Sayfa yolu
2024 yılı dünya ekonomisi ve 2025 yılına dair perspektifler: Küba'ya etkileri-3
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 30.04.2025 , 18:14
"Küba Gerçeği", 2023 Şubat ayında Türkiye Komünist Partisi'nin (TKP) girişimiyle başlatılan bir yayın. Küba'da siyaset, ekonomi, yaşam, kültür gibi konularda Kübalı yazarların ürettiği makalelerin çevirilerini yayımlayan Küba Gerçeği'nde çıkan makaleler, artık soL'da paylaşılıyor.
Daha önce belirtildiği gibi, 2023 yılı boyunca ülkenin ekonomi politikalarının bir parçası olarak uygulamaya konulan çeşitli tedbirler beklenen sonuçları vermemiştir. Yıl sonunda zarar eden devlet işletmeleri sayısının 338’e (toplamın %13,4’ü), KOBİ sayısının 685’e (toplamın %7’si) ulaştığı bildirmiştir. Verimliliğin diğer göstergelerine göre, 2023 yılı ortalama karlılık oranı %16 düzeyindedir.
Ekonomi ve nüfus üzerindeki etkileri nedeniyle büyük önem taşıyan bir diğer unsur enflasyondur. Enflasyon 2023 yılında %31,34 oranında artarken 2024’te %24,88 olarak gerçekleşmiş; gıda ve alkolsüz içecek fiyatları %28,15 oranında artmıştır..1 Veriler 2024 yılında enflasyon artış hızında bir yavaşlama olduğunu gösterse de, toplumun algısı fiyat artışlarının daha da yükseldiği yönündedir. Ekonomik segmentlerine göre ise enflasyon, devlet kesiminde %13,97, devlet dışı kesimde %82 ve tarım piyasasında ise %4,03 olarak gerçekleşmiştir.
Bu enflasyon düzeyi, Küba pesosunun dolar karşısında değer kaybetmesine de yansımış ve 2023 yılı sonunda gayri resmi piyasadaki döviz kuru 275 pesoya ulaşmıştır. 2 2024 yılının ilk yarısında 390 peso civarına ulaşan döviz kuru, yılın ikinci yarısında dolar talebindeki geçici düşüş ile 280 pesoya gerilemiş olsa da söz konusu düşüş devam etmemiştir. 3 Yıl sonunda, döviz kuru dolar başına 304 peso düzeyinde istikrar kazanmıştır.
2024 enflasyon oranlarındaki belirleyici unsurlardan biri de likiditenin -halka ait- artmasıdır. Ulusal Halk İktidarı Meclisi tarafından bildirildiği üzere, 2024 ilk yarısında 400 milyar pesoya ulaşan likidite artışı yıl sonunda 700 milyar pesoya çıkmıştır. 4 Mali açıktaki azalmaya rağmen enflasyonu körükleyen bir diğer etken de budur. Başbakan bu konuyu genel olarak şöyle ifade etmiştir: “...enflasyonist süreç ile maaşların, emekli maaşlarının ve sosyal yardım ödemelerinin satın alma gücünü sürekli olarak geriledi…”.
