Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Enerji sektörü krizinde devlet müdahaleleri

Önce Covid-19 salgını ve peşinden Rusya-Ukrayna arasında çatışmalar, Avrupa ülkelerinde enerji sektörüne piyasa çıkarları için yapılan çeşitli devlet müdahalelerini gündeme getirdi.

Turgut Yıldız

Yayın Tarihi: 22.11.2022 , 08:11 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Enerji alanında 2019 yılında başlayan Covid-19 salgını ve peşinden gelen Rusya-Ukrayna çatışmasının yol açtığı finans ve kaynak krizleri, Avrupa’da devletlerin enerji alanındaki rolünü yeniden tartışmaya açtı. Piyasanın en az zararla bu süreci atlatması için başta sübvansiyon mekanizmaları olmak üzere devletlerin piyasaya müdahaleleri birbiri ardına geliyor.

Avrupa Komisyonu Rusya-Ukrayna çatışmasının başlaması ile birlikte 2030’dan önce Avrupa’yı Rus fosil yakıtlarından bağımsız hale getirmek için planlarını açıkladı. Bu plan artan enerji fiyatlarına yanıt vermek ve yakın vadede gaz stoklarını yeterli hale getirmek için bir dizi önlem ile başlıyor. Ancak Rusya’nın hamleleri ile özellikle doğalgaz arzında oluşan belirsizlikler sorunun şiddetlenmesine ve Avrupalılar için doğalgazın ödenemez pahalılıkta veya yüksek faturalara rağmen kesintiler ile temin edilmesine yol açıyor.

Sübvansiyon ile kamu kaynakları şirketlere

Tıpkı ülkemizde olduğu gibi Avrupa’da da devletler “yüksek fiyatları savunmasız tüketiciler üzerindeki etkisini azaltmak için” enerji kaynaklarına sübvansiyon uyguluyor. Ancak durum aslında anlatıldığı gibi değil. Sübvansiyon sayesinde şirketlerin temin ettiği enerji satılabilir hale geliyor ve bunun bedeli de vergiler ile sağlanan bütçeden yani yine yurttaşların cebinden çıkıyor.

Kapitalizmin enerji fiyatlarına bulduğu ilk çözüm halktan toplanan vergileri ile şirketlerin kârını garanti etme yönünde.

Şirketlere doğrudan finansman aktarımı

Sübvansiyon dışında Avrupa Birliği kurduğu finansman mekanizmaları ile üye devletlerde yüksek enerji fiyatlarından etkilenen şirketlere kısa vadeli finansal destekler sağlıyor. Böylelikle kısa vadede piyasa düzenin sürdürülebilirliği sağlanarak devletin doğrudan müdahalesi veya iflaslar ertelenmiş oluyor.

Finansman mekanizmaları yanı sıra emisyon ticaret sistemi gibi yeni piyasa araçları ile enerji fiyatlarındaki dalgalanmalardan etkilenen şirketlere kimi şartlar altında yeni ticaret ve kazanım olanakları sunuluyor.

Bir sonraki adım kamulaştırma mı?

Sübvansiyon ve doğrudan finans aktarımının ertesinde yaygın kamulaştırmalara gerek duyulabileceği Avrupa’da bir süredir tartışılan bir başlık. Buna dair en önemli adım ise Almanya’da enerji şirketlerinin kamulaştırılabilmesinin önüne açan yasa değişikliğinin parlamentodan geçmesi oldu.

Bununla birlikte enerji arzını tehlikeye düşürecek durumlarda enerji şirketleri kamulaştırılabilecek. Bunun ilk adımı olarak Rus kaynakları ile üretim yapan ve hisselerinin çoğunluğu Rus şirketlere ait olan örneğin Schwedt Rafinerisi gibi tesislerin kamulaştırılabileceği tartışılmakta.

Ancak bu uygulama ile sadece Rus şirketlere ait tesisler değil, enerji arzını tehlikeye düşürebilecek örneğin kârlı olmadığı için işletimini durduracak tesisler de kamulaştırılabilecek.

Kamu çıkarı ile şirket çıkarı karşı karşıya

Covid-19 salgını esnasında sağlık ve ulaşım gibi kamu hizmeti sayılacak hizmetleri veren özel şirketler zarar ettikleri gerekçesiyle operasyonlarını durdurmuş bunun peşinden kamulaştırmalar gelmişti.

Benzer şekilde kaynak fiyatlarındaki dengesizlik ve Rus kaynaklarına erişimde yaptırımlar nedeniyle yaşanan darboğaz nedeniyle enerji şirketlerinin kamulaştırılması gündeme gelebilir. Ancak bu durumu planlı ekonomiye geçiş olarak değerlendirmek şüphesiz yanlış olacaktır.

Avrupa devletleri güncel krize bağlı zarar ve iflaslar karşısında sermayenin korunması, emeğin yeniden üretimi ve özel sektöre devredilen kamu hizmetlerinin sürdürülmesi için kamulaştırmaya başvurabiliyor.

Kamu çıkarı nasıl kollanacak?

Henüz Avrupa açısından kamulaştırmanın yaygın bir uygulama veya genel eğilim haline geldiğini söylemek güç. Ancak Covid-19 ve Rusya-Ukrayna çatışması ile birlikte bu tür uygulamaların hemen tartışmaya açılması, kapitalizmin her krizinde devlete ricat edilmesi pratiğinin oluştuğunu gösteriyor.

Öte taraftan kapitalizmin güncel krizleri de gelecek krizlerin daha az şiddetli olmayacağına dair ciddi ipuçları veriyor.

Bu koşullarda kamulaştırma, sermayenin korunması için bir araç veya piyasa reform amaçlı bir düzenleyici işlem olarak uygulandıkça mevcut düzenin sürmesi dışında bir amaca hizmet etmiyor. Enerji alanında kaynak üretiminden talep planlamasına, elektrik üretiminden sinai çıktıya kadar tüm üretim zincirini serbest piyasadan koparan bir program oluşmadıkça emekçi sınıflar açısından kamulaştırma uygulamalarından bir hayır gelmesi mümkün gözükmüyor.

Bu durumda çare mevcut sistemin sürmesi için icat edilen yeni araçlarda değil sürekli krizler ve savaşlar üreten düzenin kendisinin altüst edilmesindedir.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.