Breadcrumb
Erdoğan: Belediyelerdeki kayyım uygulamasının yeniden istisna haline geleceğini düşünüyoruz
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 14.05.2025 , 15:14 Güncelleme Tarihi: 14.05.2025 , 17:38
AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, PKK'nin fesih kararı sonrası TBMM'de partisinin Grup Toplantısı'nda konuştu.
"Önümüzde, millete meydanlarda verdiğimiz sözleri yerine getirebilmemiz için en fazla 3 senelik vakit var. Sayılı günlerin çabuk geçeceğinin farkındayız. Bu süreyi en verimli şekilde değerlendirerek, Türkiye Yüzyılı'nın inşasında hedeflediğimiz yere ulaşmayı arzu ediyoruz" diyen Erdoğan, fesih kararının "bu doğrultuda atılmış kritik bir adım" olduğunu söyledi.
'Yeni bir safhaya geçtik'
"Terörsüz Türkiye çabalarımızda yeni bir safhaya geçmiş bulunmaktayız" diye konuşan AKP'li Cumhurbaşkanı şunları söyledi:
"Bu safha, birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi, dayanışmamızı, aynı ortak geleceğe doğru yürüyüşümüzü güçlendirme safhasıdır. Bu safha, 86 milyonun arasına örülen terör duvarını kalıcı olarak ortadan kaldırma safhasıdır. Bu safha, demokrasimizin serpilmesine ket vuran büyük bir engelden kurtulma safhasıdır. Şunu burada gururla ifade etmek isterim: Türkiye Cumhuriyeti, kendi meselesini kendi devletinin, kendi siyasi kurumlarının, kendi vatandaşlarının iradesiyle çözebilme kabiliyetine sahip olduğunu dosta, düşmana göstermiştir."
İttifak ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'yi öven Erdoğan, Turgut Özal'dan beri bu doğrultuda başlatılmış "pek çok iyi niyetli girişim" olduğunu belirtti. "Bu girişimlerin tamamı da içerideki ve dışarıdaki birtakım odakların farklı hesapları sebebiyle akamete uğramıştır" dedi.
'Yolumuza döşenen mayınları temizlemekle çok vakit kaybettik'
"Terörün ekonomiye de ağır darbe vurduğunu" söyleyen Erdoğan şöyle konuştu:
"Şunu az buçuk ekonomi bilen herkes kabul ediyor. Bizimle aynı kulvardaki kimi ülkeler gelişmişlik liginin en üstüne çıkarken, biz yolumuza döşenen mayınları temizlemekle çok vakit kaybettik. Siyasi istikrarsızlığın da etkisiyle maruz kalınan yıkımlar ve ödenen büyük bedeller, ülkemizin bugün dahi yaşadığı kimi sıkıntıların kaynağı oldu. Tecrübelerimiz bize, ülkemizi kendi siyasi ajandalarının aparatı olarak kullanmak isteyen güçlerin sinsi oyunlarını bozdukça, diğer sorunlarımızın çözümünün kolaylaştığını göstermektedir. Bilhassa son 10 yılımız bu gerçeğin pek çok örneğiyle bezelidir."
'Terörün, silahın, şiddetin, illegalitenin devri artık kapanmıştır'
"Herkesi, uçup kaçmadan, sağduyuyu elden bırakmadan, iyimser, ümitvar ama itidalli bir şekilde gelişmeleri takibe davet ediyoruz" diyen AKP'li Cumhurbaşkanı, "Biz, devlet ve millet olarak terörle sınandık, hem de en ağır şekilde sınandık; bedelini ödedik, derslerini çıkardık ve nihayet bu musibetten tamamen kurtulma aşamasına geldik. Diğer yandan, bölgemizde cereyan eden her gelişme, terörle hiçbir hayırlı neticeye varmanın mümkün olmadığını da ortaya koymuştur. Terörün, silahın, şiddetin, illegalitenin devri artık kapanmıştır. Meşru ve makbul yollar varken, başka yol aramak sadece akıl dışı değil, zamanın ruhuna da aykırıdır. Bunun aksini hiç kimse iddia edemez" değerlendirmesinde bulundu.
