Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Yükleniyor...

Emperyalizmin bir tanesi-3

İsrail’in kurulması için “Evet” diyerek yaşanan acıların kısmen de olsa telafi edilebileceğini düşündüler. İsrail kuruldu; ancak, emperyalist propaganda makinası bu trajediyi “kirli işler” için kılıf olarak kullanmaya kararlıydı.

İsrail bayrağı, 12 Mayıs 1949'da Birleşmiş Milletler'de göndere çekilirken. Bayrağın sağında İsrail Dışişleri Bakanı Moşe Şaret, solundaysa İsrail'in BM temsilcisi Abba Eban bulunuyor. (Fotoğraf: BM Arşivi)

Erdal Topparmak

Yayın Tarihi: 20.07.2025 , 00:00 Güncelleme Tarihi: 20.07.2025 , 00:01

"Orta Doğu'daki feodal rejimler kendi içindeki özgürlük hareketlerine ödünler vererek İngiltere ve ABD’ye doğal kaynak sağlamaktan ve askeri üslerini kullandırmaktan çekiniyorlar. Bu nedenle İsrail’in güçlendirilmesi, Batılı devletlerin Orta Doğu’da denge ve istikrar sağlamasına yardımcı oluyor. İsrail, Batı’nın bekçi köpeği olacak.

Haaretz (30 Eylül 1951)3

'Ahlaki yetkinin' temsilcisi

Emperyalizmin Avrupa Yahudilerini kaderine terk etmesi ve Siyonist liderlerin Nazilerle yaptığı sayısız işbirliğine dair gerçekler dünya savaşının sıcaklığı ve trajedileri arasında kaybolup gitti. Savaş sonrasında Holokost ile ilgili en önemli gerçek dünya Yahudilerinde ve kamuoyunda yarattığı travma ile duygusal tepkilerdi.

Avrupa Yahudilerinin büyük çoğunluğu kendi ülkelerinin yurtseverleriydi ve Nazi iktidarı/Holokost’a kadar çoğunlukla İsrail’e gitmeyi reddetmişlerdi. David Ben Gurion bu durumu “yıllardır sağır kulaklara yaptığımız çağrılar”7 olarak değerlendirmişti; ancak, savaş sonrasında amacına ulaştı. Avrupa’daki katliamların büyüklüğü Yahudileri yıldırdı. Elli yıldır Siyonizm'den uzak duran Yahudiler yaşanan travmanın etkisiyle İsrail'e gitmeye razı edildi.7
    
Aynı durum dünya kamuoyu için de geçerliydi; 1947 yılında hangi ülkenin BM temsilcisi, can vermiş milyonlarca masum Avrupa Yahudisinin mağduriyetini inkar edebilirdi? Bu nedenle İsrail’in kurulması için “Evet” diyerek yaşanan acıların kısmen de olsa telafi edilebileceğini düşündüler. İsrail kuruldu; ancak, emperyalist propaganda makinası bu trajediyi “kirli işler” için kılıf olarak kullanmaya kararlıydı. 
    
Günümüzde İsrail’i yöneten Likud Partisi’nin esas kurucusu olarak kabul edilen kişi Revizyonist Siyonist lider Vladimir Jabotinsky’dir. Kendisi Sovyet İç Savaşı sırasında pogromcu Beyazlarla işbirliği yapmış, 1935’de Dünya Siyonist Kongresi’ne Kahverengi Gömleklilerle birlikte katılmış (bu sebeple Jabotinsky Avrupa Yahudileri arasında “Yahudi Nazisi” olarak anılmaya başlamıştı), ve hem hitler Hitler’e hem de Mussolini’ye hayran olduğunu açık açık itiraf etmişti. Jewish War Front (Yahudi Savaş Cephesi) adlı kitabında Yahudi devleti için şöyle diyordu: “Arapları sakin bir şekilde ülkeden çıkartmak için gerekli ahlaki yetkiye sahip olduğumuzdan, 900.000 kişinin topraklardan kovulması öngörülebilir. Sayın Hitler, nüfus transferinin popülerliğini artırmış bulunuyor”.6 Daha 1940’da yazılan bu satırlara göre Yahudilerin Nazi zulmüne maruz kalması, Siyonist liderlere Arapları topraklarından kovmak için gerekli “ahlaki yetkiyi” sağlıyordu. Siyonist liderlerin çürümüş zihinlerinde yarattıkları bu gerekçeler, “kirli işlerin” uygulanmasında etkili bir malzeme olması nedeniyle, ABD propaganda makinası, Hollywood filmlerinden kitaplara, hatta çizgi filmlere kadar yıllardır bu konuyu sayısız yapımla kitlelerin zihnine işlerken emperyalizmin elini yıkamaktadır.

