Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

'Arabuluculuk' iddiası her geçen gün zayıflıyor: Türkiye'den Ukrayna'ya 'Korkut' hava savunma sistemi

İHA'lar ve ağır mühimmatların ardından Ankara'nın Kiev'e yönelik askeri desteğine Aselsan yapımı "Korkut" hava savunma sistemleri de eklendi. Ukrayna ordusu sistemin sahada test edilip "başarılı" bulunduğunu açıklarken; giderek büyüyen bu silah ticareti, iktidarın NATO eksenine kaydığı tehlikeli rotayı da gözler önüne seriyor.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 06.10.2026 , 11:42 Güncelleme Tarihi: 06.10.2026 , 12:24

Ankara'nın Kiev'e yönelik silah ve askeri teçhizat sevkiyatlarına bir yenisini daha eklediği ortaya çıktı. Daha önce Bayraktar TB2 silahlı insansız hava araçları başta olmak üzere çok sayıda mühimmatı Ukrayna'ya gönderen Türkiye'nin, bu yılın başlarında Kiev yönetimine "Korkut" hava savunma sistemleri tedarik ettiği öğrenildi.

Middle East Eye'dan Ragıp Soylu'nun haberine göre, Türkiye'nin sağladığı bu sistemler sayesinde Ukrayna ordusu yeni silahları savaş sahasında test etme ve hava savunma kapasitesini artırma fırsatı buldu. 

Konuya aşina kaynaklara dayandırılan haberde, Ukrayna'nın genellikle üç silah sistemi aracı ve bir komuta-kontrol aracından oluşan Türk yapımı Korkut hava savunma sistemlerinden az sayıda ithal ettiği belirtildi. Söz konusu sistemlerin savaş alanında tam olarak kaç birlik tarafından kullanıldığı ve nereye konuşlandırıldığı ise açıklanmadı.

'Fiyat uygun olursa daha fazla satın almak isteriz'

Aselsan tarafından üretilen Korkut hava savunma sistemi, Ukrayna savaşında Rusya'nın yoğun olarak kullandığı seyir füzeleri ve insansız hava araçlarına (İHA) karşı hava savunma topları kullanıyor. Sistemin, 25 milimetrelik akıllı mühimmat ateşleyerek birinci şahıs görüşlü ve kablolu dronları hedef almak üzere tasarlandığı biliniyor.

Hükümet kısıtlamaları nedeniyle isminin açıklanmaması koşuluyla konuşan Ukraynalı bir yetkili, Korkut sisteminin Rus saldırılarına karşı koymada "oldukça başarılı" olduğunu savundu. 

Yetkili, "Elbette sahada bazı sorunlar yaşandı ancak bunlar küçük ayarlamalarla aşılamayacak şeyler değildi" ifadelerini kullandı. Sistemin savaşta rüştünü ispatladığını öne süren Ukraynalı yetkili, fiyatlandırmanın uygun olması hâlinde bu sistemlerden daha fazla satın almak istediklerini dile getirdi.

Savaş alanını 'test sahasına' çevirdiler

Ukraynalı yetkililerin açıklamaları, Türk savunma sanayisi şirketlerinin savaş alanını adeta bir test sahası olarak kullandığını da gözler önüne serdi. 

Yetkililer, birçok Türk savunma firmasının silahlarını test etmek ve sistemlerinin yeteneklerini geliştirmek için şu anda Ukrayna ordusuyla aktif bir şekilde çalıştığını, Kiev yönetiminin de bu girişimlere kucak açtığını belirtiyor. 

Basına yansıyan raporlara göre, Aselsan'ın bir savunma fuarı sırasında söz konusu sistemleri Ukrayna ordusuna satmayı teklif ettiği 2021 yılından bu yana konuşuluyordu.

Öte yandan Ankara, savaşın patlak vermesinden bu yana Kiev'e "tarafsızlık" söylemiyle çelişen geniş çaplı bir silah desteği sunuyor. Sürecin başında Bayraktar TB2 SİHA'ları ile başlayan bu sevkiyatlar, zamanla lazer güdümlü füzeler, topçu mermileri, makineli tüfekler ve son olarak anti-drone hava savunma sistemleri de dâhil olmak üzere geniş bir yelpazeye yayılmış durumda.

