Sayfa yolu
AKP medyasında NATO zirvesi öncesi Çin seferberliği: 'Türkiye ekonomisini işgal etti'
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 24.06.2026 , 13:00
AKP’ye yakın Yeni Şafak gazetesi, Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi öncesinde Çin’i hedef alan bir manşetle çıktı.
Gazete, bugün yayımladığı “Türkiye ekonomisine Çin işgali” başlıklı haberinde Çinli şirketleri “dünyayı istila etmekle” suçladı. Basılı gazetedeki manşetse büyük harflerle "Çin istilası" şeklinde oldu.
Haberde Çin’in devlet sübvansiyonları, uzun vadeli kredi olanakları, ucuz işgücü, ihracat destekleri ve “insan haklarına aykırı istihdam politikalarıyla” küresel pazarlarda üstünlük kurduğu ileri sürüldü.
Yeni Şafak, Çinli şirketlerin Dünya Ticaret Örgütü kurallarına aykırı hareket ettiğini, buna rağmen Çin’in küresel ekonomideki etkisinin durdurulamadığını savundu. Gazete, Pekin yönetiminin dış ticaret fazlasının 1 trilyon doları aştığını, Çin’in “dünyanın fabrikası” unvanını pekiştirdiğini yazdı.
Türkiye’nin açığı Çin’e bağlandı
Haberde Türkiye’nin Çin’le ticaretindeki açık özellikle öne çıkarıldı. Yeni Şafak, 2024’te Türkiye’nin Çin’e ihracatının 3,4 milyar dolar, Çin’den ithalatının ise 44,9 milyar dolar olduğunu; 2025’te Çin’den ithalatın 49,6 milyar dolara dayandığını yazdı. Gazete, Türkiye’nin dış ticaret açığının “yarıdan fazlasının Çin kaynaklı” olduğunu savundu.
Yeni Şafak’ın Çin karşıtı haberinde, demir-çelik, makine, ayakkabı, elektrikli motorlar, yedek parça, züccaciye, tekstil ve teknoloji gibi sektörlerde ithalatı caydırıcı önlemler alınması gerektiği belirtildi. Gazete, Çin mallarına karşı uygulanacak gümrük tarifelerinin hem Hazine’ye gelir sağlayacağını hem de bu ürünlerin Türkiye’ye “kolay girişini” engelleyeceğini yazdı.
Haberde ABD ve AB’nin Çin’e karşı yüksek gümrük duvarları örmesi örnek gösterildi. Yeni Şafak, “ulusal ekonomisini korumak isteyen” ülkelerin Çin’le rekabet etmek yerine ithalat kısıtlamaları uyguladığını savunarak, Türkiye’nin de aynı hatta yerleşmesi gerektiği mesajını verdi.
‘İthalat arttıkça Çin’de fabrika açılıyor, bizde kapanıyor’
Gazetenin Çin’i hedef alan dili bununla da sınırlı kalmadı. Haberde Çin’den ithalatın neredeyse yüzde 90’ının Türkiye’de üretilebilecek ya da küçük desteklerle geliştirilebilecek mallardan oluştuğu iddia edildi. “İthalat arttıkça Çin’de yeni fabrika açılıyor, bizde kapanıyor” ara başlığıyla, Çin’den gelen her ucuz ürünün Çin sermayesini beslediği ve Türkiye’deki tesislerin kapanmasına yol açtığı savunuldu.
Yeni Şafak, Çinli elektrikli araç üreticisi BYD’nin Manisa’da kuracağı açıklanan fabrikadan vazgeçtiği iddiasını da “Manisa fiyaskosu” başlığıyla haberine ekledi. Gazete, BYD’nin yaklaşık 1 milyar dolarlık yatırım ve yıllık 150 bin araç üretim kapasitesi vaadine rağmen somut inşaat faaliyeti başlamadan yatırımdan vazgeçtiğini yazdı. Buna karşılık şirketin Türkiye’de avantajlı koşullarla yaklaşık 61 bin araç sattığını savundu.
Haberde Çin’e yönelik suçlamalar emek rejimi üzerinden de genişletildi. Yeni Şafak, Çin’in ihracatçılarına yüzde 12 ila 30 arasında döviz desteği sağladığını, ucuz işgücü ve hammadde avantajını kullandığını, Çinli mahkumların “insanlık dışı şartlarda” çalıştırıldığı iddialarının sık sık gündeme geldiğini yazdı.
