Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

'Casusluk' davası: Gün ve İmamoğlu'nun savunmaları bitti, 'Fuat Oktay' iddiasının belgesi dosyaya girdi

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, danışmanı Necati Özkan ve gazeteci Merdan Yanardağ’ın "siyasal casusluk" iddiasıyla yargılandığı davanın ilk duruşması Silivri’de görüldü. Davanın kilit ismi Hüseyin Gün hakkındaki suçlamaları reddederek geçmişte dönemin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay'ın onayıyla devlet adına "FETÖ" ile mücadele raporları hazırladığını söyledi. Duruşmanın ilk günü sona erdi, yarın görülecek celsede Necati Özkan ve Merdan Yanardağ savunma yapacak.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 11.05.2026 , 12:32 Güncelleme Tarihi: 11.05.2026 , 17:24

“Casusluk” suçlamasıyla geçen yıl tutuklanan ve etkin pişmanlıktan yararlanabilmek için ifade veren Hüseyin Gün’ün iddiaları üzerine İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, danışmanı Necati Özkan ve gazeteci Merdan Yanardağ hakkında “siyasal casusluk” suçlamasıyla dava açıldı.

 Davanın ilk duruşması bugün Silivri'de İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesince görüldü.

Davayı takip etmek üzere salonda tutukluların aile yakınları, çok sayıda siyasi parti temsilcisi ve basın mensubu yer aldı.

Merdan Yanardağ'ın tutuklanmasıyla birlikte kayyım atanan TELE 1 çalışanları da davayı takip etmek için Silivri’de.

Hüseyin Gün savunmasında özetle, 15 Temmuz’dan sonra “devleti adına” yurtdışında görev yaptığını, dönemin Başbakanlık Müsteşarı Fuat Oktay tarafından şirketlerine “Türk devleti adına tam yetki” verildiğini söyledi. Yanardağ ile ilgili "Merhum annemin yadigarı olarak gördüğüm, Jön Türk olarak gördüğüm birisi. Kitaplarını okurum. Burada ben sadece bağış yaptım. Bu para TELE 1’in elektrik faturasını bile ödeyemez" ifadelerini kullandı. İmamoğlu’nu yalnızca bir kez gördüğünü, İBB ile ticari ilişki kurulmadığını söyleyen Gün, savunmasının ardından “çıkar amaçlı suç örgütü mensubu musunuz?” sorusunu yanıtsız bıraktı.

Duruşmanın ilk günü sona erdi, yarın görülecek celsede Necati Özkan ve Merdan Yanardağ savunma yapacak.

Yanardağ: Emperyalizmin işbirlikçileri yurtseverleri casuslukla suçluyor

Duruşma öncesinde Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Ekrem İmamoğlu alkışlarla salona girdi. Seyircilerle selamlaşan Yanardağ, "Amerikancı bir iktidar var. Emperyalizmin işbirlikçileri yurtseverleri casuslukla suçluyor" dedi. Ekrem İmamoğlu da salona alkışlarla geldi. İzleyicileri selamlayarak yerine oturdu. Etkin pişmanlıktan yararlanarak ifade veren Hüseyin Gün de salona girdi. Duruşma yaklaşık 50 dakikalık bir gecikmeyle başladı. Davada önce Hüseyin Gün, ardından Ekrem İmamoğlu ve Necati Özkan savunma yapacak. 


soL, davanın gözden kaçan boyutlarını inceledi. En önemli noktalardan biri, "Kara Hücre" denilen istihbarat yapılanmasına dair ortaya konulanlar, Savcılığın niyetini ve iddianamenin zayıf karnını gözler önüne mi seriyor?


Hüseyin Gün: Türkiye'nin güvenliğini riske atacak veri temin etmedim, casus değilim

Duruşma Hüseyin Gün'ün savunmasıyla başladı. BirGün'de yer alan habere göre etkin pişmanlıktan faydalanarak ifade veren Hüseyin Gün sözlerine "Kendimden eminim casus değilim" diyerek başladı. Hakim 5 günlük duruşma planı olduğunu ve bu 5 günde savunmaları tamamlamayı düşündüklerini söyledi.

