Sayfa yolu
Amasra davasında madenci aileleri konuştu: ''Bizi havaya uçuracaklar' derdi'
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 24.07.2023 , 17:57 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Amasra Müessesesi'ne ait maden ocağında 14 Ekim 2022'de 43 işçinin hayatını kaybettiği, 9 işçinin yaralandığı patlamaya ilişkin 7'si tutuklu 23 sanığın yargılanmasına devam edildi.
Bartın Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan 195 sayfalık iddianamenin, Bartın Ağır Ceza Mahkemesi'nce kabul edilmesinin ardından 25-28 Nisan ile 3-5 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilen davanın üçüncü duruşması başladı.
Bartın Ağır Ceza Mahkemesi'nce Bartın Adliyesi'nde özel olarak oluşturulan salonda görülen duruşmaya, tutuklu ve tutuksuz sanıklar, müştekiler, patlamada hayatını kaybedenlerin yakınları ile taraf avukatları katıldı.
Adliye içi ve çevresinde kolluk kuvvetlerince geniş "güvenlik önlemi" alındı.
Öte yandan bazı müştekiler ile patlamada hayatını kaybedenlerin yakınları, sanıklara duruşma salonuna getirildikleri esnada tepki gösterdi.
'İki ay sonra gözümü hastanede açtım'
Bartın Adliyesi'nde özel olarak oluşturulan ve 118 müştekinin dinlenileceği duruşmada, maden ocağındaki patlamada ağır yaralanan ve Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi'nde 4,5 ay tedavi gören işçi Erol Bulduk'a söz verildi.
Bulduk, 14 yıldır üretim işçisi olarak çalıştığını ve olay anında -350 kotunda bulunduğunu anlatarak, "O anı hatırlamıyorum, 2 ay sonra gözümü hastanede açtım. O anda yanımda 3 kişi vardı. Sanıklardan şikayetçiyim, davaya katılma talebim var." dedi.
'Tonajı yakalamak için mesai saatinden çok sonra çıktığımız oluyordu'
Vücudundaki hasarın tutanaklara geçmesi için kamera kaydı alınan Bulduk, üretim baskısı olduğunu belirterek, "Hedeflenen üretimi ve tonajı yakalamak için mesai saatinden çok sonra çıktığımız oluyordu ve servisi de kaçırırdık. Kömür patlaması, taş tozuyla ilgili eksiklikler vardı. Ben 14 yılda 4 kez taş tozu uygulaması yapıldığını gördüm. Zaman zaman maden ocağında metan gazı olduğu da olurdu, o anda çalışmazdık, sorunun giderilmesini beklerdik. Kurumda yer altı lambasını sensöre okutup başka işlerde çalışmak için yer üstüne çıkan olurdu." ifadelerini kullandı.
Sendika seçimleri nedeniyle ocağın kapanması ertelenmiş
Patlamada hayatını kaybeden Mehmet Bulut'un eşi Buse Bulut, 11 aylık kız çocuğunun, babasını tanıyamadığını dile getirdi.
Bulut, eşinin son zamanlarda yorgunluk ve halsizlik yaşadığını aktararak, "Üretim baskısı yüzünden mobing olduğundan bahsederdi. Mesaiden geç çıkardı, üretim baskısı yüzünden geç çıktığını söylerdi. Mühendislerin iş bitiminde ocağa girdiklerini, havalandırmanın yetersiz olduğunu ve sorunun çözülmesi için 30-40 gün ocağın kapalı kalacağını ancak sendika seçimleri nedeniyle ocağı geçici olarak kapatılmasının ertelendiğini söylerdi. Hepsinin en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyorum ve davaya katılma talebim vardır" diye konuştu.
Baba Ali Bulut ile anne Nebile Bulut da sanıklardan şikayetçi olduklarını ve en ağır şekilde cezalandırılmalarını istedi.
'Üretim baskısı olduğunu söylerdi, halsizlik, baş ağrısı, mide bulantısı şikayetleri vardı'
Patlamada ölen Remzi Özçelik'in eşi Hanife Süheyla Özçelik, "Sürekli üretim baskısı olduğunu söylerdi. Son zamanlarda halsizlik, baş ağrısı ve mide bulantısı şikayeti vardı. Eşim kıyafetlerini ve çizmelerini dışarıdan alır giyerdi. Çizmesi yırtıktı ve çizme verilmemişti. Eşim yaşayabilirdi, ihmaller sonucu öldü." şeklinde konuştu.
