Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Yükleniyor...

Derbide gösterilmesi gereken gerçek kırmızı kartın öyküsü

Dünkü Galatasaray-Fenerbahçe derbisi sonrası yine birçok tartışmalı karar kamuoyunun gündemine girdi. Biz işin bu yönüyle ilgilenmiyoruz, malum. Ancak maç başlamadan hemen önce, iki takımın ellerinde taşıdıkları pankartların öyküsüne ve gösterilmesi gereken asıl kırmızı karta dair ise sözümüz var.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 27.04.2026 , 11:03 Güncelleme Tarihi: 27.04.2026 , 11:05

Dün Galatasaray ile Fenerbahçe arasında oynanan karşılaşmanın başlangıç seremonisinde İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM) imzası vardı.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, bu anların karelerini paylaşarak, şu ifadeleri kullandı:

“Bugün yeşil sahada açılan bu pankartlar, sadece birer slogan değil; özellikle dijital dünyadaki güvenliğimiz için de önemli birer mesaj.

Etkileşim tuzağına düşmeden, bilginin kaynağını sorgulayarak; dezenformasyona hep birlikte 'dur' diyelim.

Unutmayalım ki; gerçeğin peşinde, manipülasyondan uzak bir gelecek için hepimize görev düşüyor.”

Ülkenin büyük çoğunluğunun ekran karşısına geçip izlediği bir maçın başlangıcında, iki takımın milyonlarca avroluk oyuncularının elindeki bir pankartta “Etkileşime değil, gerçeğe inan! Dezenformasyona dur de”, diğerinde ise “Yalana kırmızı kart! Doğru bilgi, güçlü toplum” yazıyordu.

Sonuç olarak söylenenler ve pankartlara yazılanlar son derece önemli, peki, söyleyene bir bakmak gerekmez mi?

Daha bundan bir hafta önce soL’u Maraş’taki saldırıya ilişkin yaptığı bir haber sonrası haksız şekilde hedef gösteren DMM, iktidarı ve patronları rahatsız eden hemen her haber için aynı pozisyonu alıyor.

Bu durum zaman zaman haber yapma hakkına müdahalenin ötesine geçip eleştiri özgürlüğüne müdahale biçimini dahi alıyor.

Hatırlayalım, geçtiğimiz yıl, Yalova’da düzenlenen IŞİD operasyonu sırasında yaşananlar, bu belanın ülkede nasıl bu kadar güç kazandığı tartışmalarına yol açmıştı.

Aralarında soL’un da yer aldığı birçok yayın, iktidarın sorumluluğu ve rolünü hatırlatırken, DMM buna dahi tahammül gösteremeyerek “Ülkemizde DEAŞ’lı teröristlere göz yumulduğu ve yeterli mücadele edilmediği şeklinde ortaya atılan iddialar, gerçekle bağdaşmayan ve kamuoyunu bilinçli şekilde yanıltmayı amaçlayan açık bir dezenformasyon kampanyasının ürünüdür” ifadesini kullanmış, eleştirileri dahi “dezenformasyon” saymıştı.

Yine geçtiğimiz yıla dönelim, Nisan ayına.

19 Mart eylemleri sonrasında gözaltına alınan Eren Üner, polisin işkencesine maruz kalmış, bu durumu da duyurmuştu.

Birçok haber kanalı ve gazete gibi internet siteleri de işkenceye ilişkin haberler yaptı.

DMM yine devreye girdi, Emniyet’in işkence iddialarını yalanlayan açıklamasına paralel şekilde yine “dezenformasyon” suçlamasında bulundu.

Oysa Eren Üner maruz kaldığı işkence sonrasında darp raporu almıştı. Böylece Üner'in işkence iddialarını reddeden Dezenformasyonla Mücadele Merkezi ve Emniyet'in yalan söylediği de belgelenmişti.

Bu açık yalanın ortaya çıkmasına rağmen DMM'nin sessizliğe gömülmesi, bir kez daha kendisinin nasıl bir dezenformasyon kaynağı olduğunu da göstermişti.

DMM’nin sicili ve Furkan Torlak

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı'na bağlı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin eski Koordinatörü Furkan Torlak’ı herkes yakından tanıyor artık.

Kurumun koordinatörlüğünü yaptığı sırada adı, uyuşturucu operasyonuyla tutuklanan Mehmet Akif Ersoy ile birlikte geçmişti.

Kurum buna karşın Torlak'ı görevden alamamış, gelen yoğun tepkilerin ardından istifa etmek zorunda kalmıştı.

Bir süre işsiz kalan Torlak'ın, şimdilerde Akın Gürlek’in basın danışmanlığını yaptığına dair iddialar gündeme gelmiş durumda.

Bunun DMM ile ilgisi ne peki?

Kurumun çalışanlarının icraatları, AKP içinden gelen tepkilerin içeriği düşünüldüğünde çok şey anlatıyor, ilgisi tam da bu.

Torlak'ın Ankara'da 40 milyon liralık bir evde yaşadığı, 10 milyon liralık bir arabası olduğu, bakanlar hakkında dahi rapor hazırlattığı, bazı yandaş isimleri Saray'a rapor ettiği bilgileri bizzat AKP’liler tarafından gündeme getirildi örneğin.

Dezenformasyon sopasıyla herkesi tutukluyorlar

soL’da kısa süre önce ayrıntılarıyla işlemiştik.

Gazeteciler, sendikacılar, yazarlar, muhalifler ve bir bütün olarak yurttaşlar AKP’nin işine gelmeyen bilgiler, açıklamalar ve haberler nedeniyle hedefte.

DMM’nin yaptığı paylaşımlar sonrası, "Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma" sopasıyla birçok kişi gözaltına alındı, tutuklandı.

Gazeteciler Alican Uludağ ve İsmail Arı AKP'nin icat ettiği bu suçlama kapsamında tutuklu, yine sendikacı Mehmet Türkmen de aynı hukuksuzlukla cezaevinde tutuluyor.

Yine birçok gazeteci, yazar ve sendikacı bu suçlamayla haklarında açılan davalar ve soruşturmalarla mücadele ediyor.

Kısacası, derbiye “Etkileşime değil, gerçeğe inan! Dezenformasyona dur de”, ve “Yalana kırmızı kart! Doğru bilgi, güçlü toplum” pankartlarıyla çıkılmasını sağlayan DMM, asıl kırmızı kartı kendisine göstererek işe başlamalı. Gazetecilere, yazarlara, sendikacılara ve halka sopa göstermeye ise bir an önce son vermeli.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.