Gün savunmasına şöyle başladı:

"Ben 313 gündür bu günü bekliyorum. Muhbir Ümit Deniz Alaçam tarafından 112’ye yapılan ihbar üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan 'devletin gizli kalması gereken bilgilerini casusluk amacıyla temin etmek' suçlamasıyla hakkımda yakalama kararı çıkarıldı. Ben bu sırada bundan habersiz bir şekilde ülkemizde yapay zekâ fabrikası kurmak üzere Amerika’dan döndüğümde yakalandım. 

Bütün cihazlarımı emniyet görevlilerine ben verdim. Çünkü ben casus değilim. Bütün bunlar sonucunda casusluktan tutuklandım. İddianamede Sayın İmamoğlu ve rahmetli annem ile fotoğrafları ve birkaç mesajlaşma bulunuyor. 25 Ekim 2025 tarihinde başlanan ifadem 26 Ekim sabah 10’a kadar devam etti. İBB ana davası kapsamında da yargılanmaktayım. Hakkımdaki iddialar mesnetsiz ve gerçek dışıdır. Ben hiçbir zaman Türkiye Cumhuriyeti’nin güvenliğini riske atacak verileri temin etmedim. Böyle verileri temin etmemem bir yana kimseyle de böyle bir şey paylaşmadım.

Ben uzun senelerdir farklı ülkelerde iş yapmış bir iş insanıyım. 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından Türkiye Cumhuriyeti adına yurt dışında önemli görevlerde bulundum. Bu nedenle casusluk anlamında bir faaliyetim olmadığını da tespit edebilirsiniz.”

‘FETÖ ile mücadele ettim, Fuat Oktay tarafından Türk devleti tarafından tam yetki verildiği açıktır’

Hüseyin Gün savunmasına şöyle devam etti:

"15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına üstlendiğim görev ve sorumluluklara atıfta bulunarak, iddianamede yer aldığı şekliyle yurtdışında istihbarat görevlileri ve önemli kişilerle görüşmem hayatın doğal akışına uygundur. Lordlar Kamarası'nı Türkiye'den değerli devlet büyüklerine açtım. Egemen Bağış, Kürşat Tüzmen, İbrahim Kalın gibi isimler vardı. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından FETÖ ile mücadele için devletim adına görev yaptım. Firari FETÖ'cülerin açık kimliklerini, adreslerini, malvarlıklarını tespit ederek yoğun destek verdim. 

Telefonumda da yetki belgesinin Ekim 2016'dan 1 Mayıs 2017'ye kadar, dönemin başbakanlık müsteşarı ve sonra Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay tarafından, Türk devleti tarafından tam yetki verildiği açıktır. Devlet sırrı olduğu belirtilen 'kara hücre' adlı raporları, FETÖ ile ilgili bilgileri bizzat ben hazırladım. Devletin resmi makamlarına iletilmesini sağladım. 

İddianamenin eklerinde 'kodlamalar' başlıklı yazışmalar da FETÖ ile mücadelede proje yöneticisi olduğum belirtilmiştir. İlk defa bana ifademde sorulduğunda 'devlet sırrını ifşa etmemek için ticari faaliyet' dedim. Ama iddianamede görünce şok oldum."

Dosyaya sunulan orijinali İngilizce olan ve yeminli mütercim tercüman tarafından çevrilen mühürlü belgeye göre; eski Başbakanlık Müsteşarı ve günümüz AKP Ankara Milletvekili ve TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay'ın Gün ve bağlantılı olduğu şirkete "ülke ilişkilerini ve tanıtımını yönlendirme, yönetme ve idare etme konusunda" tam yetki verdiği görüldü. 
Belgede şu ifadeler yer aldı:
"Trident Globe Ltd.; G Plus Europe Ltd. ile birlikte; ülke ilişkilerini ve tanıtımını yönlendirme, yönetme ve idare etme konusunda Türk Hükümeti adına tam yetkiye sahiptir. Bu yetkilendirme 1 Mayıs 2017 tarihine kadar geçerlidir."
Kaynak: BirGün

'İmamoğlu'nu ikinci kez burada görüyorum'

"Kendini Jön Türk olarak gören, katıksız Atatürkçü biri olduğumu ve iddiaların mesnetsiz olduğunu sizlere kanıtlıyorum. Hiçbir karşılık beklemeden vatanıma hizmet etmek için, hain FETÖ'ye karşı yürütülen mücadele kapsamında hazırladığım belgelerin, sözde casusluk suçunun delili olarak gösterilmesi son derece mesnetsizdir. Böyle bir şey olamaz. 

