Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Cumhuriyetçiler Kurultayı: Yıkımın 'çerçevesine' hayır!

Meclis'e sunulan çerçeve yasa tasarısının Cumhuriyetin tasfiyesi yolunda bir dönemeç olduğunu belirten Cumhuriyetçiler Kurultayı Koordinasyon Kurulu, "Bu yolda atılacak daha ileri adımlar ülkemizi yalnızca savaşa, bölünmeye, yok oluşa götürür. Buna izin vermeyeceğiz" dedi.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 08.08.2026 , 18:10 Güncelleme Tarihi: 08.08.2026 , 18:11

Yeni "çözüm" süreci kapsamında hazırlanan çerçeve yasa Meclis'te.

Kapalı kapılar ardında hazırlanan çerçeve yasanın ortaya çıkmasının ardından bir açıklama yayımlayan Cumhuriyetçiler Kurultayı Koordinasyon Kurulu, düzenlemenin Cumhuriyetin tasfiyesi yolunda kritik bir hamle olduğunu belirtti.

'Milletvekilleri okumadan imza attı'

Tasarının Meclis'teki yasama sürecinin şeffaflıktan uzak olduğunu vurgulayan açıklama, milletvekillerinin sürece katılımını "göstermelik" olarak nitelendirdi. Kurul, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:

"Bu tasarının TBMM ile ilişkisi bütünüyle göstermeliktir. Yüzlerce milletvekili kamuoyunun gözü önünde, tek satırını okumadıkları bir metne imza verdi. Bu uygulamayı kendilerine yakıştıranlar bizi ilgilendirmiyor. Söz konusu olan bütün halkımızın aşağılanmasıdır. Bunu reddediyoruz."

'AKP Türkiye’sini tescilleme adımı'

Tasarının yalnızca "kısmi bir af" gibi sunulmasına rağmen arka planında çok daha kapsamlı hedefler taşıdığına dikkat çeken Cumhuriyetçiler Kurultayı Koordinasyon Kurulu, "Bu düzenleme, AKP Türkiye’sini tescilleme ve yeni anayasayla kurumsallaştırma yolunda atılan bir adımdır" tespitinde bulundu. 

Siyasi mücadelenin ve seçme-seçilme hakkının baskı altında tutulduğu bir rejimin yeni yetkilerle donatılmasına karşı olduklarını belirten kurul, "Siyasal mücadelenin, seçme ve seçilme hakkının baskılarla kuşatıldığı bir rejimin yeni yetkilerle donatılmasına şiddetle karşı çıkıyoruz" dedi.

'Dokunulmazlık telaşı'

Açıklamada, tasarının içerisinde yer alan ve yasayı uygulayan kişilere dokunulmazlık getiren maddeye de özel bir parantez açıldı. Bu düzenlemenin, iktidarın kendi suçlarına karşı bir "güvence" arayışı olduğu savunulan açıklamada şu ifadeler yer aldı:

"Yasa çıkarmayı düşünenler bir maddeye de yasayı uygulayanlara dokunulmazlık getirmek gibi akılalmaz bir hüküm ekliyorlar. Bu tablo, toplum ve tarih önünde suç işlediklerinin farkında olduklarını gösteriyor. Lakin Türkiye’de, bu Meclisten çıkacak sonuç ne olursa olsun, suçluların kendilerini güvenceye almalarına izin vermeyecek Cumhuriyetçi birikim kesinlikle mevcuttur."

Cumhuriyetçiler Kurultayı Koordinasyon Kurulu, tasarının "çerçeve" olarak adlandırılmasının ardında daha büyük ve planlı bir dönüşümün yattığını belirtti. İktidarın temel amacının Cumhuriyet Devrimi'ni ve laikliği tasfiye etmek olduğunu vurgulayan Kurul, açıklamasını şu sözlerle sürdürdü:

"Türkiye’nin başta Cumhuriyet Devrimi olmak üzere bütün ilerleme tarihini yok saymak, ayaklar altına aldıkları laikliğin yerine dinsel bir rejimi resmen geçirmek istiyorlar. Cüretlerinin kaynağında Kurtuluş Savaşımızla püskürttüğümüz emperyalizmin olduğu, güncel gelişmelerle ardı ardına yeni kanıtlara kavuşmakta, emperyalizmin sözcüleri de niyetlerini saklamamaktadır. Bölgemizde ve dünyada esen savaş rüzgârlarına yelken açacak bir Türkiye’nin laik, demokratik bir devlet olması, yurttaşlık hukukunu esas alması mümkün değildir."

Meclis'teki milletvekillerine seslenen Kurul, "Mecliste evet için kalkacak ellerin sayısı o kurtuluş gününü yalnızca yakınlaştıracaktır" uyarısında bulundu. 

