Sayfa yolu
Celalettin Kesim katledilişinin 46. yılında Berlin’de anıldı: 'Mücadele kararlılıkla sürüyor!'
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 06.01.2026 , 21:46
Türkiye Komünist Partisi, Alman Komünist Partisi (DKP) ve Sosyalist Alman İşçi Gençliği'nin (SDAJ) çağrısıyla bir araya gelen kitle, Celalettin Kesim’i öldürüldüğü yer olan Kottbusser Tor meydanında, onun adına dikilen anıtın önünde andı.
Anma töreninde komünist şair Nâzım Hikmet’in şiirleri hem Almanca hem de Türkçe olarak okundu. Katılımcılar, yapılan açıklamaların ardından saygı duruşunda bulunurken, Kesim’in anıtını karanfiller ve mumlarla donattılar.
'Emekçileri emperyalist planları bozmaya çağırıyordu'
TKP Berlin Örgütü tarafından yapılan açıklamada, Celalettin Kesim’in katledildiği dönemin atmosferine dikkat çekildi. Kesim’in yalnızca bir eğitimci değil, aynı zamanda sınıf perspektifine sahip bir devrimci olduğu vurgulanan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Celalettin Kesim, Türkiye Komünist Partisi üyesi bir eğitimciydi. Olaylara işçi sınıfı perspektifi açısından bakan bir enternasyonalist bir sendikacı olarak, bunları sadece yorumlamakla yetinmiyor, örgütlü olarak bu sürece müdahale etmeye çalışıyordu. İşte bu nedenle Celalettin Kesim, bu olaydan 9 gün önce Türkiye’de ordunun verdiği muhtıraya karşı Batı Berlin sokaklarında bildiri dağıtıyordu. Kesim katledildiğinde, elinde 12 Eylül 1980 tarihinde, yani bu cinayetten 9 ay sonra gerçekleşecek olan başta ABD ve Federal Almanya olmak üzere, kısaca NATO destekli faşist askeri darbenin arifesinde, emekçileri emperyalist planlarını bozmaya çağıran bildiriler vardı.”

Cinayetin ardındaki NATO ve Gladio izleri
Açıklamada, 5 Ocak 1980 tarihinde gerçekleşen cinayetin tesadüfi bir saldırı olmadığı, aksine uluslararası bir stratejinin parçası olduğu belirtildi. O dönemde Avrupa ve Türkiye’de yaşanan diğer katliamlarla paralellikler kurulan açıklamada, istihbarat örgütlerinin rolüne işaret edilerek şu ifadelere yer verildi:
“5 Ocak 1980 tarihinde, Mevlâna Camisi’nden ellerini kollarını sallayarak çıkan ve tek bir resmi güvenlik görevlisinin görülmediği yolları geçen bu güruhun işlediği siyasi cinayetin arkasında, düzenleyici, kışkırtıcı ve sonrasında örtbas edici olarak Alman ve Türk istihbaratı bulunmakla birlikte, bu saldırılar genel bir anti-komünist gerici emperyalist stratejinin parçasıydılar. Bahsettiğimiz bu emperyalist yıldırma projesi, 1980’in ikinci yarısında hız ve derinlik kazanıyordu. Bugün artık NATO – Gladio katliamları olarak bilinen ve tetikçiliğini faşistlerin yaptığı katliamları kısaca hatırlayalım: Türkiye’de 28 Mayıs’ta başlayan ve temmuz ayına kadar Çorum’da gerçekleştirilen katliamlarda, o dönem ilerici hareketlerin tabanını oluşturan onlarca Alevi vatandaş katledildi. İtalya, 2 Ağustos Bolonya Tren Garı Katliamı. 85 kişi öldü, yüzlerce kişi yaralandı. Gladio katliamı olduğu resmi belgelerle ortaya çıktı. Federal Almanya, 26 Eylül 1980, Münih Oktoberfest Katliamı. Katliamı tek başına gerçekleştirdiği iddiasıyla bir faşist tutuklandı. Anayasayı Koruma Örgütüyle ilgili bağlantılar ve katliamın arkasındaki örgüt ve kişiler karanlıkta bırakıldı.”
'Bugünkü rejimin temelleri o gün atıldı'
Anmada yapılan açıklamada, 12 Eylül darbesinin Türkiye toplumunu dinselleştirme ve sermaye için engelsiz bir alan yaratma hedefi taşıdığı, bu sürecin güncel siyasi tabloyla olan bağı şu sözlerle ifade edildi:
“Türkiye, 12 Eylül 1980, ABD’li yetkililerin Başkan Carter’e ‘Bizim çocuklar başardılar’ diye haber verdikleri NATO’cu faşist darbe. Çoğu ilerici yüz binlerce insan tutuklandı ve işkenceden geçirildi. Türkiye’de ABD’nin ‘Yeşil Kuşak Projesi’ çerçevesindeki toplumsal düzenin dinselleştirilmesi ve sermayeye dikensiz gül bahçesi yaratmak için ilk adımlar atılırken, bugünkü AKP rejiminin de temelleri atılmış oldu. Federal Almanya’daki Schmidt hükümeti cuntaya koşulsuz olarak hem siyasi hem de ekonomik destek verirken, darbeden sadece bir ay sonra Türkiye’den gelecek olanlara vize uygulanmaya başlandı.”
LLL Yürüyüşü'ne çağrı
TKP Berlin Örgütü, Celalettin Kesim’i öldürenlerin hedeflerine ulaşamadığını belirterek, mücadeleyi büyütme çağrısında bulundu. 11 Ocak 2026 tarihinde gerçekleştirilecek olan geleneksel Rosa Luxemburg, Karl Liebknecht ve Vladimir Lenin (LLL) yürüyüşüne katılım çağrısı yapılan açıklama, şu ifadelerle son buldu:
“Celalettin Kesim’in ve birkaç gün sonra yine Berlin’de anacağımız Alman yoldaşlarımızın sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya için, sosyalizm için yürüttükleri örgütlü mücadelelerini kararlılıkla sürdürürken, mücadeleleri ve anıları önünde saygıyla eğiliyoruz. Yaşasın devrim, yaşasın sosyalizm! Yaşasın uluslararası dayanışma! Yaşasın Türkiye Komünist Partisi!”
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.