Breadcrumb
CHP kararı hukuken ne söylüyor: 9 maddede kararın anlamı
Yayın Tarihi: 15.09.2025 , 14:46 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:10
CHP'de İstanbul yönetimi görevden uzaklaştıran yargının, Özgür Özel ve ekibini de görevden alıp almayacağı merak konusu.
Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi bugün bu soruya yanıt vermek için toplandı. Haziran ayında "erteleme" kararı alan mahkeme, yine aynı kararı verdi. Sonraki duruşma 24 Ekim Cuma günü görülecek.
Bu tarih Özel yönetimi açısından kritik öneme sahip. Bugünkü davadan "mutlak butlan" kararı çıkması ihtimaline karşı 900'den fazla delegenin imzasıyla 21 Eylül'de olağanüstü kurultaya gidilmesi kararlaştırılmıştı. Böylece mahkeme Kemal Kılıçdaroğlu'nu partinin başına getirse de 6 gün sonra yeniden Özgür Özel'in genel başkan seçilmesi planlanıyordu.
Mahkeme henüz Kılıçdaroğlu lehine bir karar vermedi ancak CHP kurmayları delegelerin imzasıyla düzenlenecek kurultayın, mahkemenin iptal etmek istediği 3 yıl önceki kurultayda alınan kararları boşa düşüreceğini böylece yargılama için de hukuki zeminin ortadan kalkacağını savunuyor.
Buna karşın mahkemenin bugünkü duruşmada, 21 Eylül’de yapılacak kurultaya ilişkin tüm delege listeleri ve birleştirme tutanaklarını talep etmesi de dikkat çekti.
Tartışmalar sürerken Anayasa Mahkemesi eski raportörü, hukukçu Ali Rıza Aydın dava sürecini soL'a değerlendirdi.
'Dava aslında reddedilmeliydi'
Aydın’a göre, davanın özü itibarıyla reddedilmesi gerekirdi. Ancak mahkemenin erteleme yoluna gitmesi, siyasi iktidarın baskısı altındaki yargının “kaçamak kararlarla” süreci idare etmeye çalıştığını gösteriyor.
Aydın, siyasi partilerde seçimli kurultayların denetiminin yalnızca YSK’ya ait olduğunu, mahkemelerin bu sürece müdahale etmesinin Anayasaya aykırı olduğunu vurguluyor. Bu nedenle 21 Eylül’de yapılacak kurultay ve buradan çıkacak sonuç, davanın seyrinden etkilenmeyecek. 24 Ekim’de verilecek kararın da kurultay sonuçlarına herhangi bir etkisi olmayacağına dikkat çekiyor.
Ali Rıza Aydın'ın 9 maddelik değerlendirmesi şöyle:
1- Bugünkü Ankara/CHP davasının açılma süreci ve amacı anayasal yönden okunduğunda, Anayasanın yargı mercileri önünde davacı olarak hak arama özgürlüğünü kullandığı savına sığınıldığı ileri sürülse de Anayasanın siyasi faaliyet, seçme ve seçilme hakları ile siyasi partilerle ilgili hükümlerine, siyasi partilerin seçimli kongreleri de dahil olmak üzere seçimlerin genel yönetim ve denetiminin Yüksek Seçim Kurulu'na ait olduğuna ve YSK kararları aleyhine başka merciye başvurulamayacağına ilişkin hükümlerine göre davranmak ve değerlendirmek gerekecektir.
2- Bu kapsamda bugünkü davanın reddedilmesi beklenirdi. Erteleme kararı ret anlamına gelmez. Mahkemenin açılmış olan başka birçok davayı ve sonuçlanmış olan kararları, bilirkişi raporlarını toparlamak üzere erteleme kararı vermesi bir ölçüde kabul görebilir. Ret kararı verememesini içinde bulunulan düzenin siyasi iktidarının etkisi altında kalan mahkemeler yönünden de okumak olası.
3- Bir yandan da kimilerince ısrarla dile getirilen tedbir, mutlak butlan gibi kararlara imza atabilmenin en azından yargının birikimi ve hukuk devleti sınırları içinde dayanağının bulunması da abesle iştigal olacaktı.
4- Ama yargı da artık işin içinden çıkamıyor. Kendisini dahi kurtaramayacak mayınlı, sorunlu bir alanda dolaşıp duruyor. Kaçamak kararlarla durumu idare etmeye çalışıyor. Espirili bakışla anlatılırsa, Adalet Bakanı'nın sürekli beyan etme gereği duyduğu “bağımsız yargı”nın da bir adabı var sonunda ama yargı da çıkmazda. Çürüme genel.
'Davanın yeni kurultay sürecine etkisi yok, kurultay meşrudur'
5- Anayasaya dönersek, siyasi partilerin demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez olduğu ilkesi herkesi olduğu gibi yargıyı da bağlar. Gerisi “yargı da bir yere kadar, o yer de egemen sömürücü sınıfın ve siyasal iktidarının istek ve gereksinmeleridir” tanımlamasına girer ki bugünkü Anayasa ve hukuk bunu yazmıyor.
6- “Yazmadığı halde”den, “fiili durum”a hareket edildiğinde konu anayasa, hukuk, devlet, siyaset, seçme ve seçilme gibi düzenlemelerden başka bir yere kayar. Siyaset bilimcilerin konusuna girmeyelim.
7- Bugünkü ertelenen davanın olası geleceğine anayasal yönden bakıldığında, CHP’nin Anayasa, Siyasi Partiler Kanunu ve Tüzük gereği olağanüstü kurultay kararı meşrudur, buradaki seçimin yönetim ve denetimi YSK’dedir ve ertelenen davanın ne şimdi ne kurultay süresinde ve sonucunda kurultaya bir etkisi olmaz. Eğer erteleme tarihi olan 24 Ekim'de karar verilecekse, verilecek kararın da bu kurultayın sonucuna herhangi bir etkisi olamaz.
8- Konuyu aynı gemide çok parti ama tek siyaset savunucularının, o tek siyasetin çürüttüğü kurumlardan medet ummalarına getirmenin anayasal bir okuması var kuşkusuz. Ancak Anayasanın birçok maddesi, Cumhuriyetin birçok ilkesi ihlal ya da ihmal edilirken, Anayasaya aykırı yasalar ortada cirit atarken, seçim hukukunun adaletsizliği tavana vurmuşken suskun kalmanın, “adaletsizlik” gibi bir sonuçla haykırılması da tartışmalara açık.
9- Bütünsel bakıldığında, siyasi faaliyet, seçme ve seçilme, seçim güvenliği gibi hakların siyasal iktidarın güdümüne sokulmak istenmesi gibi bir durumla karşı karşıya Türkiye. Eşitsiz düzen adaletsizliği yaratıyor, aynı düzenin kurumlarından adalet aranıyor. İyileştirmelerle gelir mi? Tarih bize gelmeyeceğini gösteriyor.
| CHP'nin kurultay davasında karar çıkmadı, duruşma ertelendi |
|
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.