Ekrem İmamoğlu'nu hayatımda sadece bir defa gördüm. Bugün ikinci kez görüyorum. Necati Özkan ile İBB seçimleri YSK tarafından iptal edildikten sonra, yaptırdığım sosyal medya analizi ve bir adet sunum dışında hiçbir görüşmem olmamıştır. Bir geçmiş olsun mesajı gönderdim. Bunun dışında yedi yıldır Necati Özkan ile hiçbir irtibatım olmadı."

Gün’e Merdan Yanardağ sorusu: ‘Bağış yapmak nasıl casusluk oluyor onu ben anlamadım’

Gazeteci Hilmi Hacaloğlu'nun aktardığına göre Mahkeme Heyeti Başkanı, Hüseyin Gün'e "Merdan Yanardağ ile irtibatınız nedir?" diye sordu:

"Merhum manevi annemin yadigarı olarak gördüğüm, Jön Türk olarak bildiğim kitaplarını okuduğum bir gazeteci.

Tele1 seyircisi olarak destek verdim, bir kanalın dönmesi 1000-2000 dolar ile olacak şeyler değil.

Bağış yapmak nasıl casusluk oluyor onu ben anlamadım. 

Benim bildiğim Merdan Yanardağ asla yönlendirme ile kalemini oynatmaz. Aramızdaki yazışma (Kılıçdaroğlu programı hakkında) ne bir yönlendirme ne bir affınıza sığınarak komut verme asla söz konusu değil olamaz. Jön Türk felsefesiyle destek verdim ama casusluk olarak değil."

Hüseyin Gün: Fuat Avni’yi ortak olduğum şirket buldu

Gün, "Fuat Avni" isimli Fethullahçı hesabın gerçek kimliğini, ortak olduğu şirketin bulduğunu ancak devlete raporu iletmesine rağmen ortadan kaybolduğunu dile getirdi:

“İddianamede 2012’de FETÖ mensubu Mustafa Özcan’la görüştüğüm yer alıyor. Benden Afrika’da yapılacak okul için maddi yardım istedi, kabul etmedim. Kaldı ki 2012 yılında FETÖ’nün varlığı tespit edilememişti. Devletimizin üst düzey yetkilileri Mustafa Özcan ve Fetullah Gülen ile görüşüyordu.

2014’te Fuat Avni hesabının başındaki kişi, benim ortak olduğum teknik şirket tarafından bulundu. Bunu devletime ilettim ama rapor ortadan kayboldu. FETÖ o yıllarda devlet içinde aktifti.”

‘Milli İstihbarat Teşkilatımızın casusluğa karşı koyma birimi beni bulamamış, hiç haberi yokmuş da biri 112'yi arayıp casusu yakalatmış’ 

T24’ten Can Öztürk’ün duruşmadan aktardığı bir diğer kısımdaysa Gün, Seher Alaçam’ın oğlu Ümit Deniz Alaçam’ın uyuşturucu, kumar ve yasadışı bahis müptelası olduğunu, geçmişte öz annesi tarafından bu nedenle defalarca terapi merkezlerinde tedavi görmesinin sağlandığını belirtti. Hüseyin Gün, Ümit Deniz Alaçam’ın GBT kayıtlarının dosyaya eklenmesini talep etti. Annesinin vefatından 3 yıl sonra 112’yi arayarak düzmece delillere dayalı suç ihbarında bulunmasının aralarındaki husumetten kaynaklandığını öne sürdü ve şunları söyledi: 

“Beni 20-25 yıldır tanıyan bir insan var. Bu süre zarfı içinde devletimizin güzide kurumlarından biri ve bence başında gelen Milli İstihbarat Teşkilatımızın casusluğa karşı koyma birimi beni bulamamış, hiç haberi yokmuş da biri 112'yi arayıp casusu yakalatmış!”

Hüseyin Gün: Görüştüğüm şirket Baykar’ın ortağı

Savunma sanayi ile ilgili görüşmelerine de değinen Gün, o dönem yetkilisi olduğu Sargun Savunma Sanayi isimli şirket adına görüşme yaptığı savunma sanayii firmasının bugün Türkiye'nin en büyük savunma sanayi şirketlerinden olan ve Yönetim Kurulu başkanlığını Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın damadı Selçuk Bayraktar'ın yürüttüğü Baykar'ın ortağı olduğunu ifade etti. 