'Sağduyulu söylemlerin önümüzdeki dönemde de aynen sürdürülmesini bekliyoruz'
"Örgüt aldığı kararla, bizim milletimizle zaten yaptığımız ortak yaşam ve ortak gelecek mutabakatına uygun bir adım atmıştır" ifadesini kullanan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Örgütün Suriye ve Avrupa kollarının da bu gerçekleri görüp, fesih ve silah bırakma sürecine katılmaları hayati öneme sahiptir. Avrupa'daki ve dünyanın diğer yerlerindeki örgüte müzahir lobileri, artık Türkiye karşıtı faaliyetler yerine, ülkemizin yanında görmek istiyoruz. Türkiye'nin adının terörle değil; teknolojiyle, kültürle, sanatla, demokratik ve insani gelişim standartlarının yükselişiyle anılmasını arzu ediyoruz. Şayet gelinen nokta, önemli bir başarı ise, bunun sahibi 86 milyonun tamamıdır. Bu vesileyle 'Terörsüz Türkiye' gayretimizin bugüne gelmesinde emeğini ve fedakarlığını yakinen bildiğimiz Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Bahçeli'ye hassaten şükranlarımızı ifade ediyoruz. Cumhur İttifakı'nın gücü, dayanışması, ülkenin sorunlarını çözme iradesi ve siyaset üretme kabiliyeti, bu süreçte bir kez daha tebellür etmiştir."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, DEM Parti içerisinde sürece destek veren İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder başta olmak üzere, sorumluluk bilinciyle hareket eden tüm isimlere, eş başkanlara, tüm siyasetçilere millet adına teşekkür ederek, "Sağduyulu söylemlerin önümüzdeki dönemde de aynen sürdürülmesini bekliyoruz" dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel'e ve diğer siyasi parti yöneticilerine de, bu süreçte sergiledikleri yapıcı tutum için takdirlerini sunduklarını belirten Erdoğan, "Her ne kadar sürece karşı mesafeli, hatta kimi zaman ciddi manada olumsuz tavır takınmış olsalar da sorumlu siyaset çizgisinden ayrılmayan muhalif parti genel başkanlarına da teşekkürlerimizi iletiyoruz" ifadesini kullandı.
'Sözlerin tutulup tutulmadığının takibini, Milli İstihbarat Teşkilatımız titizlikle yapacaktır'
"Elbette asıl olan uygulamadır" diyen Erdoğan, "sözlerin tutulup tutulmadığının takibini, Milli İstihbarat Teşkilatının titizlikle yapacağını" söyledi. "Örgüt kendi üzerine düşenleri yerine getirdiğinde, artık kalan hususları konuşmak, görüşmek, ilerletmek siyasetin işi haline gelecektir" dedi.
Erdoğan, "bundan sonra askerlerin, vatan savunmasının ve sınır ötesi sorumluluklarının gerektirdiği vazifeleri, artık daha rahat ve güven içerisinde yürütebileceklerini; emniyet teşkilatının, kaynaklarını ve mesailerini, organize suç şebekeleri başta olmak üzere, milleti tehdit eden yapılarla mücadeleye daha fazla teksif edebileceklerini" savundu.
'Yatırım ve istihdam' vurgusu
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın yaptığı açıklamalara benzer şekilde Erdoğan da "yatırım ve istihdam" vurgusu yaptı. "Terörün vesayetinden kurtulan sivil siyaset alanında, hem ülkemiz hem şehirlerimiz için artık daha iyi, daha hayırlı, daha etkin ümitler üretme imkanına kavuşacağız" sözlerini sarf etti.
