Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Çeşme Projesi'ne tepki: 'Yarımada parsel parsel talan edilecek'

TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu, Çeşme Projesi’ne ilişkin açıklama yapılarak 'Çeşme Projesi İzmir’in Kanal İstanbul'udur!' denildi.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 25.03.2022 , 16:30 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu, geçtiğimiz günlerde Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy tarafından açıklanan Çeşme Projesi’ne ilişkin Mimarlar Odası İzmir Şubesi’nde basın açıklamasında bulundu.

Basın açıklaması metnini TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu adına Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi Sekreteri Zafer Mutluer okudu.

"Çeşme ilçesi, sermaye ve merkezi-yerel yönetimlerin çabasıyla kendi deyimleriyle parsel parsel ihale edilmek isteniyor" diyen Mutluer, "Kuşkusuz bu ihtiyacın toplumun ve doğanın ortak yararıyla en ufak bir ilişkisi bulunmuyor. Yıllardır 'Alaçatı Sulak' alanını yok etmeye çalışanların hemen yanı başında farklı bir şey yapacağına inanmamızı mı bekliyorlar? Evet şunu çok iyi biliyoruz; bütün kente beton döksek yine de gözü doymak bilmeyen bir akıl ile karşı karşıyayız!" ifadesini kullandı.

Açıklama şöyle:

'Çeşme Projesi İzmir’in Kanal İstanbul'udur!'  

"2019 yılı ortalarında kamuoyunda tartışmaya açılan 'Çeşme Projesi'nin kısa sürede bir talan projesi olduğu ortaya çıkmıştır. Son iki yıldır yetkili Bakanlıklar tarafından 'Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi' sınırları genişletilmekte, sit alanlarındaki koruma statüleri düşürülmektedir. Alanda mevcut mera, zeytinlik ve nitelikli tarım arazilerinin tarımsal faaliyet dışında kullanılmasını sağlayacak İl Toprak Koruma Kurulu Kararı alınmaktadır. Bu kararlar, bilimsel dayanaktan yoksun olup bir süre sonra gündeme gelecek plan kararlarına altlık teşkil etmesi amacıyla yapılmaktadır. Alandaki mülkiyetlerin yüzde 97’si kamu mülkiyeti olmasına rağmen bu projenin hayata geçmesi durumunda buranın parsel parsel satılacağı itiraf edilmektedir. Üstelik bu itiraf çok sayıda üniversitenin, sivil toplum kuruluşları ve özel şirketlerin katkısıyla yapılarak kamuoyu aldatılmaya çalışılmaktadır.  

Söz konusu talan projesini meşrulaştırmak amacıyla suyun ters ozmoz yöntemiyle denize deşarj edileceği söylenmekle birlikte deniz ortamına deşarjı ile bertaraf edilmesi halinde deniz ortamında ekolojik tahribat oluşacağı, tuz giderme tesislerinden kaynaklanan konsantre akımlar yoğun tuz ve toksik içerikli olduğundan deşarj edildikleri noktalarda sucul ekosistemin olumsuz yönde etkileneceğinden bahsedilmemektedir. 

'Yapılmış bilimsel çalışmalar inkâr mı ediliyor?' 

Yakın dönem çalışmalarından olan 'İzmir Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı'nda (İzmir Büyükşehir Belediyesi, 2020) ve 'İklim Değişikliğine Dirençli Kentler için Bir Çerçeve: Yeşil Odaklı Uyarlama Kılavuzu'nda (İzmir  Büyükşehir Belediyesi ve Peyzaj Araştırmaları Derneği, 2019) yer alan analizlere ve 2050-2100 yılları iklim senaryolarına göre, Çeşme İzmir’in kırılgan olan ilçeleri arasında raporlanmıştır. İlgili araştırmalarda İzmir'de birçok ilçede birbirini izleyen kurak günlerin (yağışların mm'den az olduğu) sayısı da analiz edilmiştir. Ayrıca 'ortalama toprak sıcaklığı artışı, buharlaşma artışı, toprak nemi azalışı, ardışık kurak  günler, toplam yağış miktarından azalış, sıcak hava dalgası gün sayısında artış' faktörlerine göre Çeşme ve çevresi (yarımada) riskli bölgeler arasında gösterilmiştir. Bu analizlere dayanarak su miktarındaki azalmanın özellikle bitki su ihtiyacı açısından oldukça önem taşıdığı, suyun depolanması ve kullanımında daha dikkatli davranılması gerektiği vurgulanmıştır. Hal böyleyken İzmir Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde yapılan bu akademik tabanlı çalışmalarda ortaya çıkan sonuçlar yoksa inkar mı edilmektedir? 

'Yıkım projesini şirin göstermek için 'Cumhuriyet Köyü' kurulacak denildi'

Çeşme yarımadasına ilişkin lisansüstü/doktora çalışmaları ve yerel yönetimlerce geçmişte yapılan araştırmalar bu talan projesiyle görmezden gelinmekte ve bu yıkım projesini 'şirin' göstermek için 'Cumhuriyet Köyü' ve hayvan köyünün kurulacağı, sakız ağaçlarının dikileceği ifade edilmektedir.

