Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Aslı Erdoğan: 'Sesimizin ustalıkla kısıldığını düşünüyorum…'

'Sesimizin de ustalıkla kısıldığını düşünüyorum. Türkiye'deki gibi vurmayla kırmayla cezaevine atmakla değil. Orada daha duyulurdu sesim. Burada bir şekilde sisteme uyum sağladık...'

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 10.07.2023 , 10:10 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Yazar Aslı Erdoğan, 5,5 yıl süren yargılanma süreci ve beraberinde gelen Almanya yıllarına ilişkin Avrupa Postası’ndan Ufuk Evla Bostan ile söyleşi gerçekleştirdi.  2016 yılında Özgür Gündem Gazetesi’nin danışma kurulunda yer aldığı gerekçesiyle cezaevine giren Erdoğan, söyleşisinde Radikal Gazetesi’nden kovulmasından Almanya’ya ve ciddi sağlık sorunlarına uzanan süreci değerlendirdi.

“Gitsin ve bir daha gelmesin”

4.5 ay cezaevinde kalan ve çıktıktan 9 ay sonra Erich Maria Remarque Barış Ödülü töreni için Almanya’ya giden Erdoğan, yola çıkarkenki niyetinin bir süre yurt dışında kaldıktan sonra ülkeye geri dönmek olduğunu belirtiyor.

 “Almanya'ya geldiğimde bana "Sen dönemezsin artık" diye söylediler. Az çok kestirebiliyordum ama bir dönerim her şeyi yoluna koyarım, tekrar gelirim şeklindeydi benim planım. Ödül töreni için gelmiştim. 3 takım resmi bir elbiseyle, ikinci bir pantolonum yoktu. Yazılarım İstanbul'da kaldı. "Hayır dönemezsin". Türkiye ile Almanya arası bir pazarlık olduğu çok açık. Gitsin ve bir daha gelmesin..”

Cezaevinden çıktıktan sonra ağır sağlık sorunlarıyla boğuştuğunu söyleyen yazar Erdoğan, hala bursiyer statüsünde olduğundan geçici oturum belgeleriyle yaşamını sürdürdüğünü ve sağlık durumuna uygun hizmetlerden bütünüyle yararlanamadığını belirtti.

“Sesimizin ustalıkla kısıldığını düşünüyorum, burada bir şekilde sisteme uyum sağladık”

Sürgünün cezaevi sürecinden çok daha zorlu olduğunu belirten Erdoğan, cezaevinde geçirdiği süreçte deneyimlediği dayanışmanın sürgünde yerini sessizliğe ve unutulmaya bıraktığını söylüyor. Sürgünde geçen yıllarda İngilizce okuyup konuşarak Türkçe’yi unutmaya başladığını belirten Erdoğan, kendisini Türkçe’den de sürgün edilmiş olarak tarifliyor. Türkiye’de yaşadığı yargılanma süreci ve 5,5 yıl sonunda gelen beraate rağmen kitabının yasaklanmasına karşın sesinin sürgündekine nazaran daha duyulur olduğunu belirtiyor.

“Almanya entellektüelleri kabul etti, çok büyük bir adım attı. Ama gerçekten burada isteniyor muyuz emin değilim. En azından aldı bizi… Sesimizin de ustalıkla kısıldığını düşünüyorum. Türkiye'deki gibi vurmayla kırmayla cezaevine atmakla değil. Orada daha duyulurdu sesim. Burada bir şekilde sisteme uyum sağladık. Şimdi istediğim her lafı ediyorum ama kimse duymuyor. Yıldızlara konuşuyorum sanki. Ustaca yola getirildik.”

“Kenara atılmışlık hissi…”

6 yıldır sürgünde olduğunu söyleyen ve ağır sağlık sorunlarıyla boğuşan Aslı Erdoğan hala kalıcı oturum izni alabilmiş değil. Frankfurt’ta geçirdiği iki yılın ardından koşulları git gide kötüleşen Erdoğan, PEN Almanya’dan aldığı bursun bitmesi ve otoimmun hastalığının ortaya çıkışıyla hayatın zorlaştığını ve bir hastane kapısında ölmekten korktuğunu söyledi. Ani gelişen hastalığının yarattığı koşullar nedeniyle, cezaevinde olduğu süreçte kitabının 70 binden fazla sattığı Fransa’ya geçme hedefi yarıda kalan yazar aldığı ödüller, şövalyelik nişanı ve bağlantılarına rağmen sürgünde geçen ilk iki yılın ardından “modasının geçtiğini” ve unutulduğunu söyledi.

“Benden para kazanan kişiler, kurumlar da vardı gidiverdiler. Bu da insanı incitiyor tabi. Bir köşeye atılıvermek, sen hayatında hiçbir sorunu çözememişken.. Fransa eski kültür bakanı benim yayıncımdı. Parmağının ucuyla bana oturum alabilirdi.. Herkes sanıyor ki benim hayatım çok kolay. Yurtdışındayken resmi kurumların desteği olmadan burada kalmam imkânsız. Onursal doktoradan tutun Simone-de-Beauvoir ödülüne.. Onur madalyası, şövalyelik nişanım var. Ama bana bir oturum izni verin önce. Çok ironik bir durum bu; şövalye nişanı olan biri oturum alamıyor, geçici oturum statüsüne kalmış olması..”

Ufak tefek şeylerle hayatının yoluna girebileceğini belirten yazar, söyleşiyi noktalarken kendini kenara itilmiş hissettiğini söyledi.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.