Sayfa yolu
Elmalı Davası: 'Adli tıp raporları dikkate alınmadan sanıklar tahliye edildi'
Yayın Tarihi: 30.06.2021 , 09:00 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:11
Antalya'da iki kardeşin öz annesi ve üvey babaları tarafından nitelikli cinsel istismara maruz bırakılmasıyla ilgili görülen davada, sanıklar Ocak ayında tahliye edildi. Çocukların çizdikleri resimler ve beyanlarına rağmen annenin ve üvey babanın tahliye edilmesi kamuoyunda infial yarattı.
Yaşananların ardından davayla ilgili süreci ve bundan sonra yapılabilecekleri Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Başkanı Avukat Müjde Tozbey Erden'le konuştuk.
Yasaların uygulanması gerektiğini hatırlatan avukat Müjde Tozbey Erden, Elmalı Davası'nda adli tıp tarafından çocukların cinsel istismara maruz kaldığına dair verilen raporların dikkate alınmadığını belirtti. Erden, benzer soruşturmalarda çocukların ifadelerinin yeterli donanıma sahip olmayan kolluk görevlilerince alındığını da vurguladı.
Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Başkanı'nın değerlendirmeleri şöyle:
Dava ile ilgili genel değerlendirmeniz nedir?
Bu davada 6 ve 10 yaşındaki iki çocuk, kız çocuğunun velayeti annede, erkek çocuğunun velayeti ise babada. Bir süre sonra çocukların birlikte büyümeleri için erkek çocuk da anneye veriliyor, ancak haftasonları babaanne çocukları görüş hakkı nedeniyle görebiliyor. Babaanne bir süre sonra çocukların anneleri ve annelerinin arkadaşları tarafından cinsel istismara maruz kaldıklarını farkediyor. Bu durumun farkına varan babaanne, Antalya Barosu Çocuk Hakları Komisyonundan destek isteyerek davanın açılmasını sağlıyor. Ocak 2021 tarihindeki duruşmada anne ve arkadaşları tahliye oluyor. Duruşma 17 Eylül'e ertelendi.
'Adli tıp raporları dikkate alınmadı'
Çocukların beyanları her defasında sosyal hizmet uzmanı tarafından alındı. Adli tıp tarafından çocukların cinsel istismara maruz kaldığına dair raporlar verildi. Tüm bunlara rağmen bu raporlar dikkate alınmayarak, çocuklara yapılan istismarın boyutu çok basitmiş gibi, sanıklar tahliye edildi. Fakat sanıkların tahliye olmaları, beraat ettikleri anlamına gelmiyor, dava halen sürüyor. Tahliye olmaları, sanıkların nitelikli cinsel istismardan değil; basit nitelikli cinsel saldırıdan dolayı ceza alabileceklerinin göstergesidir.
'Bu olayda çocukların söylediklerinin reddiyesi söz konusu'
Bu davalarda neden gereken ceza verilmiyor? Elmalı Davası da bu anlamda epey tepki çekti.
Bu olayda çocukların söylediklerinin reddiyesi, inanılmaması söz konusu. Oysaki çocuklar cinsel istismar olayında saklama amacı dışında, nadiren yalan söylerler. Çocukları dinlemek, onların ifadelerinin doğru olduğu ön kabulleriyle işe başlamamız gerekiyor. Zira çocuklar cinselliği kavrayabilecek yaşta olsalar bile, bizzat yaşamadan, olaylar ezberletilse dahi her defasında benzer şekilde ayrıntılı olarak ifade vermeleri mümkün değildir.
Tüm bunlara rağmen çocukların beyanlarının esas alınmamasının asıl nedeni “çocuk yalan söyler, uydurur” görüşü. Yani çocukların önemsizleştirilmesi, değersizleştirilmesi söz konusu.
Feodal ve gerici bir düzende kadın ve çocuklara yönelik şiddetin dozunun ve oranının özellikle arttırılmaya çalışılmasının tek sebebi var; Kadın ve çocukları baskı ve zorbalıkla yönetmeye ve idare etmeye çalışmak, kendi hayatlarındaki yaşamsal haklarını kullanmalarını önlemeye çalışmak, kendi hayatlarının özneleri olmasını önlemek…
'Bakanlığın açıklaması ikiyüzlüce bir tutum'
Bakanlık 'takip ediyoruz'la özetlenebilecek bir açıklama yaptı. HSK'nin inceleme yaptığı açıklandı. Sizce gerçekten atılabilecek adımlar neler?
