Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Anagold ile İliç'teki sahaya usulsüz cevher yığan şirketin yönetim kurulu başkanı aynı çıktı

Anagold'un yönetim kurulu başkanı ile toprak kayması yaşanan sahaya usulsüz şekilde liç yığan şirketin yönetim kurulu başkanı aynı isim çıktı.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 06.06.2024 , 13:18 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

TBMM İliç Maden Kazasını Araştırma Komisyonu'nun önceki günkü toplantısına Anagold Madencilik'in temsilcileri katılarak rapor sunmuştu. Şirketin "İşsizliği bitirdik, cami yaptık" açıklamalarıyla kendilerini savunmaya çalışması tepki çekmişti.

Söz konusu toplantıda maden sahasına ikinci kapasite artışına ÇED olumlu kararı verilmesine olur veren dönemin Çevre Bakanı Murat Kurum’un komisyona çağrılması için CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz partisinin dilekçe sunacağını belirtmişti.

'Anagold ile ikiz şirketinin üretim baskısı vardı'

Komisyonun şirket yetkililerinin dinlendiği 4 Haziran'daki toplantısında konuşan Yavuzyılmaz, Kartaltepe Madencilik şirketinin Yönetim Kurulu Başkanı ile Anagold'un Yönetim Kurulu Başkanı'nın aynı kişi (Cengiz Yalçın Demirci) olduğunu tespit ettiklerini belirtti. İki ayrı şirketin ortaklarının da aynı olduğunu ifade eden ve her iki şirketin de bölgedeki kapasite artışına dikkat çeken Yavuzyılmaz, "Oksitli cevherlerini getiriyorlar, Anagold'un yığın liç sahasına yığıyorlar. Bunun adı aslında üretim baskısıdır" dedi.

Yavuzyılmaz daha önce de Kartaltepe Madencilik tarafından liç sahasına usulsüz şekilde oksitli cevher yığıldığını, Anagold'un bu durumu gizlediğini belirtmişti.

'Gıdalardan da siyanür alınıyor'

Bölgedeki tehlikeli atıkların durumuna yoğunlaşılan İliç Araştırma Komisyonu'nun 9’uncu Toplantısı da dün yapıldı. Komisyonda konuşan Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Eczacılık Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Farmasötik Toksikoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Profesör Doktor Onur Erdem, AFAD Başkanlığı'nın talebiyle bölgeye gittiklerini söyledi.

Hem Sağlık Bakanlığı'nda hem de Tarım Bakanlığı'nda "Risk Değerlendirme Komisyonu"nda görev yaptığını belirten Onur Erdem, siyanürle ilgili bir "algı" oluştuğunu belirtti. Gıdalardan da siyanür alındığını, bazı meyvelerin tohumlarında da bulunduğunu söyleyen Erdem şöyle konuştu:

"Gıdalardan kesinlikle maruz kalıyoruz siyanüre çünkü siyanür bazı meyvelerin tohumlarında, çekirdeklerinde, doğal maddelerinde, bileşenlerinin içerisinde yer alıyor. Bunların içerisinde bildiğiniz gibi elma tohumları, acı badem, kayısı ve bazı ülkelerde bir besin kaynağı olarak lima ve manyok kökleri de yoğun bir şekilde siyanür içeriyor. Aynı şekilde, bunların aşırı tüketimi de siyanür zehirlenmesine neden olabiliyor. Yine, tıpta da kullanımı var, şu an reelde kullanılmasa da antikanserojen olarak kullanımı vardı bir dönem, sonra yasaklandı ve sodyumnitroprusid gibi maddeler tıpta kullanımı olan maddeler.  " 

Siyanürün başka yollarla da insanlara zarar verdiğini anlatan Erdem, sigara dumanı ve yangınlardan da ciddi miktarda siyanür alındığını söyledi:

"Yangınlarda insanların karbonmonoksit veya duman sızmasına bağlı ölümünü düşünürüz, aslında birçoğuna bakıldığında -bilimsel araştırmalar bunu gösteriyor- siyanür zehirlenmesinden ölüyorlar. Orada karbonmonoksit zehirlenmesi de oluşuyor ama siyanür de olayda aktif rol alıyor."

'Siyanür insan vücudunda birikmez'

"Siyanür her ne kadar istemesek de altın madenciliğinde şu anda alternatifsiz gibi görünen bir kimyasal" diyen Erdem, bölgedeki ağır metallere dikkat çekse de siyanürün başka atıklara kıyasla "avantajları da olduğunu" öne sürdü:

"Siyanür, akut toksitesi olan, kronik toksitesi hemen hemen yok diyebileceğimiz bir kimyasaldır. Ayrıca bir önemli konu da çevrede parçalanması diğer kimyasallara göre, endüstriyel kimyasala göre kolay ve hızlıdır. Bir de çok önemli bir konu, bazı kimyasallar gibi biyolojik sistemlerde yani insan vücudunda birikmez, ayrıca doğada da birikmez. Yani besin zinciri içerisinde biriken bir kimyasal değildir. Böyle kimyasallar var mı? Vardır. Yani işte onlar için mücadele daha zorlaşıyor ve öyle bir tehlike daha büyük bir tehlike oluyor."