Gün şunları söyledi:

“İddianamenin ekleri arasında yer alan ve mahkemenizce Türkçe tercümesi yaptırılan yazışmalara bakıldığında, benim 15 Temmuz 2016 tarihinde Ankara'ya yaptığım seyahatin FETÖ'nün darbe girişimi ile herhangi bir irtibatının olmadığı kolaylıkla tespit edilebilmektedir. Nitekim dosyadaki bu yazışmalar ve tercümelerden açıkça görüldüğü üzere; benim Sargun Savunma Sistemleri A.Ş. temsilcisi sıfatıyla 15 Temmuz 2016 tarihinde Ankara'da Savunma Sanayii Müsteşarlığı'nda uluslararası ticari iş birliği için katılacağım toplantı aylar öncesinden planlanmıştır.

Bu kayıtlar telefonumda da mevcuttur. Bu çerçevede uluslararası ticari iş birliği için NATO Genel Merkezi Siber Güvenlik Hizmetleri ana yüklenicisi olan İtalyan Finmeccanica yetkilileriyle toplantı öncesinde İstanbul'da buluştum. Daha sonra bu kişilerle 15 Temmuz 2016 tarihinde özel uçakla Ankara'ya geçerek, o dönemki adıyla Savunma Sanayii Müsteşarlığı'ndaki toplantıya iştirak ettim ve aynı gün İstanbul'a döndüm. Savunma Sanayii Müsteşarlığı'ndaki randevuyu ise; Türkiye'nin savunma sanayisinde önde gelen isimlerinden olan, ‘ağabey’ diye hitap ettiğim ve o dönem Sargun Savunma Sanayi şirketinde ortağım olan Latif Aral Aliş organize etmiştir.

Dosyadaki yazışmalarda "FNM" şeklinde kısaltılan bu şirketin yeni unvanı Leonardo S.p.A.'dır. Nitekim Leonardo S.p.A., bugün Türkiye'mizin gururu olan savunma sanayisi şirketlerinden biri olan Baykar ile ortaklığı bulunan bir şirkettir. Bu gerçeği İstanbul TEM'deki ifadem sırasında da açıkça belirttim. Ama gel gör ki; benim 15 Temmuz'da günübirlik, devletimin bilgisi dahilinde Savunma Sanayii Müsteşarlığı'na gidip gelmemin ve toplantı yapmamın hain darbe girişimiyle irtibatlandırılması son derece tuhaftır ve inandırıcılıktan uzaktır."


Necati Özkan’dan Hüseyin Gün’e sorular

Necati Özkan: En absürt davalardan biri. Sizinle 10 Haziran 2019 günü mesajlaşmışız. Sonra da 11 Haziran’da sizinle ve manevi annenizle buluşuyoruz. Daha önce temasımız oldu mu?
Hüseyin Gün: Hayır olmadı.
Necati Özkan: Size herhangi bir veri verdim mi?
Hüseyin Gün: Hayır vermediniz.
Necati Özkan: İBB ile ilgili herhangi bir çalışanla alakalı e-mail ve şifre verdim mi size?
Hüseyin Gün: Hayır.
Necati Özkan: Seçimlerle ilgili manipülasyon yapmanıza ilişkin talimatım oldu mu?
Hüseyin Gün: Hayır.
Necati Özkan: 'Bana bir sosyal medya analizi yapıp, rapor gönderin' diye talepte bulundum mu?
Hüseyin Gün: Manevi annemin ricası üzerine gönüllü olarak ufak bir çalışma oldu.
Necati Özkan: Eylem 13’te İstanbul Senin ve İBB Hanem konuları geçiyor. Sizin bu uygulamalarda bir dahiliniz var mı?
Hüseyin Gün: Hayır hiçbir alakam yok.
Necati Özkan: Siz İBB çıkar amaçlı suç örgütünün yöneticisi olarak görünüyorsunuz? benim yöneticim misiniz? Bana talimat verdiniz mi?
Hüseyin Gün: Ben burada susma hakkımı kullanıyorum

(Gazeteci Hilmi Hacaloğlu)


Hüseyin Gün 'örgüt üyesi misiniz' sorusuna yanıt vermedi

BirGün muhabiri Kayhan Ayhan'ın aktardığına göre, Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Hasan Fehmi Demir, Hüseyin Gün'e, "Etkin pişmanlıktan yararlanmayı siz mi talep ettiniz?" diye sordu. Gün de "Hatırlamıyorum" cevabını verdi. Fehmi Demir, "Suç örgütü yöneticiliğiniz var mı?" diye sordu. Hüseyin Gün "Örgüt üyesi misiniz" sorusuna uzun süre cevap veremedi.