Gazete, haberin sonunda Türkiye’nin “üretim üssü mü olacağı, yoksa Çin mallarının geçiş köprüsüne mi dönüşeceği” sorusunu sordu. Çin menşeli ucuz ürünlerin Türkiye’ye daha hızlı girmesinin ekonomiye zarar verdiğini savunan Yeni Şafak, Çin’in “ucuz mal stratejisinin aldatmaca” olduğunu ve Çinli şirketlerin piyasayı ele geçirdikten sonra fiyatları yeniden yükselttiğini ileri sürdü.
Böylece Yeni Şafak, Çin’i yalnızca dış ticaret açığının nedeni olarak değil; Türkiye sanayisini zayıflatan, fabrikaları kapattıran, yatırım vaadiyle pazara giren, ucuz emekle haksız rekabet yaratan ve Türkiye’yi üretim üssü olmaktan çıkarıp transit geçiş noktasına dönüştüren bir tehdit olarak resmetti.
Zirvenin gölgesinde Çin karşıtı hat
Yeni Şafak’ın Çin’e dönük "isyanı"nın bir boyutu, Türkiye'nin sorunlarının yapısal sebeplerini gizleyip halkın en şikayetçi olduğu ekonomi konusunda bir yabancı günah keçisi bulmak.
Öte yandan, Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi öncesinde Çin'e karşı bu tip çıkışlar ayrı bir anlam taşıyor.
soL'dan Can Kuyumcuoğlu, 9 Haziran’da yayımlanan “NATO’nun yeni rotası: Pasifik’e genişleme, Avrupa’ya sorumluluk, Türkiye’ye rol” başlıklı haberinde, NATO’nun Asya-Pasifik’e dönük yöneliminin Ankara Zirvesi hazırlıklarıyla birlikte yeniden gündeme geldiğini yazmıştı.
Haberde, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Yeni Zelanda’yı Ankara’daki NATO Zirvesi’nde görmek istediklerini söylemesine dikkat çekilmişti. NATO’nun “Hint-Pasifik ortakları” olarak tanımladığı bu ülkelerle ilişkilerini derinleştirmesi, ABD’nin Çin’e karşı izlediği kuşatma stratejisinin kurumsal ayaklarından biri olarak değerlendiriliyor.
NATO, son yıllarda Çin’i ittifak gündemine daha açık biçimde yerleştiriyor. Çin, NATO belgelerinde “sistemik meydan okuma”, “stratejik rekabet”, “kritik altyapılar üzerindeki etki” ve Rusya’yla geliştirdiği ilişkiler başlıkları üzerinden ele alınıyor. ABD’nin AUKUS, QUAD ve ikili askeri anlaşmalarla Pasifik’te kurduğu Çin karşıtı hat, NATO’nun Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Yeni Zelanda’yla ilişkilerini artırmasıyla tamamlanıyor.
Bu nedenle Ankara’daki NATO Zirvesi yalnızca Rusya-Ukrayna savaşı başlığıyla sınırlı değil. Zirve, NATO’nun Atlantik sınırlarının ötesine taşarak Pasifik’e uzanan yeni yöneliminin de parçası. Avrupa’dan Rusya hattında daha fazla yük alması beklenirken, NATO’nun diğer ucu Çin’e karşı Asya-Pasifik’e uzatılıyor.
Türkiye’ye biçilen rol de bu denklem içinde önem kazanıyor. Ankara, bir yandan Çin’le ticaret, yatırım, ulaştırma koridorları ve Orta Koridor başlıklarında ilişki geliştirmeye çalışıyor; diğer yandan NATO’nun Çin karşıtı yeniden yapılanmasında ev sahibi ve kolaylaştırıcı aktör olarak öne çıkıyor.
Yeni Şafak’ın bugünkü manşeti tam da bu çelişkili konumlanışın medya ayağı olarak okunabilir. İktidar bir taraftan Çin sermayesini ve yatırımını Türkiye’ye çekmeye çalışırken, diğer taraftan AKP medyası Çin’i “ekonomik işgal” başlığıyla hedefe koyuyor.