Öte yandan, 68 milyar 126.600.000 peso olarak öngörülen 2023 yılı bütçe açığı 94 milyar 959.100.000 peso (%39,4 daha fazla) olarak gerçekleşmiştir. Kamu borçlarının artmasına neden olan bu açık GSYİH’nın yaklaşık %15’idir. 5 Bu da enflasyon oranları üzerinde baskı yaratan son derece önemli bir faktördür. 6
2024 için 147,4 milyar peso (GSYİH’nın % 18’i ve 2023 açığına göre %55.2'lik bir ek artış) olarak öngürülen bütçe açığı 7 ise eflasyonla mücadele önlemleri ile yıl sonunda %46 oranında azaltılarak 90 milyar pesoya kadar düşürülmüştür. Bu düşüş sıkı mali disiplin, vergi tahsilatlarının artırılması ve harcamaların kısılması yoluyla bütçe gelirleri artırılarak sağlanmıştır. 8
Biriken yüksek enflasyon oranlarının bir başka sonucu da dolaşımdaki nakit sıkıntısının ciddi biçimde artması olmuştur. Bu durum, Ağustos ayı başlarında parasal işlemlerin bankalaştırılmasını hızlandıracak bir dizi önlemin yürürlüğe konulmasını zorunlu hale getirmiştir. 9 Söz konusu önlemler, ekonomi genelinde tahsilat ve ödeme sisteminin modernizasyonunu sağlayarak, vergi kaçakçılığı ve kara para aklama üzerinde daha fazla denetimi hedeflemektedir. Bu önlemler konusunda genel bir mutabakat mevcuttur. Ancak uygulamada karşılaşılan ciddi zorluklar ve özellikle de devlet dışı sektörün arzında bir azalmaya ve tasarruf mevduatları üzerinde artan bir baskıya yol açabileceği endişesi ile, uygulama yöntemlerine dair tartışmalar bulunmaktadır. Yıl sonu itibarıyla elde edilen sonuçlar oldukça mütevazıdır: İşlem hacminde büyüme %8,3 ile sınırlı kalırken, işlem tutarlarında da %9,8'lik bir düşüş saptanmıştır. Ayrıca, yeni ekonomik aktörlerin %20,3'ünün henüz vergi ödemelerini gerçekleştirmek için resmi bir banka hesabı bulunmamaktadır.
Öte yandan, bankalar tarafından açıklanan önlemler arasında, dolaşımdaki nakdi ekonomik teşviklerle azaltmaya katkı sağlayabilecek olan faiz oranlarının yükseltilmesi ya da kamu borç tahvillerinin çıkarılması gibi uygulamalardan hiç söz edilmemesi dikkat çekicidir. 10
Genel olarak ifade etmek gerekirse, enflasyonla mücadelede meselenin tüm karmaşıklığını kademeli olarak ele alınmasına olanak sağlayan kapsamlı bir anti-enflasyonist program süratle uygulanmalı ve bu program orta vadeli Makroekonomik İstikrar Programının (MİP) temel önceliklerinden biri olarak yapılandırılmalıdır. 11 Bu doğrultuda, böylesine karmaşık bir olgunun hızlı bir şekilde düzeltilemeyeceği ve sürecin, toplumsal düzeyde üstlenilmesi gereken belirli maliyetler doğuracağı göz önünde bulundurulmalıdır. Dolayısıyla programın uygulanmasını için toplum nezdinde olumlu bir mutabakatın sağlanması gerekmektedir. Ayrıca, aşırı likiditenin azaltılması ihtiyacının fiyatlar üzerinde yarattığı etkiler nedeniyle sosyal güvenlik ve sosyal yardım sisteminden emekli olan kırılgan kesimler başta olmak üzere etkilenen sektörlerde hafifletici tedbirlerin alınması gerekecektir.
İhracata yönelik KOBİ'lerin geliştirilmesi yoluyla dış finansmanın artırılması, devlet dışı sektörler ile doğrudan yabancı yatırımların teşviki, turizmde ithal ikameciliğin güçlendirilmesi, ithal ürünlerin konsinye yöntemiyle satışının geliştirilmesi, devlet ve karma mülkiyet yapısındaki kuruluşlar için yeni bir döviz tahsis planının uygulanması ve gerçek kişiler tarafından ticari olmayan ithalatın daha esnetilmesine yönelik tamamlayıcı tedbirlerle de öngörülen ilerleme sağlanamamıştır. 12
Öte yandan, 2024 yılı itibarıyla sayıları 11.000’i aşan yeni ekonomik aktörler ve özellikle özel KOBİ'ler ülke genelindeki toplam istihdamın %37'sinden fazlasını oluştırmaktadır. 2023 yılı sonunda bu aktörlerin faaliyetleri %22,8'i gastronomi ve konaklama alanında yoğunlaşırken gıda ve içecek üretiminin payı %13,4’le sınırlı kalmıştır. Bu kuruluşlar aynı zamanda, kuşkusuz yatırılan sermayenin daha hızlı bir şekilde ciro edilmesini sağlayan ve mal veya hizmet üretiminden nisbeten daha kolay gerçekleştirilen ticari faaliyetler yürütmektedir. 13 Buna, bu aktörlerin büyük bir bölümünün dışarıdan finansman kaynağı olarak yurtdışından gelen döviz havalelerinde daha az zorlukla karşılaştıkları gerçeği de eklenmedir.