Hakim araya girdi "Örgüt üyesi misin değil misin?" diye sordu ancak yine cevap gelmedi. Hasan Fehmi Demir, "Hüseyin Bey akıllı bir adam.'Hayır' dese etkin pişmanlıktan yararlanamayacak" ifadelerini kullandı.

İmamoğlu: Bugün herkese tahliye vermelisiniz

Bir saatlik aranın ardından İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun savunmasıyla duruşma başladı. İmamoğlu, "Bugüne kadar her türlü hukuksuzluğu yaşadım. Aile boyu baskı gördüm. Yüzlerce ailenin nasıl bir psikolojik şiddete maruz bırakıldığını gördüm. Ama ‘casusluk’ iftirası artık başka bir aşamadır. Ekrem İmamoğlu’nu, Necati Özkan’ı, Merdan Yanardağ’ı casuslukla suçlamak; hukukla, akılla, vicdanla açıklanabilecek bir şey değildir. Bu artık aklın ve ciddiyetin tamamen terk edilmesidir. Bu, ‘talimat gelirse her şeyi yaparım’ anlayışının trajik zirvesidir. Gerçekten başka türlü açıklanamaz" dedi. 

İmamoğlu, “Ben sonda diyeceğimi şimdi söyleyeyim. Bugün herkese tahliye vermelisiniz” dedi.

Savunmasında şunları söyledi:

“Hüseyin Gün'ü bana değil Cumhurbaşkanı'na sorsunlar. MİT Başkanı'yla, eski bakanlarla hepsiyle çalışmışlar. Benim bir tane fotoğrafım var, onların bir sürü fotoğrafı var. MİT Başkanı size sesleniyorum niye konuşmuyorsunuz? Londra'da toplantılar yapmışsınız. Türkiye'nin istihbaratının başındaki kişi açıklama neden getirmiyor? O yapmayacaksa kim yapacak? Ortada bir casusluk varsa belge gösterin.”

İddia makamı eliyle sahtecilik yapıldığını, iftira üretildiğini söyleyen İmamoğlu, "İddia makamı eliyle, belgeler gizleniyor, sahte evrak düzenleniyor ve bugün burada bunun yeni bir perdesiyle karşı karşıyayız. Üzüntü verici olan şudur Sayın Başkan, Sayın Heyet, bu süreç yalnızca insanların hayatını değil, aynı zamanda yargının kutsallığını da tahrip etmektedir. Baştan beri ifade ettiğim gibi, iddia makamının tehditleriyle, insanları rehin alma yöntemleriyle, delilsiz beyanlarla ve uydurma belgelerle yürütülen bir süreçle karşı karşıyayız. Bütün bunların temelinde ise tek bir şey vardır, kurulmuş bir düzeni ayakta tutma arzusu. Bulunduğu koltuğu kendisine ait zanneden bir anlayışın, o koltuğu kaybetmemek adına yürüttüğü siyasi müdahaleler ve o müdahaleleri uygulayan aparatlar vardır" ifadelerini kullandı.

‘Az önce ifade veren kişi etkin pişmanlık konusunda konuşmaktan dahi çekiniyor’

Ekrem İmamoğlu, ne yazık ki yaklaşık iki yıldır Türk hukukunu utandıran bir dönemin içerisinde olunduğunu belirterek, şöyle devam etti:

"Bakınız, az önce ifade veren kişi etkin pişmanlık konusunda konuşmaktan dahi çekiniyor. Çünkü insanlar korkutuluyor. Özgürlükleri ellerinden alınmış durumda. Ne tehditlerle ne baskılarla karşı karşıya bırakıldıklarını hepimiz görüyoruz. İnsanlar eşleriyle, çocuklarıyla tehdit ediliyor. Ortada suç yok. Delil yok. Ama buna rağmen insanlara ‘masumiyetini ispat et’ deniliyor. Böyle bir hukuk olabilir mi?”

