Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Avrupa Parlamentosu'ndan bir ilk: Taslak raporda Adalet Bakanı Akın Gürlek'e yaptırım çağrısı

Avrupa Parlamentosu , 17 Haziran'da oylayacağı 2026 Yılı Türkiye Raporu'nda tarihi bir adım atarak Adalet Bakanı Akın Gürlek'in AB yaptırım listesine alınmasını talep etmeye hazırlanıyor. AP Yeşiller Grubu Milletvekili ve Gölge Raportör Vladimir Prebilic, AKP'li yetkililerin Gürlek'in ismini metinden çıkarmak için kulis yaptığını ancak Ankara'ya “Yanlış soruyu soruyorsunuz, bu ismi oradan çıkartacak şey sizin Türkiye’de yapacaklarınızdır” yanıtını verdiklerini açıkladı.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 13.06.2026 , 12:50 Güncelleme Tarihi: 13.06.2026 , 13:20

Algoritmaya müdahale edin: Tek bir işlemle soL Haber’i Google’da ‘tercih edilen kaynak’ olarak seçin, aramalarınızda soL öne çıksın.


AKP'nin yargı adımlarıyla sağlamlaştırdığı iktidarı, emperyalizmin Avrupa'da yeniden yapılandırdığı bölgesel çıkarlara uyum sağlamak üzere adım atarken, pazarlık masasında da yeni bir "havuç-sopa" oyunu başladı.

17 Haziran Çarşamba günü Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu’nda oylanacak 2026 Yılı Türkiye Raporu, iktidarın yargı üzerindeki tahakkümüne karşı daha önce yapılmayan bir yaptırım çağrısı içeriyor. 

T24'ten Cansu Çamlıbel, Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubu’ndan Slovenyalı parlamenter Vladimir Prebilic ile söyleşisine göre, raporun taslak metnindeki 21. paragrafta, "insan hakları ve temel özgürlüklerin ciddi ve kasıtlı ihlallerinden sorumlu Türk yetkililerin", AB'deki varlıkların dondurulmasını da içeren yaptırımların uygulanması talep ediliyor:

'Ciddi demokratik gerileme göz önüne alındığında, Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi ve AB Komisyonu Başkan Yardımcısı’na (Kaja Kallas) çağrımızı yineliyoruz. İnsan hakları ve temel özgürlüklerin ciddi ve kasıtlı ihlallerinden sorumlu Türk yetkililere karşı, AB Küresel İnsan Hakları Yaptırım Rejimi kapsamında, AB'deki varlıkların dondurulması da dahil olmak üzere kısıtlayıcı tedbirlerin uygulanmasının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu yetkililer arasında, kayyım rolünü üstlenenler ve onları atayanlar veya devletin baskıcı mekanizmasında kilit rol oynayanlar, örneğin eski İstanbul Başsavcısı Akın Gürlek de yer almaktadır. Akın Gürlek'in Adalet Bakanı olarak atanmasından duyulan dehşeti dile getirirken, yaşanan durumun kariyeri boyunca her zaman siyasi bir gündemi takip eden siyasi bir aktör olduğunu ortaya koyduğunu belirtiriz.'

Akın Gürlek adı açıkça yer aldı: 'Baskıcı mekanizmanın kilit rol oynayan aktörü'

Metinde “bu baskıcı mekanizmanın kilit rol oynayan aktörü” olarak Adalet Bakanı Akın Gürlek'in ismi açıkça zikrediliyor. 

Gürlek'in bakan olarak atanmasından duyulan “dehşetin” ifade edildiği metin, Gürlek'i “kariyeri boyunca her zaman siyasi bir gündemi takip eden siyasi bir aktör” olarak tanımlıyor.

Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubu’ndan Slovenyalı parlamenter Vladimir Prebilic ve T24 yazarı Cansu Çamlıbel
Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubu’ndan Slovenyalı parlamenter Vladimir Prebilic ve T24 yazarı Cansu Çamlıbel

‘Türkiye'den bir ismin talep edilmesi bir ilk’

Bölge İdare Mahkemesi’nin CHP yönetimine dair 21 Mayıs tarihli “mutlak butlan” kararının ardından AP'deki siyasi grupların hükümete yönelik kınamanın tonunu yükseltme konusunda hemfikir olduğu belirtiliyor. Ancak Akın Gürlek isminin metne bu karardan önce girdiği ifade ediliyor.