Yeni ekonomik aktörlerin çalışanlarını -genel olarak- devlet sektöründen daha yüksek ücretlerle istihdam etmeleri, mal ve hizmet arzında bir artış kaydedilmesine etki etse de, mal ve hizmetlerin satın alım gücünün üzerinde fiyatlara satılması toplum nezdinde olumlu karşılanmamıştır. Arz üzerinde doğrudan bir etki yaratılması, gıda ve diğer malların üretimi yoluyla mümkün olacaktır ve bu, devletin, devlet işletmelerini ve özel ile kooperatif sektörünü – aralarında yaklaşık 596 bin kendi hesabına çalışan bireyi de kapsayan – teşvik etmek amacıyla uygulayacağı önlemlere bağlı olacaktır. Bu önlemler, ülkemizin kalkınma ihtiyaçlarını karşılamayı hedeflemelidir.
Gıda ve diğer malların üretimi yoluyla arz üzerinde doğrudan yaratılan etki, devlet tarafından kamu teşebbüslerini, özel ve koooperatif sektörünü -ki bu sektörde 596.000 kendi hesabına çalışan bulunmaktadır- teşvik etmek amacıyla uygulayacağı önlemlere bağlı olacaktır. Bu önlemler ülke kalkınmamızın ihtiyaçlarını karşılamayı hedeflemelidir.
20 Aralık 2023 tarihinde Başbakan, ANPP’de (Halk İktidarı Ulusal Halk Meclisi), ülkenin karşı karşıya olduğu sorunların çözümüne yönelik kapsamlı bir yaklaşım sunan ve daha önce kabul edilmiş olan kararların karakterinden farklı olarak bir kopuş içeren bir dizi tedbir sunmuştur. 14 Bu yeni yeni tedbirler dizisi, Temmuz 2024'teki ANPP oturumunda Başbakan tarafından sunulan "Ekonomideki Sapmaları Düzeltmek ve 2024 Yılında Ekonomiyi Yeniden Canlandırmak İçin Hükümet Projeksiyonları" adlı belgede somutlaşmıştır. Bu projeksiyonlarda yer alan genel hedefler şunlardır:
1- Makroekonomik İstikrar Programının (PEM) uygulanması.
2- Dış gelirlerin arttırılması
3- Yerli üretimin artırılması.
4- Devlet dışı işletmelerin yeni yönetim biçimlerinin ve devlet işletmelerinin geliştirilmesi.
5- Bölgesel kalkınmanın stratejik yönetimi.
6- Ekonominin işleyişine ilişkin kurumsal, düzenleyici ve örgütsel ortamın dönüşümü.
7- Sosyal politikanın geliştirilmesi.
8- Suç, yolsuzluk, yasa dışı faaliyetler ve toplumsal disiplinsizlikle mücadele.
Aralık 2024'te yapılan ANPP oturumunda, Hükümet Projeksiyonlarının ilk sonuçları kamuoyuna sunulmuş ve bunlar genel hatlarıyla şu şekilde özetlenmiştir:
Mevcut koşullarda PEM’in hayata geçirilmesi, özellikle para-finans ve maliye politikaları açısından, geliştirilecek ekonomik politikanın birinci önceliğini teşkil etmektedir. Bu bağlamda, makroekonomik değişkenlerde gerçekleştirilecek uyarlamaların, nüfus ve işletmeler üzerindeki olumsuz etkileri en aza indirecek şekilde tasarlanması gerektiği vurgulanmıştır. Bu doğrultuda, enflasyon oranının düşürülmesi üzerindeki etkisi zaman içerisinde ortaya çıkacak dahi olsa en acil önlem olarak bütçe açığının azaltılması kararlaştırılmıştır. 15
Öte yandan, ekonomide halihazırda var olan kısmi dolarizasyonun genişletileceği duyurulmuştur. Buna göre, bazı ihracat kalemleri için döviz cinsinden kapalı finansman döngülerinin uygulanması, belirli ekonomik alanlarda – örneğin Mariel Özel Kalkınma Bölgesi (ZEDM*) ve turizm sektörü – nakit döviz dolaşımının sağlanması, Devlet Dışı Yabancı Şirketlerin (FGNE) ithalat işlemlerinde gümrük vergilerinin dövizle tahsil edilmesi gibi önlemler öngörülmektedir. Ancak, perakende piyasasının ABD doları ile satış için açılması sürecinin yeterince şeffaf bir şekilde kamuoyuna duyurulmaması, halk arasında MLC (Dolar eşdeğeri digital para) ile yapılan satışların tamamen ortadan kalkabileceği yönünde bir kaygıya yol açmış ve bu durum olumsuz bir toplumsal etki yaratmıştır. Bu noktada, böylesi olumsuz etkilerden kaçınmak için daha fazla siyasi açıklama yapılması zaruri görülmektedir.
