Sayfa yolu
Çin Devlet Başkanı Şi'den ABD'ye, 'dünya ikimize yetecek kadar büyük' mesajı
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Dış Haberler
Yayın Tarihi: 19.06.2023 , 18:00 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, iki günlük resmi ziyaret için Pekin'e gelen ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile görüşmesinde, insanlığın geleceği ve kaderinin iki büyük gücün iyi geçinmenin yolunu bulmasına bağlı olduğunu belirterek, "dünya ikimize yetecek kadar büyük" mesajı verdi.
Çin Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, Şi, iki günlük resmi ziyaret için ülkede bulunan ABD'li Bakanı Pekin'deki Büyük Halk Salonu'nda kabul etti.
Dünyanın Çin ile ABD arasında istikrarlı ilişkilere ihtiyacı olduğunu, hiçbir tarafın diğerini kendi iradesine göre biçimlendirmemesi, diğerini meşru kalkınma hakkından mahrum etmemesi gerektiğini vurgulayan Şi, "Dünya, Çin ve ABD'nin kalkınmasına ve ortak refahına yetecek kadar büyük" dedi.
'Uluslararası toplum endişeli'
Şi, uluslararası toplumun Çin-ABD ilişkilerinin mevcut halinden endişeli olduğunu, iki ülke arasında çatışma veya cepheleşmede taraf olmayı değil, iki ülkenin barış içinde yaşamasını ve dostane işbirliğini istediğini vurguladı.
Büyük güç rekabetinin zamanın eğilimini yansıtmadığını, bunun ne ABD'nin kendi sorunlarını çözmesine ne de dünyanın karşı karşıya olduğu problemlere çare olacağını ifade eden Şi, insanlığın geleceği ve kaderinin Çin ve ABD'nin değişen dünyada ve zamanda iyi geçinmenin doğru yolunu bulmasına bağlı olduğunu savundu.
Şi, Çinlilerin de Amerikalılar gibi onurlu, güvenli ve kendine yeterli bir halk olduğu, her iki halkın da daha iyi bir yaşam sürmeye hakkı bulunduğunu belirterek, "İki ülkenin ortak çıkarlarına değer verilmelidir. Çin veya ABD'nin başarısı, diğerine tehdit değil, onun için fırsattır" ifadesini kullandı.
İki ülkenin tarihe, haklarına ve dünyaya karşı sorumlu davranarak ilişkilerini uygun şekilde yürütmesi gereğine işaret eden Şi, "Böylece küresel barışa ve kalkınmaya katkıda bulunabilir, değişen ve kargaşa içindeki dünyayı daha istikrarlı, öngörülebilir ve yapıcı hale getirebiliriz" diye konuştu.
'ABD akılcı ve pragmatik bir tutumu benimsemeli'
Şi, Çin'in ABD'ye saygı duyduğunu, meydan okuma ve yerinden etme arayışında olmadığını belirterek, ABD'nin de Çin'e saygı göstermesi ve meşru haklarına ve çıkarlarına zarar vermemesi gerektiğini vurguladı.
Çin'in ABD ile sağlam ve istikrarlı ilişkiler kurmayı umduğunu, iki büyük ülkenin, karşılıklı saygı, barış içinde bir arada yaşama ve kazan-kazan işbirliği anlayışıyla aralarındaki farklı sorunların üstesinden gelebileceğine inandığını ifade eden Şi, "ABD tarafı, akılcı ve pragmatik bir tutumu benimseyerek Çin ile aynı doğrultuda çalışmalı" değerlendirmesinde bulundu.
Şi, iki tarafın, Başkan Biden ile Bali'de vardıkları ortak anlayışa bağlı kalarak olumlu mesajları eyleme geçirmesi, Çin-ABD ilişkilerini istikrara kavuşturmak ve geliştirmek için çalışması gerektiğinin altını çizdi.
