Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Cemaat’te ilk bölünme, Mustafa Özcan’dan açıklama: Para ve af kavgası büyüyor

Cemaat içindeki kavgadan ilk bölünme haberi gelirken, darbeyle yönetimden uzaklaştırıldığı söylenen Mustafa Özcan’dan “para merkezli” bir söyleşi geldi. Öte yandan Cemaat içinde af tartışması da alevlenmeye devam ediyor.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 31.10.2025 , 15:09 Güncelleme Tarihi: 31.10.2025 , 18:46

AKP iktidarının eski ortağı Gülen Cemaati’ndeki iç kriz giderek ilginç bir hal alıyor.

Gülen’in ölümünden hemen önce başlayan bu büyük kavganın merkezinde bugünlerde “para”, “af tartışması” ve “iç darbe” iddiaları bulunuyor.

Kısa süre önce soL’da kavganın geldiği yere işaret etmiş, taraflara ve karşılıklı savaş ilanlarına yer vermiştik.

Aradan geçen kısa sürenin ardından bu iç kavgada yeni gelişmeler yaşandı. Tüm kavganın gelip düğümlendiği yer, pek de şaşırtıcı olmayan şekilde, para.

Mustafa Özcan’dan ilk röportaj

2017’de gündeme gelen bir istihbarat raporunda tam 600 milyon avroluk bir parayı kontrolü altında tuttuğu iddia edilen, Gülen sonrası da Cemaat’in lideri olacak denilen isim Mustafa Özcan’dı.

Bu ismi son olarak AKP’nin casusluk operasyonun merkezinde yer alan Hüseyin Gün ile 2012'de görüştüğü haberleriyle duymuştuk.

Özcan, Cemaat içinde Gülen’den sonra öne çıkan birkaç isimden biriyken, “iç darbe” olarak tarif edilen süreç sonrası liderliğin dışına düştü.

Bu düşüşün ardından Özcan’ın açıklama yapıp yapmayacağı merak konusuydu.

Özcan beklenen açıklamayı yaptı ve kendisine ilişkin merak edilen sorulara yanıtlar verdi.

Örneğin “Gülen’i siz mi yönlendiriyordunuz?” sorusuna yanıt veren Özcan, 1966’dan beri Gülen’le birlikte hareket ettiğini ve sadece onun taleplerini yerine getiren biri olduğunu söyledi.

Özcan, iddiaları reddederken kendisi üzerinden Cemaat'te bir iç gerilim yaratılmak istendiğini öne sürdü.

Bu açıklamaların doğruluğu hayli tartışmalı. Özellikle Gülen'in sağlık sorunları sırasında Özcan ve Cevdet Türkyolu'nun Gülen'i kendi çizgilerine doğru çekiştirdikleri çok sık konuşulmuştu.

Paralar nerede?

Özcan’a dair kritik tartışmalardan başında Cemaat’in paraları geliyordu. Hem Özcan'ın hem de Türkyolu'nun Cemaat'in para kaynaklarının üzerine çöktüğü iddiaları bulunuyor.

Halkın ve devletin kaynaklarıyla oluşturulan, kendi tabanları üzerinden de artırılan devasa servetin akıbetine dair soruya yanıt veren Özcan, Cemaat’in paralarını yurt dışına çıkardığı iddialarına ilişkin, “Bunlar para trafiği nasıl cereyan eder hiç bilmiyor demektir. Ben Kaynak Holgind’de 2000 yılında görev yaptım, 2005’te bitirdim. Diyanet Vakfı 1993’ten itibaren bize burs verdi, bunu kıskandılar. Kaynak Holding gündemindeyse biz Asya’nın ortağıyız. Asya ile benim aramda bir ilişki yok, kredi ilişkim yok. Olsa kıyameti koparırlardı. Gerek Asya Finans, gerekse Kaynak’tan transfer, bunlar hep devletin elinde. Bu dedikleri para, ayakkabı kutularıyla, çantalarla taşınmakla bitmez. Resmi yollarla buralardan para çıkarmış olsak, dünya devletler arasındaki para trafiğinin ne olup olmadığını, bunların hiçbir şekilde vaki varit olmadığını bilirler. Bunlar tamamen masa başında uydurulmuş şeyler” dedi.

Ancak Özcan bombayı sona saklayıp, “Benim hayat standardım belli, hiçbir değişiklik yok. Onun için bu paralar nerede bunu sormak lazım?” ifadesini kullandı.

Cemaatçi bazı hesaplar hem Özcan'a "Banka Asya paraları nerede?" diye sorarken birçok hesap da mevcut yönetime paranın akıbetini soruyor

Gerçekten bir raporda 600 milyon avro olarak geçen, tam miktarı bilinmeyen servetin nerede ve kimin kontrolü altında olduğu merak konusu.

Paranın kendi kontrolü altında olup olmadığına ilişkin soruya Özcan, “Hiç olmadı. Bu hususlarla girdiler çıktılar belli. Gelirler giderler zaten benim kontrolümde değil, mali heyetin kontrolünde. Bunun ne olup olmadığını bizi bilen herkes bilir” yanıtını verirken, aslında Cemaat içine de aba altından sopa gösteriyor.

Özcan belli ki kendisinin tasfiye edildiğini kabul etmek zoruna gittiği için tasfiye iddialarına ilişkin ise, “Bana darbe yapıldı deniyor. O onu tasfiye etti, bu bunu tasfiye etti olamaz. Kim neden, neyi tasfiye etmiş olacak. Evet bayrak yarışı diyelim, arkadaşlarımız Hizmet’i tedvir ediyor, onlar yorulunca yolda mı kalacak, daha genç, daha dinamik, daha birikimi yüksek insanlar alır bayrağı götürürler” diyor ama sonuç olarak liderlik dışında kaldığını onaylıyor.

