Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Yükleniyor...

Hastayken tutuklanan, ölüm döşeğinde tahliye edilen Ganalı'nın öyküsü: Michael Adufu nasıl öldü(rüldü)?

Hastalandığı sırada tutuklanan, işkence yapılan bir Afrikalı Adufu. 2016'da yasal pasaportuyla Türkiye’ye gelmiş. Şimdi ailesi cenazesini arıyor.

Adufu'nun bulanık bir fotoğrafından yapay zeka ile ulaşılan bu görüntü aslında çok şey anlatıyor.

Aslı İnanmışık

Yayın Tarihi: 04.11.2025 , 14:49 Güncelleme Tarihi: 30.12.2025 , 22:59

Festus Okey ismini pek çoğumuz hatırlarız.

Ne vesileyle hatırladığını unutanlar varsa diye hatırlatalım.

Festus Okey 2005 yılında Nijerya’dan Türkiye’ye gelmişti. 25 yaşındaydı. Futbolcu olma hayaliyle gelen Afrikalılardan yalnızca biriydi. Kimi bulaşıkçılık yapıyordu, kimi saat satıyordu. Aslında istekleri ortaktı: İç savaşlardan, açlıktan kaçıp gelmişler, insanca yaşamanın yollarını arıyorlardı. Bir kısmı Türkiye'de kalırken, bazıları da Avrupa'ya gitmek üzere para biriktirmenin derdinde sıkışıp kalmıştı.

Festus Okey 20 Ağustos 2007'de İstanbul Beyoğlu Polis Merkezi’nde gözaltındayken bir polis memurunun silahından çıkan kurşunla hayatını kaybetti.

Karakolda arbede çıktı, kendini vurdu dediler.

Yargılama skandallarla geçti. En önemli deliller yok edildi. Atış mesafesini belirleyecek olan Festus Okey'in gömleği kayıptı.

Sanık polis ise yargılama süresince görevine devam etti, 2 yıl boyunca Festus Okey'i öldürdüğü silahı belinden alınmadı.

Sonuçta Anayasa Mahkemesi "yaşam hakkı ihlal edildi" dedi, Yargıtay defalarca kez ceza bozdu, Festus Okey'i vuran polis 4. kez yargılanarak sadece 3 yıl 4 ay ceza aldı. O polis dışında yargılanan da olmadı.

Tek fotoğraflık yaşam öyküsü onlarınki.

Ganalı Adufu'nun hikayesi: İşkence, kötü muamele, ayrımcılık...

Şimdi bu hikayeyi neden hatırladığımıza gelelim.

Michael Adufu 28 Mart 2016 tarihinde yasal pasaportuyla Türkiye’ye giriş yapıyor.

O da Afrikalı, Ganalı.

2018’de İzmir’e geliyor. İzmir Barosu'nun tespit ettiğine göre, 13 Haziran 2024'ten 13 Şubat 2025’e kadar, yani yaklaşık 8 ay boyunca İzmir İl Göç İdaresi Harmandalı Geri Gönderme Merkezi’nde (GGM) kalıyor.

Bilmeyenler için yine bir hatırlatma yapalım, ülkemizde GGM'ler yabancı uyrukluların "misafir" edildiği yerler değil, adeta cezalandırma merkezleri. İzmir Harmandalı GGM de bu anlamda "meşhur" bir yer. Daha önce defalarca kez hak ihlalleriyle, ayrımcılık ve işkence iddialarıyla gündeme gelmişti.

Haftalardır olayın tüm ayrıntılarını incelemekte olan Baro'nun duyurduğu bilgiler ışığında Michael Adufu'nun hikayesini anlatmaya devam edelim.

Adufu 5 Mayıs 2025'te Alsancak Devlet Hastanesi’ne başvuruyor ve "gribal enfeksiyon" tanısıyla müşahade altına alınıyor. 7 Mayıs 2025'e kadar da hastanede kalıyor. Ancak aynı gün sabah saatlerinde hastaneden "mala zarar verdiği" gerekçesiyle gözaltına alınarak Konak'taki Kantar Polis Merkezi Amirliği’ne götürülüyor.

Adufu burada 1 gün boyunca gözaltında kalıyor.

8 Mayıs 2025'te de İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nca mevcutlu olarak adliyeye sevk ediliyor.

Michael Adufu için zorunlu müdafilik kapsamında İzmir Barosu’ndan bir müdafi (avukat) görevlendiriliyor. Adliyeye sevk edilen Adufu’nun adliyedeki işlemlerine eşlik eden müdafii, Adufu’nun adliyeye getirildiğinde belden aşağısının siyah çöp poşetine sarılı olduğunu, tekerlekli sandalyede bulunduğunu, hareket etmekte ve sandalyede oturmakta zorlandığını, idrak yeteneğinin bulunmadığını görüyor.

Sonradan anlaşılacağı üzere, Adufu ileri derecede tüberküloz hastası. Ne kolluk, ne yargı mensupları, durumu ciddiye almıyor.

