Sayfa yolu
Nijer'de cuntaya yönelen namlular Rus desteğiyle kırıldı: Moskova'nın uzattığı 'dost eli' neyin bedeli?
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Yayın Tarihi: 02.09.2026 , 00:00
Batı Afrika ülkesi Nijer'de hafta sonu başkent Niamey'de gerçekleşen askeri kalkışma, ülkede konuşlu Rus "Afrika Kolordusu"nun da doğrudan müdahalesiyle püskürtüldü.
Fransız tekellerini ve ABD askerlerini ülkeden kovarak "tam bağımsızlık" iddiasıyla yola çıkan cunta iktidarı, bu kez kendi ordusunun namlularıyla yüzleşti. İktidarın yardımına koşan ise başkentin göbeğinde konuşlanan Rus askerleri oldu.
Eski sömürgecilerin tasfiyesiyle açılan alanda yükselen bu yeni güvenlik mimarisi, kaçınılmaz bir soruyu da beraberinde getiriyor: Batı kovulurken, Sahel'in kaderi ve yeraltı zenginlikleri hangi yeni dengelere teslim ediliyor?
İşte Niamey sokaklarında patlayan silahların, el değiştiren madenlerin ve yeni bağımlılık sarmalının perde arkası...
Nijer'de darbe girişimi
Başkent Niamey, 29 Ağustos Cumartesi gününün ilk saatlerinde Diori Hamani Uluslararası Havalimanı, devlet televizyonu ve Cumhurbaşkanlığı Sarayı çevresinden yükselen şiddetli patlamalar ve silah sesleriyle yankılandı.
Kalkışmanın merkezinde, ordu içindeki bir grup askerin havalimanında bulunan stratejik Hava Üssü 101'deki bazı subayları rehin alması yatıyordu. Devlet televizyonu ve radyosunun yayınları kesilirken, saldırıyı düzenleyenlerin yalnızca başkentteki birliklerden ibaret olmadığı anlaşıldı.
İsyancılar, ülkenin güneybatısında El Kaide ve IŞİD bağlantılı cihatçı örgütlere karşı savaşan ve ağır kayıplar veren Ouallam, Tera ve Dosso bölgelerinden gelmişti. Öyle ki, Nijer ordusu daha bir hafta önce Dosso'daki bir saldırıda 18 askerini yitirmişti.
General Abdourahamane Tiani yönetimi, 2023'te iktidarı alırken ülkeye "egemenlik ve güvenlik" vaat etmişti. Ancak sahada cihatçı gruplara karşı bitmeyen savaşın yarattığı tükenmişlik, bu kez namluların cunta iktidarına dönmesine yol açtı. Tiani yönetimini ipten alan şey ise kendi ordusunun yanı sıra "yeni müttefikiydi".
Girişim Rus askerlerinin desteğiyle bastırıldı
Hava Üssü 101'de saatler süren çatışmaların ardından Nijer askeri komutanlığı, bizzat aynı üste konuşlu bulunan Rusya Savunma Bakanlığı'na bağlı Afrika Kolordusu birliklerinden yardım istedi.
Moskova'nın onayıyla harekete geçen Rus güçleri, Nijer ordusuna hem karadan hem de havadan doğrudan destek sağladı. Associated Press'in aktardığına göre sayıları 200 ile 300 arasında değişen Rus personelinin müdahalesi, çatışmanın seyrini değiştirdi. Onlarca isyancı askerin öldürüldüğü veya gözaltına alındığı operasyonun ardından, devlet televizyonu RTN ele geçirilen isyancı askerlerin görüntülerini yayımladı. Rusya'nın Niamey Büyükelçisi Viktor Voropayev, müdahalenin ardından Nijerli üst düzey subayların Afrika Kolordusu üssünü bizzat ziyaret ederek Rus askerlerine teşekkür ettiğini duyurdu.
Kriz anında Cezayir'in de savaş uçakları ve nakliye araçlarıyla askeri destek sunduğu, Mali ve Burkina Faso'nun oluşturduğu Sahel Devletleri İttifakı'nın (AES) ise Niamey yönetimine tam arka çıktığı görüldü.
Bu tablo, Rusya'nın Nijer'de sadece "askeri eğitmen" olmadığını, kendi jeopolitik yatırımını korumak için doğrudan ülkenin iç güvenlik mimarisine müdahil olduğunu bir kez daha kantladı. Peki, dün Fransa'nın "arka bahçesi", ABD'nin ise kıtayı gözetleme kulesi olan Nijer'de Rusya bu nüfuzu nasıl elde etti?
Kapatılan üsler, yırtılan anlaşmalar: Batı'nın 'kalesi' nasıl düştü?
Bu sorunun yanıtı, Temmuz 2023 darbesiyle başlayan ve Batı'nın bölgedeki neo-kolonyal hegemonyasını çökerten süreçte yatıyor.