Söyleşi uzun, haber kapsamına alacağımız son iki başlıktan biri Adil Öksüz'e dair. Özcan, kendisine bağlı olduğu söylenen Adil Öksüz’ü tanıdığını belirterek, “Ben 15 Temmuz’la ilgili ne bir gün Adil Öksüz ile görüştüm ne de yönlendirme yaptım. Böyle bir şey yok” diyor. İnanması güç de olsa, Özcan sonuç itibariyle bu konudaki sessizliğini bozuyor.

Erdoğan, Demirel, Abdullah Gül ile hangi kapsamda görüştü?

Özcan söyleşi kapsamında Tayyip Erdoğan, Süleyman Demirel ve Abdullah Gül ile hangi kapsamda görüştüğüne ilişkin soruya ise şöyle yanıt verdi: 

"Biz Tayyip Erdoğan ile komşuyduk, ben Kağıtçıbaşı o da Emniyet Mahallesi'nde oturuyordu. Belediye Başkanlığı'nın sonlarında, ben onu Altunizade'ye iki üç defa sabah namazına götürdüm Hocaefendinin yanına. Sonrasında da devlet büyükleriyle görüştük. Ben Hocaefendi adına onlarla görüşüyordum. Ülkenin geleceği adına mesajlar iletiyordu onlara."

İlk bölünme geldi, para kavgası son sürat devam ediyor

Özcan’ın söyleşisinde birçok kritik bilgi ve açıklama yer alsa da Cemaatçiler arasındaki söyleşi en büyük tartışma “para” konusunda oldu.

Aslında bu çok şeyi anlatıyor.

Paralar yurt dışına çıkarıldı mı, çıkarıldıysa kimde ya da kimlerin kontrolünde?

Bu sorular Cemaatçilerin sosyal medya hesaplarında büyük bir krize konu olmuş gibi görünüyor.

Bunun nedenlerinden biri, Cemaat tabanında yer alan birçok isim için sürekli "destek kampanyası" düzenlenmesi. Yani bir yanda bazı Cemaatçilerin para ihtiyaçları için kampanyalar düzenlenirken, diğer yanda "ayakkabı kutuları, çantalarla çıkarılması mümkün olmadığı" söylenen paraların akıbeti tartışılıyor

Öte yandan bu tartışmaların bir tarafından Gülen’in kardeşi “Mesih” de yer alırken, taraflar birbirlerini her konuda suçlamaya devam ediyor.

"Sahte vasiyet" iddiaları, "birbirlerinin düzenlediği para kampanyalarını şikayetler" havada uçuşuyor.

Cemaat içinde ciddi bir para tartışması sürüyor

Bu ekipler içinde Gülen'in kardeşiyle de birlikte hareket ettiği belirtilen bir ekip Gülen’in adıyla yeni bir vakıf kurdu.

Bu vakfın bir paylaşımına yer veren Emre Uslu adlı Cemaatçi, “Cemaatin bölünmesi artık resmileşti. Takipçilerinden anlaşıldığı kadarıyla Murtaza ve çevresindekiler  Gülen Mirası Vakfı kurmuşlar. Önce gizli bir heyet kurmuşlardı şimdi de vakfını kurmuşlar. Bakalım cemaate yönelttikleri şeffaflık teklifini kendileri gösterebilecek mi? Şimdilik vakfın mütevellisine dair hiç bir bilgi yok. Biraz süre vermek lazım” ifadesini kullandı.

Uslu'nun bölünme temalı bu paylaşımına Cemaatçilerin farklı ekiplerinden tepkiler geldi ve bölünme ifadesine tepki geldi

 

Uslu bu paylaşımları yaparken, Uslu ve Cemaat merkezine yakın bir diğer isim, Gülen'in kardeşini de etki altına almakla suçladığı ekibe, tıpkı onların da kendilerine yaptığı gibi para suçlamasında bulunuyor. İki ekip de birbirini para kaçırmakla, akçeli işlerle suçluyor:

Burada tartışmalar devam ederken bir diğer Cemaatçi Önder Aytaç da Erdoğan’a ilettiği af çağrısını sürdüren “açık mektuplarına” devam etti.

Aytaç, son paylaşımlarının birinde “Lütfen sosyal medyadaki herkes Sn Cumhurbaşkanına hitaben 1 mektup, 1 twit vs. yazsın. Tanıdığınız herkesi de yazmaya teşvik edin” dedi.

Aytaç, bu paylaşımlarıyla Cemaat'in yönetimini kontrol eden ekipler tarafından hedef alınıyor. Cemaat tabanından olduğu belirtilen bazı isimlerin ise desteğini alıyor.

Nereye gidiyor?

Cemaat içindeki güç kontrolü savaşı sonrası belli ki bazı ekipler umudu kesip AKP ile barış yolunu aramayı hızlandıracak. Af tartışmaları tam da bu zeminde güç kazanıyor.

Öte yandan Cemaat'in merkezini kontrol eden ekibin de bu fikre tümden uzak olduğunu söylemek mümkün değil. Yapılan paylaşımlar ve dile getirilen ifadeler daha çok AKP'nin kendilerine böyle bir kapı açmayacağına dair duyulan kaygıyı gösteriyor. Belli ki Cemaat, eskiden birlikte yol yürüdüğü ortağı AKP'nin açabileceği kapıyı bekliyor. 

Bu kapıyı beklemeye tahammülü kalmayanlar ise şimdiden "af bayrağını" çekmiş durumda. Bu tartışmanın nereye evrileceği merak konusuyken, Cemaat içinde giderek artan para ve güç savaşı belli ki daha fazla pisliği ortaya çıkarmaya devam edecek.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.