Hemen uygulanması mümkün görülmeyen önemli tedbirler arasında döviz piyasasının yeniden yapılandırılması yer almaktadır. Bunun için, doğru bir şekilde, bankalaşma düzeyinin arttırılması ve ülke içindeki parasal dolaşım üzerinde daha fazla kontrol sağlanması gibi ön koşulların gerekliliği vurgulanmaktadır. Ancak tüm ekonomik aktörler için tek bir döviz piyasasının hayata geçirilmesi acil bir ihtiyaçtır. Bu çerçevede, Küba'da etkin bir ekonomik yönetim için vazgeçilmez bir unsur olarak, döviz kuru ayarlamasının maliyetlerini karşılayabilecek işletmelerin kademeli olarak bu piyasaya entegre edilmesi öngörülmektedir.
Makroekonomi kapsamlı ve uygun şekilde sıralanmış tedbirlerin alınmasını gerektirir. Bu nedenle tedbirlerin münferit ve bütüncül olmayan bir şekilde uygulanması PEM’den (Makroekonomik İstikrar Programı) beklenen olumlu etkileri tehlikeye atabilir. Ancak, devlet işletmelerinde olduğu gibi devlet dışı sektörde de fiyatları ve maliyetleri etkileyen bir dizi kararın uygulanmasında izlenecek sıralama henüz netlik kazanmamıştır. Öte yandan, entegre bir enflasyonla mücadele programı yoktur, faiz oranı ise tasarrufu teşvik etmek ve kredi politikasını kontrol etmek için kilit bir araç olarak kullanılmamaktadır. Likidite sağlamak için -teşvik edici faiz oranlarıyla- Kamu Borçlanma Tahvillerinin satışı teşvik edilmemekte ve -devlet tarafından finanse edilen- Aile Temel Gıda Sepeti maaliyet artışını telafi etmeye yönelik bir mekanizma henüz hayata geçirilememiştir. 16
Dış gelirlerin arttırılması açısından, gıda üretimine öncelik verilerek ihracatın ve Doğrudan Yabancı Yatırımların (DYY) arttırılmasına odaklanılmıştır. Ancak DYY'nin teşvikinde, sadece prosedür gecikmeleri değil, aynı zamanda yatırımcının ABD ablukası ve Küba ekonomisinin zorlukları nedeniyle karşı karşıya kalacağı risklerin değerlendirilememesi gibi eksiklikler yeniden gözden geçirilmemiştir. Kamu Kredi Kanununun onaylanması ve yurtdışında yaşayan Kübalıların ülkemizde yatırım yapmalarını teşvik edecek yasal düzenlemelerin onaylanmasından başlanarak yatırımların istikrarını ve teşvikini güvence altına alan mevzuatlarda ilerleme kaydedilmelidir.
İhracatla ilgili olarak, öncelikle ihracatı destekleyecek ve uluslararası pazarlarda rekabet gücünü artıracak yatırımların güvence altına alınması gerektiği kabul edilmelidir. Bu amaçla, dış pazarlarda karlı satışların sağlanabilmesini mümkün kılacak titiz çalışmalar yapılması gerekmektedir.