Çin'in açıklamasında Blinken'in de Başkan Biden'ın ABD ve Çin'in ilişkilerini sorumlu yönetmeye ihtiyacı bulunduğuna, bunu iki ülkenin ve dünyanın çıkarına olduğuna inandığını ifade ettiği aktarıldı.
Blinken'in, ABD'nin, Biden'ın "ABD'nin yeni bir soğuk savaş istemediği", "Çin'in sistemini değiştirme arayışında olmadığı", "ittifaklarının Çin'e karşı olmadığı" ve "Çin ile çatışma arayışında olmadığı" taahhütlerine bağlı olduğunu vurguladığı belirtilen açıklamada, yüksek düzeyli temaslar ile iletişim kanallarının açık tutulmasını, farklılıkların sorumluluk içinde yönetilmesini, diyalog, etkileşim ve işbirliği istediği kaydedildi.
Blinken: Ticaretimiz tarihin en yüksek seviyesinde
Blinken, Pekin'de temaslarının ardından ABD'nin Pekin Büyükelçiliği'nde düzenlediği basın toplantısında ziyaretine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Ziyaretinde muhataplarıyla görüşmelerinde en çok üzerinde durduğu konunun ABD'nin ekonomik bağları kopararak Çin'i baskılamaya çalıştığı iddiası olduğunu ifade eden Blinken, "Çin'i baskılamaya çalışmıyoruz. Olgular, bu iddiayı yalanlıyor. Ticaretimiz tarihin en yüksek seviyesinde" dedi.
Blinken, ABD ile Çin arasındaki geçen yıl 700 milyar dolara yaklaşan ticaret hacminin tarihin en yüksek seviyesine ulaştığını, ayrıca ABD'nin Çin'e doğrudan yatırımlarının 2014'teki seviyeleri yakaladığını, Amerikan şirketlerinin Çin'de iş yapma isteğinin sürdüğünü belirtti.
Çin'in ekonomik başarısının "adil olduğunda" ABD'nin de çıkarına olduğunu öne süren Bilinken, Hazine Bakanı Janet Yellen'ın ABD Kongresi'ne verdiği ifadede Çin ile ekonomik bağları koparmanın, ticareti sonlandırmanın "felaket" olacağını vurguladığını hatırlattı.
'Bağları koparma' değil 'riskleri azaltma'
ABD'nin Çin ile ekonomik bağları koparmak istemediğini, ancak ürettiği bazı kritik teknolojilerin kendisine karşı kullanılmasını önlemeye çalıştığını savunan Blinken, "Bazı kritik teknolojilerimizin, nükleer ve hipersonik silahlar veya baskıcı amaçlarla kullanılabilecek teknolojiler geliştirilmek için kullanılması olasılığı bizim için endişe kaynağı. Bu yüzden tedbirler alıyoruz ve almayı sürdüreceğiz" dedi.
Bilinken ABD'nin "bağları koparmayı" değil, "riskleri azaltmayı" amaçladığını, bunun bazı kaygı konusu olan teknolojilere erişimi seçici olarak engellemeyi gerektirdiğini öne sürdü.
"Riskleri azaltma" yaklaşımının ilk kez Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen tarafından dile getirildiğini hatırlatan Blinken, "ABD dışındaki ülkelerin de kritik alanlardaki ekonomik bağımlılığa ve bazı teknolojilerin kullanımına yönelik kaygıları olduğu görülüyor" ifadelerini kullandı.
ABD'nin ulusal güvenliğini korumak için teknoloji alanında hedefe yönelik, dikkatle tasarlanmış tedbirler almayı sürdüreceğini kaydeden Blinken, "Ekonomik bağları koparmıyoruz, riskleri azaltıyoruz. Bunu da kendi kapasitemize yatırımla ve tedarik zincirlerini çeşitlendirerek yapıyoruz. Çünkü kendi teknolojimizin bize karşı kullanılmasını istemiyoruz" şeklinde konuştu.
Rusya'ya destek kaygısı
Blinken, ABD'nin Rusya-Ukrayna Savaşı'na son verecek, BM Şartı'na dayalı "adil bir barış" için Çin'in ve diğer ülkelerin yapıcı rol oynamasını olumlu karşıladığını belirtti.
