Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Yükleniyor...

Küle dönen Ravive Kozmetik'in işçisi anlattı: 'Cam bile yoktu, sigortasız çalıştık'

Dilovası'nda yanan Ravive Kozmetik'teki yangından yaralı kurtulan işçi Ayten Aras, "Yangın merdiveni ya da acil çıkış kapısı olsaydı kendimizi kurtarırdık. Kimseye de bir şey olmazdı. Kapı ve cam olsaydı herkes kendini atardı, kendini çıkarırdı ama yoktu" dedi.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 11.11.2025 , 11:40 Güncelleme Tarihi: 11.11.2025 , 13:55

Kocaeli Dilovası’ndaki Ravive Kozmetik parfüm doldurma işletmesinde çıkan yangında 3’ü çocuk 6 işçi yaşamını yitirdi, 1’i ağır 7 işçi ise yaralandı.

Kaçak yapıda faaliyet gösteren, işçileri sigortasız ve güvencesiz çalıştıran Ravive Kozmetik'in her yıl kârını arttırdığı ortaya çıktı.

'Vücudumda komple yanık izleri var'

Yangında yaralanıp taburcu edilen 49 yaşındaki işçi Ayten Aras, "Kolonya, parfüm, krem gibi ürünler yapıyorduk. Yangın merdiveni ya da acil çıkış kapısı olsaydı kendimizi kurtarırdık. Kimseye de bir şey olmazdı. Kapı ve cam olsaydı herkes kendini atardı, kendini çıkarırdı ama yoktu" dedi.

Anadolu Ajansı muhabirine konuşan Aras, olay günü işbaşı yaptıklarını ve herkesin çalışma masasına geçtiğini anlattı.

Bir kişinin ürün hazırladığını, kendilerinin de paketleme yaptığını belirten Aras şöyle devam etti: 

O gün makine çalışmıyordu. Sadece kozmetikler hazırlanıyordu, o kocaman tanklarla. Transpaletle çekti, makinenin yanına getirdi. Elektrik mi patladı, kimyasal fazla karışım oldu da mı patladı onu bilmiyorum. Sadece ses geldi, bir baktım, ateş üzerime geldi. Arkadaşlarım da hep yanımdaydı. Hiç fırsat bulamadık, ben nasıl çıktım, onlar da benim arkamdaydı. Nasıl kendileri şaşırdılar, arka tarafa kaçtılar. Artık kendilerine mi sarıldılar, orada düştüler mi bilmiyorum. Ateş bize hiç aman vermedi. Ben nasıl çıkmışım, nasıl kendimi kurtarmışım bilmiyorum. Vücudumda komple yanık izleri var.

'Kapı yok, cam yok sadece 1 giriş var'

Aras, patlama olduktan sonra bir kişinin yandığını gördüğünü dile getirerek, "Bağırdı, o bağırmayla arkadaşlarla dışarıya fırladım. Yanımdaki kızlar, o 2 bayan da arka tarafa kaçtılar. Telefonu mu almaya gittiler yoksa çantalarını mı almaya gittiler, yoksa panik yaptılar da köşeye mi kaçalım dediler. Kapı yok, cam yok sadece 1 giriş var" ifadelerini kullandı.

Ayten Aras, Fotoğraf: Anadolu Ajansı.

'Garibanları çalıştırıyordu, sigortamız yoktu, altındaki arabaları her şeyi lükstü'

Ayten Aras, üzerinin tamamen yandığını, uzun elbiseleri olmasa yanık derecesinin artabileceğini belirtti.

Çalıştıkları binanın kira olduğu bilgisini paylaşan Aras, "Alt taraf depoydu, üstte biz çalışıyorduk. Ne vergisi ne de levhası yoktu. Hep milletin, öğrencilerin sırtından kazanıyordu. Garibanları çalıştırıyordu, altındaki arabaları her şeyi lükstü. Fazla çalışınca mesai sayılmıyordu. Pazar günleri de 800, normal çalışma gününde de 800 lira alıyordum. Sigorta da yoktu, yapmıyordu. 4 kişinin sigortası vardı, diğerlerinin sigortasını yapmıyordu. Herkes sigorta istiyordu ama yapmıyordu, milletin hakkını yiyordu. Orada 20 kişi çalışıyorduk. 4 kişi sigortalıydı" şeklinde konuştu.