Avrupa Parlamentosu kararlarının tavsiye niteliğinde olduğunu hatırlatsa da önemli bir hamle olduğuna dikkat çeken Çamlıbel, “Türkiye’den bir ismin bu listeye konulmasının Avrupa Birliği’nin seçilmiş organı Parlamento tarafından talep edilmesi bir ilk. Aslında AKP hükümeti epey süredir AB tarafından yayımlanan raporlara ‘yok hükmünde’ deyip çöpe atma eğiliminde. Yine de Akın Gürlek’in bizzat devletin baskıcı mekanizmasının merkezi aktörü olarak etiketlenmesine tepkisiz kalacaklarını sanmıyorum” değerlendirmesinde bulunuyor.

Kabul edilmesi bekleniyor

Haberde AP'nin "seçilmiş bir organ" olduğu vurgulanarak karara demokratik bir meşruiyet atfedilse de, Avrupa Parlamentosu kararları, Türkiye'deki insan hakları ihlallerini ancak sermaye gruplarının ve emperyalist merkezlerin stratejik çıkarları zedelendiğinde gündeme alıyor.

Raporun AP'de ezici bir çoğunlukla kabul edilmesi bekleniyor, nihai yaptırım kararını AB Komisyonu ve Konseyi verecek. Parlamento, bu raporla AB'nin yürütme organlarını harekete geçmeye zorluyor.

AKP'li yöneticiler ricacı oldu: 'Akın Gürlek’in isminin metinden çıkartılması için ne yapabiliriz?'

Raporun mimarlarından, AP Yeşiller Grubu’ndan Slovenyalı parlamenter ve Türkiye Gölge Raportörü Vladimir Prebilic, mülakatta sürecin perde arkasını anlattı, soruları yanıtladı.

Akın Gürlek'in siyasi motivasyonla yürütülen yargılamaların “baş aktörü” olarak görüldüğünü vurgulayan Prebilic, önerdikleri yaptırımın AB sınırları içindeki malların ve hesapların dondurulması ile finansal işlemlerin engellenmesini kapsadığını belirtti. Prebilic, AKP'nin bu kararı engellemek için doğrudan kendileriyle temasa geçtiğini şu sözlerle ifşa etti:

Neyi önerdiğimizi biz açık biçimde Türk hükümeti ile yaptığımız görüşmelerde kendilerine önden haber verdik. Ankara’dan bazı iktidar partisi milletvekilleri ile yaptığımız görüşmelerde açık açık bize 'Bu isim kararda olmasın' talebinde bulunuldu. 'Akın Gürlek’in isminin metinden çıkartılması için ne yapabiliriz?' diye sorudu. Kendilerine yanıtım çok basitti. 'Yanlış soruyu soruyorsunuz çünkü bu ismin metinden çıkartılması için bizim yapabileceğimiz bir şey yok. Bu ismi oradan çıkartacak şey sizin Türkiye’de yapacaklarınızdır' dedim.

Çamlıbel’in bu soruyu soran kişinin kimin olduğuna yönelik sorusuna yanıt verdi, “Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu’nun AKP’li Eş Başkanı İsmail Karayel”.

Prebilic, mutlak butlan kararı öncesinde Gürlek ile ilgili kısmın metne girdiğini belirtti.

‘Avrupa Birliği belli bir noktaya kadar bu oyunu Erdoğan’la siyasi oportünizm nedeniyle oynadı çünkü Türkiye’ye ihtiyaç vardı’

Söyleşide, Prebilic, AB'nin iki yüzlü politikalarını kabul etti. 

Mülteci akını ve Ortadoğu'daki istikrarsızlık nedeniyle Erdoğan'ın bir "istikrar unsuru" olarak görüldüğünü belirten Prebilic, "Avrupa Birliği belli bir noktaya kadar bu oyunu Erdoğan’la siyasi oportünizm nedeniyle oynadı. 'Demokrasinin bazı unsurları zedeleniyor olsa da istikrar önemli' diye bakıldı. Bana kalırsa kesinlikle yanlış bir yaklaşımdı" dedi. 

Prebilic'in basit bir "siyasi oportünizm" veya "yanlış yaklaşım" diyerek geçiştirmeye çalıştığı bu dönem, AB emperyalizminin milyonlarca mülteciyi Türkiye'ye hapsettiği, ülkenin ucuz emek cennetine çevrilmesinden faydalandığı ve AKP'nin gerici politikalarına aktif destek sunduğu yıllara denk düşüyor. AB'nin Erdoğan ile kurduğu bu ilişki bir hata veya mecburiyet değil, Avrupa sermayesinin bölgesel çıkarları doğrultusunda yaptığı bilinçli bir tercihti.

