Sayfa yolu
ÇEVİRİ | Pelosi'nin Tayvan üzerindeki provokasyonu dünyayı istikrarsızlık çağına sürüklüyor
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Dış Haberler
Yayın Tarihi: 02.08.2022 , 14:06 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Global Times'ta bugün yayımlanan Martin Jacques'in "Pelosi'nin Tayvan üzerindeki provokasyonu ABD ile dünyayı düzensizlik ve istikrarsızlık çağına sürüklüyor" başlıklı makalesini soL okuyucuları için çevirdik. Cambridge Üniversitesi Siyaset ve Uluslararası Çalışmalar Bölümü kıdemli araştırmacı olan Martin Jacques, çalışmalarına Tsinghua Üniversitesi Modern Uluslararası İlişkiler Enstitüsü ve Fudan Üniversitesi Çin Enstitüsü'nde devam etmektedir.
(Çeviri: Bahadır Batur)
Donald Trump'ın Kasım 2016'da ABD Başkanı olarak seçilmesi, ABD-Çin ilişkilerinde kırk yılı aşkın süredir devam eden göreli istikrarın sonunu getirdi. O zamandan beri, ilişkilerde kopuşlarla birlikte tüm yol yokuş aşağı oldu. Beş yıl geçti ve iki ABD Başkanı gördük. İlişkilerin serbest düşüşte olduğunu öne sürmek abartı olur, ancak mevcut durumda an itibariyle aşikar. Tahmin edilebilirliğin yerini belirsizlik almış vaziyette. Güven buharlaştı. Kasım ayındaki ABD Kongresi seçimlerinden veya 2024'teki başkanlık seçiminden sonra ilişkinin durumunun ne olacağını tahmin etmek imkansız. Nancy Pelosi'nin Tayvan'a yapacağı tartışmalı ziyareti çevreleyen büyük belirsizlik, ABD-Çin ilişkilerinin son derece hareketli ve son derece değişken doğasını gösteriyor. Ne Çin Devlet Başkan Şi Cinping ne de ABD Başkanı Joe Biden'in bu ziyaretin gerçekten devam edip etmeyeceğini bilmemeleriyse iyi bir gerçek.
Bu çok tehlikeli bir durum. İlişkiler tüm öngörülebilirliğini kaybetti. Daha önce ABD-Çin ilişkisi köklü ve derin bir karşılıklı anlayışa ve birbirlerinin pozisyonuna saygıya dayalıyken, şimdi çok az şey kaldı. Sanki yok olmuş gibi görünüyor. İlişkinin aniden rotasından sapmasını engelleyen korkuluklar, geçtiğimiz haftalarda dramatik şekilde gördüğümüz gibi artık yerlerinde değiller. Durumu daha da tehlikeli, hatta korkutucu yapan şey, ABD'de büyüyen güç boşluğudur. Biden, son dakikaya kadar Demokrat Pelosi'nin Tayvan'a gidip gitmeyeceğini bilmiyordu. Gördüğümüz gibi Biden'ın yardımcıları, Çin'in askeri müdahalesi durumunda ABD'nin Tayvan'ın savunmasına geçeceği yönündeki açıklamasını yeniden yorumlaması gerektiğini belirterek, medyayı rahatlatmak için müdahalede bulundu.
2024'te kimin ABD Başkanı olabileceğini tahmin etmek imkansız. Örneğin, Trump'ın dönüşünü ya da daha da kötüsünü hayal etmek zor değil. Bu arada ABD'deki kutuplaşma ve parçalanma süreci, ABD'nin gerilemesinin göstergesidir. Her şeyden önce, küresel düzenin büyüyen çöküşünden sorumlu olan da bu durumdur. Hem ABD'de hem de elbette daha geniş dünyada düzensizlik ve istikrarsızlık çağına girdik. Küresel barış için ölümcül bir tehdit ortaya çıktı. Sadece birkaç yıl içinde, savaş, fetih ve çatışma dili, işbirliği ve barış dilinin yerini aldı. Savaş fikri giderek normalleşiyor. Bu, savaşın patlak verme olasılığının arttığı anlamına geliyor.
Patlama noktasınınsa Tayvan olması tesadüf değil. Trump'ın başkan olarak ilk eylemlerinden biri Tsai Ing-wen'e telefon açmaktı, böylece 1979'dan beri ilk kez bir ABD başkanı Tayvanlı bölge lideriyle görüşmüş oldu. Daha akıllı kafalar tarafından bu politikayı takip etmekten caydırılmış olmasına rağmen, Trump "Tek Çin" politikası sorgulanmaya bile başlandı. Nixon-Mao yakınlaşmasının en büyük başarılarından biri, sonradan gelecek 40 yıl boyunca ABD-Çin ilişkisinin Tayvan sorununda göstereceği bir dizi anlayıştı. ABD-Çin ilişkisi 2016'dan sonra çözülmeye başladığında, Tayvan sorununun bir kez daha önemli bir konu haline gelmesi kaçınılmazdı.
Çin için hiçbir şey kaybedilen toprakların geri kazanılmasından ve Çin'in yeniden birleşmesinden daha önemli değildir. Çin için bu varoluşsal bir sorundur. Buna rağmen Çin Halk Cumhuriyeti, adanın Çan Kay-şek tarafından 1949'da yasadışı işgalinden bu yana büyük bir sabır göstermiştir. Mao, Kissinger'a, "Tek Çin" politikasına sıkı sıkıya uyulması koşuluyla Çin'in Tayvan hükümetine karşı sabırlı olacağını açıkça belirtti, ancak Tayvan bağımsızlığını ilan etme yolunda adımlar attı. Kissinger'ın aktardığına göre Mao Zedung, "Şimdilik Tayvan olmadan yapabiliriz ve 100 yıl sonrasının gelmesini bekleyebiliriz" dedi.
Son beş yıldır ABD, Tayvan'a silah satışları ile bölgedeki askeri varlığını artırarak ve ABD'li politikacıların ziyaretleri aracılığıyla adaya diplomatik destek vererek bu anlaşmaları ihlal ediyor. Temsilciler Meclisi Başkanı Pelosi'nin ziyareti provokasyon çıtasını yükseltecek. 1997'den beri onun konumundaki bir ABD'li yetkili adayı ziyaret etmemişti. Pelosi'den sonra, sırada ne veya kim olacak? Bir desen durmadan şekilleniyor. Çin ve ABD arasındaki ilişki giderek daha öngörülemez hale geldikçe, Tayvan açık ara en tehlikeli gerilim ve çatışma kaynağı haline geldi.
Pelosi ziyareti gerçekleşmemelidir. Sadece gerilimi yükseltmeye, şüpheleri artırmaya ve askeri bir çatışma tehlikesini artırmaya hizmet edecek. Ancak ziyaret gerçekleşmese bile, yeni başlayan gerilim süreci tırmanmaya devam edecek, durmayacaktır. İki ülkenin, Tayvan konusunda uzun süredir devam eden ve ortak anlayışlarının temel ilkelerini yeniden teyit etmesi gerekiyor. Tayvan üzerinde bir askeri çatışma tehlikesi, 1970'lerden bu yana herhangi bir zamanda olduğundan çok daha büyük bir olasılık. Bu tür herhangi bir çatışma, daha önce olduğundan çok daha ciddi olacaktır, çünkü Çin, şu anda ABD'nin dengi ve çok daha zorlu bir askeri hasımdır. Bu, her iki tarafın da ne pahasına olursa olsun kaçınmaya çalışması gereken bir çatışmadır.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.