Yatırımcılara çağrıda bulunan Erdoğan, "Uluslararası girişimcileri, kazan-kazan anlayışıyla, ülkemizin ekonomik bakımdan bakir bölgelerine yatırım yapmaya çağırıyorum. Terör sebebiyle 40 yıldır ülkemize kullandırılmayan kaynakları harekete geçirmeye zaten başlamıştık. Petrol başta olmak üzere, tüm madenlerimizi süratle milletimizin emrine amade kılacağız. Tekstilden makineye, sanayinin tüm alanlarında yeni tesislerin inşasını teşvik edecek, destek vereceğiz" diye konuştu.
Erdoğan, "tarihi ve tabii güzellikleriyle eşsiz hazinelere sahip bölgeyi turizmin en gözde destinasyonu haline getireceklerini" belirtti.
"Güneydoğu'nun mümbit topraklarını, sulamadan tohuma, her alanda verimli tarım projeleriyle buluşturacaklarını, gıda sektöründeki küresel liderliklerini pekiştireceklerini" savunan Erdoğan şu ifadeleri kullandı
"Sadece güvenlik ve huzur bakımından değil turizmden kültüre, yatırımlardan sosyal barışa kadar pek çok konuda yeni bir dönem bizi bekliyor. Tüm bunları hayata geçirmek için gereken planlamalara, çalışmalara, hazırlıklara şimdiden başladık. İnşallah bu tarihi fırsat, küçük hesaplar veya uluslararası ayak oyunlarıyla heba edilmeden, samimi bir iklimde tekemmül eder. Biz, 'Terörsüz Türkiye' menziline varılması için kararlı, sabırlı, iyi niyetli ve yapıcı bir anlayışla hareket etmeye devam edeceğiz."
'Bölgesel ve küresel krizlerin çözümünde desteği aranan ülkelerden biri Türkiye'dir'
Erdoğan konuşmasına şöyle devam etti:
"Örgütün fesih ve silah bırakma kararı sonrasında vatandaşlarımızın sevincini paylaşmak yerine ekranlarda karalar bağlayanları geride bırakıp istikbale hep birlikte yürüyeceğiz. 40 yıl boyunca ödenen ağır bedeller ortadayken, 'Örgütün silah bırakmasından bana ne' diyen tuzu kurulara ise sadece acıyarak bakıyoruz, onlara da Allah'tan basiret ve feraset diliyoruz. Türkiye'de huzurun, kardeşliğin, dayanışmanın daha da güçlenmesi için büyük bir gayretle çalışırken, bölgemiz ve ötesinde de barış çabalarına aktif katkı veriyoruz. Bugün ülkemiz, barış diplomasisinin merkezlerinden biri haline gelmiştir. Bölgesel ve küresel krizlerin çözümünde desteği, yardımı, arabuluculuğu aranan ülkelerden biri, hiç kuşkusuz Türkiye'dir."
Trump, Selman ve Şara ile telefon görüşmesi
ABD Başkanı Donald Trump, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini anlatan Erdoğan, "Bu görüşmemizin altında yatan neydi? Özellikle bölge barışını nasıl daha güçlü hale getirebiliriz, buydu" dedi.
"Bölgesel barış ve istikrar için attıkları adımlarda tüm tarafların güvenine mazhar olabildiklerini" iddia eden Erdoğan, Rusya-Ukrayna savaşı, Pakistan ile Hindistan arasındaki gerilim, Gazze soykırımı, Somali ve Etiyopya arasında yürütülen görüşmelerde "ilkeli, tutarlı, adaletli ve hakkaniyetli politikalarıyla muhataplarının itimadını kazandıklarını" kaydetti.
'Cumhuriyet tarihinin eşi benzeri görülmemiş bir suç organizasyonu'
İBB soruşturmasıyla ilgili de konuşan Erdoğan, "İstanbul'da yürüyen soruşturma bu çarpık tablonun en bariz ve belki de Cumhuriyet tarihinin eşi benzeri görülmemiş bir suç organizasyonu örneğidir. Öyle ki, yapılan işlerin yolsuzluk ve haraç boyutuyla ilişkili organize suç vasfını aşarak ülke güvenliğini tehdit edecek boyutlara ulaştığı anlaşılıyor. Çünkü bu karanlık organizasyon İstanbul'la sınırlı kalmamış, ülkedeki pek çok belediyeyi, kurumu, kişiyi içine alan, kolları çok farklı yerlere uzanan, hatta uluslararası ayağı da olan bir ahtapota dönüşmüştür" dedi.
