Sayfa yolu
Bir terör saldırısı ve ABD masalları: 11 Eylül’de ne olmuştu?
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 11.09.2026 , 11:55 Güncelleme Tarihi: 11.09.2026 , 13:12
1978 yılındaki Afgan devriminden bir yıl sonra Afgan hükümetinin daveti üzerine Afganistan'a giren Sovyet birlikleri, karşısında ABD destekli bir cihatçı ordusuyla karşılaştı.
Sovyetler Birliği'ni bir bataklığa çektiğini düşünen ve bunu fırsata çevirmek isteyen ABD, “Mücahidler” denilen cihatçı çeteleri eğitip donattı.
Silah, mühimmat, istihbarat, askeri eğitim ne varsa cömertçe bu cihatçıların hizmetine sunuldu.
Bu hizmetten en çok yararlananlardan biriydi Suudi Arabistanlı “cihatçı” Usame bin Ladin.
1986'da bizzat CIA eliyle Ladin cihatçı ordusuna savaş eğitimi verebilsin diye Khost’ta bir yer altı bir kampı dahi kuruldu.
Yıllar sonra bu kamp, Ladin, ABD’yi hedef alınca bombalanacaktı, tarihin cilvesi…
Kısacası bugünden 11 Eylül’ün yaratıcılarının ayak izlerine baktığımızda başka güçleri değil, doğrudan ABD’yi görüyoruz.
Bu dahi tek başına çok şey anlatmıyor mu bize?
İktidarın sansür kararı sonrası açtığımız yeni X hesabımızı https://x.com/soLHaber2026 adresinden takip edebilirsiniz. Bu saldırılara boyun eğmeyeceğiz. Yanımızda olmak, desteğinizi sunmak için soL'a abone olun.
11 Eylül bilinmiyor muydu?
ABD'li eski istihbarat uzmanı Edward Snowden, saldırılar öncesinde ABD istihbarat kurumlarının elinde yeterince bilgi bulunduğunu iddia edenlerden biri.
Gerçekten de ABD’nin elinde El-Kaide’nin saldırı hazırlığında olduğuna ilişkin çok sayıda istihbarat olduğu artık kesin.
Peki, buna rağmen nasıl oldu da da önlem alınmadı?
Kendi yarattıkları, içinde bir sürü ajan bulundurdukları bir örgütün saldırısından nasıl tam olarak haberdar olamamışlardı?
Buna dair ABD kamuoyuna yönelik verilen mesajlardan biri, El-Kaide tehdidine dair açık emareler bulunmasına rağmen liderlik kademesinde koordinasyonsuzluk olduğu şeklindeydi.
Bunun tek gerekçe olamayacağı açık.
Ancak sonuç olarak ABD’nin her şeyin üzerinde bir kudretli olmadığı da açık, bu emperyalist haydutun onlarca zaafı olduğu da.
Bu noktada 11 Eylül üzerinden devam eden spekülasyonların bir noktadan sonra çok büyük bir önemi olmadığına da işaret etmek gerekiyor.
ABD, Sovyetler Birliği’ne karşı kendi besleyip büyüttüğü bir grubun saldırısına uğramış, kamuoyu önünde ağır bir darbe almıştı.
Zaten asıl mesele tam da bu noktadan sonra başlayacaktı.
11 Eylül ABD için nasıl büyük bir lütuf oldu?
11 Eylül’ün de emperyalist ABD için tam bir "lütuf" anlamına geldiği bugünden bakılınca son derece net şekilde görülüyor.
Önce Afganistan’a NATO’nun 5. maddesini de arkaya alarak saldırdılar.
Yıllar önce bizzat kendilerinin yarattığı Taliban’ı devirmekle kalmayıp büyük katliamlara imza attılar.
Temel iddiaları “radikal islamla mücadele” yalanı oldu.
Artık kapak açılmıştı, durmayacaklardı.
Sonra Irak’ta kitle imha silahları olduğunu öne sürüp işgale giriştiler.
Geride çok büyük bir yıkım bırakarak yıllar sonra Afganistan’ı yeniden Taliban’a terk ettiler. Irak’ı paramparça edip Arap Baharı saldırısıyla bölgeyi kendi istedikleri gibi yeniden dizayn ettiler.
Yıllar önce nasıl El-Kaide’yi destekledilerse, yıllar sonra Suriye’de Esad’ı devirip yerine El-Kaide artığı HTŞ’yi iktidara taşıdılar.
Ortada “radikal islamla mücadele” falan yoktu, dünyanın bu emperyalist haydutun istediği şekilde yeniden yapılandırılması vardı.
Sovyetler Birliği’nin olduğu dünyada kendine nefes alanı bulan rejimler, cumhuriyetler, ülkeler ortadan kalkmalı, hepsinde ABD’nin ortakları iktidarda olmalıydı.
11 Eylül bu mimariyi sağlamak için ABD’nin bölgedeki en kullanışlı aparatı, maymuncuğu oldu.
Hepsi bu...
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
İLGİLİ HABER
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.