İsrail’in emperyalizm için 3 temel fonksiyonu vardır: 

1) Ülkeyi, şiddet kullanmak suretiyle Orta Doğu’daki gelişim süreçlerini kontrol veya tayin edebilecek bir aygıta dönüştürmek
2) Afrika, Asya ve Latin Amerika’daki gelişmekte olan ülkelere emperyalizmin girişi için araç olmak 
3) İsrail’in siyasal ve ideolojik etkinliğini sağlamlaştırarak hem İsrail, hem de diaspora Yahudilerini kontrol altına almak; buna bağlı olarak da Batı Yahudilerinden hem bağış, hem de fon ve taşınmaz mal karşılığında maddi destek almak.  

Yahudileri Siyonizm’e sadık kılmak için uygulanan en önemli taktik soykırım travmasının tekrar edeceğine dair Yahudileri korkutmaktır. İsrail’in yaptıklarını haklı çıkarmak için Siyonist liderlerin en önemli gerekçesi şudur: “Antisemitizmde herhangi bir artış olması durumunda İsrail, Yahudilere güvenli bir sığınak olacaktır.”4
    
Yahudi kökenli Türk yazar Vivet Kanetti, İsrail ile ilgili şu yorumu yapmaktadır: “İsrail iki görüşü aşılamaya çalışmaktadır

1) İsrail, tüm dünyadaki Yahudilerin hayat sigortasıdır, 
2) Bu nedenle tüm Yahudiler İsrail’e bir şekilde borçludur.”4

Siyonizm, Holokost kurbanlarının ahlaki temsilcisine bürünmüştür (sadece ahlaki değil, maddi temsilcisine de10). Her fırsatta Holokost’un tekrarlanabileceği korkusunu yaygınlaştırarak İsrail’in Yahudiler gözünde meşruiyetini korumaya çalışmaktadır. Dünyadaki tüm Yahudilerin antisemitizm tehdidi altında kendilerini rahatsız hissetmelerini sağlayarak, onların gözünde İsrail’in vazgeçilmez olduğu fikrini yaratmak istemektedir.4 6

'İsrail Batı’nın bekçi köpeği olacak'

İkinci Paylaşım Savaşı sonrası SSCB’nin Nazileri mağlup eden esas güç olması tüm dünyada sosyalizmin prestijini artırıyor, buna bağlı olarak anti-emperyalist ulusal özgürlük hareketleri yayılıyordu (bu nedenler arasına kendi devrimimizi de ekleyebiliriz). Soğuk Savaş'ın ilan edilmesinin akabinde yeni patron ABD emperyalizmiyse ırkçı-milliyetçi hareketlerle ve bir dizi anti-komünist devlet ve organizasyonlarla işbirliği içerisine girdi. Orta Doğu’daki ilk askeri üssünü 1945 yılında Suudi Arabistan'a kurdu. 50'li yıllarda İran lideri Musaddık, "Atatürk gibi yapacağım"1 deyip İran petrollerini millileştirince 1953 yılında CIA destekli bir darbeyle indirildi. Yerine gelen Şah, derhal petrol varlıklarının yüzde 40’ını yabancılara devretti.1 3
    