Bu bağlamda, Küba'nın BRICS+ ülkelerine ortak devlet olarak katılımı, hem büyük bir fırsat hem de büyük bir meydan okumadır; zira bu uluslararası örgüte katılımın başarısı, Küba'nın üye ülkelere neler sunabileceğine ve karşılıklı faydaya dayalı avantajlar yaratabilmesine göre belirlenecektir. Bu ilkeler aynı zamanda Avrasya Ekonomik Birliği'ne olası entegrasyonumuz için de geçerlidir.
Dış finansal akışların yeniden tesisi açısından, yalnızca Küba'nın borç ödeme ilkesini teyit etmesi yeterli olmayıp, mevcut likidite eksikliğine rağmen esnek bir borç yeniden yapılandırma sürecinin uygulanması da hayati önem taşımaktadır. Bu makalede daha önce ortaya konulan araçlar kullanılarak minimum acil likidite ile borcun yeniden müzakere edilmesi sağlanmalıdır. Ayrıca, ülkenin dış finansal yükümlülüklerini zamanında yerine getirmesi için gerekli kaynakları sağlayacak bir Dış Borç Sürdürülebilirlik Fonu oluşturulmasına özel önem verilmelidir. Dış borç konusunda, özellikle Paris Kulübü ile yakın zamanda varılan anlaşma ile önerilen yönde ilerlemek için potansiyel fırsatlar ortaya çıkmıştır.
Ulusal üretimin artırılmasına ilişkin olarak dikkatler, arazilerin intifa hakkı ile devredilmesi politikasının eleştirel analizine odaklanmıştır. Öte yandan, 340 devlet işletmesinin (toplamın %13'ü oranında) ve 608 KOBİ'nin (toplamın yaklaşık %6’sı oranında) zarar ettiği bildirilmiştir. 17 Ayrıca, üreticilere uygun fiyatlarla ürün satın alımı için teşvik edici bir ihale ve fiyat belirleme politikasının önemi vurgulanmıştır. Buna, konjonktürel gecikmeleri gidermek için uygun bir kredi politikası ile üreticilere ödemelerin yapılması da eklenmelidir. Ancak yerli üretimin geliştirilmesi ve ithal ikameciliğe öncelik verilmesi, her şeyden önce, tarımsal üretime yapılan yatırımların toplam yatırımların yaklaşık %3'ünü oluşturduğu mevcut yatırım politikasında bir dönüşüme gidilerek üretim alanında elverişli bir ortam yaratılmasını gerektirir. Buna, hem devlet teşebbüsleri hem de belediyelere bağlı teşebbüsler için yetki, kaynak ve yönetim mekanizmalarının ademi merkezileştirilmesi gereği de eklenmelidir.
Kamu iktisadi teşebbüsleri ve devlet dışı yönetim biçimlerinin (çn. ispanyolca’da FGNE olarak kısaltılan bu terim yeni ekonomik aktörlere işaret etmektedir) gelişimi ile ilgili olarak, FGNE’lerin kurulmasıyla ortaya çıkan çarpıklıkları düzeltmek amacıyla bu alana çeşitli kısıtlamalar getirilmiş ve faaliyetlerinin ulusal ekonomi içindeki rolleri ile uyumlu bir şekilde düzenlenmesi için hukuki çerçeveye yeni düzenlemeler eklenmiştir. Ancak bunların etkileri henüz netlik kazanmamıştır. Ayrıca, devlete işletmelerinin daha verimli işleyebilmesi için geciktirilmemesi gereken acil dönüşümler konusunda da henüz bir ilerleme sağlanamamıştır.
Bölgesel kalkınmanın stratejik yönetimi ile ilgili olarak, belediyelerin ülke yaşamındaki önemli rolü yeniden vurgulanmıştır. Ancak bu, ilgili yöneticilerin başarılı bir yönetim için daha iyi hazırlanması gereğini beraberinde getirmektedir. Üstesinden gelinmesi gereken acil bir görev, her bölgenin tükettiği gıdayı üretme kapasitesinin ve her şeyden önce bu amaç için hangi insan ve malzeme kaynaklarının mevcut olduğunun doğru bir şekilde belirlenmesidir. Çünkü gerçekten etkili olacak olan şey, belediye sınırlarının ötesinde, üretim kutupları temelinde yapılacak bölgesel analizlerdir.