Onur Erdem, "Siyanürle ilgili risk vardır ama bir rakamsal değer sunsam herhâlde ağır metalleri daha öne koyarım" dedi.

Siyanürün ortaya çıkardığı ağır metaller tehlikeli

23 Mayıs'taki komisyon toplantısında da siyanür gündem olmuş, "kanser yapıcı etkisinin bulunmadığı" sözleri tartışma yaratmıştı.

soL'un konuyla ilgili görüşlerine başvurduğu Halk Sağlığı Uzmanı Ahmet Soysal, siyanürün ortaya çıkardığı ağır metallerin bulunduğuna ve bunların kanserojen olduğuna dikkat çekmişti. Kadmiyum, kurşun, arsenik gibi çok sayıda tehlikeli ağır metalin doğaya karıştığını ifade eden Soysal, atıkların Fırat Nehri'ne doğru giderek doğaya yayıldığını da hatırlatmıştı:

"Gerek besin zinciri gerekse su kaynakları vasıtasıyla insanlara ulaşıyor. Sonuç olarak siyanür kanserojen değil evet ancak siyanürün ortaya çıkardığı ağır metaller kanserojen. Esas tehlike de bu kanserojen ağır metaller."

'Altın çıkarmak zorunda mıyız?'

Komisyonda konuşan CHP Bursa Milletvekili Kayıhan Pala da, İliç'te yaşanan facianın kaza olarak tanımlanmasına tepki gösterdi. Felaketin geldiğinin belirtilerinin önceden ortada olduğuna işaret eden Pala, "Türkiye’de altın çıkarmak zorunda mıyız? Çıkaracaksak mutlaka siyanür kullanmak zorunda mıyız?" diye sordu.

Komisyonda sunum yapan hocaların bölgede kaza sonrası hidrojen siyanür ölçüldüğüne ilişkin bir açıklama yaptığını ancak bilirkişi raporunda "Heyelan sonrası hava kalitesiyle ilgili ölçüm raporlarında hidrojen siyanürle ilgili sonuçlara rastlanmamıştır" denildiğini, resmi rakamlardan yapılan açıklamalarda da rapordaki bulgunun desteklendiğini belirtti.

'Çocuklarda zekâ geriliğine yol açabilir'

Bölgede 10 milyon metreküplük liç yığınının kaydığını, daha önceki ölçümleri yetkililerden istediklerinde kendileriyle paylaşılmadığını ifade eden Pala, "Bu tip facialar neden yalnızca Afrika ülkelerinde, Asya'nın bazı ülkelerinde ya da Türkiye'de oluyor? Şirketin asıl sahibi biliyorsunuz Kanada sermayesi. Kanada’da böyle bir faciadan söz etmek mümkün değil" diye konuştu. 

İliç’teki çevre felaketinin bölgede en azından iki yüz yıl daha etkisini sürdüreceğine dikkat çeken Kayıhan Pala, kurşun birikmesinin özellikle çocuklarda zekâ geriliğinden konsantrasyon güçlüğüne kadar bir dizi soruna yol açabileceğini söyledi.

'Bilirkişi raporunu okumadık, AFAD'ın değerlendirmelerini aktardık'

Sorular üzerine Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tıbbi KBN (kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer silahlar) Anabilim Dalı Başkanlığı öğretim üyesi Doç. Dr. Sermet Sezigen de, AFAD'ın bölgede monitörlerle yaptığı değerlendirmeleri aktardıklarını, danışmanlık yaptıklarını ifade etti. Erzincan İl Sağlık Müdürlüğünün sunumlarına baktığını, "doğrudan siyanür maruziyeti sonucu başvuran herhangi bir vatandaş olmadığını" söyledi. Şirketin işyeri hekimiyle de görüştüğünü belirten Sezigen, "Akut siyanür seviyesini geçen bir alarm almadıklarını, bir siyanür maruziyetiyle karşılaşmadıklarını ifade ettiler" şeklinde konuştu.

Sezigen, CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz'ın sorusu üzerine faciayla ilgili bilirkişi raporunu okumadıklarını dile getirdi. Anagold yetkililerinin bilirkişi raporuna itiraz ettiğini hatırlatan Yavuzyılmaz, raporda su kaynaklarının ağır metallerle kirletildiğinin tespit edildiğine işaret etti.

Yavuzyılmaz'ın "Enkaz altında kalan işçilerden bedenlerine ulaşılanlarda ağır metal maruziyeti olmuş mudur? Otopsi sonuçları konusunda bilginiz var mı? Bu doğrultuda yapılan bir inceleme var mı bilginiz dâhilinde?" sorusuna Doç. Dr. Sermet Sezigen, "Bana gelmedi, bilmiyorum" diye yanıt verdi.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.