Bakanlığın bu açıklamayı yapması ikiyüzlüce bir tutum. Bakanlık tarafından Ensar Vakfı'nda ortaya çıkan cinsel istismarda “Bir kereden bir şey olmaz” denilerek gerçek yüzlerini ortaya çıkarmışlardı. Bugün Elmalı Davası'nın bu kadar yoğun tepki ile karşılaşması nedeniyle bakanlık inceleme başlattığını söylemiştir. Biz incelemeden önemli bir şey çıkmayacağını biliyoruz. Elmalı Davası hakkında inceleme başlatmak, ülkemizdeki şiddete maalesef engel değil.
'Yasalarımız uygulanmalı'
Çocukları istismardan korumamızın en etkili yolu nedir? Hukuki yollar istismara uğramış çocukları korumaya yetiyor mu?
Yasalarımız uygulanmalı, Türk Ceza Kanunumuz, Çocukların Cinsel Sömürü ve Cinsel İstismara Karşı Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi ve ilgili sözleşmelerimizde çocuklarımızı korumak için yeterince yol gösterilmekte, ceza yaptırımı uygulanmaktadır. Ancak ülkemizde çocuklarımızı korumayı amaçlayan bir sistem ve bakış açısı olmadığı için yasalarımızda uygulanmamaktadır. Bu nedenle Elmalı Davası gibi olaylar ile çok karşılaşmaktayız.
'İstismar davalarında küçüğün beyanlarına itibar edilebileceğini kabul etmeliyiz'
Derneğiniz de istismar davalarıyla özel olarak ilgileniyor. Sizce yapılabilecekler neler?
Cinsel istismar davalarında mağdur küçüğün yalan söylemeye yol açabilecek davranış bozukluğu bulunmadığı sürece beyanlarına itibar edilebileceğini tıbben ve hukuken kabul etmek durumundayız.
Ancak buradan çocukların beyanları kesinlikle doğru olarak alınmalı şeklinde yorum yapılmamalıdır. Yapılması gereken çocukların beyanları göz önünde bulundurularak, çocuk yararı gözetilerek soruşturma başlatılması, adli tıptan, psikiyatristten rapor aldırılması ve delillerin bu çerçevede araştırılmasıdır. Soruşturma süresince çocukların beyanlarının doğruluğu bu şekilde ortaya çıkacaktır.
Duruşmalarda neler yaşanıyor? Hiç unutamadığınız, sizi çok etkileyen bir duruşma/dava anısını bizimle paylaşabilir misiniz?
Derneğimizin takip ettiği Ankara’da yaşanan bir olayda Bölge Adliye Mahkemesi mağdur küçüğün kızlık zararının yırtılmaması sebebiyle istismarcı babayı beraat ettirmişti. Öncelikle çocuğun vücudunda fiziksel bulguların bulunmaması istismarın olmadığı anlamına gelmez. Bu nedenle teşhiste en önemli belirleyici etkenin küçüğün ifadesi olduğu ön kabulü ile işe başlamalıyız.
'Kuvvetli şüphenin varlığı yeterli görülmeli'
4'üncü yargı paketi şu an gündemde ve 'çocuğa cinsel istismar suçlarında kuvvetli delil aranacak' maddesi yer alıyor. Siz bu maddeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Yargı paketinde çocuğa yönelik cinsel istismar suçlarında somut delil bulunması şartı getirilmeye çalışılmakta. Oysa ki istismar mağduru çocukların maalesef çok büyük bir kısmında fiziksel bulgular nadiren ortaya çıkmaktadır. Ya da istismarcı tarafından iz bırakılmayacak derecede eylemler gerçekleştirilmektedir. Bu nedenlerle çocuk istismarlarında çocukların beyanları esas alınarak, kuvvetli şüphenin varlığı yeterli görülmeli ve soruşturma bu şekilde yürütülmelidir. Küçük yaştaki çocukların böylesine ayrıntılı ifadelerle rızadışı cinsel birlikteliklerini anlatması olayları bizzat yaşamadığı sürece mümkün değildir. Defalarca yaşadığı istismarı anlatmasını beklemek çocuğa tekrar tekrar aynı süreci yaşatmak anlamına gelmektedir. Maalesef ki böyle olmuyor.
'Mücadeleyi büyütmek zorundayız'
Devletin en acil atması gereken adımlar neler?
Hukukun etkisi ancak hayata geçirilebildiğinde görülür. Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği olarak mağdur çocukların haklarını temsilen buradayız, bu mücadeleyi büyütmek zorundayız. Yalnızca hak mücadelemiz sürerse ülkemizin aydınlık yüzleri çocuklara şiddetten arınmış bir ülke sözünü verebiliriz.
Topluma ne gibi yükümlülükler düşüyor?
