Sayfa yolu
Adufu'nun ölümü soruşturulmadı, itiraza yanıt verilmedi: 'Delillere, tutanaklara rağmen iddianame hazırlanmadı'
Adufu'nun tek fotoğrafından yapay zeka ile ulaşılan görüntü.
Yayın Tarihi: 16.06.2026 , 15:35
Algoritmaya müdahale edin: Tek bir işlemle soL Haber’i Google’da ‘tercih edilen kaynak’ olarak seçin, aramalarınızda soL öne çıksın.
Ganalı Michael Adufu'nun 2025 yılında maruz kaldığı işkence ve kötü muameleyi Türkiye soL'dan okudu.
Afrika'dan 2018'de çalışmak için ülkemize gelmişti. Belki de Avrupa'ya gitmeyi hedefliyordu. Daha önce defalarca kez hak ihlalleriyle, ayrımcılık ve işkence iddialarıyla gündeme gelen İzmir İl Göç İdaresi Harmandalı Geri Gönderme Merkezi’nde 2024 yılında tam 8 ay kaldı. Ne olduysa bundan sonra oldu.
Yaşam öyküsünü ve göz göre göre ölüme gönderilişini yeniden hatırlayalım.
Adufu, 2025 yılı Mayıs ayında rahatsızlanarak iki gün arayla Alsancak Devlet Hastanesi'ne başvurdu. İkinci kez gittiğinde yatarak tedavi gördüğü sırada "kamu malına zarar verdiği" iddiasıyla gözaltına alındı. Bir gün boyunca Kantar Polis Merkezi Amirliği’nde gözaltında kaldı. Ardından adliyeye sevk edildi, bilinci kapalı ve ayakta duramayacak haldeyken savcılıkta ifadesi alındı. İzmir Barosu'ndan görevlendirilen avukatının itirazına rağmen o halde tutuklandı. Sonra bir çöp poşetine konularak cezaevi önüne bırakıldı.
Durumu anlaşılınca cezaevi içerisine hiç alınmadan apar topar yeniden hastaneye kaldırıldı.
Hastanede ölüm döşeğindeyken tahliye kararı geldi. Bilinci kapalı vaziyette tedavi gören Adufu’ya "tüberküloza bağlı beyin enfeksiyonu" tanısı konuldu. Ve Michael Adufu’nun beyin ölümü 21 Mayıs 2025 tarihinde gerçekleşti. 23 Mayıs 2025 tarihinde de yaşamını yitirdi.
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı haberimizin ardından açıklama yaptı, Adufu'nun başına gelenleri doğruladı. Açıklama ile Adufu'nun hasta şekilde tutuklandığı, cezaevine girişi yapılmadan hastaneye götürüldüğü ve tedavi altındayken hayatını kaybettiği kabul edilmiş oldu. Ama sorular yanıtlanmadı.
Ölümünün üzeri örtülmeye çalışıldı
Ölümüne dair pek çok karanlık nokta var.
Hastanede ne kadar bakıldı?', 'Neler yaşadı?', 'Gözaltında başına bir şey mi geldi?', 'Adliyede o haldeyken avukatının tutanağına rağmen sorgusu neden yapılmaya çalışıldı?' soruları yanıtlanmadı. Doktordan hakime, gözaltına alan polisten cezaevi önüne bırakan görevlilere kadar bir dizi ismin ihmali var mı, araştırılması gerekiyordu.
Ancak Adufu'nun ölümünün üzerinin örtülmeye çalışıldığı belgelerle ortadaydı.
Savcı kamera görüntülerini istediğinde, karakol silinmeleri için 1 hafta yanıt vermedi. Adliyedeki görüntülerin de bir bölümü yoktu, adliyenin kamera kayıtlarını yazıya döken memur tahrifat yaptı, Adufu'nun siyah çöp poşetinde taşındığını sakladı.
'Kovuşturmaya yer yok' kararı verildi, Baro itiraz etti
Aylar sonra, 2026 Mart ayında ise beklenen oldu.
Savcılık bunca tutanak, delil ve iddia ortadayken Adufu'nun "ölümünde kovuşturmaya yer olmadığına" karar verdi.
İzmir Barosu tepki göstererek savcılık kararına itiraz etti.
Şikayet eden doktor gözaltı çıkışı muayene etti, 'sağlık problemi yok' diye rapor verdi
Baronun açıklamasında 4 soru soruldu, öncelikle Adufu'dan şikayetçi olan doktora dikkat çekildi.
Daha sonra "tüberküloza bağlı beyin enfeksiyonu" tanısı konulacak Adufu'yu muayene eden ve şikayetçi olan doktorun "Herhangi bir sağlık problemine rastlamamıştır" raporu verdiği vurgulandı:
"2 gün boyunca tedavi bekleyen Adufu'yu mala zarar verdiği iddiasıyla şikayet edip gözaltına alınmasına sebep olan doktor aynı zamanda gözaltı çıkışında Adufu'yu muayene edip 'herhangi bir sağlık problemine rastlamamıştır' şeklindeki raporu neye dayanarak vermiştir? Yine aynı soruşturma dosyasında Kantar Polis Merkezi Amirliği'nde sorulan hiçbir soruya cevap veremeyecek halde bulunan Michael Adufu'nun 'ifade vermek istemediği ve susma hakkını kullandığı' tutanaklara
geçmiştir. Bu tutanak nasıl tutulabilmiştir?"