'Erdoğan bu rejimle ülkeyi yönetmeye devam ettiği sürece AB ile hiçbir ilerleme olması mümkün değil'

ABD'de Trump döneminin başlamasıyla AB'nin güvenlik şemsiyesinin sarsıldığını ve Avrupa'nın artık Erdoğan'a ve Türkiye'ye bakışının değişmeye başladığını vurgulayan Prebilic, ilişkilerdeki tıkanıklığın temel nedenini açıkça "Cumhurbaşkanı Erdoğan ve inşa ettiği rejim" olarak tanımladı:

Cumhurbaşkanı ve onun temsil ettiği partiye ya da savunduğu rejime bağlı bir sorun var. Erdoğan bu rejimle ülkeyi yönetmeye devam ettiği sürece Avrupa Birliği ile hiçbir ilerleme olması mümkün değil. Herhangi bir biçimde üyeliğin gerçekleşme ihtimali de yok. Parlamentoda açık bir çoğunluk var, bu rejimin uygulamalarından bıktık.

Prebilic, AB Komisyonu Başkanı Ursula Von der Leyen'in tutumunun Avrupa Birliği'nin genel iradesini yansıtmadığını belirterek, yeni taslağın parlamentoda en az yüzde 60 çoğunlukla kabul edilmesini beklediklerini ifade etti. Müzakerelerin resmen askıya alınmasına ise "aşırı sağcıların ekmeğine yağ süreceği" gerekçesiyle karşı çıktıklarını sözlerine ekledi.


Çamlıbel söz konusu raporun ilgili bölümlerini “merak edenler için Avrupa Parlamentosu 2026 Türkiye Taslak Raporu’nun öne çıkan bölümleri” başlığında yayımladı.

İlgili bölümler şöyle:

‘Başkanlık sisteminin derinden otoriterleşmiş yorumu çerçevesinde yargı bağımsızlığındaki ciddi aşınmadan endişeliyiz’

-Türkiye'de, başkanlık sisteminin derinden yerleşmiş otoriter yorumu çerçevesinde, hukukun üstünlüğünün ve yargı bağımsızlığının ciddi şekilde aşınmasından duyduğumuz büyük endişeyi dile getiriyoruz.

-CHP'nin mevcut cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun, onlarca soruşturma, üst üste binen adli davalar ve keyfi idari kararlar da dahil olmak üzere, uzun süredir hedef alınmasını kınıyoruz. Son olarak “siyasi casusluk” suçlamasıyla açılan bir başka iddianame ve Türkiye Cumhurbaşkanı adayı olabilmesi için gerekli olan üniversite diplomasının hukuka aykırı ve siyasi amaçlı olarak iptal edilmesini kınıyoruz.

-Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin İmamoğlu'nun iddia edilen hukuka aykırı gözaltına ilişkin başvurusunu 'öncelikli dava' prosedürü kapsamında kabul etme yönündeki önemli kararını memnuniyetle karşılıyoruz.

‘Gizli tanıklardan elde edilen delillerin kullanımına son verin’

-Türk yargısını, özellikle yüksek profilli davalarda sıkça tekrarlanan ve delillerin doğrulanmadan kabul edildiği, adil yargılanma hakkının açık bir ihlalini oluşturan ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına aykırı olan gizli tanıklardan elde edilen delillerin kullanımına son vermeye çağırıyoruz. Bu tür kötüye kullanılan hukuki süreçler, uluslararası hukuki sorumluluklara ve Türk iç hukukuna aykırı olarak, masumiyet karinesinin ciddi ihlallerine yol açıyor.

-Türkiye'de yargı süreçlerinin kalitesinde, özellikle de iddianamelerin kalitesinde hem ulusal hem de uluslararası hukuk standartlarını ihlal eden ciddi bir bozulma olduğuna dair raporlardan endişe duyuyoruz.

‘Yargı muhalefeti bastırmak için kasıtlı silah olarak kullanılıyor’

-Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun hakim ve savcıların seçimi, atanması ve terfi ettirilmesinde hükümetten bağımsızlığının bulunmamasının, muhalefeti bastırmak için yargının kasıtlı olarak bir silah olarak kullanılmasına olanak sağlayan temel bir faktör olduğuna işaret ediyoruz.

‘Muhalif siyasetçilerin dokunulmazlıklarının kaldırılmasından endişe duyuyoruz; TBMM’yi göreve davet ediyoruz’

-TBMM’deki büyük çoğunluğu muhalefet partisi üyelerini etkileyen, mevcut milletvekillerinin parlamenter dokunulmazlığının kaldırılmasını talep eden fezlekelerden derin endişe duyuyoruz. Türkiye'deki tüm siyasi aktörleri, TBMM’yi çoğulcu bir meclis olarak güçlendirmek, Türk toplumunun karşı karşıya olduğu zorlukları ele almak ve demokratik bir geleceğin temellerini atmak için çaba göstermeye davet ediyoruz.

soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.