Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

AYM'nin HSK kararı: 'Fiilen yeni bir hukuk rejimi yaratılıyor'

Anayasa Mahkemesi'nin Resmi Gazete'de yayımlanan kararı tepkilere neden oldu. Karar hakkında soL'a konuşan Avukat Özge Fındık, fiilen yeni bir hukuk rejiminin yaratılmakta olduğunu; Prof. Dr. Tolga Şirin ise hukuk devleti açısından son derece olumsuz bir karar alındığını söyledi.

Yalçın Cuğ

Yayın Tarihi: 11.11.2025 , 14:52 Güncelleme Tarihi: 12.11.2025 , 06:24

TBMM Genel Kurulu’nda, Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) üyeliği için seçim yapılmış, seçim sonucunda beş üye seçilmişti. 

CHP ise yapılan seçimlerin hem usule hem de esasa aykırı olduğunu savunarak, Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuştu. Söz konusu başvuruda, seçime ilişkin TBMM Genel Kurulu işleminin iptali ve yürürlüğünün durdurulması talep edilmişti.

Anayasa Mahkemesi ise 4'e karşı 11 oyla iptal isteminin reddine karar verdi. 10 Kasım tarihli Resmi Gazete'de de AYM'nin ret kararına yönelik gerekçe yayımlandı:

Dava konusu TBMM kararı, TBMM'ye Anayasa'nın 159. maddesi kapsamında verilmiş HSK üyelerinden bir kısmının seçimi görevinin yerine getirilmesine ilişkin olup, söz konusu karar içeriği itibarıyla Meclis'in çalışma usul ve esaslarına yönelik herhangi bir düzenleme içermemektedir. Bu itibarla dava konusu TBMM kararıyla Meclis'in çalışma usul ve esaslarına yönelik İçtüzük değişikliği veya düzenlemesi niteliğinde bir kuralın veya uygulamanın öngörülmediği gözetildiğinde anılan kararın Anayasa'ya uygunluk denetiminin Anayasa Mahkemesinin görev alanının dışında kaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle dava konusu TBMM kararına ilişkin iptal talebinin görevsizlik nedeniyle reddi gerekir.

Yayımlanmasının ardından gerekçeye karşı tepkiler gündeme geldi. Avukat Özge Fındık ve Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Tolga Şirin, kararı soL'a değerlendirdi.

'Fiilen yeni bir hukuk rejimi yaratmakta'

Avukat Özge Fındık söz konusu kararın sessiz ama derin bir kırılmaya işaret ettiğini belirtti.

Fındık, kararın "eylemli içtüzük değişikliği" tartışmasına ilişkin teknik bir mesele gibi sunulduğunu, ancak özünde Türkiye’de yasama çoğunluğunun hukuki denetimden muaf hale gelmesinin önünü açtığını vurguladı. 

Bu kararla birlikte yeni bir hukuk rejiminin yaratılmakta olduğuna dikkat çeken Fındık, bunun nedenini şöyle gerekçelendirdi:

Anayasa Mahkemesi uzun yıllar boyunca, TBMM’nin “parlamento kararı” adı altında yürütmeye benzer işlemler yapmasını anayasal denetim kapsamına almıştı. Bu, meclis çoğunluğunun keyfiliğini frenleyen az sayıdaki güvence mekanizmasından biriydi. Ancak dün yayımlanan kararla birlikte, Mahkeme bu içtihadından geri adım attı.

Artık Meclis, dilediği tasarrufu gerçekleştirebilir. Atama, disiplin, soruşturma, hatta anayasal organların yetkilerini yeniden tanımlama gibi işlemler bile bu kapsama girebilir ve hiçbir mahkeme bu kararlara dokunamaz. Bu durum, fiilen yeni bir hukuk rejimi yaratmaktadır: Denetlenmeyen, frenlenmeyen, sadece çoğunluğun iradesine dayalı bir rejim.

'OHAL artık bir dönem değil, bir yönetim tarzı haline geliyor'

Fındık, OHAL döneminde çıkarılan KHK'leri "Anayasa hükmünde" gören mantığın, bu anlayışla birlikte olağan döneme taşındığını vurguladı.

"Olağanüstü hâl gerekçesi olmaksızın, yürütme ve yasama gücünün birleştiği, yargı denetiminin fiilen devre dışı kaldığı bir model" dedi ve ekledi:

Yani OHAL artık yalnızca bir dönem değil, bir yönetim tarzı haline geliyor. Bunun adı, açıkça söylenmese de anayasal mutlakiyettir.