Baro avukatının tüm itirazlarına, Adufu’nun ifadesi sırasında oturtulduğu koltuktan düşmesine rağmen İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Michael Adufu’nun ifadesini bu haldeyken alıyor. 

Hatta Cumhuriyet Savcısı, İzmir Barosu’ndan görevli müdafiye Adufu'nun "numara yaptığını" söylüyor.

Adufu’nun sağlığının yerinde olmadığı ve hastaneye sevk edilmesi gerektiği müdafi tarafından ifade tutanağına geçiriliyor.

Anlama ve konuşma yetisi neredeyse tamamen ortadan kalkmış olan Michael Adufu’nun ifadesi bu şekilde alınıyor ve "kamu malına zarar verme" suçundan tutuklanması talebiyle İzmir Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk ediliyor.

Ayakta duramayan, konuşamayan Adufu tutuklanıyor!

Skandallar burada bitmiyor.

Sevk işlemi sırasında Michael Adufu kolluk görevlilerince tekrar belden aşağısı siyah poşetin içinde olacak şekilde poşet içine konulup tekerlekli sandalyeyle adliye koridorlarında taşınıyor. 

İzmir Barosu’nda görevli iki avukat bu işleme müdahale ederek, uygulamanın "insanlık onuruyla bağdaşmadığını ve bu işlemin işkence olduğunu" söylüyorlar. Bu sırada Adufu, kendisiyle Türkçe ve İngilizce diyalog kurmaya çalışan avukatlara yanıt veremiyor. Kolluk görevlileri de, avukatların itirazını dikkate almıyor ve Adufu’yu bu şartlarda taşımaya devam ediyorlar. Yürüme yetisini kaybeden Adufu sürekli oturtulduğu yerden düşüyor. 

Avukatlar tutanak tutarak İzmir Barosu Başkanlığı’na işkence ve kötü muameleye ilişkin başvuruda bulunuyor.

Sağlık kuruluşuna başvurup sağlık hizmeti almaya çalışan, 2 gün boyunca acil serviste tutulup buradan gözaltına alınan, kendisine sorulan sorulara tepki veremez, yürüyemez ve hatta oturamaz halde bulunan Adufu, çıkarıldığı İzmir Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’nce tutuklanıyor.

Hakimlikçe yapılan sorgusuna katılan müdafinin Adufu’nun sağlığının yerinde olmaması sebebiyle bir sağlık kuruluşuna sevk edilmesi talebi de sulh ceza hakimince reddediliyor.

Michael Adufu tekrar poşet içine koyulup tekerlekli sandalyeye oturtularak adliyeden çıkarılıyor ve İzmir Şakran T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na gönderiliyor!

Adufu'nun da Festus Okey gibi tek bir fotoğrafı var. O da bulanık.

Kendini savunamaz durumdayken tutuklandı, ölmek üzereyken tahliye edildi

İzmir Barosu da bu noktadan sonra devreye giriyor.

Görevli yönetim kurulu üyeleri ve avukatlar yanlarında tercümanla birlikte Şakran T Tipi Kapalı İnfaz Kurumu’na giderek Michael Adufu’nun durumu hakkında bilgi almak istiyor. Heyete şifahen bilgilendirme yapılıyor ve Adufu’nun ceza infaz kurumuna getirildiğinde yani tutuklandığı gün bilincinin kapalı olduğu, bu nedenle cezaevine girişinin hiç yapılmadığı, ambulans çağrıldığı söyleniyor. 

Adufu buradan İzmir Şehir Hastanesi’ne sevk ediliyor. 20 gün boyunca bilinci kapalı şekilde hastanede yoğun bakımda kalıyor. Ancak Michael Adufu buradan bir daha hiç çıkamıyor.

İşin garibi, bilinci kapalı olarak 8 Mayıs 2025'te İzmir Şehir Hastanesi’ne götürülen Adufu hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı 15 Mayıs 2025'te "sağlık sorunları" sebebiyle tahliye kararı veriyor. 

Bilinci kapalı vaziyette tedavi gören Adufu’ya "tüberküloza bağlı beyin enfeksiyonu tanısı" konuluyor. Bilinci hiç açılmayan Michael Adufu’nun beyin ölümü 21 Mayıs 2025'te gerçekleşiyor.

Michael Adufu, 23 Mayıs 2025 tarihindeyse yaşamını yitiriyor.

'Çöp poşetine sarılı, yürüme yetisini kaybeden bir kişinin hangi şartlarda ifadesi alınabildi?'

Ganalı Adufu'nun yaşadıklarını bugün İzmir Barosu duyurdu.

Devamını onlardan, olayın takipçilerinden biri olan Baro Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Ceren Şen Tosun'dan dinleyelim:

Soruşturma aşamasında birden fazla usulsüzlük göze çarpıyor.

İzmir Barosu olarak bu süreçte payı olan sağlık personeli, kolluk görevlileri, sulh ceza hakimi dahil sorumlu herkesle ilgili suç duyurusunda bulunduk. Soruşturmayı da takip ediyoruz.