Projede Kurulması planlanan 'Cumhuriyet Köyü' doğa ile uyumlu olarak planlandığı ve çevresine 130 bin sakız dikilerek sakız üretiminin geliştirileceği varsayımı tamamen hayal unsuru olduğu açıkça ortadadır. Öncelikle sakız fidanı üretimi yaklaşık 10 yıldan beri devam etmekte olup Orman Genel Müdürlüğünce başlatılan 'Sakız Eylem Planın'yla dahi yılda 10 bin adetten fazla fidan üretilememiştir.

'Ağaçlandırmaya uygun bu büyüklükte bir alan yok'

Sakız fidanı üretiminin teknik güçlükleri bilindiği halde bir anda belirtilen miktarda sakız fidanı dikme taahhüdü gerçeği yansıtmamaktadır. Ayrıca belirtilen mevkiinin tamamında belirtilen miktarda sakız fidanının dikileceği (yaklaşık 325,00 hektar), bir başka ifadeyle teknik olarak ağaçlandırmaya uygun bu kadar büyüklükte bir alan bulunmamaktadır. Bu teknik verilere göre projede sakız ağaçlandırması yapılması öngörüsü teknik olarak gerçeği yansıtmamakta ve tamamen hayal ürünü  odluğu açıkça ortadadır.  

Tarımsal ürünler niteliklerini sadece toprakta değil, ekosistemden de alır. Bu nedenle bölgedeki Sakız Enginarı, Çeşme Sakızı, Çeşme Anasonu önemli değerlerimizdir. Örneğin bölgede yetişen Çeşme Kavunu coğrafi işaret almıştır. Bu alanda yapılacak her türlü müdahale, ekosistem ve tarımın bütünlüğünü olumsuz etkileyecek, habitatın ve sayısız canlı türünün ölümüne sebep olacaktır. Bu kadar hassas bir alanda bu projenin hayata geçmesi ekolojik felakete sebep olacak bir karardır.  

'İzmir kamuoyunun aldatılmasına izin vermeyeceğiz'

Bu popülist söylemler ve bilimsel açıdan oldukça tartışmalı olan uygulamalarla İzmir kamuoyunun aldatılmasına izin vermeyeceğiz. Çünkü turizm dışında bir kalkınma stratejisi sunamayan, tarımsal destekleri her geçen yıl azaltan, tarımı ve sanayiyi dışarıya bağımlı kılan, özellikle iklimsel krizin bu derece tırmanışta olduğu süreçte doğayı sömürülmesi gereken bir meta olarak gören bu aklı gayet iyi tanıyoruz. 

Tartışıldığı günden beri bir kent suçu olan bu yağma projesinin tarafları, bütün süreci 'aman aramızda kalsın' mutabakatıyla yürütmesine rağmen şeffaflıkla övünebilmektedir. Açıkça söylüyoruz: Bu rant projesinde rol alan herkes (siyasetçi, bürokrat, bilim insanı, meslek insanı…) bu ekolojik  kıyımın ve yıkımın bizzat suç ortağıdır. 'Çesme Projesi'nin yanı başında yer alan 'Alaçatı Sulak Alanı' bir avuç azınlık teknesini evinin önüne bağlasın ve sermaye daha fazla kazansın diye yok ediliyor!  

'Rant projelerine mücadele etmeye çağırıyoruz'

Sermayenin ve bir grup insanın çıkarı için bu alanın yok edilmesine ve sayısız canlı türünün zarar görmesine yaşam döngüsü içindeki işleyişe müdahale edilmesine izin vermeyeceğiz! Sonuç olarak; Alaçatı Sulak alanında yaşanan katliamı mumla aratacak yeni bir katliam 'Çeşme Projesi' ile gerçekleştirilmek istenmektedir. Çeşme Yarımadası’ndaki ekolojik yıkım geri dönülemez bir noktaya ulaşmadan, bu yıkımın acilen durdurulması konusunda yetkili kurum/ kuruluşları sorumlu davranmaya, bu talan projesinden vazgeçmeye çağırıyoruz.

Yaşam destek sistemi olarak görülmesi gereken bu alanlara sahip çıkmak, iyileştirmek ve korumak yerine tüm bu ekosistemlerin sağlığını geri döndürülemeyecek şekilde bozabilecek mega proje istemiyoruz. Aksi takdirde, bu kararların altında imzası bulunanlar, gelecekte yaşanacak olası kuraklık, trafik ve koku sorunlarında, 'doğal afeti' gerekçe gösteremezler. Çünkü yaşanacak her türlü sorunun faili bizzat kendileridir! 

Kentimize dönük bu saldırılar sadece meslek odalarının konusu değildir. Bu nedenle geleceğimizi tehlikeye atacak rant projelerine karşı bütün kesimleri birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz. Meslek odaları olarak, sürece ilişkin yaşanacak her gelişmeyi bilimsel ve teknik zeminde inceleyerek konuya ilişkin değerlendirmelerimizi açıklıkla paylaşacağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz."

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.