Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Apartheid’ın mirası mahkemede: 66 yıl önceki katliamda ölenlerin aileleri hesap soruyor

Güney Afrika’da apartheid polisinin 1960’ta katlettiği Sharpevillelilerin yakınları 66 yıl sonra mahkemeye gidiyor. Apartheid döneminde çıkarılan ve devlet görevlilerini yargıdan koruyan bir yasanın iptalini isteyen ailelerin anlattıkları, katliamın etkilerinin kuşaklar boyunca sürdüğünü gösteriyor.

Dış Haberler

Yayın Tarihi: 09.09.2026 , 16:55 Güncelleme Tarihi: 09.09.2026 , 16:59

Paulina Mathinye, Sharpeville Katliamı yaşandığında beş yaşındaydı.

El Cezire’ye konuşan Mathinye, babasının 21 Mart 1960 sabahı evden çıktığını, kendisinin ise onun geri dönmesini beklediğini anlatıyor.

Babası bir daha dönmedi.

O gün Güney Afrika polisi, apartheid rejiminin siyahların hareketlerini ve çalışma yaşamını denetleyen geçiş belgesi yasalarına karşı Sharpeville polis karakolu önünde toplanan kalabalığın üzerine ateş açtı.

Resmi kayıtlara göre 69 kişi öldürüldü, yaklaşık 180 kişi yaralandı. Davayı takip eden avukatlar daha yeni araştırmalarda ölü sayısının 91’e, yaralı sayısının ise 238’e ulaşmış olabileceğini belirtiyor. Çok sayıda kişinin kaçarken sırtından vurulduğu da katliama ilişkin tarihsel kayıtlarda yer alıyor.

Sharpeville Katliamı, apartheid rejimine karşı mücadelenin dönüm noktalarından biri oldu. Katliamın ardından olağanüstü hal ilan edildi, binlerce kişi gözaltına alındı, Afrika Ulusal Kongresi (ANC) ile Pan Afrika Kongresi (PAC) yasaklandı.

Bugün Güney Afrika’da 21 Mart İnsan Hakları Günü olarak anılıyor. Ülkenin apartheid sonrası Anayasası da 1996’da Nelson Mandela tarafından Sharpeville’de imzalandı.

Ancak katliamda yakınlarını kaybeden aileler açısından Sharpeville yalnızca anılan bir tarih değil.

Katliamdan bir yıl sonra devleti koruyan yasa çıkarıldı

Katliamdan sağ kalanlar ve öldürülenlerin yakınları şimdi Güney Afrika devletine karşı yeni bir hukuki girişim başlattı.

İnsan Hakları İçin Avukatlar (Lawyers for Human Rights - LHR), Gauteng Yüksek Mahkemesi’ne yaptığı başvuruda apartheid yönetiminin 1961’de çıkardığı Cezai ve Hukuki Sorumluluktan Muafiyet Yasası 61 adlı yasanın anayasaya aykırı ilan edilmesini talep ediyor.

Söz konusu yasa, devlet görevlilerinin Sharpeville ve aynı dönemdeki devlet şiddetiyle bağlantılı eylemler nedeniyle hukuk ya da ceza davalarıyla karşı karşıya kalmasının önüne geçmişti.

Başvuruculara göre yasa, mağdurların ve ailelerinin tazminat ve hesap sorma yollarını onlarca yıl boyunca kapattı.

LHR aynı zamanda katliamda vurulanlar ve öldürülenlerin bakmakla yükümlü olduğu yakınları adına toplu dava açılabilmesi için mahkemeden izin istiyor.

Kuruluşun açıklamasına göre 70’ten fazla sağ kalan ya da aile üyesi hukuki sürece ilgi gösterdi.

Davanın öne çıkan başvurucuları arasında katliamda vurulan Abram Mofokeng ile babalarını o gün kaybeden Paulina Mathinye ve Ishmael Poho da bulunuyor.

Sharpeville Katliamı’nın ardından düzenlenen Yas Günü protestoları sırasında, 1 Nisan 1960’ta Johannesburg yakınlarındaki Orlando Township’te genç siyah Güney Afrikalılar yoldan geçen polisleri yuhalıyor. Apartheid döneminin ırkçı kısıtlamalarına karşı gösteriler ülke geneline yayılmıştı.

‘Babam yaşasaydı öğretmen olabilirdim’

Mathinye’nin aile hikâyesi, katliamın sonraki kuşaklar üzerindeki ekonomik ve toplumsal etkilerinin örneklerinden biri olarak aktarılıyor.

Ailenin geçimini sağlayan babasının öldürülmesinin ardından annesi beş çocuğa tek başına bakmak zorunda kaldı. Mathinye’nin anlatımına göre annesi, beyaz ailelerin evlerinde hizmetçi olarak çalışmaya başladı.

Ailenin zaman zaman yiyecek ve elektrik gibi temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çektiğini anlatan Mathinye, kendisinin de eğitimine devam etmek istediğini ancak maddi imkânsızlıklar nedeniyle genç yaşta çalışmaya başladığını söylüyor.