Açıklamanın tamamı şöyle:

Yıkımın “Çerçevesine” Hayır!

TBMM gündemine getirilen “Çerçeve Yasa” tasarısı Türkiye’de Cumhuriyet’in yıkımı yolunda kritik bir dönemeci temsil etmektedir. 

Bu tasarının TBMM ile ilişkisi bütünüyle göstermeliktir. Yüzlerce milletvekili kamuoyunun gözü önünde, tek satırını okumadıkları bir metne imza verdi. Bu uygulamayı kendilerine yakıştıranlar bizi ilgilendirmiyor. Söz konusu olan bütün halkımızın aşağılanmasıdır. Bunu reddediyoruz.

Tasarı, içeriği bakımından ucu açık ve keyfi bir kısmi af gibi gündeme getirilse de asıl mesele bu değildir. Bu düzenleme, AKP Türkiye’sini tescilleme ve yeni anayasayla kurumsallaştırma yolunda atılan bir adımdır. Siyasal mücadelenin, seçme ve seçilme hakkının baskılarla kuşatıldığı bir rejimin yeni yetkilerle donatılmasına şiddetle karşı çıkıyoruz. 

Yasa çıkarmayı düşünenler bir maddeye de yasayı uygulayanlara dokunulmazlık getirmek gibi akılalmaz bir hüküm ekliyorlar. Bu tablo, toplum ve tarih önünde suç işlediklerinin farkında olduklarını gösteriyor. Lakin Türkiye’de, bu Meclisten çıkacak sonuç ne olursa olsun, suçluların kendilerini güvenceye almalarına izin vermeyecek Cumhuriyetçi birikim kesinlikle mevcuttur. 

Tasarının çerçeve olarak adlandırılmasından “gerisinin geleceği” anlaşılıyor. Siyasi iktidarın ne yapmayı planladığına dair ise yeterince veri birikmiştir. 

Türkiye’nin başta Cumhuriyet Devrimi olmak üzere bütün ilerleme tarihini yok saymak, ayaklar altına aldıkları laikliğin yerine dinsel bir rejimi resmen geçirmek istiyorlar. Cüretlerinin kaynağında Kurtuluş Savaşımızla püskürttüğümüz emperyalizmin olduğu, güncel gelişmelerle ardı ardına yeni kanıtlara kavuşmakta, emperyalizmin sözcüleri de niyetlerini saklamamaktadır. Bölgemizde ve dünyada esen savaş rüzgârlarına yelken açacak bir Türkiye’nin laik, demokratik bir devlet olması, yurttaşlık hukukunu esas alması mümkün değildir. Zaten içinde yaşadığımız sömürü düzeni benzeri görülmemiş ölçüde yoksullaştırdığı halkımızı fiilen yurttaşlıktan çıkarmakta, köleleştirmektedir. Bu yolda atılacak daha ileri adımlar ülkemizi yalnızca savaşa, bölünmeye, yok oluşa götürür. Buna izin vermeyeceğiz.

2025 ve 2026 yıllarında iki kez Cumhuriyetçiler Kurultayı’nı toplayan bizler, Türkiye’de bütün yurttaşların gerçek eşitliğinin, ikirciksiz bir kardeşliğin, barış ortamının tesis edilmesini savunuyoruz. Bunun yolu Cumhuriyet’in değerlerini ayağa kaldırmaktan geçer. Farklı anadillere, etnik kökenlere, kültürel özelliklere sahip yurttaşlarımızın kol kola girmesi, eşitliği ve özgürlüğü birlikte kazanmaları ancak bu tarihsel mirasa yaslanan Cumhuriyetçi bir halk hareketiyle mümkün olacaktır. Toplumumuzu bir arada tutacak çimento laikliktir. Kanlı hesaplaşmalar dünyasında esin kaynağımız yurtta ve dünyada barış sloganıdır. 

Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerini uyarıyoruz. Atmaya hazırlandıkları adımın gerçek sonucu, uyuttuklarını zannettikleri ama ölesiye korktukları halkımızın, işbirlikçilerden, sömürücülerden, gericilerden, bölücülerden hesap sormak üzere doğrulması olacaktır. Mecliste evet için kalkacak ellerin sayısı o kurtuluş gününü yalnızca yakınlaştıracaktır.

Son sözümüz demokrasi, barış, özgürlük diye diye yıkımı meşrulaştırmaya kalkışan, Cumhuriyete sahip çıkan kitleleri aldatmaya yeltenen, yeni bir “yetmez ama evet” dalgası yaratmaya çalışanlara. Yalanlarınız ne unutulur, ne affedilir.


soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.