'Yeni ihracat sözleşmeleri duyuracağız'

Bölgedeki savaş ortamı savunma şirketleri için kâr kapısı olmaya devam ederken, Aselsan CEO'su Ahmet Akyol'un geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamalar da dikkat çekti. 

Korkut sistemlerinin hâlihazırda dokuz ülkede faaliyette olduğunu belirten Akyol, NATO'nun en büyük ikinci ordusu konumundaki Türk Silahlı Kuvvetleri'nin de bu sistemleri kullandığını hatırlattı. Akyol, şirketin bu teknolojiyi sahada kendini kanıtladıktan sonra ihraç etmeye başladığını vurgulayarak, "Önümüzdeki günlerde yeni Korkut ihracat sözleşmelerini duyuracağız" diye konuştu.

Geçtiğimiz mayıs ayında Suudi Arabistan ve Katar'ın Korkut 100/25 hava savunma sistemleri satın almak için sözleşmeler imzaladığı, Irak'ın da aynı sistemi bünyesine katmakla ilgilendiği basına yansımıştı.

'Denge' politikası iddiasından tam boy Atlantikçiliğe

Korkut sistemlerinin teslimatı, savaşın ilk yıllarında "arabuluculuk" iddiasıyla sahneye çıkan ve Rusya ile Ukrayna arasında "denge" politikası yürüttüğünü savunan Ankara'nın bu söylemi çoktan terk ettiğini bir kez daha gösteriyor. İktidarın içine düştüğü ekonomik ve siyasi krizi aşmak adına direksiyonu sert şekilde Atlantik hattına kırması, Ukrayna'ya silah satışında da yeni ve tehlikeli bir dönemece girilmesine neden oluyor.

Ankara'nın son olarak elindeki ABD yapımı 12 adet M270 Çok Namlulu Roketatar (ÇNRA) sistemi ve 70 adet M39 ATACMS taktik balistik füzesinin Ukrayna'ya transferi için Washington'dan onay istediği ortaya çıkmıştı. Savaş sonrasında bile yıllarca ölümcül tehdit yaratacak olan misket bombalarının da yer aldığı 283 milyon dolarlık bu paket, Türkiye'nin Kiev'e bugüne dek sağlayacağı en büyük taarruz desteği anlamına geliyor. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova ise bu plana sert tepki göstererek, bir yandan arabuluculuk iddiasında bulunup diğer yandan Ukrayna'ya silah göndermenin iki ülke ilişkilerine "ciddi zarar vereceği" uyarısında bulunmuştu.

Ancak yaşanan kopuş yalnızca askeri mühimmat sevkiyatıyla da sınırlı değil. S-400 hava savunma sistemleri, Akkuyu Nükleer Santrali ve yüksek ticaret hacmiyle kurulan yakın ilişkiler yerini hızlı bir uzaklaşmaya bıraktı. ABD baskısının ardından Türkiye'nin Rusya'dan petrol ithalatı hızla düşürülürken, Ankara enerji faturasını büyütme pahasına Irak ve Kazakistan gibi alternatiflere yöneldi. İki ülke arasındaki 70 milyar dolarlık ticaret hacminin hızla daralması ve Türkiye'nin elindeki S-400'leri üçüncü ülkelere satma arayışına girmesi de bu eksen kaymasının ekonomik ve diplomatik sonuçları olarak öne çıktı.

Gelinen noktada Türk savaş uçakları Baltık semalarında Rusya'ya karşı icra edilen NATO Hava Polisliği görevlerine katılıyor, patronlar savaş üzerinden milyonlarca dolarlık mühimmat anlaşmaları imzalıyor ve iktidar Karadeniz'den Kızıldeniz'e kadar uzanan geniş bir coğrafyada Batı ittifakıyla saflarını sıklaştırıyor. 

Ankara, NATO'nun ihtiyaçları doğrultusunda girdiği bu yolda, Türkiye'yi emperyalizmin bölgedeki kanlı vekalet savaşlarının zorunlu bir parçası hâline getirmeye devam ediyor.


soL'un dört kez sansürlenen X hesabını takip ederek yaygınlaştırabilirsiniz. 

soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.