Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Diyarbakır Tekstilkent'te mesai çilesi: Yoksulluk yolunda 12 saatlik hayatlar

Diyarbakır'da on binlerce işçi için Tekstilkent’e gidiş-geliş, mesainin başladığı yerden çok, sömürünün ilk aşaması oluyor. Fabrika kapısına varmanın dahi bir çileye dönüştüğü bu yolda, işçilerin hayatı 12 saate yayılmış bir yılgınlığa dönüşüyor.

Özkan Öztaş

Yayın Tarihi: 12.11.2025 , 00:36

Diyarbakır Tekstil İhtisas Organize Sanayi Bölgesi (Tekstilkent) projesi, 2013 yılı civarında gündeme gelmişti ilk olarak. "Bölgesel kalkınma ve istihdamın" merkezi olacaktı. Benzer projeler bölgedeki hemen hemen her ilde planlandı. Ağrı'dan Urfa'ya, Antep'ten Iğdır'a kadar bölgenin yeni "ucuz iş gücü cenneti" tekstil pazarları oldu. 

Resmi verilere göre, bu alanda yaklaşık 70-80 tekstil fabrikası veya atölyesi faaliyet gösteriyor. Bölgede toplam istihdamın 10 bine ulaşacağı tahmin ediliyor. Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası'na göre Tekstilkent'in ticaret hacmi 1 milyar dolar seviyesinde. Bunun önemli bir kısmı da ihracat gelirlerinden oluşuyor.

İşe gidiş değil, işkence: Mesai öncesi mesai

Tekstilkent’e ulaşım, işçiler için bir trafik çilesine dönüşmüş durumda. Patronların servis masraflarından tasarruf etme isteğiyle başlayan planlamalar bir eziyete halini almış. Tekstil atölyelerine işçi taşıyan servisler patronlar için masraflı olmasın diye hali hazırda aynı saatlerde başka yerlere servis yapan araçlardan seçiliyor. Yani servislerin önceliği hali hazırda servis yaptığı yerler olunca tekstil işçileri ikinci plana düşüyor.

soL’a konuşan tekstil işçilerinden Mehmet Nuri*“Yeri geliyor 2 saati buluyor işe gidip gelmemiz. Bizden önce okul servisi yapacakları için çoğu zaman mesaiden çok önce gitmek zorunda kalıyoruz atölyelere” diye anlatıyor bu durumu. 

Yani işçiler, mesaileri 07.30'da başlasa bile, kendilerini işe bırakan servis sonrasında öğrenci servisine çıkacağı için sabah 06.30'da fabrikaya varıyor. Mesai öncesi, soğukta ya da fabrika içinde beklenen bu saatler, emeğe el koymanın ilk adımını oluşturuyor. Mehmet Nuri, bu durumu “Asgari ücret için çalışıyoruz. Ama evden çıkıp eve dönmemiz 11-12 saati buluyor kimi günler” sözleriyle anlatıyor.

Aynasına asılı karpuz süslü servis araçlarıyla uzayan Ergani-Diyarbakır yolu kuyruğu işçiler için çileye dönmüş durumda.

On beş dakikalık yolun bir buçuk saatlik çilesi

Tekstilkent ilk başlarda proje olarak tasarlanırken tüm fabrikaların tek bir yerde toplanması düşünülmüş, ancak bu planın merkezinde işçiler değil, sadece patronların lojistik kolaylığı hedeflenmiş. Hal böyle olunca da trafik altyapısı bir kriz noktasına dönüşmüş durumda. Yaklaşık 70-80 işletmeni işçileri aynı anda işe girip çıktığında, Tekstilkent giriş çıkışları tam anlamıyla kilitleniyor. 

Normal şartlarda 15-20 dakika sürecek olan yol, iş çıkışında servisler için bir buçuk saate varan bir çileye dönüşüyor. İşçiler, vardiyaları bittiğinde dinlenmek için harcamaları gereken zamanlarını, servislerin içinde, adım adım ilerleyen bir kuyrukta tüketiyorlar.

 

Yemeklerden çıkan pislikler, usta başının ve patronun akrabasının baskısı artık rutin. "Kimse şaşırmıyor bile" diye anlatıyor Mehmet Nuri

Asgari ücret iyi ihtimal: Boğaz tokluğuna mesai

Mehmet Nuri, esas mesainin bunca çile ve zahmetle vardıkları fabrikalarda başladığını söylüyor.

İşçilerin büyük çoğunluğu -iyi ihtimalle- asgari ücrete çalıştırılırken, bu ücretin dahi altında çalışıldığı örnekler mevcut. Nasıl olur diye sorunca Mehmet gülüyor. "Nasıl olacak abi, asgari ücreti yatırıyorlar hesaba, üstünü patron elden alıyor tekrar" diyor. "Ama denetimler de arttı" diye ekliyor diğer yandan. İşçlerin ısrarlı şikayetleri üzerine arada sırada devletin patronları sıkıştırmak zorunda kaldığı da oluyormuş.

Ağır çalışma temposu, kimi zaman içinden pislik çıkan yemekler ve en önemlisi patronların, akrabalarının ve yakınlarının mobbingine maruz kalarak geçen günler, bir buçuk saatlik yolculuğun vardığı yeri cehenneme çeviriyor.

Emekçiler işsizlik kıskacında

Mehmet Nuri, bu kötü koşullar karşısında işçilerin tek çıkar yolunun yan yana gelmek ve birlikte mücadele etmek olduğunu söylüyor. Ancak işsizlik oranının en yüksek olduğu illerden biri olan Diyarbakır'da, kışın gelişiyle birlikte paraya her zamankinden çok ihtiyacı olan emekçiler, işten atılma korkusuyla yaşıyor. 

Mehmet Nuri, bu durumu şöyle ifade ediyor: “Mücadele etmeye gelince söz, sorunlarımızı anlatmaya bile çekiniyoruz. Yani boş ver hak aramayı şikayet dahi edemiyoruz."

Trafik çilesi bir yandan, iş yeri koşulları diğer yandan asgari ücret tartışmaları başlamış Diyarbakır Tekstilkent'te. Sorunlar birikirken işçilerin sorunları çözmek için yan yana gelmekten başka çaresi görünmüyor.

*İşçinin ismi, talebi üzerine değiştirilmiştir. 

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.