Sayfa yolu
AKP 'Süleymancılara operasyon yaptık' diyemiyor: 'Burada kesinlikle cemaatlere operasyon yok'
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 17.08.2026 , 00:19 Güncelleme Tarihi: 17.08.2026 , 01:31
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi "AK Parti iktidarları zamanında, döneminde hiçbir dindar insanımıza, hiçbir cemaate, hiçbir muhafazakar kesime kesinlikle operasyon yapılmamıştır” dedi.
Süleymancıların lideri Alihan Kuriş’e yönelik son operasyonun “örgütün üst yönetimine” yönelik olduğunu söyleyen Çiftçi “Burada, alt kısımdaki inanan insanlarla yukarıdaki bunu çıkar örgütüne dönüştüren insanların ayrımının iyi yapılması gerekiyor. Burada örgüt üst yönetimine yapılan bir operasyon var. Yani geniş kesimlere yönelik olarak yapılan bir operasyon yok” ifadelerini kullandı.
Çiftçi “Büyük para hareketleri var”, “Bylock benzeri, Blooper diye gizli bir uygulama kullanıyorlar” diyerek operasyonun tarikat düzenine karşı değil cemaat içinde AKP ile gerilim yaşayan tarafa olduğunu vurgulamaya girişti.
Süleymancıları “bir akım” diye niteleyen Çiftçi “Alihan Kuriş 2016 yılında örgütün başına geçiyor. Akımın başına geçiyor. Geçmesiyle beraber de şu son zamanlarda hepiniz seyrediyorsunuz, görüyorsunuz. Büyük para hareketleri var, mal varlığı hareketleri var” dedi.
'Bir dini cemaat gizli bir yazılım kullanır mı?'
Örgütün Bylock benzeri bir uygulama kullandığını söyleyen Çiftçi "Bir dini cemaat, bir akım örnek veriyorum, mesela gizli bir yazılım kullanır mı? Önceden FETÖ'cüler biliyorsunuz Bylock uygulamasını kullanıyorlardı. Bu akımın da şu anda kullandığı, örgüt üst yönetiminin kullandığı Blooper diye bir uygulama var. Üst kademe üç kademeli doğrulamayla uygulamaya girilebiliyor” ifadesini kullandı.
“Burada kesinlikle dindarlara, muhafazakarlara, dini cemaatlere herhangi bir operasyon yok” diyen Çiftçi’nin ısrarla bu ifadelerin altını çizmesi, AKP’nin holdingler ve tarikatlar düzenine desteğinde bir yön değişikliği olmadığını vurgulaması açısından anlaşılır.
Fethullahçılar, Oktarcılar, Furkancılar cemaat değil miydi?
Ancak AKP’nin iktidarı boyunca, Cumhuriyet’in devrim kanunlarıyla yasaklanan tarikat ve cemaatlerle sermaye eşgüdümünde Cumhuriyeti tasfiyeye giriştiği ne kadar gerçekse hiçbir cemaate operasyon düzenlemediği de bir o kadar yalan.
AKP’nin iktidarını koruma stratejisinde sermaye düzeniyle birlikte en kritik ayağı her zaman tarikat ve cemaat ağları oluşturdu.
Karşılıklı çıkar ilişkisi üzerine kurulan bu düzende, iktidar imkanlarıyla zenginleşen şeyhler ve cemaat bürokrasisi, her seçimde sandığa oy taşıyarak minnettarlığını ödedi. Ancak pazarlıkların ve güç odaklarının çakıştığı noktalarda bu ittifak çatlamaktan kurtulamıyor.
AKP iktidarının ilk dönemi AKP-Fethullahçı koalisyonuydu. Yıllarca “cemaat”, “Hizmet hareketi” denilen, Cumhuriyet’in tasfiyesinin ilk kritik adımlarının atıldığı o karanlık ortaklık bittiğinde “Fethullah Gülen Cemaati”nin adı “Fetullahçı Terör Örgütü” oldu.
Erdoğan’ın belediye başkanlığı döneminden itibaren desteğini alan, evrim ve bilim düşmanlığı yaparak, komünistleri hedef alarak yıllarca safsatalarla gündem olan gerici Adnan Oktar ve tarikatı da o yıllarda dava açtığı herkese ceza aldırdı, istediği siteleri kapattırdı ve hangi hukuksuzluğa imza atarsa atsın görmezden gelindi… Ta ki 2018 yılında düzenlenen operasyonla AKP iktidarınca ipi çekilinceye dek.
AKP iktidarında operasyona uğrayan bir başka cemaat ise Furkancılar oldu. AKP, Fethullahçılarla yaşadığı kavga sonrası kendisinin yakın olduğu ve kendisine yakın olan tarikat ve cemaatleri desteklerken, Furkan aradan "sıyrılamayanlar" arasında yer aldı. AKP'nin çeşitli siyasi hamlelerine karşı açıklamalar yapan, 15 Temmuz öncesi Erdoğan'ın kaleminin kırıldığı şeklinde bir ifade kullanan Kuytul, kalemi ilk kırılanlar arasında yer aldı. Kendisine yönelen ilk operasyon öncesinde, "(AKP'ye) Niye düşman olayım. Ben sadece yanlışa yanlış diyorum o kadar. Ben namaz kılana düşman olmam" diyordu. Bu mesafe, 2014'ten sonra çalışmaları kısıtlanan Furkancıların ipinin çekilmesine neden oldu.
Aladağ değil de 'mescit' tabelasının yokluğu Çiftçi'nin zoruna gitmiş
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin açıklamalarında bir başka dikkat çekense 2003 yılında Nevşehir’in bir ilçesinde kaymakamlık yaptığı sırada Süleymancıların yurdunda “denetim” yaptığına ilişkin bir anısını anlatması oldu.
Süleymancıların Adana Aladağ'daki kaçak öğrenci yurdunda 2016 Kasımı'nda çıkan yangında, kilitli kapılar ardında yaşamını yitiren 11 kız çocuğundan hiç söz etmeyen Çiftçi'nin zoruna giden, 23 yıl önce gittiği cemaat yurdunda "mescit" tabelası asılmaması olmuş.
O denetime dair anısını anlatan Çiftçi yurtta mescit olarak kullanılan büyük bir salonun girişine “mescit” yerine “çok amaçlı salon” tabelası asılmış olduğunu söyleyerek “Yani düşünün 2003 yılında mescit olarak kullanılan yere mescit diyemiyorlar. Çok amaçlı salon diyorlardı” dedi.
Cemaatler AKP sayesinde 'rahat rahat faaliyetlerini yürütebildiler'
AKP'nin iktidara gelmesiyle beraber bütün dini cemaatlere yönelik bir özgürlük ortamı oluştuğunu söyleyen Bakan Çiftçi, “Rahat rahat faaliyetlerini yürütebildiler. Ama bugün gelinen noktada, Süleymancılar diyelim veya Alihan Kuriş çıkar amaçlı suç örgütü kesinlikle işi farklı bir noktaya götürdüler. Burada örgütün mali kaynaklarına, finansman kaynaklarına yönelik olarak yapılan bir operasyon var” şeklinde konuştu.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.