Savaş sonrası durum ABD için iç açıcı değildi. Orta Doğu’daki petrol zengini ülkelerin üzerinde ulusal bağımsızlık hareketlerinin heyülasının dolaşmaya başladığı koşullarda emperyalist çıkarlar açısından İsrail'in sadık ve güçlü bir müttefik haline gelmesi daha fazla önem kazandı. İsrail gazetesi Haaretz (30 Eylül 1951)’den okuyalım: "Batı, Orta Doğu'daki devletlerle ilişkilerden memnun değil. Bu ülkelerdeki feodal rejimler halk arasındaki özgürlük hareketlerine ödünler vererek İngiltere ve ABD’ye doğal kaynak sağlamaktan ve askeri üslerini kullandırmaktan çekiniyorlar. Bu nedenle İsrail’in güçlendirilmesi, Batılı devletlerin Orta Doğu’da denge ve istikrar sağlamasına yardımcı oluyor. İsrail, Batı’nın bekçi köpeği olacak.

“Koşullar ABD ve İngiltere’nin çıkarlarıyla çelişirse, İsrail’in Arap ülkelerine karşı saldırgan bir siyaset uygulayacağına şüphe yok; ancak, her hangi bir nedenle Batı’nın göz yumması gerekirse, 'haddini aşan' ülke veya ülkeleri cezalandırmak için İsrail’e güvenilebilir."3

1956’da Cemal Abdülnasır’ın Süveyş’i millileştirmesiyle gelişen krizde İngiltere, Fransa ve İsrail işbirliği halinde Nasır’ı devirmek üzere harekete geçmiş; ancak, ABD her üçüne de haddini bildirerek esas emperyal patronun kendisi olduğunu göstermişti. Bu olaydan sonraki 10 yıl boyunca ABD, bölge içindeki komünizm ve diğer güçler arasında dengeyi korumaya çalışırken, perde arkasında İsrail’i askeri açıdan güçlendirmeye başladı. İlk kez 1959'da yapılan 400 bin dolarlık ABD yardımı, 1966’da 90 milyon dolara, günümüzde 4 milyar dolara çıktı. Enflasyon ayarlaması yapıldığında 66 yılda İsrail’e gönderilen toplam yardımın 252 milyar dolar olduğu hesaplanmıştır. ABD vergi mükelleflerinden alınan bu paraların çoğu ABD’li büyük silah üreticilerinin kasasına girmektedir.2 3 9

Neo-nazi – İsrail işbirliği  

Başbakan Merz’in “kirli işlerinin” amacının ne olduğunu Netanyahu yakın zamanda itiraf etti. Gazze'nin doğalgaz ve petrol kaynaklarını ele geçirmek için kanlı ellerini ovuşturan bu haydutların hepsi İsrail’in mevcut askeri gücünü kazanmasına katkı sağladı. 60 ve 70'li yıllarda çok sayıda Neo-Nazi, Batı Almanya Hıristiyan Demokrat Parti iktidarında aktifti. Bonn’daki Neo-Naziler, İsrailli Siyonistler için “dayanışma ve savunma haftası” organize ettiler; ve bir kıdemli Nazi, Kurt Kiesinger, 1966-1969 yılları arasında Batı Almanya Şansölyesi oldu. 1933 yılından beri kahverengi gömlekli olan bu zat, 60'lı yıllar boyunca Siyonizme destek verirken eş zamanlı olarak Batı Almanya’nın 100’den fazla Neo-Nazi merkezinden anti-semit nefretini kustu. Kiesinger ayrıca İsrail’in Dimona nükleer tesislerinde nükleer silah geliştirmesini sağladı. İsrail kamuoyu bu duruma tepki gösterince İsrail Komünist Partisi, Neo-Nazilerle işbirliğinin ve nükleer çalışmaların sonlandırılmasına dair meclise bir önerge sundu; bunun, Holokost kurbanlarının anısına yapılmış çok büyük bir saygısızlık olduğu vurgusu yapıldı. Önerge meclis tarafından reddedildi. Siyonistler ve Naziler işbirliğine hız kesmeden devam etti. Bu işbirliği pek çok alanda her daim devam etmektedir, çünkü onlar aynı patronların hizmetkarlarıdır.7 8

