Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Dayanışma 20 binden büyüktür!

Söğütlüçeşme’deki ticari merkezle ilgili davada mahkeme keşif için 20 bin liralık avans yatırılmasını isteyince, davacı Serap Bayraktutan’a Kent Suçları Takip Ağı destek sağladı.

Aslı İnanmışık

Yayın Tarihi: 21.12.2022 , 14:50 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:11

Kadıköy Söğütlüçeşme’de “viyadük inşaatı ve çevre düzenlemesi” adı altında yürütülen 108 dükkanlık ticari merkezin inşası son hızla devam ediyor. Daha önce mahkemenin iptal ettiği ve küçük değişikliklerle yeniden gündeme getirilen bu inşaat, kente karşı işlenen suçların temsil edildiği bir örnek olarak görülüyor ve buna karşı verilen mücadelelerin sonucu olarak Kadıköy’de Kent Suçları Takip Ağı isimli bir oluşum ortaya çıktı. 

Kent Suçları Takip Ağı yakın zamanda Söğütlüçeşme projesine karşı imza topluyor ve konuyla ilgili olarak açılmış bir dava için de dayanışma kampanyası örgütledi. Bu dava, Ağustos ayından beri sürüyor ve proje için çıkan “ÇED gerekli değil” kararının durdurulmasını hedefliyor. Davacı Serap Bayraktutan hem Hasanpaşa mahallesi sakini ve hem de bir şehir plancısı olarak konuyla ilgili sorularımızı yanıtladı. Bayraktutan, mahkemenin keşif kararının bedelinin karşılanması konusunda aldığı desteğin önemini vurgularken, davadan umutlu olduğunu söylüyor.

'Ağustos ayında hukuk mücadelesine başladık'

Söğütlüçeşme’deki projeyle ilgili gelişmelerden nasıl haberdar oldunuz, neler yaşandı?

İptal edilen Söğütlüçeşme AVM projesinden zaten haberim olmuştu, hem medyada yer alan haberler hem de mahalledeki afişlerden görmüş ve takip etmiştim. Ancak projenin revize edilip tekrar uygulanmaya başladığından haberdar olmam Marmaray'ı kullanmak için gittiğimde çevredeki değişikliğin dikkatimi çekmesiyle oldu. Yeşil alan, içerisi görünmeyecek şekilde kapatılmış ve inşaat tabelası asılmıştı. TCDD’nin inşaat alanını görünmez hale getiren paravanlarının üzerinde daha önce iptal edilen projedeki AVM’yi unutturmak için mi bilinmez, “Viyadük inşası ve çevre düzenleme işi” yazıyordu.

Bunun üzerine başkalarıyla da konuşunca proje inşaatının başladığını ve bir süre sonra da "ÇED gerekli değil" kararı çıktığını öğrendim. Daha sonra benim gibi proje alanına yakın oturan avukat bir tanıdığımla görüştüm. Bir süre proje dosyasına ulaşmaya çalıştık, inceledik ve "ÇED gerekli değildir" kararının hukuksuz olduğunu ve projenin hızlı tren hattına ilave peron projesi olmanın ötesinde aslında oradaki alanı bir ticari alana, alışveriş merkezine dönüştürmeyi amaçladığını fark ettik. Kadıköy’ün her yerinde olduğu gibi. Sonra buna karşı bir dava açmaya karar verdim ve Ağustos ayında hukuk mücadelesine başladık.

Burada başından beri süren eylemler vardı hatta Kadıköy Belediyesi de projeye karşı eylemlerde yer alıyor, muhtarları da bu yönde teşvik ediyordu. Yaz aylarında da karşı çıkışlar devam etti. Bunlara katıldınız mı?

Hem Söğütlüçeşme'ye yakın bir yerde oturduğum hem de toplu taşıma kullandığım için yürütülen kampanyalardan başından beri haberim oluyordu. Söğütlüçeşme'de yapılan eylem duyurularını ve imza çalışmalarını da biliyordum. Kasım ayının başında yapılan bir toplantıda Kadıköy’de Kent Suçları Takip Ağı adlı oluşumun kurulmasına karar verildiğinde biz de vardık. Toplantıda dava süreci hakkında bilgi verdik ve sonrasında da yürütülen imza çalışmalarına destek olduk.

'Birlikte engellerin nasıl aşılabileceğini göstermiş olduk'

Dava süreci nasıl gelişti, son durum nedir? Hukuki süreçten umutlu musunuz?

Biz davayı konuyu öğrenir öğrenmez olabildiğince hızlı bir şekilde açtık. “ÇED gerekli değil” kararı muhtarlıklara asılıyor ve 15 günlük itiraz süresi boyunca asılı kalıyor. Bu sürenin içinde yürütmeyi durdurma için İdare Mahkemesi’ne başvurduk, çünkü "ÇED gerekli değil" kararının hukuka aykırı olduğunu ve acilen durdurulması gerektiğini düşünüyoruz. 

