Breadcrumb
'Artı'larıyla BRICS: Şimdi daha mı güçlü?
Cansu Oba
Yayın Tarihi: 25.08.2023 , 17:28 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Tarihler BRICS zirvesinin başlayacağı 22 Ağustos’a yaklaşırken zirvenin gündemleri açısından öne çıkan iki başlık vardı. Dolara alternatif bir para birimi oluşturulacak mı? BRICS genişleyecek mi?
Zirvenin sona erdiği gün itibariyle ilk soru hâlâ tartışma götürür görünse de -ki zaten kısa sürede çözümlenecek cinsten bir konu değil- ikinci soru yanıtını buldu. Arjantin, BAE, Etiyopya, İran, Mısır ve Suudi Arabistan tam üyelik statüsüne davet edilecek altı seçilmiş ülke arasında yer aldı. Davete icabet ederlerse önümüzdeki yıl Rusya’da gerçekleşecek olan zirvede yerlerini alacaklar.
Genişleme gündemine dönmek üzere, öncelikle zirveye giden süreçte dolarsızlaştırma konusunda neler söylendiğine kısaca göz atalım.
Dolarsızlaştırma tartışması
Tartışılanlar arasındaki en iddialı önerme, kuşkusuz, zamanla doların hegemonyasını kırmaya aday yeni bir uluslararası rezerv para biriminin BRICS ülkelerinden başlayarak kullanıma sokulmasıydı.
Bunu Avrupa Birliği ve avro ilişkisini örnek göstererek dile getirenlerden biri Brezilya Devlet Başkanı Lula olmuştu. Ancak üzerine gelen açıklamalar bu ihtimali tamamen yok saymasa da daha belirsiz bir geleceğe erteler gibiydi. Nitekim bir süredir bu iddia hem BRICS ülkelerinden çeşitli düzeylerde temsilciler hem de bu ülkelerde faaliyet gösteren çeşitli düşünce kuruluşları tarafından daha alçak bir tonla dile getirilir oldu.
Kremlin adına Peskov’un Ağustos başındaki açıklaması bunun resmi bir ağızdan açık bir biçimde dillendirildiği ilk örneklerden oldu. Ortak bir para birimine geçişin yakın zamanda mümkün olmayacağını ama bu gerçeğin bu konunun tartışılmasına engel olmayacağını ve de konuyla ilgili fizibilite çalışmalarının başladığını söylüyordu. Kremlin sözcüsünün sözleri henüz zirve başlamadan bu tartışmanın daha düşük profille ilerleyeceği konusunda ipuçları sunuyordu.
Destekleyici başka bir açıklama da Güney Afrika’nın BRICS Büyükelçisi Anil Sooklal’dan geldi. Sooklal, doların elbette temel uluslararası para birimi tahtında kalmaya devam edeceğini, zaten BRICS’in dolarsızlaştırma gibi bir amacı olmadığını, gündemlerindeki konunun BRICS ülkeleri arasında yerel para birimleriyle ticaretle sınırlı olduğunu söylüyordu.
Bu haliyle tartışma büyük oranda dolara alternatif olacak bir birim önermek yerine doların hegemonyasının geriletilmesine odaklanmış durumda. Bunun için birkaç alternatif yöntem üzerine değerlendirmeler yapıldı. Bunlar arasında kripto para kullanımı, altın endeksli ticaret ve BRICS ülkelerinin aralarında kendi ulusal para birimleriyle ticari faaliyette bulunabilmesi yer alıyor. İlk iki seçenek riskler taşıyor, istikrarlı ve gerçekçi bir tablo sunmuyor.
Sonuçta bu yazının hazırlandığı esnada sonuç bildirgesi açıklandı ve bu gündem bildirgede ifadesini ulusal para birimlerinin kullanılmaya teşvik edilmesi olarak buldu.
Yerel para birimleriyle ticaretin örnekleri zaten oluşmaya başlamış olsa da BRICS ölçeğinde bunun mutlak hale getirilmesinin ne ölçüde mümkün olduğu ve hızlı bir biçimde hayata geçirilip geçirilmeyeceği ayrı bir tartışmanın konusu.
Ortak para birimi aynı zamanda siyasi bir tartışma
Diğer yandan BRICS ülkeleri arasındaki eşitsizlik veri alındığında ortak bir para biriminin belirlenmesi tartışmasının Çin’in ağırlığı doğrultusunda çözülmesini beklemek de makul görünüyor. BRICS ülkeleri arasındaki ticaret hacminde Çin’in tuttuğu yer bunu destekliyor. Çin’in en iddialı olduğu alanlardan biri olan elektromanyetik sektörünün ithalatçılarının üçte ikisini mevcut BRICS ülkelerinin oluşturuyor olması bu açıdan önemli bir veri sunuyor.
Nihayetinde ortak para birimi tartışması üzerinden şekillenen bu ihtimallerin bir yandan karşılaşılması muhtemel pratik kimi sorunlara çözüm üretmek gibi bir amacı var. Emperyalist hegemonya mücadelesinin yol açtığı gerilimlerin dünyanın çeşitli coğrafyalarında yeni ekonomik yaptırım ve ambargolara neden olması ihtimaline karşı önlem almak örneğin. Fakat diğer yanıyla ticari ve finansal bir önlem olmanın ötesinde siyasi bir mesaj taşıyor. Sonuçta doların yaklaşık 80 yıl önce başlayan uluslararası rezerv para birimi olma yolculuğu ekonomik bir üstünlüğün ötesinde ekonomik-ideolojik-siyasal-askeri-kültürel boyutlarını kapsayan bir biçimde emperyalist sistem içindeki liderliğin el değiştirmesi anlamına geliyordu. Dolayısıyla bugün Çin’in belirleniminde ilerleyeceği yaygın olarak kabul gören alternatif bir para birimi gündeminin kendisi emperyalist sistem içi hiyerarşinin ne yönde evrileceği tartışmasıyla birlikte okunabilir.
