Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Doktoru ölümle tehdit etti, beraat etti: '2 ay polis korumasıyla gezdim'

İzmir'de kendisiyle ilgilenmediği iddiasıyla doktoru Bakanlığın şikayet hattını arayarak ölümle tehdit eden saldırgan beraat etti.

Aslı İnanmışık

Yayın Tarihi: 13.01.2022 , 16:08 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:11

İzmir'de yaşayan doktor E.T., 29 Şubat 2020'de Gaziemir Nevvar Salih İşgören Devlet Hastanesi'nde, görevli olduğu sırada hastası tarafından ölümle tehdit edildi. Şikayetçi olan E.T.'ye 2 ay süreyle polis koruması verildi. 

Konu yargıya taşınırken doktoru tehdit eden kişiye "suç oluşmadı" denilerek ceza verilmedi. soL'un görüştüğü doktor, "Devlet bana polis koruması verdi, 2 çocuğumla 2 ay korumayla gezdim. Sonra 'suç oluşmadı' denilerek ceza verilmiyor" diyerek karara tepki gösterdi. 

Doktor E.T. tehdit olayını ve sonrasında yaşananları şöyle anlattı:

"Nöbetçiydim, sarı alandan çıkmıştım, beyin kanaması geçiren bir hastayı sevk ediyordum. O sırada muayene odasında bir çocuk ve bir adam vardı. Yerime geçtim, bir yandan da sevk olacak hastaya durumuyla ilgili bilgi vermeye devam ediyordum. Bu sırada odada bekleyen adam 'Çocuk ölsün mü, kaç saattir bekliyoruz!' diye bağırmaya başladı. 'Sakin olun ben sizinle ilgileneceğim dedim' daha çok bağırmaya etrafa vurup saldırmaya başladı. 

'2 ay korumayla gezdim'

Çok yoğundum ve bu nedenle 'beyaz kod' vermedim. Bu bakanlığın bir uyarısı telefondan tuşluyorsun, acil kod veriyor güvenlik, polis geliyor ifade alınıyor. Ardından yarım saat sonra molaya çıktım, hastane polisi 'karakoldan çağırıyorlar, hakkında tehdit var, dikkatli olacakmışsın' dedi. Meğer saldırgan olaydan 2-3 saat sonra Bakanlığın şikayet hattını aramış, 'Bu doktoru evinde öldüreceğim' gibi şeyler söylemiş. Karakola gittim, devlet bana polis koruması verdi.

2 çocuğumla 2 ay korumayla gezdim. Zor ve sıkıntılı günler geçirdim. Pandemiden dolayı nöbetlerdeyken iki çocuğum mecburen 24 saat evde yalnız kaldı. Bu yüzden de ayrıca korku dolu zamanlar geçirdim. Bunlara rağmen nöbetten çıkarılmadım. Başhekimin mobbingleri sonucu 23 senelik kamu hizmetimden istifa ederek ayrılmak zorunda kaldım.

Tehdit edildi, soruşturma geçirdi

Aradan uzun zaman geçmesine rağmen konuyla ilgili dava açılmadı. Ben bu arada görevli olduğum hastaneden, kamudan ayrılmak zorunda kaldım. Sonra bana ilçe sağlıktan soruşturma geldi. Beni şikayet etmiş. Saldırının üzerine bir de ilçe sağlıktan soruşturma geçirdim. 

Bana 'Bu çocuğu muayene etmeyerek hayatını tehlikeye attınız mı?' diye sordular. Acil ve hayati bir sıkıntısı yoktu üstelik hastanın.Savcılığa gidip bilgi aldım, neden dava açılmıyor diye. Savcı 'Sağlıkçılar her şeye beyaz kod veriyor vatandaşa ters davranıyorlar. Adam size birşey yaptı mı?' dedi. Şaşırdım ve ölümle tehdit edildiğimi hatırlatıp, 'Birşey yapsaydı karşınızda olmazdım' dedim.

'Eylem oluşmadı denilerek beraat edildi' 

Neticede 9 Eylül 2020 günü dava açıldı. Fakat öğrendim ki savcı benim tanığımı dosyaya koymamış, şikayet hattındaki arama kaydını eklenmemiş. Böylece dava 17 Kasım'a ertelendi. Bir yandan pandemi var, hastanedeki yoğunluk ve mobbingle de uğraşıyorduk. 17 Kasım'da karar çıktı ve 'bahsi geçen eylem oluşmadı' denilerek saldırgan beraat edildi.

'Bakanlık beni ortada bıraktı' 

Sağlık Bakanlığı'nın normalde görevli avukatları var ve doğrudan bu durumlarda görev alıyorlar. Ben olaydan sonra hastaneden ayrıldım yani dava süresinde kamu avukatı değildim, sonra bana avukatlık hizmetimin düştüğünü söylediler. 'Olay olduğunda Sağlık Bakanlığı mensubuydum, nasıl olur?' dedim 'Ayrıldığınız anda bütün haklarınızı kaybediyorsunuz' dediler. Sağlık Bakanlığı da beni ortada bıraktı yani.

Daha sonra saldırganın denetimli serbestlikten yararlandığını, hergün imza attığını karakolda öğrendim. Aslında ilginç olan, devlet bana 2 ay süre için koruma veriyor, adama denetimli serbestlik veriyor sonra 'suç oluşmadı' denilerek ceza verilmiyor. Hatta beni uzlaşmacı da aradı, 'Ölümle tehdit edildim bu uzlaşılacak bir konu değil' dedim."

'Karara itiraz ettik' 

Doktorun davasına bakan İzmir Tabip Odası avukatlarından Mithat Kara da olayı soL'a değerlendirdi. Tabip odası olarak davaya sonradan dahil olduklarını hatırlatan Kara da şöyle konuştu:

"Çocuğu hastalanan baba daha SABİM'e tehditlerle başvuruyor. Kaydı alan çalışan da olayı hastaneye bildiriyor. Doktor hanım karakola gittikten sonra kendisine koruma bile veriliyor. 'Tehdit' suçundan dava açılıyor ve mahkeme tehdit eyleminin kişinin yüzüne karşı söylenmediğini dile getirerek sanık hakkında beraat kararı veriyor. Yani 'Telefondaki kişiye söylemiş, mağdura iletme kastı yok' diyor mahkeme. Bu tabi teknik de bir tartışma aslında hukuken. Mahkeme beraat kararı verdikten sonra olaya dahil oldum ve istinaf başvurusunda bulunduk yani karara itiraz ettik. Bu kişinin SABİM'e başvuru yaparak bu sözü doktora iletme kastının oluştuğunu belirttik. Çünkü SABİM zaten aslında bir şikayet hattı. Doktorla ilgili şikayette bulunuyorsun, SABİM de hemen ilgili personelden ertesi gün açıklama bekliyor. Yani hekimi tehdit eyleminin gerçekleştiğini, doktora iletme kastıyla yapıldığını iddia ediyoruz biz ve artık istinafın sonucunu bekleyeceğiz."

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.