'Doğrudan sınıfsal bir tercih'

Aynı zamanda, kararın yalnızca hukuk tekniğine yönelik bir mesele olmadığını, doğrudan sınıfsal bir tercih olduğunun altını çizdi Fındık.

Hukuk devletinin işçi sınıfının sömürüye karşı az da olsa sığınabildiği son kurumsal dayanaklardan biri olduğunu söyleyen Fındık, "Şimdi o dayanak da çoğunluğun iradesi kisvesi altında sermaye düzeninin keyfiliğine bırakılmaktadır" değerlendirmesinde bulundu.

Fındık, "Anayasal frenlerin ortadan kaldırıldığı bir ülkede, halk egemenliği değil, sermaye egemenliği tahkim edilir" ifadesini kullandı ve sözlerini şöyle noktaladı:

Kararın kamuoyunda yeterince tartışılmaması, hukuk camiasının sessizliğiyle birleşince tehlike katlanıyor. Bir kez daha, “teknik” bir düzenleme bahanesiyle, halkın hak arama yolları budanıyor.  Oysa bu karar, sadece hukukçuların değil, bu ülkede emeğiyle yaşayan herkesin meselesidir. Bugünkü Resmî Gazete kararı, salt bir anayasa meselesi değil; iktidarın sınır tanımazlaşmasının ilanıdır.

'Parlamento kararı olan normların denetlenmeyeceğine işaret edildi'

AYM'nin kararını soL'a değerlendiren bir diğer isim ise Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Tolga Şirin oldu.

Şirin, TBMM’de bir karar çıkartıldığında Anayasa Mahkemesi’nin söz konusu kararı denetleyemediğini ancak bunun da eylemli içtüzük değişikliğine yönelik içtihatla çözüldüğünü hatırlattı:

Yani Anayasa Mahkemesi, “Karar parlamento tarafından da alınsa Meclis içtüzüğünde bir kural yaratma ya da bunu değiştirme gibi bir anlam doğuyorsa ben bunu incelerim” diyordu. Fakat 10 Kasım’da verilen kararla bundan vazgeçildi ve parlamento kararı olan normların denetlenmeyeceğine işaret edildi.

Karşı gerekçe sunan üyeler: ‘Onların gerekçeleri daha kötü’

Şirin, AYM’nin yine de söz konusu kararda, TBMM tarafından alınan kararlara yönelik inceleme yapılabilecek bir marj bıraktığına dikkat çekti.

Öte yandan kimi AYM üyelerinin çoğunluğa katılmayarak karşı gerekçeler yazdığını aktaran Şirin, “Fakat onların gerekçeleri alınan karardan daha da kötü” yorumunda bulundu.

Şirin, AYM’nin karara rağmen bazı şerhler düştüğünü, karşı gerekçe yazan AYM üyelerinin ise söz konusu şerhlerin düşülmesine gerek olmadığını savunduklarını belirtti ve “Biz TBMM kararlarını hiçbir şekilde incelemeyelim demeye getiriyor bu üyeler” dedi.

'ABD askerlerinin konuşlandırılmasına yönelik kararı incelemeyeceğim diyebilir'

AYM’nin verdiği kararın doğurabileceği sonuçlara dair çeşitli örnekler veren Şirin şöyle konuştu:

“Mesela örnek veriyorum parlamento ABD askerlerinin Türkiye’de konuşlandırılabilmesine yönelik bir karar aldı. Parlamentonun kararı usullere uysun veya uymasın, AYM “Bu kararı incelemeyeceğim” diyebilir. Veya olağanüstü hâl süreleri. Bu süreler belli periyotlarla uzatılıyor. AYM, bunu da incelememe kararı alabilir.”

 'Hukuk devleti açısından son derece olumsuz bir karar'

Kararla birlikte bir nevi yargı denetimine kapalı bir alan oluşturulduğunu vurgulayan Şirin, “Dolayısıyla bu, hukuk devleti açısından son derece olumsuz bir karar” değerlendirmesinde bulundu. 

Şirin değerlendirmesini şöyle sonlandırdı:

Türkiye’de yargı denetimi zaten doğru dürüst yok, keyfi bir alan açılmış durumda. Anayasa adeta kanun düzeyine düşüyor demiştik. Artık kararname tüzük düzeyine düşmüş oluyor. Bundan sonra “Anayasa hükmünde tüzük” demeye doğru gidecek. 

Okumakta olduğunuz haber, 11 Kasım tarihinde, saat 14.52'de yayına alındı. Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Tolga Şirin'in karara yönelik soL'la paylaştığı görüşleri ise aynı gün, saat 17.07'de haber içine eklendi.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.