İşletmede yangın söndürme sisteminin bulunup bulunmadığına ilişkin Aras, "Hiçbir şey yoktu. Yemek bile vermiyorlardı. Cebimizden ya da evden getirdiğimiz yiyecekleri yiyorduk" dedi.

'Yangın merdiveni ya da acil çıkış kapısı olsaydı kendimizi kurtarırdık'

Kolonya, parfüm, krem gibi ürünler yaptıklarından bahseden Aras, şöyle devam etti:

Yangın merdiveni ya da acil çıkış kapısı olsaydı kendimizi kurtarırdık. Kimseye de bir şey olmazdı. Kapı ve cam olsaydı herkes kendini atardı, kendini çıkarırdı ama yoktu. Depo gibi bir yer, giriş bir tane başka yok. Yangın bir anda başladı, saniye sürmedi ve hepimizi etkisi altına aldı. Yangında hayatını kaybeden arkadaşlarım için çok üzülüyorum, içim acıyor. O genç kızlar, o ablalar, onları hayatta unutamam. O ateş, o yangın, onların sesleri hep kulağımda. Hiç unutamıyorum. Psikolojim bozuldu. İğne yaptılar, onunla duruyorum. Gece gündüz ne yemek yiyorum ne su içiyorum hep aklımda onlar var. Diri diri yandılar. O kızlar bebek gibiydiler.

'Burada cinayet işlendi, insanlar birbirine sarılarak öldü'

Yangında eşi Esma Gikan'ı kaybeden Aytekin Gikan da "Yangın söndürme sistemi yoktu. Yangın merdiveni de yoktu. Alt katta depo var, orada da bir merdiven bulunmuyordu" dedi.

Gikan, sabah patlama sesi gelmesinin ardından fabrikanın bulunduğu alanın adeta "cehennem yerine döndüğünü”, kimsenin içeriden çıkacak durumda olmadığını anlattı. Gikan, "Eşim 'Ben sana yardımcı olayım, yükün hafiflesin' dedi. 15 ve 17 yaş arasında çocuklar çalışıyordu. Hiçbirinin sigortası yoktu. İşle ilgili ayakkabı ve elbise yoktu" diye konuştu.

Gikan, işyerinde yangın söndürme sisteminin bulunmadığını belirterek, şöyle devam etti:

Yangın merdiveni de yoktu. Alt katta depo var, orada da bir merdiven bulunmuyordu. Yangın çıktığında arkada veya sağ yanda kapı olsaydı veya pencere bulunsaydı belki de bu insanlar ölmezdi. Burada bir cinayet işlendi. Beni burada çocuklarımla bıraktılar. Bunun hesabını kim verecek? Bu olayın sonuna kadar arkasındayım. 6 can ne demek, insanlar birbirine sarılarak öldü.

Aytekin Gikan, Fotoğraf: Anadolu Ajansı.

'850 liraya 10 saat çalışıyordu'

Fabrikanın eve yakın olması dolayısıyla eşinin burada çalıştığına değinen Gikan, günlük 750 lira ve öğle yemeği için 100 lira verildiğini söyledi.

Aytekin Gikan, "2 ay önce eşimi işten çıkarttım. 'Sigortan da yok, bak bedava çalışıyorsun orada.' dedim. 850 liraya 10 saat çalışıyordu. Zaten asgari ücretin altındaydı. Sabah oldu eşimi aradılar. 'Neredesin, niye gelmiyorsun?' dediler. Eşime 'Sana sigorta yapacağız ve daha güzel şartlar vereceğiz' diye söylediler. En son bu olay oldu" ifadelerini kullandı.

