Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Depremin 3. yılında ailelerden adalet çağrısı: 'Sorumlu sadece müteahhitler değil'

Adalet Peşinde Aileleri Platformu, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılında Kadıköy Rıhtım’da bir araya geldi. Yağmur altında düzenlenen anmada, üç yıldır süren cezasızlık protesto edildi, sorumluluğu olan kamu görevlilerinin de yargılanması talep edildi.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 02.02.2026 , 10:49

6 Şubat depremlerinde yakınlarını kaybeden yurttaşların kurduğu Adalet Peşinde Aileleri Platformu, depremin üçüncü yılında Kadıköy Rıhtım’da bir anma töreni düzenledi. 

Soğuk hava ve yağan yağmura rağmen alanda toplanan onlarca kişi, "Cinayetin affı olmaz", "Unutmak yok, affetmek yok", "Deprem değil ihmal öldürür" ve "Öfkemiz acımız kadar büyük" yazılı dövizler taşıdı. Aileler, yaşamını yitiren yakınlarının fotoğraflarını ve karanfilleri ellerinde tuttu.

'Yasımızı bir kenara koyduk, üç yıldır adalet arıyoruz'

Anmada konuşan Adalet Peşinde Aileleri Platformu Sözcüsü Döne Kaya, depremin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen adaletin sağlanmadığını söyledi. Bu yıl anmayı özellikle deprem bölgesi dışında yapmayı tercih ettiklerini belirten Kaya, bölgede travmanın hâlâ ilk günkü gibi sürdüğünü dile getirdi. Kaya, süreci şu sözlerle anlattı:

"Depremden iki-üç ay sonra bu platformu kurduk. Yasımızı bir kenara koyduk ve üç yıldır mahkeme salonlarında adalet arıyoruz. Üç yıl geçti ama istediğimiz adalet hâlâ gelmedi. Bu bizi umutsuzluğa sürüklüyor ama yılmıyoruz. Çünkü biliyoruz ki mücadelenin kendisi adalet olacak. Resmi rakamlara göre en az 53 bin kişinin yaşamını yitirdiğini hatırlatmak isterim, gerçek kaybın bunun çok üzerinde olduğunu biliyoruz. Bu kayıpların hesabı sorulmadan onurlu anmalar yapamayız."

Yargılamalarda sanık sandalyesinde yalnızca müteahhitlerin oturtulmasını eleştiren Kaya, sorumluluk zincirinin genişliğine dikkat çekerek, şu ifadeleri kullandı: 

"Bu deprem kader değildi, asrın felaketi hiç değildi. AFAD'ın, bakanlıkların ve uzmanların raporlarında bu bölgede büyük bir deprem beklendiği açıkça yazıyordu. Buna rağmen önlem alınmadı. Sorumluluk sadece müteahhitlerde değil; yapı denetiminden belediyelere, imar izinlerini verenlerden bakanlıklara kadar herkes bu tablonun parçasıdır. Bugün burada, en basit bir anmada bile yağmurdan korunamıyoruz. 6 Şubat'ta sevdiklerimiz enkaz altındayken devletin gelmesini bekledik, günlerce kimse yoktu. Bugün yaşadıklarımız, o günlerin devamı gibi."

'Kamu görevlileri hakkında soruşturma izni verilmiyor'

Platform avukatlarından Seher Eriş, üç yıldır süren yargı süreçlerinde ciddi hukuki sorunlar yaşandığını belirtti. Sorumluluk zincirinin hâlâ ortaya çıkarılmadığını söyleyen Eriş, şunları dile getirdi:

"Öngörülebilir risklere rağmen tedbir alınmadığı için binlerce insan hayatını kaybetti. Buna rağmen kamu görevlileri hakkında soruşturma izinleri hâlâ verilmedi. Üç yıl geçti ama birçok dosyada yargılama bile başlayamadı. Geciken adalet, adalet değildir. İmar barışı uygulamalarıyla ruhsat verilmemesi gereken yapılar yasallaştırıldı. Bu başlı başına bir sorumluluk alanıdır. Yargılamalarda 'olası kast' yerine 'taksir' suçlamalarının tercih edilmesini de eleştiriyoruz. Ailelerin talebi intikam değil, gerçek adalettir."

Avukat Eren Can ise yaptığı ortak açıklamada, adalet talebinin depremde kaybedilenlere verilen bir söz olduğunu vurgulayarak, "Bu suça kader denildi, görmezden gelindi. Bizler kader denilerek dayatılan bu kötülüğe mahkum olmayacağız. Vazgeçmek yok, unutmak yok, affetmek yok, helalleşmek yok. Sözümüz sözdür. Bugün de, yarın da" dedi.

'Mezarımız yokken bile adalet arayışımız devam ediyor'

Cemil Çapar Apartmanı'nda anne ve babasını kaybeden Yiğit Göktuğ Torun, bürokratik engellere işaret ederek "Annemle babamın bir mezarı yok. Annemle babam ölü bile değil. Çünkü ölüm belgesi almamız için bir yıl geçmesi gerekti. Gaiplik oldu. Benim durumumda olan binlerce insan var. Hatay'da, Adıyaman'da, Maraş'ta binlerce insan, bürokratik bir sürü engelle uğraştı. Mezarımız yokken bile adalet arayışımız devam ediyor. Belki adalet gelir, belki insanlar biraz utanır pişman olur da tekrar bu acıları başkalarına yaşatmazlar diye uğraşıyoruz" şeklinde konuştu.

Grand İssias Otel'de oğlunu kaybeden Ali Ekber Tan, "O gece 53 binden fazla insanı betonun altında bıraktık. Bunun sorumluları var. Mahkeme salonlarında bir sessizlik var. Hâkimler suskun. Yukarıdan gelecek bir talimatı bekler gibiler. Lütfen bunu kader olarak görmeyin. Bunun bir adı var ve bu literatüre girmeli. Bu bilerek, isteyerek, kasten işlenmiş bir cinayettir" dedi.

Adıyaman'daki Akgül Apartmanı'nda eşini ve iki çocuğunu kaybeden Selman Demirci ise enkaz başında yaşadıklarını şu sözlerle aktardı:

"Depremden yirmi dört saat sonra oraya ulaştığımda o canlarımı o enkazdan çıkarırken, dördüncü gündü. Ben o gözyaşlarını hâlâ dökemedim çünkü orada kimse yoktu. Benim cenazelerim çıkarıldığı zaman maalesef ben telefonla cenaze arabasını, mezar yerini, kepçeyi ayarlamaya çalışıyordum. Bana 'sen çok güçlüsün' dediler. Aslında ben güçlü değilim. Daha hâlâ o çığlığı atamadım ben. Çok zayıf kaldım. Beni güçlü olarak gördüler ama orada güçlü olmak zorundaydım."

Yakınlarını kaybeden Kıymet Yüksel ise "33 yıllık binadan sağ çıktım. Yavrum beş yıllık binadan çıkmadı. Nasıl olur bu? Ben kadere inanıyorum ama bu deprem Allah'tan gelmedi. Onlar altınlarını kurtarmaya çalıştı, biz 13 gün evlatlarımızın taşların altında kalmasını izledik. Ben adalet göremiyorum" diyerek tepkisini dile getirdi. 

Anma, karanfillerin denize bırakılması ve deprem davalarında dayanışmanın büyütülmesi çağrısıyla sona erdi.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.