Sayfa yolu
Başarı nedir?
Yayın Tarihi: 20.07.2026 , 13:02 Güncelleme Tarihi: 20.07.2026 , 14:31
“Onca yoksulluk ve adaletsizlik varken sol partilerin başarısız olmasını neyle açıklıyorsunuz? Bu nedenle hiç özeleştiri yapma ihtiyacı duydunuz mu?”
Onlarca kez karşılaştım bu soru ve benzerleriyle. Hiç gocunmadım, çünkü soru haklıydı. Aslında yalnız Türkiye’de değil, bütün dünyada örgütlü devrimcilerin yanıtını araması gereken buydu.
Ayrıca soru yoksulluk ve adaletsizliğin ilacının solda olduğu ön kabulüne dayanıyordu. İyiydi bu. Düşünsenize, kimse bir sağcı siyasetçiye bunları söylemeyi aklına getirmiyor. Öte yandan soru bir dizi nedenle bıktırıcıydı. Örneğin, hangi iyi niyetle olursa olsun, “büyük laflar ediyorsunuz ama ortada sonuç yok” imasını içeriyordu. Örneğin, söylenenlere hak verip kendi pozisyonunu rasyonalize etmek gibi “gazetecilik” alanının dışına çıkan bir tepkinin dışavurumu olabiliyordu. Örneğin, devrimci mücadeleyi bir koyup beş alınan bir yatırım alanı gibi görme hatasını içeriyordu. Örneğin, “sol nedir” gibi bir karşı soruyu kaçınılmaz olarak gündeme getiriyordu. Bıktırıcı ama dediğim gibi haklıydı soru son tahlilde. Ama…
Ama “başarı” neydi acaba? Geçenlerde tuhaf bir anda ve hiç bağlamı yokken “siz konuşmaktan başka ne yapıyorsunuz” diye sataşıldı bize. Eski öyküydü, kimseyi beğenmiyor ve sadece konuşuyorduk. Haluk Levent’ti konu. Ama İmamoğlu’ydu da aynı zamanda. Ekmeleddin’di, “devrim yapan” ama ne hikmetse şimdilerde kimsenin adını dahi hatırlamadığı Çipras’tı, İspanya’nın “asi” çocuklarının yuvası Podemos’tu, Mamdani’ydi, azıcık geriye gidelim Die Linke’ydi, daha daha geriye Yeşiller'di. “Ak mermere pislemek” gibi bir alışkanlığımız vardı ve tek işimiz buydu. Hiç önemi yoktu bu son sataşmanın, alışkındık bu laflara ama sonra konu geldi, “sol örgütler gerçekten işe yaramıyor” saptamalarına! Şu anda ya da geçmişte örgütlü mücadele içinde olan birçok kişi, “evet hakkaten ne işe yarar sol” diyerek ahlanmaya başladılar. Niyetleri belli ve pek yakında… Sanki dünyada ve ülkemizde işçi hareketinin ve sosyalizm mücadelesinin mevzi yitirmesi gündemimizde yokmuş, sanki bu geçici gerilemeyi tersine çevirmek için kafa patlatmıyormuşuz gibi, dünyanın en sıradışı tespitini yaparcasına “e ama sol da bu durumu sorgulamalı”.
Hay hay sorgulayalım.
Ama önce “başarı nedir” ona bir yanıt verelim. Patron dünyasında başarının kriteri “daha çok kâr” olsa gerek. Sosyal medya fenomeni için sayılardır başarının göstergesi. Tıklar, etkileşimler, beğeniler… Öğrencinin başarısını sınavla ölçmek en bilinen yöntem. Akademik başarının da bilinen kıstasları var, akademi diye bir şey pek kalmasa da… Futbolda her şey istatistiğe bağlandı ama sanırım izleyici gole ve “keyif veren” topçuya odaklanıyor hâlâ. Milletvekillerine önerge ve konuşma sayısı ile not veren partiler olduğunu biliyoruz. Peki konu sosyalizm mücadelesi olunca başarı neyle ölçülebilir? Bir yolunu bulup Meclis’e kapağı atmak mıdır başarı örneğin? Düzen partilerinin liderleri ile poz vermek, onların mitinglerinde bayrak göstermek midir? Mahkemelerde, cenazelerde, direnişlerde rakipleri ittirip en önde fotoğraf vermek midir? Akıntıda sürüklenirken hep birlikte, en yüksek sesle bağırıp en çok goygoy yapmak mıdır?
Vasatı savunmak, fincancı katırlarını ürkütmemek, nabza göre şerbet vermek, dereyi geçinceye kadar ayıya dayı demek midir?
Büyük ya da büyük gözüken güçlerin etrafında ay misali pervane olmak mıdır? Düşünelim…
Sosyalizm mücadelesinde aslında tek bir başarı vardır. Mevcut düzeni değiştirip yerine sınıfsız-sömürüsüz bir toplum kurma. Bunun dışında bir komünistin çıkıp “amma başarılıyız, aşk olsun bize” diyebileceği hiçbir uğrak olamaz.
Sadece şu olur: O tek başarı kriterine ulaşmak için bazı şeylere ulaşmanız, evet başarmanız gerekir. Oralarda da başarıyı ölçebilirsiniz ama mutlaklaştırmadan.
Örneğin tutarlılık, zaman içinde sınanır ve önemlidir. Bir başarı kriteridir.
Örneğin kadro kaynaklarınız, bu kaynakların kurumaması hep güçlenmesi. Bir başarı kriteridir.
Örneğin işçi sınıfı içindeki, özellikle işyerlerindeki örgütlülüğünüz. Bir başarı kriteridir.
Örneğin yayıncılık alanındaki etkiniz. Bir başarı kriteridir.
Örneğin eylem gücünüz, insanları harekete geçirme yeteneğiniz. Bir başarı kriteridir.
Örneğin ahlaki duruşunuz, çürümeye karşı oluşturduğunuz bariyerler. Bir başarı kriteridir.
Örneğin örgütlenme hızınız, yaygınlığınız ve örgütünüzün diriliği. Bir başarı kriteridir.
Seçim başarısı da bir kriterdir ama tek ya da en önemli kriter değildir.
Başarıyı böyle ölçeriz. Bu anlamda yetersizliklerimizi herkesten önce biz görürüz, yüzeysel “başarı” kriterlerini önemsemediğimiz için gerçeklik duygusundan kopmayız.
Bir de şunu biliriz: Yukarıdaki kriterler açısından bayağı iyi bir noktada olsak dahi asıl “başarı”nın gelmeyebileceğini. Çünkü sosyalizm mücadelesi pozitivist bir zeminde hayata geçmiyor. Tarihsel koşullar diye bir olgu var. Dolayısıyla “uğraş uğraş olmuyor” türünden aptalca bir sonuca ulaşmayız. “Bir işe yaramıyorsunuz” türünden sayıklamaları da ciddiye almayız.
Velhasıl, yaptıklarımızı sürekli göze sokmakla zaman kaybedecek değiliz. Aldığımız sonucu görüyoruz. Bu sonuç bazen tarihe not düşmektir, bazen insanların vicdanını güçlendirmektir, bazen birilerinin karizmasını çizmektir, bazen toplumun aklına takviye yapmaktır, bazen akıntıya karşı yürümeyi becermektir, bazen insanların “ihtiyaç halinde” kullanacağı bir marifetli çakı olmaktır, bazen oyun bozmaktır. Spor olsun diye değil.
Başarı için!
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri ve özel haberlerimizi kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.