Sayfa yolu
Avrupa Komünist Hareketi: 'Tekellere, kapitalizme, AB ve NATO'ya karşı kolektif bir mücadeleyi örgütlemeliyiz'
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 23.12.2023 , 16:42 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Avrupa’daki komünist ve işçi partileri arasında yeni bir bölgesel işbirliğini ifade eden Avrupa Komünist Hareketi (European Communist Action), 18 Kasım’da Atina’da gerçekleşen toplantı ile kuruluşunu ilan etti.
Kurucular arasında Türkiye Komünist Partisi'nin de bulunduğu Avrupa Komünist Hareketi, emperyalist Avrupa Birliği'ni eleştiren bir ortak açıklama yayımladı. Açıklamada, tekellere, patronlar lehine atılan adımlara karşı sosyalizmin Avrupası hedefini savunan hareket, Avrupa emekçi halkını mücadeleye çağırdıklarını bildirdi.
'AB, emekçi halkın çıkarlarına aykırı, emperyalist bir ekonomik, siyasi ve askeri bloktur'
Açıklamanın Avrupa Komünist Hareketi internet sitesinde yayımlanan tam metni şöyle;
"AB'ye, burjuva hükümetlere ve çalışma hayatında orman kanunlarını dayatan emek karşıtı uygulamalara karşı sınıf mücadelesi yoğunlaştırılmalı
Avrupa Birliği (AB), tekelleri, sermayenin yoğunlaşmasını ve merkezileşmesini destekleyen önlemleri teşvik etmekte, sermayenin çıkarlarına hizmet etmektedir. Avrupa Birliği, Avrupa sermayesinin birliğidir. AB, emekçi halkın çıkarlarına aykırı, emperyalist bir ekonomik, siyasi ve askeri bloktur. Yoksulluğa, işsizliğe, Ukrayna'da yaşanmakta olan ve benzeri emperyalist savaşlara, İsrail işgal devletinin Filistinlilere uyguladığı gibi zulümlere, mülteci dalgalarına yol açan kapitalist sisteme hizmet etmektedir.
AB, halk düşmanı doğasını önemli bir süre boyunca refah vaatlerinin arkasına gizlemeyi başarmış olsa da, geçtiğimiz on yıllar gerçeği inkar edilemez bir şekilde ortaya çıkarmıştır. İşçiler için sözde "refah" ve görünürdeki faydalar aslında birer yemdi ve onları, özellikle 1990'dan sonra tüm AB'de haklarına yönelik saldırıları yoğunlaştıran bir tuzağa çekiyordu.
'Büyük patronlar, patron güdümlü sendikacılığı kullanmaktadır'
Bugün ise, İstikrar Paktı, ağır doğrudan ve dolaylı vergilendirme yoluyla emekçilere bedel ödetmek için sıkı bütçe disiplini ile yeniden uygulamaya konmakta; büyük şirketlerin yatırımları için bütçe fazlaları yoluyla sermaye yaratmak amacıyla sosyal hizmetlerde kesintiler yapılmakta ve bunların ticarileştirilmesi teşvik edilmektedir. Bir dizi AB ve hükümet direktifi, toplu iş sözleşmelerinin kaldırılmasını, insanlık dışı çalışma saatleriyle düzenli günlük çalışma sürelerinin erozyona uğratılmasını, işsizleri işsizlik yardımlarından bile mahrum bırakan cezalandırıcı önlemlerle yaygın işsizliği, eksik istihdamı ve artan esnekliği, uzaktan çalışmayı, yetersiz emekli maaşlarını ve özelleştirilmiş sosyal güvenlik sistemlerini teşvik etmektedir. Tüm bunlar yoksunluğa, iki ya da daha fazla düşük ücretli işin bir arada yapılmasına, emeklilik yaşının yükseltilmesine ve hatta bu yaşın ötesinde çalışmaya, kamu sağlık sistemlerinin parçalanmasına ve özellikle Avrupa Merkez Bankası tarafından tekrarlanan faiz artışlarından sonra hızla yükselen fiyatlara, enerji yoksulluğuna, vahşi vergilere, yüksek kiralara, emekçilerin evlerine getirilen hacizlere ve halk için artan maliyetlere yol açmaktadır. Aynı zamanda, Avrupa genelinde grevleri ve sendikal faaliyetleri cezalandıran ve yasaklayan yasalar çıkarılırken, patronların gözdağı verme çabaları da yoğunlaşmaktadır. Büyük patronlar, zaten kötü olan çalışma koşullarını daha da kötüleştirmek ve sömürüyü yoğunlaştırmak amacıyla ucuz ve esnek bir işgücü elde etme planlarını hayata geçirmek için patron güdümlü sendikacılığı kullanmaktadır.
'İşbirliğinin, Barış ve Sosyalizmin Avrupası'na inanıyoruz'
Bizler halk için alternatif bir yörüngeye, halk için, zenginliği üreten işçi sınıfı için refah ve toplumsal ilerlemenin olduğu başka bir Avrupa vizyonuna inanıyoruz. İşbirliğinin, Barış ve Sosyalizmin Avrupası. Bu hedef, işçilerin çağdaş ihtiyaçlarının karşılanması için eksiksiz haklara ve toplu iş sözleşmelerine, demokratik ve sendikal özgürlüklere, grev hakkına sahip çalışma mücadelesine ışık tutmaktadır.
İşçi-sendika hareketindeki olumsuz güçler dengesine rağmen, bazı ülkelerde işçilerin mücadeleler ve grevler örgütlemesi ve koordine olabilmeleri son derece önemli ve umut vericidir. Avrupa Komünist Hareketi üyesi partiler tüm enerjilerini bu hareketlerin gelişmesi ve başarıya ulaşması için harcamaktadır.
'Komünist Partilerin görevi, kendi ülkesinde ciddi ve ısrarlı bir çalışma göstermektir'
İster liberal ister sosyal-demokrat olsun, sömürü sistemi içindeki her türlü burjuva yönetimine karşı kararlı bir mücadelenin gerekliliğine inanıyoruz. Bu çaba, burjuva ideolojisinin işçi hareketi üzerindeki etkisi olarak ortaya çıkan işçi-sendika hareketindeki oportünizm ve reformizme karşı kararlı bir muhalefeti gerektirmektedir. Bu, gerici kapitalist AB'ye aktif bir şekilde karşı çıkmadan, direnmeden ve sınıf odaklı bir şekilde baş kaldırmadan, Avrupa Komisyonu'nun tüm halk düşmanı düzenleme ve uygulamalarına meydan okumadan başarılamaz. Mücadelemiz kapitalist sömürüye karşıdır ve sosyalizm-komünizmin kurulmasını hedeflemektedir. Nihayetinde her Komünist Partinin temel enternasyonalist görevi, dünya çapındaki mücadeleye bir katkı olarak kendi ülkesinde ciddi ve ısrarlı bir çalışma göstermektir.
Kendimizi, sınıf odaklı, militan bir doğrultuda birleşerek, işçi ve sendika hareketinin eylemlerini diğer halk hareketleriyle koordine ederek emekçi halkın güncel ihtiyaçlarını karşılamaya adadık. Odak noktamız bu çabaları tekellere, kapitalizme, AB ve NATO'ya karşı kolektif bir mücadeleye yönlendirmektir."
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
