Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Bahçeli’nin paniği ve 'Lübnan modeli': Teklifini doğruladı, savunamayınca saldırıya geçti

MHP Genel Başkanı Bahçeli, ‘biri Alevi biri Kürt iki Cumhurbaşkanı yardımcısı’ teklifini doğruladı. Teklifin “Lübnan modeli”ne benzemediğini iddia eden Bahçeli, önerisini savunamayınca bu sözlerini ortaya çıkaran gazeteciyi ve teklife tepki gösterenleri hedef aldı.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 21.07.2025 , 21:30 Güncelleme Tarihi: 21.07.2025 , 21:40

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli bugün yaptığı yazılı açıklamasıyla “Cumhurbaşkanının iki yardımcısı olsun, bir Kürt, diğeri Alevi olsun” şeklinde kamuoyuna yansıyan teklifini doğruladı. Teklifi “etnik ve mezhep temelli dayatmalara karşı” bir değerlendirme diye niteleyen Bahçeli, teklifin etnik ve mezhep temelli bir dayatma olacağı gerçeğiniyse görmezden geldi.

Teklifin Lübnan’daki mezhep ve din temelli modelle ilişkilendirilmesinin “çarpıtma” olduğunu iddia eden Bahçeli, “samimi bir düşüncenin” saptırıldığını öne sürdü. 

Bahçeli teklifinin sonucunun Cumhurbaşkanının da Sünni olması şartını getireceği görüşünü ise yüzde 50'nin üzerinde oyla “tecelli eden meşruluğu tartışmaya açacak birisinin çıkmasının düşünülemeyeceği" iddiasıyla reddetti.

Partisinin MYK-MDK toplantısında ortaya koyduğu bu teklifi ortaya çıkaran gazeteci İsmail Saymaz’ı “sözde bir gazeteci” diyerek hedef alan Bahçeli, sözlerinin gündeme taşınmasını “zamanlama itibariyle manidar” bulduğunu belirterek “Notlarımız arasındadır” diye ekledi.

“'Alevi ve Kürt Cumhurbaşkanı Yardımcısı’ Düşüncesi Kapsamında Derinleşen ve Dengesizleşen Tartışmalar, İstismar ve Saldırı Kampanyası” başlığıyla yaptığı yazılı açıklamasında Bahçeli, partisinin ülkenin sorunlarına “kalıcı ve köklü teklifleri” olduğunu ve doğru ve doğal olanın da bu olduğunu öne sürdü.

MHP’nin “her türlü ayrımcılığa, bölücülüğe, etnik ve mezhep temelli bölünmeye bilaistisna karşı olduğu”nun herkesçe bilindiğini öne süren Bahçeli “Bu kapsamda hiç kimseden duyacak, dinleyecek, öğrenecek, ders alacak merak ve arayışımız da yoktur” ifadesini kullandı.


Bahçeli o sözleri sarf ettiği toplantıya ilişkin şunları kaydetti:

“18 Temmuz 2025 tarihinde basına kapalı olarak yapılan Merkez Yönetim Kurulu-Merkez Disiplin Kurulu Ortak Toplantısı muhtevasında şahsım tarafından Türkiye’yi alakadar eden sıcak konu başlıklarıyla ilgili değerlendirmeler yapılmıştır.

Bunlar arasında Terörsüz Türkiye hedefinin aşamalarıyla bu çerçevede alınan memnuniyet verici gelişmelere elbette mühim yer ayrılmıştır.”


102 yıllık Cumhuriyet tarihinin tamamına “etnik ve mezhep temelli bölücülüğün taciz, tahrip ve tahrikleri”nin damga vurduğunu öne süren Bahçeli “Aklı başında ve vicdan sahibi hiç kimse bu sarsıcı gerçeği inkar edemeyecektir. Yeni yüzyılda ‘Terörsüz Türkiye’nin tezahürüyle birlikte etnik ve mezhep temelli bölünme rüyası görenlerin hevesleri de kursaklarında kalacaktır” ifadelerini kullandı.