Öğretmen olmayı istediğini belirten Mathinye, çocukluk arkadaşlarından öğretmen ya da hemşire olanlarla karşılaştığında kendi hayatının nasıl olabileceğini düşündüğünü anlatıyor:

Babam vurulmasaydı belki ben de onlardan biri olurdum. Belki bugün öğretmen olurdum.

Sharpeville’de apartheid polisinin ateş açmasının ardından protestocular kaçmaya çalışıyor, 21 Mart 1960. Katliamda onlarca kişi yaşamını yitirdi, yüzlerce kişi yaralandı.

Babasının cesedini üç gün aradılar

Haberde yer verilen bir başka tanıklık da Ishmael Poho’ya ait.

Poho katliam sırasında altı yaşındaydı.

Babası Gilbert Poho Dimo protestoya giderken onun da kendisiyle gelmek istemesine izin vermedi ve evde kalmasını söyledi.

Babası geri dönmedi.

Poho’nun aktardığına göre annesi üç gün boyunca polis karakollarını dolaşarak eşini aradı. Sonunda cesedini Sharpeville polis karakolunda buldu.

Poho, babasının ölümünün ardından daha önce çalışmamış olan annesinin de beyaz bir mahallede ev işçisi olarak çalışmaya başladığını söylüyor. Çocuklar büyüdükçe aileye destek olmak için onların da çalışması gerekti.

Bugün 72 yaşında olan Poho, “Babam hayatta olsaydı farklı biri olurdum. Yaşadığım hayattan farklı bir hayatım olurdu” diyor.

Sharpeville Katliamı’nda öldürülenlerin yakınları, katliamın 66. yıldönümünde Sharpeville’deki Phelindaba Mezarlığı’nda kurbanların mezarlarını ziyaret ediyor, 21 Mart 2026.

Adalet arayışı üç kuşaktır sürüyor

Mauleen Maine’in ailesi de Sharpeville’de bir yakınını kaybetti.

Maine’in amcası katliamda öldürüldüğünde 23 yaşındaydı ve ailesinin geçimine katkıda bulunuyordu.

Haberde aktarıldığına göre ölümünün ardından Maine’in büyükannesi ailesini geçindirebilmek için içki satmaya başladı.

Büyükanne, ardından Maine’in anne ve babası hukuki ve siyasi adalet arayışını sürdürdü ancak sonuç alamadan hayatını kaybetti.

Bugün 62 yaşında olan Maine ise aile adına mücadeleyi sürdürüyor.

Maine’in anlattıkları, ailelerin taleplerinin yalnız maddi tazminatla sınırlı olmadığını gösteriyor. Sharpeville’de yaşayan aileler çocukları ve torunları için daha iyi konut ve eğitim olanakları da talep ediyor.

Sharpeville Katliamı’nın 66. yıldönümünde, Phelindaba Mezarlığı’nda kurbanların anısına çelenk taşıyanlar, 21 Mart 2026.

Apartheid sonrası dönemin de hesabı soruluyor

LHR’ye göre katliamda öldürülen ve yaralananların ailelerinin önemli bir bölümü bugün hâlâ Sharpeville’de yaşıyor.

El Cezire'nin haberinde mağdurların adalet talebini yalnızca tazminata indirgemediği vurgulanıyor.

Voices of Sharpeville üyesi Vincent Thamae, katliamın mağdurunun yalnızca vurulanlar olmadığını belirterek “Bütün kasaba mağdurdu” diyor.

Apartheid rejiminin 1994’te sona ermesinin ardından kurulan Hakikat ve Uzlaşma Komisyonu geçmiş dönemin suçlarını araştırdı. Ancak LHR, komisyonun tazminat ve hesap verebilirliğe ilişkin tavsiyelerinin önemli bir bölümünün tam olarak uygulanmadığını savunuyor.

Sharpeville Katliamı’ndan sağ kalan yalnızca 51 kişiye bu süreç kapsamında resmi tazminat verildi. Katliam kurbanlarının ve yakınlarının büyük bölümü ise bu kapsamın dışında kaldı.

Bu nedenle bugün açılan dava yalnız apartheid rejiminin işlediği suçlara değil, apartheid sonrası Güney Afrika devletinin mağdurlara karşı sorumluluğuna da işaret ediyor.

Mahkeme henüz Cezai ve Hukuki Sorumluluktan Muafiyet Yasası’nın anayasaya aykırı olduğuna karar vermiş değil. Devletin tazminat sorumluluğuna ilişkin de henüz bir hüküm bulunmuyor.

Ancak başvurucular açısından zaman önemli.

Mathinye bugün 71, Poho 72, Mofokeng ise 87 yaşında.

Birçok mağdur ve yakını da adaleti göremeden hayatını kaybetti. 

Bu aileler için hikâye hâlâ tamamlanmış değil.


soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.