Fidan’ın Çin temasları sonrası da aynı manşetler atılmıştı
Yeni Şafak’ın Çin karşıtı manşeti ilk değil.
soL, 7 Haziran 2024’te yayımladığı “AKP’de Çin kavgası: Yeni Şafak Fidan ziyareti sonrası kıyameti kopardı” başlıklı haberinde, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Çin ziyaretinin ardından Yeni Şafak’ın “Çin’in Sessiz İstilası” başlıklı uzun bir haber yayımladığına dikkat çekmişti.
Fidan, söz konusu ziyarette iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesine vurgu yapmış, Türkiye’yi Kafkaslar, Hazar Denizi ve Orta Asya üzerinden Çin’e bağlayan Trans-Hazar Doğu-Batı Orta Koridor Girişimi’nin Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’yle uyumlu hale getirilmesinin önemine işaret etmişti.
Ancak Fidan’ın Çin’le yakınlaşma mesajlarının hemen ardından AKP medyasının önemli yayın organlarından Yeni Şafak’ın Çin’i “istilacı” bir güç gibi resmetmesi, iktidar cephesindeki yönelim farklılıklarını görünür kılmıştı.
Bugün atılan “Türkiye ekonomisine Çin işgali” manşeti ise aynı hattın, bu kez NATO Zirvesi öncesinde yeniden devreye sokulduğunu gösterdi.
TRT World’de de Çin ‘casusluk’ başlığıyla hedef alınmıştı
Yeni Şafak’ın Çin’i “ekonomik işgal” başlığıyla hedef alması, iktidara yakın medya organlarında son dönemde öne çıkan Çin karşıtı güvenlik söyleminden bağımsız değil.
TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, soL TV’de yayımlanan Komünist Bakış programında, bu başlığa özellikle dikkat çekmişti. Okuyan, TRT World’de Çin’in Türkiye’deki casusluk faaliyetlerine ilişkin bir analiz yayımlandığını hatırlatarak, bu tür yayınların olağan dönemlerde kolay kolay yapılmayacağını vurgulamıştı.
Okuyan, “Bu yenilir yutulur bir analiz değil” diyerek, iki ülke arasında özel bir gerilim yoksa casusluk başlıklarının genellikle sessiz sedasız ele alındığını söyledi. TRT World’de çıkan analizde Çin’in bazı yasal platformlar ve dijital ağlar üzerinden casus devşirdiği iddialarının işlendiğini belirten Okuyan, bu yayınların Türkiye’nin dış politikadaki yönelimi açısından önemli işaretler olduğunu ifade etti.
TRT World’de yayımlanan analizde Çin istihbaratının profesyonel ağlar ve iş ilanı platformları üzerinden hassas bilgilere erişimi olan kişileri hedef aldığı iddialarına yer verilmişti. Haberde, LinkedIn gibi platformlar, sahte danışmanlık teklifleri, konferans davetleri, “deneme raporları” ve yabancı uzmanların bilgiye erişimi üzerinden yürütülen temaslar anlatıldı.
Okuyan, bu örnekten hareketle Türkiye’nin sistematik biçimde NATO eksenine yerleştiğini ve orada görev üstlendiğini söyledi.
Batı blokuna göz kırpma
Yeni Şafak’ın manşeti, ekonomik bir uyarıdan çok siyasal bir hizalanma metni niteliği taşıyor. NATO Zirvesi yaklaşırken AKP medyası, Türkiye kapitalizminin krizini Çin karşıtlığına bağlayarak hem içeride sermaye sınıfına korumacı bir program öneriyor hem de dışarıda Batı blokunun Çin’i çevreleme siyasetine göz kırpıyor.
Yeni Şafak’ın 2024’te “Çin’in sessiz istilası”, bugün ise “Türkiye ekonomisine Çin işgali” manşetiyle çıkması, AKP medyasının Çin başlığındaki alarm halinin tesadüf olmadığını gösteriyor.
Ankara’daki NATO Zirvesi öncesinde iktidar medyasından yükselen bu ses, Türkiye’nin emperyalist blok içindeki rolünü büyütme arayışının ideolojik hazırlığı olarak okunuyor.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.