Sayfa yolu
Adım adım Wagner krizi: 'Bu sürpriz değildi'
Yayın Tarihi: 24.06.2023 , 15:30 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:10
Rusya'nın çeşitli operasyonları için kullandığı paralı askeri şirket Wagner, dün itibariyle yaptığı ayaklanma çağrısıyla dünya gündemine ilk sıradan girdi. Wagner yöneticisi Yevgeniy Prigojin, Rusya ordusunun şirketin cephe gerisindeki askeri kamplarını vurduğunu iddia etti, ayaklanma çağrısı sonrası Rostov kısmen kontrol altına alındı. Bu iddialar Ukrayna ve ABD medyası tarafından hızla paylaşıldı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise yaptığı açıklamada, "Hainler cezalandırılacak" dedi.
Hareketin anahtar ismi Prigojin, Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu ve Genelkurmay Başkanı Valeri Vasilyeviç Gerasimov’a yönelik eleştirileri ve husumeti ile bilinen bir isim. Uzman isimler operasyonu Şoygu ve Gerasimov’a karşı bir hareket olarak anlamanın yararlı olacağını, Putin’e karşı bir darbe girişimi olmadığını söylüyor.
“Muhtemelen Prigojin ve Wagner’in tasfiyesiyle sona erecek bir süreç ile karşı karşıyayız” diyerek durumu değerlendiren dış politika analisti Aydın Sezer, soL’a Wagner krizinin dününü, bugününü ve geleceğe etkilerini anlattı.
'Prigojin son zamanlarda zaten kontrolden çıkmaya çok yakın bir konumdaydı'
Ukrayna Savaşı’nda Prigojin’in sahip olduğu Wagner grubunun Rusya açısından katkı ve başarılarının olduğu değerlendirmesi yapılıyor. Sezer bunu bir örnekle anlatıyor, “Bakhmut’ta Artemovsk dediğimiz yerin düşmesinde Wagner, sürecin başından sonuna kadar sahadaydı ve Putin başarılarından ötürü tebrik etti”, fakat bu tebriğin sonuçlarına da değiniyor.
Sezer, Savunma Bakanı Şoygu’nun sahadaki özel askeri birliklerin bakanlıkla sözleşme yenileme çağrısını hatırlatıyor. Wagner gibi olmasa da daha küçük çaplı birlikler sözleşmeleri imzalarken, Prigojin bu imzayı atmayarak meydan okuduğunu ve tüm bunların ışığında “Prigojin’in sistem içinde tasfiye edilmesi beklentisi”nin ortaya çıktığını da vurguluyor.
Sezer, Prigojin’in başına bir iş gelebileceğine yönelik düşüncelerin var olduğunu vurgulayarak, “Muhtemelen bu sürecin sonunda kişisel olarak bir panikle böyle bir harekata girişti” şeklinde yorumluyor.
‘Bu girişim Putin’e karşı bir darbe değil’
Batı medyasının ‘Putin’e karşı darbe’ olarak ele aldığı bu olayın Putin’e karşı olmadığını söylüyor ve ekliyor:
Süreç nasıl ilerleyecek?
Sezer, “Prigojin ve Wagner’in tasfiyesiyle sona erecek bir süreçle karşı karşıyayız. Bu doğal olarak batının da çok hoşuna gidecek, özellikle Wagner belasından kurtuldukları için süreci zımni olarak olumlu izlediklerinden eminim. Ama Rusya içerisinde bir karışıklık oluşunu da siyaseten kullanıyorlar bu ayrı bir konu” diyor. Böyle bir kırılmanın yaşanmasının sürpriz olmadığını da vurguluyor ama bu boyutta bir tasfiyeyi beklemediğini de ekliyor. Prigojin’in bu hamlesine yönelik, “Böyle bir girişimde bulunması çılgınlık oldu bu da herhalde kendisine yönelik senaryo konusunda haberdar olduğu hissi uyanıyor bende” diyerek değerlendiriyor durumu.
Bu girişim, Rusya’nın sahadaki durumuna yönelik bir zaafiyet oluşturur mu?
Sezer burada yine bir başka örnek veriyor. Bakhmut düşmeden önce Prigojin’in tek başına bir karar verip birliklerini çekmesi ve ‘bize destek gelmiyor’ diyerek Şoygu’yu hedef almasını hatırlatıyor. “Prigojin uzun süredir Ukrayna harekatını yöneten otoritenin iradesi dışında hamleler yapıyordu” değerlendirmesini yapan Sezer, durumun sebebi olarak da Putin ile kurduğu ilişkiyi gösteriyor ve “Kendisini bu bağlamda Putin’e yakınlığı sebebiyle dev aynasında görmeye başladı” diyor.
2024 yılında Rusya’da yapılacak seçime yönelik de bir parantez açan Sezer, “Bu gelişmelerle Putin’in 2024 yılı seçimlerine de start verdiği görüşünü savunanlar var. Rus medyasında yer alan bu görüşe ben de çok karşı değilim. Putin şu anda iç politika açısından da meydan okuyan bir hamle yapmış konum ve duruma geliyor. Gücünü test ettirmemiş oluyor” değerlendirmesini de yapıyor.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