Her geçen gün artış göstermekte olan çocuk istismarlarının önüne geçebilmek için toplum dinamiklerinin değişmesine ihtiyacımız var. Sahip olduğumuz haklar yalnızca yasa metinlerinde yer aldıklarında etkisiz kalmaktadırlar. Hukuku etkili kılan şey, onu hayata geçirebilmektedir. Hukuku yaşanılır ve etkili kılan da, onun için mücadele edenlerdir. Hak mücadelesi sürdükçe dünyamızın şiddetten arınabileceğini biliyoruz.
Siz bu alanda çalışırken ne gibi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?
Maalesef ki Türkiye’de halen kamu görevlilerine bu konuları anlatmakta çok zorlanıyoruz. Bütün çabamız çocuğun yaşadığı deneyimi ispatlamak noktasında kilitleniyor. Hukukçular olarak bir suçun failinin savunma hakkının çiğnenmesi en son istediğimiz şey elbette, ancak burada çocuğun yalan söylediği değil, yaşadıklarının gerçek olma ihtimali çıkış noktamız olmalıdır. Bütün bu değerlendirmeler ışığında aslında yasal düzenlemelerin varlığını, ancak yetersiz kalabildiklerini, daha da acısı savcı ve hakimler tarafından işletilmediklerini görüyoruz. Biz her geçen yıl yargı içtihatlarının gelişmesini beklerken yine aynı peşin hükümlerle karşı karşıya geliyoruz.
'Kural olarak psikolojisi bozulmuş çocuğun ifadesinin birden fazla kere alınmaması gerekir'
Geçtiğimiz yıllarda mağdur çocukların yargı mercileri tarafından dinlenilmeleri ve korunmalarına yönelik henüz halen yeterli olmasa da yasal düzenlemeler yapıldı. Ana kural olarak Çocuk Koruma Kanunu ile Ceza Muhakemesi Kanununda işlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş mağdur çocuğun bir kere dinlenebileceği hakkında hüküm eklendi. Kural olarak psikolojisi bozulmuş çocuğun ifadesinin birden fazla kere alınmaması gerekmektedir.
'Çocukların ifadeleri yeterli donanıma sahip olmayan kolluk görevlilerince alınıyor'
Çocuğun yaşadığı mağduriyetin yargıya intikal ettirildiği ilk anda alınan ifadesinde veya çocuk hakkındaki diğer işlemler sırasında, çocuğun yanında sosyal hizmet, psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişi ile kendisine atanmış bir vekil, avukat bulundurulmalıdır. Polis veya asker tarafından ifadesi alınamaz. Yasal düzenlemelerde bu mevcut. Ayrıca uzman eşliğinde ifadesi alınan çocuğun özel bir görüşme odasında veya Çocuk İzlem Merkezlerinde dinlenmesi gerekiyor. Burada çocuğa yalnızca adli görüşmeci soru sorabilir. Ancak maalesef bu merkezler birçok ilde mevcut olmadığından, büyük şehirlerin birçok ilçesinde bile çocukların ifadeleri karakolda Çocuk Şubede yeterli donanıma sahip olmayan kolluk görevlilerince alınıyor. Bu da birçok önemli noktanın gözden kaçırılmasına, yazıya dökülememesine neden oluyor.
Size yine bir çocuk istismarı davasında istismara suçlanan kişi tarafından dava açılmıştı. Bu gibi durumlarla sıklıkla karşılaşıyor musunuz? İstismarcıların sözlü ya da fiziksel şiddetiyle karşılaştığınız oluyor mu?
Evet, Konya’da yaşanan bir olayda heyet raporu ile çocuğumuzun ruhsal durumunun bozulduğu kanıtlanmıştır. Buna rağmen bir süre sonra mahkeme tarafından istismarcı baba, tahliye edilmiş. Bu durum da anne ve çocuklarının korku ile ifadelerinden geri dönmelerine sebep oldu. Baba beraat eder etmez de hakkımda “iftira ve hakaretten” şikayetçi olmuştur.
Cinsel istismarcı babayı serbest bırakan adalet sistemimiz, çocuklarımızı yalnız bırakmayan insanları suçlu durumuna düşürmektedir.
'Bizler bu düzeni değiştireceğiz'
Son olarak eklemek istedikleriniz...
Kadınlar ve çocukların korunması, yaşam haklarına müdahale edilmemesi, vücut bütünlüklerine zarar verilmemesi ancak sınıfsız bir toplumda mümkündür. Erkek egemen ve feodal gerici bir sistem ile şiddetin son bulması mümkün değildir. Çünkü bu sistem, şiddetin sürmesi ile kadınlarımızı ve çocuklarımızı baskıladığını düşünmektedir. Bizler bu düzeni değiştireceğiz. Mücadelemiz son bulmayacak.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.