Ekonominin işleyişine yönelik kurumsal, düzenleyici ve örgütsel ortamın dönüşümü de büyük önem taşımaktadır. Bu, ülkenin işleyişinde kapsamlı bir reform anlamına gelmektedir. Bu doğrultuda, ekonomik yönetimin desantralizasyonunda ilerleme kaydedilmesi ve yönetimde idari araçlardan ziyade ekonomik araçların ön plana çıkması, devletin kamu yönetiminde bir rasyonelleşme sürecine girmesini gerektirmektedir.
Sosyal politika ile ilgili olarak, temel sosyal hizmetlere erişim koşullarının kötüleşmesi acilen ele alınmalıdır. Bu bağlamda, nüfusun gerçek kırılganlık durumunun nasıl tanımlandığına ve özellikle sosyal yardıma muhtaç kişiler ve sosyal güvenlik emeklileri açısından hangi kaynaklara ihtiyaç duyulduğuna ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yapılmış gibi görünmemektedir.
Son olarak, suç, yolsuzluk, yasa dışı faaliyetler ve toplumsal disiplinsizlik ile mücadele konusunda verilen rakamlar, karşı karşıya olduğumuz sorunun büyüklüğünü ve bu mücadeleye tüm halkın katılımının sağlanması için neler yapılması gerektiğini tam olarak yansıtmamaktadır.
Bu noktada Meclis şunları vurgulamıştır: “...yolsuzlukla mücadele devam etmektedir, bu musibet kamu hizmeti, ticaret, gastronomi ve limanlar gibi alanlarda daha sık karşımıza çıkmakta; ayrıca uyuşturucu kaçakçılığı vakaları artmaktadır. Bu konuda verdiğimiz öncelikli mücadele devam etmektedir”.
Özetle, öngörülen hedeflere ulaşmak için kaynakların ve çabaların stratejik olarak temel alanlara odaklanması ve gerekli olan her şeyin değiştirilmesi gerekmektedir. Öte yandan, alınan kararların etkinliğini ölçen göstergeler hakkında ayrıntılı bilgi verilmemiştir. Unutulmamalıdır ki, ekonomik envanterin çıkarılması, genel ya da soyut değerlendirmelerden çok somut veriler gerektirir.
Mevcut koşullarda aciliyet duygusu son derecede önemlidir ve bu nedenle en acil meselelere çözüm olacak tedbirleri vurgulamak yerinde olacaktır.
- Makroekonomik İstikrar Planının (MİP) kademeli olarak uygulamaya konulması ama bundan hepsinden önce bu planın desteklenmesi için gerekli mutabakatın sağlanması için planın yaygınlaştırılması ve toplumla tartışılması. MİP'in ilk önceliği Acil Enflasyonla Mücadele Programı olmalıdır. Bu program temel olarak bütçe açığını azaltmaya odaklansa da, aynı zamanda harcamaların azaltılması, ürünlere verilen sübvansiyonların rasyonelleştirilmesi ve bunların bireylere verilen sübvansiyonlarla değiştirilmesini, gerçek ve tüzel kişilere cazip faiz oranları ile kamu borç tahvillerinin satılmasını, döviz üzerinden faaliyet gösteren toptan ve perakende piyasaların kendi kendini finanse edebilmesini ve arzın güvence altına alınmasını içermelidir. Ayrıca, döviz kuru piyasasının yeniden yapılandırılması ve aşamalı olarak tüm ekonomik aktörlerin ve gerçek kişilerin bu piyasaya katılımının sağlanması, nihayetinde tek bir döviz kuru sistemine ulaşılması hedeflenmelidir.