‘Seçim kazanmak suç mu?’

Ekrem İmamoğlu, iddianamenin 159. sayfasında, "Siyasal casusluk suçunun, özellikle 2019 yerel seçimlerini manipüle etmek suretiyle desteklenen şüpheli Ekrem İmamoğlu’nun seçimi kazanmasının sağlanarak başta İstanbul olmak üzere ülke siyasetinde söz sahibi olunmasının amaçlandığı…" denildiğini aktararak, şunları söyledi:

"Şimdi ben huzurunuzda soruyorum Sayın Başkan, İstanbul seçimlerini kazanmak suç mudur? Milletin oyuyla seçimi kazanıp ülke siyasetinde etkili olmak suç mudur? Eğer bu suçsa, o zaman demokrasiyi de seçimleri de ortadan kaldıralım. Bu cümle bile tek başına bu davanın siyasi olduğunu göstermeye yeterlidir. Bu bir casusluk davası değildir. Bu, sandıkta rakibinin karşısına çıkmaktan korkan zihniyetin açtığı siyasi bir davadır. Bugün burada hukuk değil, siyasi hesaplaşma yürütülmektedir.”

İmamoğlu: Böyle bir Adalet Bakanı Türkiye’nin tüm temel duruşunu zedelemektedir

Savunmasının devamında şunları söyledi:

“Buradan açıkça ifade ediyorum;  Bu uydurma iddianamelere imza atanlara… Bu hukuksuz süreçleri yönetenlere… Diplomamı hukuksuz biçimde iptal edenlere… Usulsüz yargılamalarla karar verenlere… Davalarımda hakim değişiklikleriyle adaleti zedeleyenlere… Ve anayasal düzeni bozacak hamleleri yapan bu anlayışa karşı Yaradan bu bedene can verdiği sürece hukuk mücadelemi sürdüreceğim.”

Silivri’ye inşa edilen yeni duruşma salonuna yönelik konuşan Ekrem İmamoğlu, “Erdoğan ile Adalet Bakanı gelsinler birlikte açılış yapsınlar, çok yakışırlar” dedi.

Ekrem İmamoğlu Erdoğan ve Bahçeli’ye de seslendi:

"Çok büyük bir uyarıda bulunuyorum. Bu devlet, bu bayrak risk altındadır. Böyle bir Adalet Bakanı Türkiye’nin tüm temel duruşunu zedelemektedir. Bu iftira ve uydurma düzeneğiyle ilgili, benim ailemi namusumu yerle bir etmek için laf yetiştireceklerine iktidar sorumlusu olarak el atsınlar. Hem Cumhurbaşkanı'nı hem de Devlet Bahçeli’yi uyarıyorum."

Ekrem İmamoğlu savunmasını tamamladı, ardından çapraz sorguya geçildi. Duruşma, İmamoğlu’nun avukatlarının savunmalarının ardından yarına ertelendi.

Yarın görülecek ikinci celsede Necati Özkan ve Merdan Yanardağ savunma yapacak.

DOSYA

casusluk_davasi

Casusluk Davası

Merkezinde Hüseyin Gün'ün durduğu, Merdan Yanardağ'ın da parçası yapılıp TELE1'e el konulmasıyla sonuçlanan, İmamoğlu ve Necati Özkan'ın da sanıkları olduğu Casusluk Davası, AKP'nin İBB operasyonunun zayıf karnı. Bu davayı tüm boyutlarıyla ele alıyoruz.

Casusluk davası: ‘Kara Hücre’ nedir, Hüseyin Gün bu yapının neresindedir?İmamoğlu iddianamesinde veri sızdırma suçlaması: CHP’nin suçlu olduğu açık, fakat Savcılık olayı çarpıtıyorCasusluk iddianamesi | Hüseyin Gün nereden çıktı, savcılık ne amaçlıyor?Casusluk iddianamesi: Savcılık çevirileri yapay zekaya yaptırdı, notu silmeyi unuttuAdliyenin karşısında bekleyiş: ‘Casusluk’ ifadeleri bize ne anlatıyor?

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.