Darbe öncesinde Nijer, ABD ile Fransa'nın askeri ve ekonomik sömürüsünün kalbi konumundaydı.
2023 yılına kadar ABD'nin ülkede yaklaşık 1000 askeri bulunuyordu. Pentagon, Sahra Çölü'nün güney ucundaki Agadez kenti yakınlarında, inşasına 100 milyon dolar harcadığı "Niger Air Base 201" isimli devasa bir insansız hava aracı (İHA) gözetim üssü kurmuş ve bu devasa İHA üssüyle tüm Sahra'yı gözetliyordu.
Ülke, Afrika'nın en önemli uranyum üreticilerinden biriydi ve Fransa'nın nükleer enerji tekeli Orano'nun ana tedarikçisiydi. Fransa'nın en büyük üçüncü, Avrupa'nın da ikinci uranyum sağlayıcısı olan Nijer'de, Orano şirketi devasa yatakları tekeli altında tutuyor, madenler tam kapasiteyle çalışırken şirketin küresel tedarikinin yüzde 15'ini tek başına karşılıyordu. Ülke kaynakları Orano aracılığıyla adeta yok pahasına yağmalanıyor, Nijer halkı karanlıktayken, medenlerden çıkan uranyum Avrupa'yı aydınlatıyordu.
Tiani liderliğindeki subayların Batı işbirlikçisi iktidara el koyması, sıradan bir yönetim değişikliği değil, Mali ve Burkina Faso ile birlikte Batı Afrika'daki uluslararası dengeleri tamamen değiştirecek bir kopuşun başlangıcı oldu.
Tiani liderliğindeki yönetimin ilk işi, bu sömürge çarkını kırmak oldu. Önce Fransa ile olan tüm askeri anlaşmalar çöpe atıldı. Fransız birlikleri, Paris'in tüm diplomatik şantajlarına rağmen ülkeden aşama aşama çıkarıldı. Ardından hedef Washington oldu; Mart 2024'te cunta yönetimi, ABD ile olan askeri işbirliği anlaşmasını tek taraflı olarak feshetti. ABD ordusu, 2024 yılı içerisinde askerlerini ve milyonlarca dolarlık üslerini boşaltarak Nijer'den çekilmek zorunda kaldı.
Tiani yönetimi eş zamanlı olarak Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu'ndan (ECOWAS) da ayrılarak, benzer süreçlerden geçen komşuları Mali ve Burkina Faso ile birlikte Sahel Devletleri İttifakı'nı (AES) kurdu.
Nijer'de oyuncu değişikliği: Rusya boşluğu nasıl doldurdu?
Batı'nın yarattığı askeri boşluğu doldurmak ve yeni bir müttefik kazanmak için rota hızlıca Moskova'ya kırıldı.
Rusya ülkeye resmi olarak ilk adımını Nisan 2024'te attı. Wagner'in eski lideri Prigojin'in ölümünün ardından yeniden yapılandırılan ve doğrudan Rus devletinin çıkarlarına bağlanan "Afrika Kolordusu" birlikleri başkent Niamey'e ulaştı.
Sürecin en çarpıcı karesi ise Mayıs ayında yaşandı: Ülkeyi terk etmekte olan ABD birlikleri henüz tahliyeyi tamamlamamışken, Rus askerleri Niamey'deki Hava Üssü 101'e yerleşti. Bir emperyalist gücün terk ettiği üs, aynı gün Moskova'nın nüfuz alanına dahil oluyordu.
Rusya'nın bölgedeki varlığı elbette bir "karşılıksız dayanışma" hamlesi değildi. Tiani yönetimi, 2023'teki darbenin hemen ardından ECOWAS ve Fransa'nın olası bir askeri müdahale tehdidiyle yüz yüze kaldığındandan dolayı acil bir güvenlik şemsiyesine ihtiyaç duyuyordu. Moskova ise bu krizi, Sahel'de Batı'nın boşalttığı devasa stratejik ve ekonomik alanı ele geçirmek için fırsat olarak gördü.
Nijerli üst düzey askeri yetkililerin Moskova ziyaretleri ve Rusya Savunma Bakanlığı kurmaylarının Niamey'deki karşılıklı görüşmeleri hızla resmi bir "güvenlik paktına" dönüştü. Bu paktın sahaya yansıması ise salt bir silah ticaretinden ibaret değildi.
Nisan 2024'te ülkeye ayak basan Afrika Kolordusu birlikleri, yalnızca Nijer ordusuna modern hava savunma sistemlerinin eğitimini vermekle kalmadı, geçtiğimiz hafta sonu yaşanan iç isyanda da görüldüğü üzere, bizzat cunta iktidarının operasyonel koruyuculuğunu ve iç güvenlik mimarisini de üstlendi.