Bu açıdan baktığımızda dolara alternatif ortak bir para birimine hemen geçilip geçilemeyeceği veya BRICS ülkelerinin birbirlerinden farklı yaklaşımları bir yerden sonra önemini yitiriyor. 2023 zirvesinden bu yönde bir karar çıkamayacağı hemen hemen herkesçe öngörülüyordu fakat buna rağmen uluslararası alanda ciddiyetle tartışılmaya devam etti. Çünkü soyut kalsa da bunu tartışmaya açmanın kendisinin taşıdığı bir anlam var.
En uç ifadesini dolara rakip yeni bir ortak para biriminin belirlenmesinde bulan dolarsızlaştırma senaryosunun ancak emperyalist sistem içi çelişki ve güç dengelerinin başka bir noktaya taşınmasına koşut olarak hayata geçebileceğini söyleyebiliriz.
Bugün bu tartışmanın açılmasıysa açık ki bu konuda bir iddiaya dayanıyor. Bazı uluslararası finansal veriler bu iddianın küçümsenmesini zorlaştırıyor ve daha yakından ve çok boyutlu bir izlemeyi gerektiriyor.
Örneğin G7 ülkelerinin nominal GSYH açısından BRICS ülkelerine göre daha üstün bir pozisyonu korumaya devam ediyor. Fakat tabloya ulusal borçlar da eklendiğinde BRICS ülkelerinin üstünlüğü açık arayla ele geçirdiği görülüyor. G7 ülkelerinin tamamının borçları toplam 55,5 trilyon doları bulurken genişlemiş haliyle BRICS için bu miktar 9 trilyon dolar. Ayrıca ABD’nin borçlu olduğu ülkeler arasında en büyük paya sahip olanın Çin olduğunu da belirtelim.
Diğer yandan doların uluslararası döviz rezervleri içindeki payı, ilk sırayı açık arayla korumasına rağmen, son yıllarda düzenli şekilde gerileyerek %58’lere vardı. Son düşüş trendinin başladığı 2016 dolaylarında yuanın yükselişe geçtiğini belirtelim. Henüz %2,7 gibi düşük bir pay tutuyor olsa da bu oran son yıllarda katlanarak ulaşılmış bir oran.
Genişleme hamlesi ‘alternatif blok’ iddiasını zayıflatabilir
Zirvenin ikinci gündemi olan ve gelişmelerle birlikte ana gündemi haline gelen genişleme konusu da bu hegemonya mücadelesiyle ilişkili olarak ele alınmalı. BRICS ülkelerinin zirve öncesinde genişlemeye dair kamuoyuna yansıyan farklı tutumları da buna işaret ediyor.
Dolarsızlaştırma tartışmasındaki iddianın aksine, genişleme ile birlikte dahil olan ülkelerin emperyalist hiyerarşi içinde bulundukları konum BRICS’e bir bütün olarak G7 karşısında alternatif bir emperyalist blok karakteri yükleme çabalarını zayıflatabilecek bir niteliğe sahip.
Brezilya ve Hindistan’ın yaklaşımının bu önermeyle kısmen tezatlık barındırdığını not edelim. İki ülkenin BRICS ülkeleri içinde genişleme fikrine daha temkinli yaklaştığı biliniyor. Bunun arkasında yatan neden genişleyen bir BRICS’in Batı’nın rakibi ve alternatifi olma iddiasını artıracağı düşüncesi. Batıyla ilişkilerinin tamamen zarar görmesinden duyulan çekince genişleme konusunda da ağırdan alma isteğini getiriyor.
Fakat diğer yandan genişlemeyle birlikte ortaya çıkan tablonun aksi bir intibayı güçlendirdiği bile söylenebilir. Yalnızca ekonomik değil aynı zamanda siyasal nedenlerle. Artı 6’sıyla birlikte BRICS net bir taraflaşmanın değil geçişkenliklerin esas olduğu bir görüntü veriyor. Özellikle BAE, Suudi Arabistan ve Mısır bu izlenimi güçlendiriyor. Yeni eklenen ülkelerin dış ticaret hacimlerinde mevcut BRICS ülkelerinin ağırlığı tartışılmaz fakat buna rağmen ABD ve batılı ülkelerle içinde bulundukları ekonomik ve siyasal işbirliklerinin ve zaman zaman bunun ötesinde ifade edilebilecek “müttefikliklerin” BRICS üyeliğiyle tamamen geride kalması imkansız. Zaten içinden geçtiğimiz dönemde emperyalist sistem bu kadar net siyah ve beyazlarla hareket etmeyi dayatma kabiliyetini çoktan yitirdi. Gri alanlar ise herkesin görüş ve de ilgi alanında. Dahil olacak ülkeler arasında İran da yer alırsa BRICS’in batı karşıtı karakterinin mutlaka güçleneceği bu açıdan sıcak tartışmalardan biriydi örneğin, ama bu gri hareket alanları, gelişmeleri bu tür şablonlarla açıklamayı geçersiz kılıyor. Genişleme BRICS’in iç bütünlüğünü daha katı bir hale getirmek yerine esnek bir birliktelik görüntüsünü güçlendiriyor.
Bu esnek ve tam angajmanla hareket etmeyen birlikteliğin çok kutupluluğa yorulma ihtimaliyse ayrıca incelenmeyi gerektiriyor.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