- Artan bir dış finansal akış sağlanması. Bunun için doğrudan yabancı yatırımlar müzakere edilirken yatırım planını kesinlikle en yüksek öncelikli ve hızlı geri dönüş sağlayacak hedeflere odaklanmalı, vadesi geçmiş ve ödenmemiş borç ödemelerini yeniden etkinleştiren esnek formüller aracılığıyla dış ortaklarımızla ilişkiler yeniden canlandırılmalıdır. Böylece elde edilecek kaynaklarla mal ve hizmet ihracatının sürdürülmesi ve artırılması, ithalatın ikame edilmesi garanti altına alınmalıdır; bu amaçla banka dışı mali kuruluşlar kullanılabilir. Ayrıca, belirli amaçlara yönelik yatırım fonları oluşturarak ve bunlara devlet desteği sağlayarak (örneğin konut, okul ve yerel kalkınma merkezlerinin inşası gibi sorunlara çözüm getirmek amacıyla) döviz girişlerinin artırılabileceği unutulmamalıdır.
- Halkın gıda tedariğinin arttırılması. Buna yönelik olarak doğrudan üreticilere döviz bazında kendi kendini finanse eden bir sistem sağlanmalıdır. Bu sistem, tarım sanayi ürünlerinin ihracatına dayalı olmalı ve ulusal gıda üretimi ile ithalat ikamesi için asgari kaynakların elde edilmesini mümkün kılmalıdır. Bu merkezi çaba, gıda üretiminin ekonomik olarak sürdürülebileceği yerelliklerde, ilgili belediyelerin etkin üretim kümeleri oluşturmasıyla eşleştirilmelidir.
- Ülkenin enerji durumu istikrara kavuşturulması. Elektrik üretimi ve ulaştırma sisteminin işleyişi için gerekli enerji kaynakları sağlanmalı, ulaşım sisteminin yenilenebilir enerji kaynaklarıyla kademeli olarak elektrikleştirilmesi teşvik edilmelidir. Ülkede elektrik üretimi ve ulaşım sistemi için vazgeçilmez olan enerji kaynakları sağlanmalı ve ulaşımın yenilenebilir enerji kaynakları ile kademeli olarak elektrikleştirilmesi teşvik edilerek ülkenin enerji durumu istikrara kavuşturulmalıdır. Yabancı sermaye ile ortaklık projeleri yoluyla petrol üretiminin geliştirilmeli, ayrıca yenilenebilir enerji kaynaklarının geliştirilmesi için “Yeşil Tahviller” çıkarılmalıdır. 2024'te karşılaşılaşılan zorluklar, enerji istikrarının - beslenme ile birlikte- acilen öncelik taşıyan ulusal güvenlik meselesi olduğunu göstermiştir.
- Son olarak, yukarıda bahsedilen hususlar, tüm ekonomik aktörlerin ve halkın ülkenin ekonomik ve toplumsal yönetimine dahil edilmesini sağlayan bir sosyal iletişim süreci gerektirmektedir. Uygulanacak önlemlerle ulaşılmak istenen sonuçların nasıl elde edileceği, bu önlemlerin hedefleri ve bu hedeflere nasıl ulaşılacağı hakkında ayrıntılı, gerçek verilerle desteklenmiş açıklamalara ihtiyaç vardır. Bu noktada, mevcut karmaşık sorunları anlayan uzmanların ve kitle iletişim araçlarının desteği hayati önemdedir. Küba'ya karşı sosyal medyada yürütülen kampanyalar göz önünde bulundurulduğunda, bize karşı kullanılan tüm argümanlara karşılık vermek son derece önemli bir görevdir. Bu anlamda, 2024 deneyimi halkla etkin iletişimin vazgeçilmez olduğunu ve önemini ortaya koymuştur.
Başbakan'ın Aralık 2024’te Halk iktidarı Ulusal Meclisi'nde yaptığı değerlendirmede nelerin başarılıp nelerin başarılamadığına objektif bir şekilde işaret ettiğini düşünüyorum. Özellikle, “...beklenen etkilerin elde edilemediği, ekonominin canlanmadığı ve yıl içinde daralmanın beklendiği” vurgulanırken “halk üzerinde en çok büyük etkiyi yaratacak konularda ilerleme sağlanamadığına” dikkat çekti.
2025 yılı için GSYİH'de %1'lik mütevazı bir büyüme öngörülmektedir. Latin Amerika Ülkeleri Ekonomik Komisyonu (ECLAC) %0,1 oranında hafif bir daralma öngörürken Ekonomik İstihbarat Birimi (EIU) %1,1 oranında bir büyüme tahmin etmektedir.