'Bizi havaya uçuracaklar, derdi'
Hayatını kaybeden Mehmet Kara'nın eşi Selda Kara ise sanıklardan şikayetçi olduğunu belirterek, "Eşim patlamadan önce sıkıntılardan bahsederdi. Hatta 'Bizi havaya uçuracaklar' derdi. Havalandırmanın arızalı olduğunu söylüyordu, bu yüzden yıllık izne ayrılmayı planlıyordu. Dün benim evlilik yıldönümümdü ve eşim yanımda yoktu. Bizim ciğerimiz nasıl yandıysa onların da yansın." ifadesini kullandı.
Deniz Baykal'ın eşi Meltem Baykal da eşinin son zamanlarda baş ağrısı ve halsizlik şikayeti yaşadığını, sürekli uyuduğunu söyledi. Baykal, eşinden, denetimlerin 3-4 gün önceden bildirildiğini, ocağın bakıma alınacağını ancak alınmadığını duyduğunu belirterek, tüm sanıklardan şikayetçi olduğunu belirtti.
Hayatını kaybeden Berkay Pınaroğlu'nun annesi Saniye Pınaroğlu, bilirkişi raporunda havalandırma sorununun, pandemi nedeniyle çözülemediği ifadesinin yer aldığını, bu bahanenin kabul edilemez olduğunu söyledi.
'TTK'da patlayıcıları dışarı çıkarıp satan kişiyi bilmeyen yok'
Pınaroğlu, şöyle konuştu:
"Oğlum bazı mühendislerin lambalarını okutup ocağa girmediklerini söylerdi. Üst yöneticilerle ve sendikayla arası iyi olanların daha hafif işlerde çalıştırıldıklarını söylerdi. Yine ocağın havalandırma sorunu nedeniyle bakıma alınacağını ve işçilerin Zonguldak'a gönderileceğini söylerdi. TTK'da patlayıcıları dışarı çıkarıp satan kişiyi bilmeyen yok. Bu kişi nasıl tekrar işe alındı. Bu durum oradaki başıboşluğu göstermektedir. 43 insanın canının gittiği patlama bir anne olarak canımı acıtıyor. Ben hala çocuğumun kömürlü çoraplarını kokluyorum. Adalete güveniyorum. Tüm sanıklardan şikayetçiyim."
'Neden ikinci vardiyayı ocağa soktular, bunun cevabını versinler'
Patlamada hayatını kaybeden Ramazan Özer'in babası Osman Özer de sanıklardan hiçbirinin sorumluluk kabul etmediğini ve hepsinin de görevlerini tamamen yerine getirdiklerini söylediklerine değinerek, "Hepsi görevini yapmış ama kağıt üzerinde. Madem birinci vardiyada vantilatör, havalandırma sorunu vardı neden ikinci vardiyayı ocağa soktular. Bunun cevabını versinler." dedi.
Emrah Kaya'nın eşi Ayşe Kaya, iki çocuğunun yetim kaldığını belirterek, tüm sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmalarını istedi.
Pano üretim işçisi Umut Güneş, 4 yıldır maden ocağında görev yaptığını ve olay anında -300 kotunda çalıştığını anlattı. Mesai arkadaşlarını o kazada kaybeden ve günlerce hastanede tedavi gördükten sonra taburcu edilen Güneş, şöyle devam etti:
"Patlamadan sonra hafıza kayıpları yaşadım hala hatırlayamadığım şeyler oluyor. Patlamada kuvvetli ses duyduk ve ne olduğunu anlamak için birbirimize baktık. Patlamanın -320 ile -350 arasında olduğunu düşündük. Patlamadan sonra 2-3 dakika zamanımız oldu, Bir karış önümüzü göremedik. Maskelerin de yeterli olduğunu düşünmüyorum."
Mahkeme Başkanı'nın, "Sana göre eksiklik, aksaklık, ihmal var mıydı?" sorusuna Güneş, "Ben gazla ilgili sorun yaşamadım. Ama işin teknik kısmını, sensörlerde sorun var mı yok mu, mesafe yeterli mi değil mi onu bilmiyorum." yanıtını verdi.
Bu arada Mahkeme Başkanı, patlamada yaralanan ve tedavi gördüğü hastanede 7 Nisan 2023'de yaşamını yitiren Ayhan Akgül için hazırlanan iddianamenin mahkemece kabul edilip mevcut dosya ile birleştirildiğini aktardı.
Duruşmaya, müşteki ve tanıkların dinlenilmesi için yarına kadar ara verildi.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