Latin Amerika’da İsrail

60’lı yıllarda Mısır ve Suriye Birleşik Arap Cumhuriyetini kurmuş, Ürün ve Lübnan’da hükümete karşı ayaklanmalar baş göstermiş, Irak’ın Batı yanlısı kukla lideri de devrilmişti. Bu durum ABD’yi açıkça öfkelendirdi; ancak, İsrail, 1967 yılındaki 6 Gün Savaşlarında Arap ülkelerini yenilgiye uğratınca emperyalist patronlarına ne kadar değerli olduğunu gösterdi. Artık, ABD Orta Doğu’ya doğrudan müdahalede bulunmak zorunda değildi. 1973’deki Yom Kippur başarısı sonrasında güçlü ve iyi silahlanmış bir İsrail’in bölgedeki ABD çıkarları için vazgeçilmez olduğu anlaşıldı. 
    
İsrail artık bölgede dev bir ABD üssü olarak iş görecek, Orta Doğu’da sürekli genişleyerek ABD’nin yayılımcı politikalarına hizmet edecek, işgal ettiği alanlar büyüdükçe ABD çıkarları için sağladığı pazar ve satın aldığı silahlar da artacak ve Filistin’i yeni silahlar için test alanına dönüştürecekti. Ayrıca, Soğuk Savaş boyunca SSCB karşıtı propagandanın önemli bir üssü haline gelecekti. BM'de ABD ne derse onu yapacak, Küba'ya ekonomik ambargoyu destekleyecek, Güney Afrika’da apartheid rejiminin en önemli ortağı olacak ve Latin Amerika'daki aşırı sağcı ABD müttefiklerine askeri yardım ve silah satışı yapacaktı.2 5
    
İsrail, Küba dışında, Latin Amerika ülkelerinin tamamına silah satışı yaptı ve/veya anti-komünist/anti-sosyalist hareketlere karşı ilgili ülkede aşırı sağcılar/faşistlerle işbirliği halinde oldu. 1973’de Faşist diktatör Pinoşe, Allende’yi devirdikten sonra cunta yönetiminin en önemli silah tedarikçisi İsrail oldu. ABD, Guatemala’da yerli halk Mayaların isyanına karşı hükümeti destekliyordu. Ancak, 1977’de insan hakları ihlalleri nedeniyle ABD “demokratik" vitrin görüntüsünü korumak için askeri yardımı kesmek zorunda kaldı; bu süreçte İsrail ABD'nin yerine silah tedarikçisi oldu.5
    
Benzer durum, 1976-1983 yılları arasında askeri cuntayla yönetilen anti-semitik Arjantin cuntası için de geçerliydi. Bu cunta, 2. Paylaşım Savaşı sonrası dünyanın ilk Neo-nazi hükümetiydi. Tam 30 bin kişi “yok oldu”. Bunların 3600’ü (yüzde 12) Yahudi kökenliydi. ABD, 1978’den itibaren “insan hakları” temelinde cuntaya silah satışını kesince İsrail derhal ülkenin temel silah tedarikçisi haline geldi. Cuntanın sinagoglar ve Yahudi okullarında patlattığı bombaların İsrail’in için hiçbir önemi yoktu. 
    
La Opinion gazetesinin kurucusu/yöneticisi Arjantin Yahudisi Jacobob Timmerman, “solcu” olduğu gerekçesiyle hapse atıldı ve dayanılmaz işkencelere maruz kaldı. Serbest kaldıktan sonra İsrail Büyükelçisi Ram Ningad, Timmerman'a kendisine iyi davranıldığını ve cunta yönetimiyle bir sorunu olmadığını belirten bir belge imzalatmak istedi. Timmerman, bunu elbette reddetti; daha sonra ABD’ye gittiğinde Siyonist kurumlar kendisi hakkında "hak ettiğini buldu" deyince Timmerman gazetesinde Arjantin Yahudilerine şöyle seslendi: "Bana işkence yapanları belki unutabilirim; ancak, Yahudilerin işkence görmelerine ses çıkarmayan Siyonist liderleri asla unutmayacağım”. Timmerman gazetesinde cuntanın anti-semitik eylemlerini protesto ederken, ABD’li neo-konservatifler İsrail’in Arjantin’in önemli silah ve askeri ekipman tedarikçilerinden olması nedeniyle cunta yönetiminin anti-semit sayılamayacağını savundular.4