'Belediyeler meselesi yeni bir düzene kavuşturulmalı'
"Önceleri sadece kimi siyasi partileri ve siyasetçileri kapsadığı düşünülen çarpık ilişkiler ağının bürokrasiden iş dünyasına ve medyaya, kimi cemaatlerden istihbarat kuruluşlarına kadar uzandığı ortaya çıkıyor" diyen Erdoğan, bunlara sebep olarak "mahalli idarelerdeki yozlaşmayı" gösterdi. Şöyle konuştu:
"Tüm bunlara yol veren sebep ise mahalli idareler, daha doğrusu belediye yönetimlerinde baş gösteren yozlaşmadır, sistemde açılan gediklerdir, denetim mekanizmalarının yeterince etkin işletilmemesidir. Esasen bu yozlaşmayı az veya çok hemen hemen tüm belediyelerde görmek mümkündür. Dolayısıyla bu konudaki yaklaşımımız kesinlikle parti odaklı değil, tamamen sistem merkezlidir. Geldiğimiz noktada yerel yönetimler ve bu çerçevede belediyeler meselesinin tüm boyutlarıyla konuşulması, tartışılması ve yeni bir düzene kavuşturulması kaçınılmaz hale gelmiştir.
'Yetki paylaşımı gözden geçirilmeli'
Büyükşehir belediyelerinde en azından Ankara, İstanbul ve Kocaeli dışındakilerde karşılaşılan sorunların ilk sırasında merkeze uzak ilçeler meselesi yer alıyor. Merkeze yüzlerce kilometre uzaktaki bir ilçenin mezarlığından parkına, suyundan temizliğine, mahallinden yürütülmesi gereken hizmetlerini koordine etmek elbette kolay değildir. Bunun için büyükşehir ve ilçe belediyeleri arasındaki yetki paylaşımının gözden geçirilmesi gerekiyor. Büyükşehir ve ilçe belediyeleri arasında pek çok başlıkta yaşanan yetki karmaşası bazen çatışma noktasına kadar gelebiliyor. Sizler de ekranlarda rastladınız. Farklı partilere mensup Büyükşehir Belediyesi zabıtaları ile ilçe belediyesi zabıtaları herhangi bir konuda kavgaya varan gerilimler yaşayabiliyor. Bu tür rahatsız edici görüntülerin önüne geçebilmek için yetkilerin daha kesin bir şekilde tanımlanmasında fayda vardır.
'Yeni bir belediye yönetimi statüsüne ihtiyaç var'
Kentsel dönüşüm çalışmaları, merkezi yönetim kurumu, Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyesi arasındaki yetki karmaşasının bir diğer örneğidir. Bu hususta da yetkilerin netleştirilmesi, bu görevin yerine getirmeyenlere ilgili zorlayıcı veya devredici düzenlemelere gidilmesi şarttır. Mahalle statüsüne dönüşen köylerdeki tarım ve hayvancılık faaliyetlerinde su, ahır, yol gibi hususlarda ciddi sıkıntılar yaşanmaktadır. Bu sıkıntıların çözümü için köylerle ilgili hususların da yeniden ele alınmasında yarar görüyoruz. Büyükşehir olmayan şehirlerimizin mevcut yönetim yapıları sorunların çözümünü, hizmetlerin etkin şekilde yürütülmesini zorlaştırmaktadır. Altyapıdan ulaşıma, atık yönetiminden suya kadar pek çok alanı kapsayan bu sorunların üstesinden gelinmesi için bu şehirlerimizle ilgili yeni bir belediye yönetimi statüsüne ihtiyaç vardır.