Çin'in daha önce ABD'ye ve diğer ülkelere, Rusya'ya Ukrayna Savaşı'nda "öldürücü destek" sağlamama taahhüdünde bulunduğunu aktaran Blinken, "Bugüne dek bununla çelişen bir duruma tanık olmadık ancak bazı Çinli özel şirketlerin Ukrayna Savaşı için hem askeri hem de sivil alanda kullanabilecek malzemeleri veya Rusya'nın askeri kapasitesini geliştirebilecek teknolojileri transfer ettiğine dair süregelen kaygılarımız var" değerlendirmesinde bulundu.
Blinken, görüşmelerinde Çinli muhataplarından bu konuda hassas davranmalarını ve gerekli kontrolleri sağlamalarını talep ettiğini belirtti.
'ABD Tayvan'ın bağımsızlığını desteklemiyor' dedi, askeri desteğin süreceğini söyledi
Görüşmelerinde Çin ile egemenlik ihtilafı içindeki Tayvan konusunda ABD'nin tutumunu yinelediğini aktaran Blinken, ABD'nin "tek Çin" politikasının değişmediğini, Tayvan'ın bağımsızlığını desteklemediğini, Tayvan Boğazı'nda taraflar arasındaki farklılıkların barışçı çözümünden yana olduğunu ancak hangi taraftan gelirse gelsin statükoyu tek taraflı değiştirmeye yönelik girişimlere karşı çıkacağını vurguladığını dile getirdi.
Blinken, ABD'nin Tayvan İlişkileri Yasası'na uygun olarak Ada'nın "kendi savunma kapasitesine" destek olmayı sürdüreceğini belirterek, Pekin ile gerilime sebep olan silah satışlarının ve askeri yardımların süreceğinin işaretini verdi.
Tayvan Boğazı'nda on yıllardır süren istikrarı sağlayan statükoyu korumanın önemine vurgu yapan Blinken, Pekin yönetiminin Ada çevresindeki "tehditkar eylemleri"nden duyulan kaygıyı dile getirdiğini ifade etti.
Tayvan Boğazı'nın dünya konteyner taşımacılığının yüzde 50'sinin geçiş noktası olduğuna ve çiplerin yüzde 70'inin Tayvan'da üretildiğine işaret eden Blinken, "Eğer Tayvan Boğazı'nda çatışmadan kaynaklanan bir kriz olursa bu bütün dünyayı etkileyen bir ekonomik krize dönüşür" dedi.
Blinken askeri iletişim konusunda eli boş döndü
Blinken, ABD ile Çin ilişkilerinin sonuçları bakımından dünyanın en önemli ikili ilişkisi olduğuna dikkati çekerek, her iki tarafın bu ilişkiyi sorumlu şekilde yönetme zorunluluğu bulunduğunu vurguladı.
ABD Başkanı Joe Biden ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in Kasım 2022'de Endonezya'nın Bali Adası'nda düzenlenen G20 Zirvesi'nde "ikili ilişkileri ilkeler rehberliğinde sürdürme" konusundaki anlayış birliğini desteklediklerini belirten Blinken, iletişim kanallarını ve diplomasinin önemine dikkati çekti.
Blinken, yakın dönemde yaşanan askeri gerilimlerin bu alanda iletişim kanallarını sürdürmenin önemini kanıtladığına işaret ederek, şöyle konuştu:
"İlişkimizi sorumlu şekilde yöneteceğiz diyorsak, rekabetin çatışmaya dönüşmesine izin vermemeliyiz diyorsak, iletişim kanallarının varlığının gereğini kabul ediyoruz demektir. Buna askeri iletişim kanalları da dahil."
ABD'li Bakan, ziyaretinin askeri alanda iletişimin yeniden sağlanması konusunda ivedi bir sonuç vermediğini, ancak bu konuda diyaloğu sürdüreceklerini kaydetti. (AA)
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