Soldan üçüncü Nisa Taşdemir, soldan altıncı Şengül Yılmaz, sağdan ilk Hanım Gülek, yanındaki Esma Gikan, yanındaki Ayten Aras, sağdan beşinci Tuğba Taşdemir. Fotoğraf: Evrensel, İzel Gözde Meydan.

'Zabıta denetleme yapmaya gitti, ellerinde kolilerle çıktı'

T24'ten Candan Yıldız'ın haberindeyse denetimle ilgili önemli bir iddiaya yer verildi.

Kartalkaya yangınının avukatlarından Onur Fırat Kaynun ile konuşan Yıldız, avukatın verdiği bir bilgiyi paylaştı. Buna göre mahallelinin şikayeti sonrası işletmeye giden zabıta denetlemeden "ellerinde kolilerle" çıktı:

Mahalleliyle konuştuk, ısrarla ve devamlı olarak hem CİMER'e hem Dilovası hem de Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne şikâyet ettiklerini söylüyorlar. Zabıta birden çok defa denetlemeye geldi ve çıktıklarında ellerinde koliler gördük diyorlar.

Olay yerine giden Kaynun ilk tespitleriyse şu şekilde: “Üst kat için kolon yerine geçecek çelik direkler yerleştirilmiş, bu mevzuatın arkasından dolanmak için yapılmış olabilir. Mahalleliye üst katı depo olarak kullanıyoruz diyormuş patronlar. Binanın çevresi, çatısı sac perdelerle örülmüş. Bütün yan saçlar erimiş yangında. Sokağın karşı tarafı aslında ticari imar alanında, o kısımda faaliyet göstertebilecekken bu yanan binada devam etmişler. Olay Kartalkaya’dan beter!”

Yangında hayatını kaybeden kadın işçiler. Görsel: T24.

'Ablam üç yıldır sigortasız çalışıyordu'

Candan Yıldız, yangında ölen Şengül Yılmaz’ın kız kardeşi Emine Bulut’la da konuştu. Kendisi de merdiven altı atölyede 1 ay çalışmış. O da şunları anlattı:

Ablam üç yıldır çalışıyordu orada. Sigortası yoktu. 1200 günü kalmıştı emekli olması için. Ama sigortasını yapmadılar. Yevmiye usulü çalışıyordu. Yemek de yoktu, kadın işçiler evden getirdikleri peynir zeytinle karınlarını doyuruyordu. Patron Kurtuluş Oransal millete içtikleri çayın dibini veriyordu. Cumartesi-Pazar çalışmayı zorunlu tutuyordu. O gün ablamı mesaiye çağırmış. Ne yangın tüpü ne yangın merdiveni ne de çıkış kapısı vardı. Patron olan kişi de beter olsun. Cumhurbaşkanıma da çıksam bunu söyleyeceğim. Ablam her şeyimdi. Işığımı söndürdüler.

'Okullar kapandığında 14 yaşında, 15 yaşında çocuklar geliyordu çalışmaya'

Hilal Yılmaz da işçilere mezar olan bu atölyede 1,5 ay çalışmış. 5 ay önce de ayrılmış:

Sigorta yoktu, yemek yoktu. Okullar kapandığında 14 yaşında, 15 yaşında çocuklar geliyordu çalışmaya. Bu çocuklar fakirler, ölüyorlar. Kadınlar da çaresizlikten burada çalışıyordu. Ezilen, yanan hep kadınlar. Bir gün patronla tartıştım, bu kadar çalışan var, neden biz ekmeğimizi çayımızı kendimiz getiriyoruz diye. ‘Mecbur değilim, giden gider, bana elaman mı yok’ dedi. Geç gelsen yevmiyenden kesinti yapardı. Bir parfüm şişesi kırılsaydı onu da bizden kesiyordu. Mülteci kampı gibiydi. Canlı bir bombayı mahallenin içine attılar. Olaydan sonra 9 yaşındaki çocuğum bana sarılıp ‘Anne sen sakın ölme’ diyor.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.