Dava süreci öngördüğümüzden oldukça yavaş ilerliyor. Aslında olmaması gereken bir şekilde TCDD'nin davaya “davalı yanında” müdahil olma talebi oldu ve kabul edildi. İBB’nin ve Kadıköy Belediyesi’nin konuyla ilgili bilgi/belgeleri toplandı. Projeyle ilgili tanıtım dokümanı mahkemeye ulaştı. Biz sürekli olarak inşaat ilerlemeden yürütmenin durdurulması konusunda mahkemenin dikkatini çekmeye çalıştık, ama süreçler uzun sürdü.

Son olarak bizim davanın Mimarlar Odası ve Şehir Plancıları Odası’nın aynı konuda açtığı davasıyla birleşmesi kararı verildi. Bu kararların tebliği, istenen ilave evraklar vb. ile süreç sürekli uzadı ve biz tekrar acilen yürütmenin durdurulması gerektiği, projenin hızla ilerlediğini belirten dilekçemizi sunduk.

Şu an geldiğimiz aşamadaysa mahkeme alanda keşif / bilirkişi incelemesi kararı aldı. Bu elbette davanın seyri açısından bize göre olumlu bir karar oldu. Ancak bilirkişi giderleri için tarafımdan 20 bin lira gibi bir bedeli bir hafta içerisinde yatırmam istendi. Bu elbette benim tek başıma karşılamakta zorlanacağım bir meblağ olduğu için dava süreci için en büyük engel haline geldi.

Sonra konuyu Kent Suçları Takip Ağı’nda duyurduk ve bir dayanışma duyurusu yapıldı. İki hafta gibi kısa bir süre içinde bilirkişi gideri olarak istenen tutarı toparladık. Söğütlüçeşme’de proje başlamadan önce çekilmiş yeşil alan fotoğraflarından kartlar yaptık; ressam Ayşe Yaltırım, kitap ayraçları yaptı. Bu sembolik ürünler dayanışmanın sembolü oldu. Bir yurttaş olarak açtığım bu davada dayanışma gösteren herkese teşekkür ediyorum. Birlikte engellerin nasıl aşılabileceğini göstermiş olduk.

Şu anda bilirkişi heyetinin alanda yapacağı incelemeyi bekliyoruz. Asıl sorunuza gelecek olursak; davadan elbette umutluyum. Projeye bilimsel açıdan ve kentliler açısından bakabilen her uzmanın ve hukukçunun bizimle aynı şeyi göreceğinden kuşkum yok. Umuyorum ki, bu dava ve Kadıköylüler tarafından yürütülen kent hakkı mücadelesi etkili olur ve yürütme durdurularak projenin iptali gerçekleşir.

'Suça sadece tanık olmak yerine hukuki açıdan hakkımı arama yoluna girmeye karar verdim'

Bu projeye karşı çıkmaya neden gerek duydunuz?

Daha önce de değindiğim gibi, proje oldu bittiyle yapılmaya çalışılıyor. Bir önceki iptal edilen projeden temelde hiçbir farkı yok. Mahkemenin projenin iptaline karar verdiğindeki gerekçeleri hâlâ mevcut. 

Ama ÇED kararına dahi gerek görülmemiş, muhtarlıklara asılan, içerisinde projenin olmadığı basit bir ilan dışında halka duyurusu bile yapılmamış. 

Daha da önemlisi bu alanda ihtiyaç duyulabilecek son şey bir alışveriş merkezi. Bu bölgede yeşil alan çok sınırlı. Nüfusuna ek olarak kültürel açıdan da günün her saatinde çok kalabalık, toplu taşıma için bir düğüm noktası ve yoğun bir trafik var. 

Deprem olması durumunda yeterli toplanma alanı yok. Bu projeyle burası daha büyük bir çekim merkezi haline getirilmeye çalışılıyor. Buradaki yeşil alanı yok ederek 100'ün üzerinde dükkan açılmak isteniyor. Kadıköy’ün daha fazla yeşile ihtiyacı varken, mevcut yeşil alanların yok edilmesi anlaşılır gibi değil.

Kadıköy’de esnafın hali ortadayken, yeni bir merkez yaratılmasının hem de toplu taşımanın ilk çıkışına insanları yönlendirecek bir merkez yaratılmasının yaratacağı sorunlar da ortada. Böyle bir merkezin hem çevreye, hem trafiğe bindireceği yüklerin ciddi biçimde hesap edildiğini düşünmüyorum.

Söğütlüçeşme’nin sıcak saatlerde nasıl bir yığılmayla karşı karşıya olduğunu bizler iyi biliyoruz, hafta sonları ya da maç günleri yaşadığımız sıkıntılar yetmezmiş gibi, buna yeni yükler ekleniyor.

Bu hem bir yurttaş hem de bir Şehir Plancısı olarak bana göre kentte yaşayanlara karşı işlenen bir suç. Ben de bu noktada herkesin hakkını araması ve bu suçlara karşı mücadele etmesi gerektiğini düşünüyorum. 

Bu yüzden de izlemek ve ne olacağın dışarıdan takip etmek, bu suça sadece tanık olmak yerine hukuki açıdan hakkımı arama yoluna girmeye karar verdim. Ancak bu şekilde sonuç alabileceğimize inanıyorum.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.