Ancak Rusya'nın sağladığı bu askeri kalkanın asıl bedeli, Batı tekellerinden temizlenen devasa yeraltı kaynaklarının yeniden paylaşımında yatıyordu. İşin maden ve enerji boyutları, bu yeni ittifakın ekonomik zeminini oluşturuyordu.
Maden tekelinin el değiştirmesi, ortak işletme imtiyazları, nükleerde yüklenici konumu...
Batı'nın ülkeden kovulmasıyla oluşan milyarlarca dolarlık maden ve enerji boşluğu, Rus devlet şirketleri lehine doldurulmaya başlandı.
Nijer yönetimi, Fransa ile köprüleri attıktan sonra sömürgeci Orano'nun ve Kanadalı GoviEx'in ülkedeki faaliyetlerine peş peşe darbeler indirdi. Madenlerini millileştirme iddiasıyla yola çıkan cunta yönetimi, bu amaçla "Timersoi Ulusal Uranyum Şirketi"ni (TNUC) kurdu. Ancak bu millileştirme adımı, kaynakların halka dönmesinden ziyade yeni bir partnerle paylaşılmasıyla sonuçlandı.
Aralık 2025'te kurulan bu devlet şirketi (TNUC), doğrudan Rus devlet nükleer enerji şirketi Rosatom'un uluslararası madencilik kolu olan "Uranium One Group" ile resmi bir işbirliği muhtırası imzaladı. Bu anlaşmayla Rusya, Nijer'in potansiyel uranyum yataklarında jeolojik keşif yapma ve yeni maden sahaları açma hakkını elde etti. Mayıs 2026'ya gelindiğinde ise Fransa'nın 1968'den beri elinde tuttuğu Arlit imtiyazının resmi olarak iptal edilmesi, Rusya'nın küresel uranyum arzının en kritik noktalarından birine yerleşmesini sağladı.
Rusya'nın Nijer'deki ekonomik kazanımları salt uranyumla da sınırlı kalmadı. Şubat 2025'te iki ülke arasında imzalanan jeolojik keşif ve madencilik anlaşması, Rusya'ya Nijer'in henüz işlenmemiş yeraltı zenginliklerinin, özellikle de altın yataklarının haritalandırılması ve ortak işletilmesi konusunda çok geniş imtiyazlar tanıdı.
Bunun yanı sıra Temmuz 2025'te Rosatom ile Nijer Enerji Bakanlığı arasında imzalanan kapsamlı mutabakat zaptı, bu ekonomik ilişkiyi hammaddedenin ötesine taşıdı. İmzalanan bu yeni anlaşmayla Rusya, Nijer'de nükleer güç santrallerinin inşasını, işletmesini ve bakım ihalelerini alacak asli yüklenici konumuna geldi.
Eski sömürgecilerin yerini alan yeni bağımlılık
Sonuç olarak aradan geçen üç yılı aşkın sürede, ülkeyi kan gölüne çeviren cihatçı tehdit bitirilemediği gibi, ordu içindeki çatlaklar da namluların bizzat iktidara dönmesine neden oldu.
Batılı sömürgecilerin askeri üslerini kapatıp tekellerini kapı dışarı etmek, Nijer ve Sahel halkları açısından tartışmasız tarihi bir kopuş ve büyük bir ilerleme. Ancak bu kopuşun, yeni bir bağımlılığa yol açtığı da aşikar.
Cunta yönetimi, bu yeni müttefikliğin faturasını ülkenin en stratejik yeraltı zenginliklerini masaya sürerek ödüyor. Dün Batı'nın yok pahasına yağmaladığı maden sahaları; bugün hava savunma sistemlerinin, kamikaze İHA'ların ve Afrika Kolordusu'nun açtığı güvenlik şemsiyesinin "bedeli" olarak fatura ediliyor.
Nijer, Batılı hegemonların sömürge çarklarından kurtulmanın haklı gururunu yaşarken, diğer yandan kendi kaynaklarını silah, güvenlik ve siyasi destek karşılığında yeni bir bağımlılık sarmalına adım atıyor.
Öte yandan söz konusu bağımlılık bir başka kritik soruyu da gündeme getiriyor: Emperyalizmle girilen çatışmada ayakta kalabilmek adına başka aktörlere yaslanmak gerçek bir çözüm yaratır mı?
Bu sorunun cevabı, aslında 2024 yılında Suriye'de verildi. Başını Heyet Tahrir'uş Şam'ın (HTŞ) çektiği cihatçı çeteler Şam'a doğru ilerleyişe geçtiğinde, yıllardır ülkede konuşlu olan Rus askerleri herhangi bir müdahalede bulunmamış, Beşar Esad yönetimi devrilmiş, Batı ve bölgesel müttefiklerinin yıllara yayılan hedefi gerçekleşmişti.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
İLGİLİ HABER
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.