SSCB’nin işçi Yahudileri İsrail’e gelsin 

İsrail, Soğuk Savaş döneminde önemli bir anti-sosyalist propaganda merkezi olarak çalıştı. Bu propaganda İsrail'in Yidiş ve İbranice yayınlarıyla Sovyetlerdeki her eve girmeye başladı. İsrail, SSCB Yahudilerinin dinsel ve kültürel gereksinimlerini bahane ediyor, "Sovyetler Yahudi Sorununu çözemedi" diyordu. 

Mayıs 1965’de Siyonist liderlerden birinin bir gazeteciye verdiği röportajda gerçekler itiraf ediliyordu; “ABD’deki Yahudi nüfusu SSCB’nin iki katı. Onlara bir şey söylemezken, neden SSCB Yahudilerinin İsrail’e gelmesi konusunda bu kadar ısrarcısınız?”. Alınan yanıt İsrail’in Yahudilere bakışını doğrular nitelikteydi: “SSCB Yahudileri tamamen işçi sınıfından; bizim amacımız nüfusumuzun yetmediği yerleri doldurmak olduğundan, SSCB Yahudilerinin İsrail’e gelmesi çok daha uygundur”. 

Siyonist lider Nahum Goldman, SSCB Yahudileri konusunda saldırgan bir siyaset izlenmesi gerektiğini açıklamış, bu amaçla kapsamlı bir anti-Sovyet propagandası çerçevesinde sosyalist ideolojiyi zayıflatmak için SSCB içinde "özgür düşünceyi" savunan liberal entelektüeller yaratmaya çalışmıştır. Akla gelen her olgunun önüne bir "özgürlük" takısı koyarak siyaset yapan bu kesim, örneğin, "Sovyet balesinde daha fazla seks" ve tiyatroda klasik oyunlar yerine "Broadway tipi müzikaller" talep etmiştir. Özellikle Yidiş dilinde yaptığı radyo yayınlarında doğrudan yıkıcı söylemler ve Sovyet düşmanlığı öne çıkmıştır. Bunun nedeni Yidiş'in hem Doğu Avrupa'da devrimci Yahudilerin dili haline gelmesi ve 19. yüzyıldan beri Yidiş dilini konuşan Yahudilerin Siyonizmin en büyük düşmanları olmasıydı.7  


Dipnotlar    
                
1) Persopolis (2007) film; Marjane Satrapi & Vincent Parronaud

2) https://peoplesworld.org/article/israels-war-on-palestine-serves-u-s-imperial-interests/ - erişim: 22 Haziran 2025

3) https://www.counterfire.org/article/israel-watchdog-for-us-imperialism/ - erişim: 22 Haziran 2025

4) Yahudilerin Sırtındaki Hançer: Siyonizm – Erdal Topparmak, Destek Yayınları, 1. Baskı – Haziran 2024

5) https://springmag.ca/us-israeli-imperialism-in-latin-america - erişim: 10 Temmuz 2025

6) Zionism in the Age of Dictators, A Reappraisal – Lenni Brenner, 1983

7) Caution: Zionism – Yuri Ivanov (Moscow – Progress Publishers, 1970)

8) www.sol.org.tr  – Netanyahu Gazze’deki asıl derdini açıkça dile getirdi - 4 Temmuz 2025, Can Kuyumcuoğlu

9)  https://peoplesworld.org/article/israels-war-on-palestine-serves-u-s-imperial-interests - erişim: 10 Temmuz 2025

10) Ünlü anti-Siyonist Yahudi yazar Prof. Dr. Norman Finkelstein, Holokost Endüstrisi adlı kitabında savaşta yağmalanan Yahudi malları için Siyonistlerin açılan davalar sonucunda alınan tazminatların savaş mağduru Yahudiler yerine Siyonistlerin kasalarına girdiğini anlatmaktadır.

Emperyalizmin bir tanesi-2
1

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.