'Kayyım uygulamasının istisna haline geleceğini düşünüyoruz'
Aynı şekilde bu şehirlerimizdeki il özel idaresi yapılanmasının da gözden geçirilmesi icap ediyor. Yetki sahibi ama şehrine karşı sorumluluğu olmayan bürokrat anlayışına karşıyız. Bunun için vali ve kaymakamlarımızın koordinasyon görevlerini daha aktif hale getirmeliyiz. Belediyelere kamudan tahsis edilen ve kendi topladıkları mali kaynakların daha etkin denetimi için bir tarafı yerel dinamiklere, diğer tarafı ilgili merkezi kurumlara dayanan yeni bir yapı kurulmalıdır. Bu çerçevede tanımlar net, usuller kesin, uygulamalar şeffaf olmalıdır. Bilhassa imar düzenlemeleri en baştan sağlıklı bir şekilde yapılmalı, daha sonraki değişiklikler şehrin dinamiklerine dayalı istisnai işlemler haline gelmelidir. Ön hazırlığı hem teknik, hem idari, hem ihtiyaç anlamında çok iyi yapılmamış projelere kaynak tahsisinin önüne geçilmelidir. Aksi halde önce takdirle başlayan, sonra kayırmaya, sonra istismara dönüşen süreçlerin tekrar tekrar yaşanması kaçınılmaz hale gelecektir. Terör örgütünün kendini feshinin ardından siyasetin daha güçlü şekilde devreye girmesiyle belediyelerdeki kayyım uygulamasının yeniden istisna haline geleceğini düşünüyoruz.
'Belediyeler borç batağı içinde'
Bugün az sayıdaki istisna haricinde belediyelerin tamamı borç batağı içindedir. Belediyelerin Sosyal Güvenlik Kurumuna olan birikmiş prim borçlarının ödenmesiyle ilgili verdiğimiz mücadele herkesin malumudur. Sosyal Güvenlik Kurumu borçlarının ödenmesi konusunda sergilenen lakayt tavır, sorunun ulaştığı vahim boyutları gözler önüne sermiştir. Güya bir konser etkinliği için tek kalemde yüz milyonlarca lira harcanırken Sosyal Güvenlik Kurumuna borç ödemeye gelince maalesef paramız yok deniyor. Aynı çarpık durum reklama ve depreme ayrılan bütçeler için de geçerlidir. Belediyelerin borç yönetimi ciddi kriterlere bağlanarak mevcut borç yüklerinin tasfiyesi için orta uzun vadeli bir program oluşturulmalıdır. Aksi takdirde bir süre sonra belediyelerimizin çoğu bırakınız yatırımı, bırakınız personel maaşı ödemeyi, kılıını kıpırdatamaz hale gelecektir. Velhasıl, belediyesiyle, ilçesiyle, merkez ilçesiyle, il özel idaresiyle, büyükşehriyle yerel yönetim sistemimizin ıslah edilmesinde, aksayan yanlarının giderilmesinde, sorunlu alanlara neşter vurulmasında fayda olduğuna inanıyoruz.
'Etkin bir yerel yönetim sistemi için ortak akılla çözüm geliştirmeyi teklif ediyoruz'
Böyle gelmiş böyle gider nemelazımcılığı bizim benimseyeceğimiz bir siyaset tarzı asla değildir. Sorun varsa, sıkıntı varsa, şikayet varsa siyaset kurumunun görevi buna çözüm bulmaktır. Mecliste temsil edilen siyasi partilerimizle milletin hizmet beklentisini karşılayacak daha etkin bir yerel yönetim sistemi için ortak akılla çözüm geliştirmeyi teklif ediyoruz. Daha pek çok başlık altında toplayabileceğimiz bu hususların çözümü meseleye partiler üstü bir bakış açısıyla yaklaşmayı gerektiriyor."
| Fesih kararından sonra yeni tartışma: 'Yol haritası' ne olacak, nasıl devam edilecek? |
|
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.