'Mala zarar verme' iddiasıyla şikayetçi olan doktor, yine Adufu'nun gözaltı çıkışı sonrası raporunu imzalayan doktor. Muayene raporunda da doktor hiçbir sağlık problemi olmadığını öne sürüyor.

Karakoldaki ifade tutanağına göre Adufu hiçbir soruya cevap vermiyor, 'susma hakkını kullanmıştır' deniliyor. Adufu'nun bilinci olmadığının en büyük göstergesi, tutanakta da imzası yok.

Çöp poşetine sarılı, hiçbir soruya cevap vermeyen, yürüme yetisini kaybeden bir kişinin hangi şartlarda ifadesi alınabildi? CMK tarafından görevlendirilen müdafii arkadaşımızın ısrarlarına rağmen, hastaneye sevki neden reddedildi? Bu kişi neden tutuklandı?

Tüberkülozu bu kadar ileri derecede olan bir kişinin sağlık hizmeti almak için gittiği hastanede kendisine yeterli sağlık hizmeti verildi mi? Verilseydi şu anda hayatta olabilir miydi? Biz bu soruların cevabını arıyoruz.

Tüberkülozu nereden kaptı?

Ceren Şen Tosun'un verdiği bilgilerden bazıları çok önemli. Adufu'nun aylarca Harmandalı Geri Gönderme Merkezi'nde kaldığının altını çiziyor ve bulaşıcı bir hastalık olan tüberkülozun buradan yayılma ihtimalinin güçlü olduğunu söylüyor. Adufu hastaneye gittiğinde hastalığının tüm vücuduna yayıldığını belirtirken şöyle diyor:

Araştırmalarımızı derinleştirmekle birlikte, bu merkezden düzenli olarak tüberküloz teşhisiyle hastaneye götürülüp getirilen kişilerin olduğunu biliyoruz.

Cenazesi nerede bilinmiyor...

Adufu'nun nereye defnedildiği de belirsiz. Kimsesizler Mezarlığa götürüldüğü düşünülüyor ancak kesin bir bilgi yok. Baro bu konuda da bilgi talebinde bulunmuş.

Konsolosluk aracılığıyla Adufu'nun ailesine de ulaşılmış:

Ailenin bilgisi var. Onlar da süreci takip etmek istiyorlar. Öncelikli istekleri Adufu'nun yerinin tespit edilmesi ve bedeninin teslim alınması.

Baro Başkanı Sefa Yılmaz da olayı "katliam" olarak nitelendirirken hastaneye sevk taleplerinin ısrarla reddedildiğini belirtiyor:

Tutuklama veren sulh ceza hakimi acaba Adufu'nun durumunun görmedi mi? Bunu anlamayacak kadar vicdani kanaate ulaşamamış mı? Bunlar sorgulanmalı. Burada bir ihmal yok. Bir cinayet var.

'Tüberkülozu o kadar yayılmış ki hareketlerini kontrol etme şansı kalmamış'

Ceren Şen Tosun soL'a verdiği bilgide, Adufu'nun "kamu malına zarar verme" suçunu işlemesiyle ilgili şüphelerden de bahsediyor ve tüberkülozun hastayı hareketlerini kontrol edemeyecek duruma getirmiş olabileceğine işaret ediyor:

Uzmanı değiliz tabii ancak edindiğimiz bilgiye göre, tüberkülozu o kadar yayılmış ki Adufu'nun hareketlerini kontrol etme şansı kalmamış. Zaten sandalye üzerinde duramayışı, konuşamaması da hep bu yüzden. Yoğun bakıma alındıktan sonra savcılık zaten 'Bu kişi hâlâ yoğun bakımda, tahliye talep edelim' diyor. Yani Adufu hastalığı ilerlediği sırada tahliye ediliyor.

Bu tablo Adufu'nun "mala zarar verme" suçunu işlemesiyle ilgili şüpheleri de artırıyor.

Suçlu kim, kimler? Hesabını kim verecek?

Şimdi biz de soruyoruz:

  • Michael Adufu'nun ölümünde ihmali olanlarla, bir yabancıyı insanlık dışı muameleye maruz bırakıp çöp poşetine koyanlarla, tüm bunları görmezden gelip ifadesini alan savcıyla, tutuklanmasına karar veren hakimle ilgili herhangi bir işlem yapılacak mı?
  • İşkence suçunu işleyen kolluk görevlileri açığa alınacak mı?
  • Kolluk gücünün bu olaydaki payı nedir? Adufu gözaltında kaldığı süre boyunca neler yaşandı?
  • Bulaşıcı bir hastalık olan tüberküloz Adufu'ya nasıl ve nereden geçti? Bu kadar ilerlemesine nasıl müsaade edildi?
  • Bir kara kutu haline gelen Harmandalı Geri Gönderme Merkezi'nin bu şekilde açık kalmasına devam mı edilecek?
  • Hastanede 20 gün boyunca bilinci kapalıyken tahliyesine karar verilen Adufu'nun bakımı yapılabildi mi?

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.