Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Adnan Oktar'ın yaklaşık 2 milyar liralık mal varlığı Hazine'ye devredildi

Devredilenler arasında örgütsel faaliyetlerde kullanıldığı belirlenen 61 araç ve 16 kişinin hissesinin bulunduğu İstanbul'un farklı ilçelerindeki meskenlerle bir miktar para yer aldı.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 26.10.2024 , 11:20 Güncelleme Tarihi: 26.10.2024 , 11:33

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, Adnan Oktar silahlı suç örgütü davasında temyiz incelemesini Temmuz ayında tamamlamış Oktar'a, "suç örgütü kurma ve yönetme, cinsel istismar ve cinsel saldırı, eğitim öğretim hakkının engellenmesi, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçlarından verilen toplam 8 bin 463 yıl 4 aylık hapis cezasını onamıştı.

BYüzü Tv'nin paylaştığı bilgilere göre, Oktar ve Suç Örgütü’nün mallarının Hazine'ye devri tamamlandı. Mahkeme kararıyla devredilen malların en az 2 milyar lira olduğu belirtildi.

Bir de liste paylaşıldı.

Para, silahlar, gayrimenkuller, araçlar...

AA'da yer alan habere göre, Yargıtay'ın, Adnan Oktar silahlı suç örgütüne yönelik dava çerçevesinde, suç işlemek için kullanıldığı ve bu suçlardan elde edildiği kabul edilen menkul-gayrimenkullerin de aralarında bulunduğu bazı eşyanın müsaderesini onamasının ardından bahse konu mal varlıklarının dün müsadere* edildiği belirtildi.

Bu kapsamda tabanca, tüfek, fişek, kovan, şarjör ve taşıma kılıfı gibi malzemeler de müsadere edilen varlıklar arasında yer aldı.

1 milyon 47 bin 503 lira, 52 bin 391 dolar, 30 bin 365 avro, 535 sterlin, 160 İsviçre frankı ile bir miktar Hong Kong doları ve Birleşik Arap Emirlikleri dirhemi müsadere altına alındı.

Dosya içerisinde yer alan MASAK raporları, ifadeler, bilirkişi raporları ve tüm delillere göre örgütsel talimatla örgüt üyesi-yöneticisi sanıklar tarafından kurulan, "dolandırıcılık", "resmi belgede sahtecilik", "resmi belgeyi yok etmek", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" gibi suçlar işlenerek haksız çıkar elde edilen ve gelirleri örgüte aktarılan, bu nedenle de TMSF'ye devredilmesine karar verilen bazı şirketler de Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) ilgili maddesinde düzenlenen tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbirleri hükmü atfı gereğince müsadere altına alındı.

Karar kapsamında, 61 araç da "örgütsel faaliyetlerde kullanılması, örgüt üyelerine tahsis edilmesi, kasko ile sigorta poliçelerinin dahi örgüt tarafından oluşturulan fondan karşılanması" gibi gerekçelerle müsadere altına alınan mal varlıkları arasında yer aldı.

İstanbul'da Beşiktaş, Üsküdar, Sarıyer, Kartal ile Tuzla'da yer alan ve 16 sanığın hissesinin bulunduğu meskenleri, herhangi bir akrabalık bağları bulunmamasına rağmen kendi aralarında birden fazla kişinin ortak olarak hisseli şekilde aldığı, bu taşınmazların örgüt üyeleri arasında sürekli el değiştirdiği, tapu devir işlemlerinin önceden belirlenmiş bir kısım örgüt üyeleri tarafından vekaleten gerçekleştirildiği, tapu ve hisse devirleri neticesinde alıcı ile satıcı arasında taşınmaz bedeline ilişkin banka hesap hareketi gibi herhangi bir kayıtlı para transferinin olmaması dikkate alındığında, örgütsel amaçlarla devir ilişkisi olan ve örgüt malı olan taşınmazlar da müsadere altına alındı.

Müsadere kararları ve eşyası dışındaki kişisel banka hesapları ile maaş hesaplarındaki blokelerin kaldırılmasına, sanıklar ile örgüt evlerinden ele geçirilen dijital materyalinse saklanmak üzere örnekleri alındıktan sonra asıllarının sahiplerine iade edilmesine hükmedildi.

Karar doğrultusunda, hapis cezasına çarptırılan ve haklarındaki karar onanan bazı sanıklar üzerine kayıtlı taşınmazlar, araçlar ile aramalarda ele geçirilen paralar ve Oktar'a ait olan, soruşturma sürecinde TMSF'ye devredilen bazı şirketler de kanun kapsamında müsadere edildi.

Ne olmuştu?

Adnan Oktar silahlı suç örgütüne yönelik 72'si tutuklu 215 sanıklı dava, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesince 16 Kasım 2022'de karara bağlanmıştı.

Mahkeme heyeti, örgüt elebaşı olduğu değerlendirilen sanık Adnan Oktar'ı "örgüt yöneticiliği", "cinsel istismar", "eğitim hakkının engellenmesi", "eziyet", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak" ve "kişisel verilerin kaydedilmesi" suçlarından toplam 891 yıl hapisle cezalandırmıştı. Heyet, Oktar'ı yönetici konumunda bulunduğu için diğer sanıkların suçlarından da sorumlu tutarak, diğer sanıkların cezalarıyla toplamda 8 bin 658 yıl hapse mahkum etmişti.