‘Eşkenar üçgen formatında’ kalıba dökülmüş formül

Bahçeli açıklamasının devamında söz konusu teklifine ilişkin şu ifadeleri kullandı:

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin siyasi ve hukuki imkanları, ihata ettiği kuramsal ve kurumsal ilkeleriyle milli birlik ve kardeşliğin pekişmesi mümkün ve muhakkaktır.


Bunun şematik formülü de eşkenar üçgen formatında siyasi ve hukuki düşünce kalıbına dökülmüştür.

Nitekim 11 Kasım 2024 tarihindeki ağaçlandırma kampanyası münasebetiyle, üstelik Türk devlet geleneğimize müzahir olarak partimizin önüne dikilen ağaçlardan esinlenerek; köknar ağacı yürütme, mavi ladin ağacı yasama, sedir ağacı bağımsız yargı sedir olarak simgeleştirilmiştir.
Bununda yanında en tepede Cumhurbaşkanı, aşağıdaki iki köşesinde de Cumhurbaşkanı Yardımcısı olabileceği siyasi bir önerme olarak gündeme gelmiştir.


Türkiye’mizi yoran, yıpratan, enerjisini çalan, fahiş mahiyetli sosyal ve ekonomik maliyetlere neden olan etnik ve mezhep temelli dayatmalara karşı Terörsüz Türkiye’nin adım adım ilerlediği bir dönemde, iki Cumhurbaşkanı Yardımcısından birisinin Alevi, diğerinin de Kürt olabileceği değerlendirilmiştir.”

Lübnan benzetmesinin 'çarpıtma' olduğunu savundu

Bahçeli teklifini Cumhurbaşkanının Maruni, Başbakanın Sünni ve Meclis Sözcüsünün Şii olduğu Lübnan ile ilişkilendirilmesininse “çarpıtma” ve “saptırma” olduğunu iddia etti.

Bahçeli şu ifadeleri kullandı:

Bu fikri ve siyasi teklifi Lübnan’la ilişkilendirmek bir defa çarpıtma ve samimi bir düşünceyi kasten saptırmadır.

Türkiye’yi, Lübnan veya benzeri bir başka ülkenin karmaşık ve kaotik istikrarsız yapısına çevirmeye gücü yetecek, buna cesaret ve teşebbüs edecek hiç kimse olamaz, olamayacaktır.


Beyrut gecelerine özlem duyan bohem ve buhranlı siyaset düşüklerinin tarih ve kültür esasına dayanarak paylaşılan bir teklifi karalama ve terörize etme çabası acınası bir fırsatçılıktır.”

CHP'yi hedef aldı: Aleviler ve Kürtler tuzaklara düşmedi

CHP’yi hedef alan Bahçeli “Cumhuriyet Halk Partisi on yıllar boyunca Alevi kardeşlerimizi siyaset malzemesi yapmış, Kürt kardeşlerimiz üzerinde de oyunlar kurulmuştur. Pek çok telkin ve tezvirata rağmen ne Aleviler, ne de Kürtler düşmanca planlanan tuzaklara çok şükür düşmemiştir” ifadelerini kullandı.

'Kimsenin önüne geçen yoktur'

MHP Genel Başkanı, söz konusu teklifinin Türkiye’de Cumhurbaşkanının sadece Sünnilerden seçilebileceği şartıyla sonuçlanacağına ise karşı çıkarak şu ifadeleri kullandı:

“Kimsenin önüne geçen yoktur, engel çıkaran yoktur. 

Kaldı ki ister Alevi, ister Kürt olsun, herhangi bir Cumhurbaşkanı adayının yüzde 50 oy nisabını geçtikten sonra vaki demokratik ve milli irade hükmünü yok sayacak, tecelli eden meşruluğu tartışmaya açacak birisinin çıkması da düşünülemeyecektir.


Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir.


