ortaklığı ağı tarafından kışkırtılmış ve sürdürülmüştür" diyen Boubacar, isyancıları "Macron'un gerçekleşmemiş emellerini yerine getirmekle görevlendirilen hainler" olarak tanımladı.

Sözcü ayrıca, komşu ülkelerin tutumunu da sert bir dille eleştirerek şöyle konuştu:

"Bu eylem, Fransız rejimini destekleyenlerin istikrarsızlaştırıcı eylemlerine basamak olmakta acele eden bazı Afrikalı kardeşlerimizin sergilediği çifte standardı da açığa çıkarmaktadır."

Fransa'dan yalanlama: 'Ne niyetimiz ne de imkânımız var'

Nijer'in doğrudan Macron'u hedef alan bu resmi suçlamasına Fransa'dan da yanıt geldi.

Fransız RFI radyosuna konuşan Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, iddiaların "tamamen hayal ürünü" ve "uydurma" olduğunu öne sürdü.

Barrot, Fransa'nın böyle bir isyanı kışkırtacak "ne niyetinin ne de imkânının" olduğunu iddia etti.

Rusya ve Nijer bayrakları taşıyan göstericiler. 2023’teki askeri darbenin ardından ülkede Fransa karşıtı gösteriler artarken, Moskova’yla daha yakın ilişkiler kurulması yönündeki çağrılar da öne çıktı.

Fransa neden olağan şüpheli?

Peki, Fransa'nın "hayal ürünü" diyerek geçiştirmeye çalıştığı bu iddialar gerçekten temelsiz mi?

Paris yönetimi neden Afrika'da patlayan her silahta olağan şüpheli olarak ilk sıraya yerleşti?

Nijer, yıllarca Fransa'nın bölgedeki neo-kolonyal düzeninin hem ekonomik hem de askeri kalbi oldu. Fransız devlet tekeli Orano, Sahra Çölü'ndeki Arlit kentinde bulunan devasa uranyum yataklarını yarım asır boyunca sömürdu. Fransa nükleer santrallerini Nijer'in uranyumuyla döndürdü, Avrupa Birliği pazarını bu sayede besledi. Söz konusu asimetrik ilişkide Nijer halkının payına düşen ise derin bir yoksulluk oldu.

Üstelik Fransa, "cihatçı terörle mücadele" kisvesi altında ülkede binlerce asker konuşlandırdı. Ancak "terör" bir türlü bitmediği gibi siviller de hayatını kaybetmeye devam etti. Nijer halkı, Fransız askerlerinin varlığının terörü bitirmek için değil, yeraltı kaynaklarının sömürüsünü güvence altına almak ve ülkeyi istikrarsızlaştırmak için kullanıldığına ikna oldu.

Temmuz 2023'te yönetime el koyan askeri cunta, halkın bu öfkesini arkasına alarak sömürge çarkını kırmaya girişti. Önce Fransız askeri anlaşmaları yırtılıp atıldı, ardından askerler ve diplomatlar ülkeden kovuldu. İşin Paris'i en çok yaralayan kısmı ise, Orano'nun maden imtiyazlarının iptal edilerek bu sahaların Rus şirketlerine (Rosatom) açılmaya başlanmasıydı.

Fransa darbenin ardından Batı'nın dostu devrik lider Bazum'u geri getirmek için ECOWAS üzerinden askeri müdahale kışkırtıcılığına soyundu, cunta yönetimi ise Paris'in isyancı grupları el altından silahlandırmakla suçladı.

Bugün Nijer'de yaşanan gerilim, Fransa'nın niyetinden veya imkânından ziyade, kaybedilen milyarlarca dolarlık sömürge düzeninin yarattığı çaresizliğin bir yansıması.

Henüz kanıtlanmamış olsa da kovulan sömürgeciler ve onların yerel taşeronları, "demokrasi" masallarıyla süsledikleri operasyonlarla kaybettikleri tahtı geri almanın yollarını arıyor.


soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.