Heyet, "örgüt yöneticiliği" iddiasıyla yargılanan sanıklar Alev Babuna, Aylin Atmaca, Ayşegül Hüma Babuna, Bora Yıldız, Ulviye Didem Ürer, Yeliz Sucu, Merve Büyükbayrak, Sinem Hacer Tezyapar, Tarkan Yavaş, Halil Hilmi Müftüoğlu, İbrahim Tuncer, Mehmet Noyan Orcan ve Fatma Ceyda Ertüzün'e de benzer suçlardan ayrı ayrı 8 bin 658 yıl hapis vermişti.

Davada, 106 sanığı "örgüt üyeliği" suçundan 4 yıl 6'şar ay hapse çarptıran mahkeme, 8 sanığı "örgüte üye olmamakla birlikte yardım" suçundan 3'er yıl hapisle cezalandırmıştı.

16 sanık hakkında etkin pişmanlık hükümleri uygulayan heyet, bu sanıklara çeşitli oranlarda hapis cezaları verirken, 67 sanık da benzer suçlardan değişen sürelerde hapis cezası almıştı.

Heyet ayrıca, sanık Mert Sucu'yu "örgüt üyeliği", "cinsel istismar", "cinsel saldırı", "görevini yaptırmamak için direnme" ve iki polis memuruna karşı "öldürmeye teşebbüs" suçundan 152 yıl 5 ay hapisle cezalandırmış, 3 sanığın dosyasını ise ayırmıştı.

Yerel mahkemenin kararını inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf), 2023 yılı nisan ayında incelemesini tamamlamıştı. 215 sanık hakkında verilen karara sanıklar, avukatları ve müdahillerin yaptığı istinaf başvurularını değerlendiren 1. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin kararını hukuka uygun bulmuş ve dava dosyasını Yargıtay'a göndermişti.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, dava kapsamında mahkemenin kararını temyiz eden 91 sanık yönünden incelemesini temmuz ayında tamamlamıştı.

Daire, Adnan Oktar'a, "suç örgütü kurma ve yönetme", "cinsel istismar", "cinsel saldırı", "eğitim öğretim hakkının engellenmesi", ve "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçlarından verilen toplam 8 bin 463 yıl 4 aylık hapis cezasını onarken, "çocuğun nitelikli cinsel istismarı" suçundan verilen hapis cezasını "dava yokluğu" gerekçesiyle bozmuştu.

Örgüt yöneticisi olduğu belirtilen sanıklardan Ayşegül Hüma Babuna, Bora Yıldız, Halil Hilmi Müftüoğlu, İbrahim Tuncer, Mehmet Noyan Orcan, Tarkan Yavaş, Alev Babuna, Ulviye Didem Ürer, Merve Büyükbayrak, Yeliz Aksoy, Sinem Hacer Tezyapar ve Aylin Atmaca hakkındaki, "suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme" suçlarından verilen hapis cezaları da onanmıştı. Daire, örgüt yöneticisi kabul edilen bu kişilerin Türk Ceza Kanunu'nun "Örgüt yöneticileri, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılır" hükmü gereğince Oktar'ın işlediği suçlar yönünden verilen hapis cezalarını ise "yetersiz gerekçe" nedeniyle bozmuştu.

Örgüt üyesi kabul edilen 78 sanığa, "cinsel saldırı", "nitelikli cinsel saldırı suçuna yardım" ve "kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma" suçlarından verilen 18 yıl 9 aydan, 351 yıl 9 aya kadar süreli hapis cezaları da daire tarafından onanmıştı.

Daire ayrıca, örgüt faaliyetleri kapsamında sübut bulan suçlarda kullanıldığı ve bu suçlardan elde edildiği kabul edilen menkul-gayrimenkul eşya ile hak ve alacakların TCK'nın ilgili maddeleri gereğince ayrı ayrı müsaderesine ilişkin verilen kararı da onamıştı.

AKP Oktar'ın faaliyetlerini yıllarca görmezden geldi

15 Temmuz'un ardından, önce Furkan Vakfı'na operasyon düzenleyen AKP, sonra da Adnan Oktar operasyonuna imza atmıştı.

Oktar ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasındaki destek ilişkisi 1994 yılına, yani Erdoğan'ın belediye başkanlığına kadar dayanıyordu.

Oktar, Erdoğan'a destek olurken, cemaatin yıllar boyunca attığı tüm hukuksuz adımlar, AKP korumasında görmezden gelindi.

Çocuklara ve kadınlara saldıran aynı zamanda da evrim ve bilim düşmanlığı yaparak, komünistleri hedef alarak yıllarca safsatalarla gündem olan Oktar, dava açtığı herkese ceza aldırdı, istediği siteleri kapattırdı. Evrim karşıtlığı konusunda ABD askerlerine bile eğitim verdiği haberleriyle gündeme gelmeyi başaran Oktar, bu eğitimlerin ardından bir de madalya sahibi olacaktı.

İsrail'in Filistin'i daha önce hedef aldığı katliamlar sırasında İsrail'in yanında durmaktan da çekinmeyen Oktar, "Durduk yere roket atmanın ne anlamı var. Onlar da seni bombalıyorlar işte. Ve buna nefsi müdafaa diyorlar. Adam da senin roketine bombardımanla karşılık veriyor" diyebilen bir gericiydi.

*Müsadere, işlenen bir suç ile ilgili belirli bazı eşya veya kazançların mülkiyetinin devlete aktarılması olarak tanımlanabilir.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.