Üstünlerin değil, hukukun üstünlüğü hakim ve havidir.


Kökeni, mezhebi, yöresi ve anasının dili ne olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes hukukun karşısında bir ve eşittir.


Aynı zamanda Türk milletinin şerefli mensuplarıdır.


Kimsenin kimseden bir ayrıcalığı ve imtiyaz içeren bir farklılığı yoktur.

Teklifinin 'farklı yerlere çekildiğini' iddia etti

Teklifini “etnik ve mezhep temelli bölücülüğün” gündemden çıkarılması amacıyla bir düşüncenin açıklanması olduğunu iddia eden Bahçeli, bunun “farklı yerlere” çekildiğini öne sürdü.

Bahçeli şu ifadeleri kullandı:

"Ancak etnik ve mezhep temelli bölücülüğün Terörsüz Türkiye hedefinin yanında bütünüyle gündemden çıkarılması gayesiyle bir düşünce tavzihini farklı yerlere çekmek ahlaken ve tarihen mahsurludur.”

Teklifini savunamayarak bunu ortaya çıkaran gazeteciyi ve teklife karşı çıkanları hedef alma yolunu seçtiği anlaşılan Bahçeli "Türkiye’nin ve Türk milletinin kutlu geleceğini perdelemek için el ovuşturanların, mayası ve meşrebi zehirli çevrelerin bizimle milliyetçilik yarışına girmesi yüz kızartıcı bir densizlik ve edepsizliktir. Konforlu köşelerindeki karanlığa saklanarak aydınlığı taşa tutan kuklaların ne dediğine bakmıyor, milletimiz ne diyor, tarih ne diyecek ona odaklanıyoruz. Görüşümüzden milim adım atmamız ise söz konusu olmayacaktır" ifadelerini kullandı.

Gazeteci Saymaz'ı hedef aldı: 'Notlarımız arasındadır'

Söz konusu teklifi ilk duyuran gazeteci İsmail Saymaz’ı da hedef alan Bahçeli “Basına kapalı toplantıdaki sözlerimin malum sözde bir gazeteciye sızdırılması, o dedikodu markası ve her ipte cambazlık yapan gazetecinin de mal bulmuş mağribi gibi gündeme taşıması zamanlama itibariyle manidardır. Ve notlarımız arasındadır” diye belirtti.

Partisinin “her saldırıyı göğüslemeye hazır” olduğunu kaydeden Bahçeli, MHP ve Cumhur İttifakı’nın “Türkiye’nin etnik ve mezhep temelli depreme maruz kalmasına müsaade etmeyeceğini” öne sürdü.

'Piyonlaşmış bozguncular, suyu bulandıranlar...'

Bahçeli “Alevi de bizim, Kürt de bizimdir. Cami de bizim, Cemevi de bizimdir. Biz hep birlikte Türk milletiyiz. Biriz, beraberiz, kardeşiz, çok büyük bir aileyiz. Herkes bizse, biz de kardeşsek dürüst ve sorumlu hareket etmemiz milli namusumuzun gereğidir” ifadelerine yer verdiği açıklamasını şöyle sonlandırdı:


“Piyonlaşmış bozguncular, suyu bulandıranlar, sipariş senaryolara figüranlık yapanlar, bu suretle Türk-Kürt, Alevi-Sünni, laik-antilaik, inanan-inanmayan kutuplaşmasına çanak tutanlar da bu muazzam ailenin üvey evlatlığına bile layık olmayan çürüklerdir."


Lübnan’daki mezhepçi-dini düzenleme nedir? Bahçeli'nin teklifi neden Lübnan'ı hatırlatıyor?

Bahçeli teklifi, her ne kadar "Cumhurbaşkanı da Sünni olsun" diye açıkça belirtmese de Lübnan'da siyasi krizlere yol açan etnik ve dinsel referanslarla kamu görevlerinin paylaşımının bir benzerini oluşturuyor. Tartışmaya açılan teklif eşit yurttaşlık ve laikliğin tamamen ortadan kaldırılarak etnik ve dinsel aidiyetlerin referans alınacağı bir kamu düzeninin anayasaya girmesi anlamına gelecek.