'Hangi sağlık işlemleri yapıldı? Talep ettiği sağlık hizmetinden yararlansaydı hayatta olabilir miydi?'
Adufu'ya hastanede hangi işlemlerin yapıldığını da bilmiyoruz. Baro bunu da sorguladı:
"Tıbbi destek almak için sağlık kuruluşuna başvuran Adufu etkin bir sağlık hizmetinden yararlanabildi mi? Alsancak Nevvar Salih İşgören Devlet Hastanesi‟ne tedavi olmak için 5 Mayıs günü başvurup 8 Mayıs günü tüberküloza bağlı beyin enfeksiyonu sebebiyle bilinci kapanan ve neticesinde yaşamını yitiren Adufu'ya hangi sağlık işlemleri yapılmıştır? Hastane odasından gözaltına, gözaltından adliyeye, adliyeden cezaevine gönderilen Adufu talep ettiği sağlık hizmetinden yararlansaydı ölmeyebilir
miydi?"
'Adufu'yu siyah poşet içinde insanlık onuruna aykırı şekilde taşıyan kolluk görevlileriyle ilgili herhangi bir adli ve idari işlem başlatıldı mı?'
Adufu'nun çöp poşetine konulup taşındığı sabitken, onu bu şekilde tutan devlet görevlileri ile ilgili bir adli ve idari işlem de başlatılıp başlatılmadığına ilişkin yanıt yok. Ama muhtemel cevabı biliyoruz; "Kovuşturmaya yer olmadığına" göre, soruşturulacak bir şey de yok:
"Konuşamayan, tepki veremeyen, ayakta duramayan hatta oturamayan Adufu'yu polis merkezinde ve adliyede bulunduğu süre boyunca siyah poşet içinde insanlık onuruna aykırı şekilde taşıyan kolluk görevlileriyle ilgili herhangi bir adli ve idari işlem başlatıldı mı? İşkence suçunu işleyen kolluk görevlileri açığa alındı mı?"
Bilinci kapalı biri 'sorgulandı', hakkında tutuklama kararı verildi!
Baro Adufu'nun bilinci kapalı şekilde sorgulandığını, yaşananların bir parçası olan hakim ve savcıyı da hatırlattı:
"Aynı gün içinde bilinci bir daha açılmamak üzere kapanan Adufu‟nun, sağlıklı tepki verememesine ve oturamamasına rağmen ifadesini alan, bu ifadeye dayanarak 'mala zarar verme' suçlamasıyla tutuklama talebiyle sevk eden Cumhuriyet Savcısı ve müdafiinin sağlık kuruluşuna sevk edilmesi talebine rağmen bu şartlar altında sorgu yapıp hakkında tutuklama kararı veren Sulh Ceza Hakimi hakkında herhangi bir adli ve idari işlem başlatıldı mı? Anılan Cumhuriyet Savcısı ve Sulh Ceza Hakimi görevine devam etmekte mi?"
Baro'nun itirazına haftalardır yanıt yok: 'Etkin soruşturma yapılmadı'
İzmir Barosu Cezaevi Komisyonu’ndan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Ceren Şen Tosun'a, Savcılığa yaptıkları itiraz sonrası son durumu sorduk.
Ceren Şen Tosun, Baro'nun itiraz kararına haftalardır yanıt verilmediğini belirtti.
Michael Adufu'nun ölümüne ilişkin soruşturmada takipsizlik kararına tepki göstererek, yaşananların ne hukukla ne vicdanla bağdaştığını söyleyen Ceren Şen Tosun, kararı "skandal" olarak nitelendirdi. "Yaşananlar ülkemizde insan haklarının, yaşam hakkının en temel ihlallerinden birisidir" dedi.
Ortada yalnızca iddia değil; delil, tutanak ve şikayetlerin de olduğunu hatırlatarak, hiçbir görevli hakkında herhangi bir iddianame düzenlenmemesinin, bir şüphelinin dahi ifadesinin alınmamasının, etkin bir soruşturma yapılmamasının hukukla ve vicdanla bağdaşmayacağına işaret etti.
İfadesi bile alınması mümkün olmayacak bir halde bulunan Adufu'nun ölçüsüz bir şekilde tutuklanmasının hiçbir açıklaması olmadığını vurgulayan Ceren Şen Tosun, "Savcılığın 'kovuşturmaya yer olmadığına' dair kararıyla aslında Adufu'nun ölümüne dair Baromuzun sorduğu tüm sorulara bir anlamda yanıt verilmiş durumda" diye konuştu.
İLGİLİ HABER
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.