Peki teklif neden Lübnan'daki modele benziyor?

Çünkü Lübnan’da 18 etnik, dini ve mezhepsel grup anayasal statüye sahip. Bunlar arasında Aleviler, Dürziler, Maruniler, Sünniler ve Şiiler de yer alıyor. 

Bu anayasal statü, bir tür zımni ulusal sözleşmeyle garanti altına alınıyor. Buna göre Cumhurbaşkanı Maruni, Başbakan Sünni ve Meclis Sözcüsü Şii oluyor. Bu durum Lübnan’da hükümetin yıllarca kurulamaması gibi siyasi krizlere yol açıyor.

Lübnan’ın tam olarak uluslaşmasına ket vuran 'Ulusal Mutabakat' neye hizmet ediyor?

Gazeteci Ali Örnek soL'da yayımlanan "Hizbullah Tarihi II: Ulussuz topraklarda ulusal direniş" başlıklı yazısında Lübnan'ın tam olarak uluslaşmasına engel olan "Ulusal Mutabakat"ın nasıl ortaya çıktığını ayrıntılarıyla anlatmıştı.

Bu mutabakatın ülkedeki sınıfsal eşitsizliklerle ilgisine dair çarpıcı bir bölüm şöyle:

"Modern Lübnan’ın ortaya çıkışına Marunilerin Osmanlı ve Fransız Mandası dönemden kalan ayrıcalıklarını ve mülkiyetlerini kaybetme korkusu damgasını vurdu. Bu kesim Lübnan’ın Arap kimliğini ısrarla inkar ediyordu, çünkü bu yeniden o dönemde Arap kimliğini güçlü bir şekilde dile getiren Suriye’yle birleşmek gibi “tehlikeli” fikirlerin hortlamasına yol açacaktı. Birleşme, Maruni zenginlerin, siyasi ayrıcalıklarını yitirmesi gibi sonuçlara kadar gidebilirdi.

... Marunilere göre toplumlarının temeli Fenikelilere dayanıyordu ve Arap değillerdi… Maruni mülk sahipleri, iktidarı tek başlarına elde tutamayacaklarının da bilincindeydi ve diğer dini ve mezhebi kimliklerden mülk sahipleriyle bir ittifak sistemi kurmanın çıkarlarını korumanın en iyi yolu olduğunu görüyorlardı.

İşte bu halet-i ruhiye, bugün hâlâ Lübnan’ın tam olarak uluslaşmasına ket vuran ve her fırsatta dini ve mezhebi kimliklerin hatırlanmasını sağlayan 'Ulusal Mutabakat'ı ortaya çıkardı.

'Ulusal Mutabakat', siyasi erkin farklı dini veya mezhebi kimlikler arasında paylaşılmasını öngörüyordu. Buna göre cumhurbaşkanı Hıristiyan, Başbakan Sünni ve Meclis Sözcüsü Şii olmalıydı. Meclis sandalyeleri, bakanlıklar, devlet kadroları ve ordu gibi kurumlar Maruni, Dürzi, Şii veya Sünni zenginler arasında pay edildi. 

Bu kesim daha sonra 'Yüzde 4’lük taife' olarak adlandırılacaktı. Zira 1960’larda yapılan bir çalışma, nüfusun yüzde 4’ünü oluşturdukları halde Lübnan’da üretilen tüm zenginliğin üçte birine el koyduklarını ortaya çıkarmıştı."

İsviçre, Belçika, Lübnan
Solakoğlu yazı
Bahçeli’nin ‘Bir Kürt, bir Alevi’ diyerek yaptığı ‘Lübnan modeli’ çıkışına MHP'den yumuşatma girişimi
Devlet Bahçeli

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.