Ekonomi ve Planlama Bakanı tarafından Ulusal Meclis'de sunulan 2025 Planı, özetle aşağıdaki temel hususları kapsamaktadır. 18
- Ortalama ücretin 6.276 pesoya yükselmesi ve işgücü verimliliğinin %1,4 oranında artması beklenmektedir. İç mali dengeye ilişkin olarak, 88 milyar 539 milyon peso tutarında bir bütçe açığı öngörülmekte olup, bu rakam 2024’e kıyasla %1,7 oranında bir azalmaya işaret etmektedir. 2024 yılına benzer şekilde, yıllık %25 ila 30 arasında bir enflasyon oranı tahmin edilmektedir. Planlanan toplam yatırım 148 milyar 370 milyon peso olup, bu yatırımlar 12.183 konutun tamamlanması da içermektedir. Ancak bu sayı, kasırga ve depremlerin etkilediği bölgelerdeki acil konut ihtiyacının hala çok altındadır.
- En önemli üretimler arasında sebze üretiminde %85, yumurta üretiminde %54 ve domuz eti üretiminde %69 oranında artış planlanmaktadır. %87 artışla 399 bin ton şeker üretimi planlanırken, çelik çubuk üretiminin 3 katına çıkması, NPK gübreleri %19 ve amonyum nitrat üretiminde %300 artış hedeflenmektedir.
- Dış ticaret açısından toplam ihracatın 10 milyar 608 milyon dolar olması, bunun 7 milyar 740 milyon dolarının hizmet ihracatı olması planlanmaktadır. Biyoteknoloji ürünlerinde %16, tütünde %20 ve nikelde %14'lük büyüme hedefleri dikkat çekmektedir. Uluslararası turizmde 2,6 milyon ziyaretçi hedeflenmektedir. İthalatta hedeflenen 500 milyon dolarlık artış ise temel mal ve hizmet sepetinin yanı sıra güneş panellerinin alımı kapsamaktadır.
- Temel hizmet ve üretim planında, yıl sonuna kadar yaklaşık 1.200 MW üretim kapasitesine sahip güneş panellerin kurulumu yer almaktadır. Bu kapasite ülkenin %6 oranında artması beklenen toplam elektrik üretiminin %9,3'ünü oluşturmaktadır. Günlük 40.000 varil eşdeğer petrol üretimi korunurken ham petrol üretimi 3 milyon ton civarında olacaktır.
2025 yılına, Küba ekonomisinin performansını olumlu etkileyecek bir dizi gelişme ile girildiğini belirtmek gerekir:
- 14 Ocak 2025 tarihinde ABD hükümeti geç ve çok sınırlı da olsa, Küba'yı sözde terörizmi destekleyen devletler listesinden çıkarmış, Helms-Burton Yasası'nın III. bölümünün uygulanmasını askıya almış ve ABD vatandaşlarının ve kurumlarının mali işlem yapmasının yasak olduğu Küba kuruluşları listesini kaldırmıştır..19
Bu adımlar Küba tarafından “doğru yönde” ama çok sınırlı adımlar olarak değerlendirilmiştir. Ancak Donald Trump, başkan olarak yemin ettiği gün, kibrinin, alaycılığının ve hükümetinin ahlaksızlığının bir göstergesi olarak Biden tarafından alınan kararlar iptal edilmiştir. Burada geri döndürülemeyecek olan şey -her ne sebeple olursa olsun- Biden yönetiminin bu kararı almak zorunda kalmasının Küba halkı için uluslararası areneda siyasi bir zafer teşkil etmesidir. Bu anlamda, belki de Donald Trump tarafından Küba'nın söz konusu listeye yeniden dahil edilmesi, 1996 yılında Helms Burton Yasası'nın kabul edilmesinden sonrasında olduğu gibi uluslararası bir direnç ile karşılanabilir ve “panzehir yasaları” uygulamaya koyulabilir.
- Küba’nın BRICS+ topluluğuna “ortak ülke” olarak katılması bir başka önemli ekonomik fırsatın önünü açmıştır, ancak bunun uygulanması Küba'nın bu örgüte karşılıklı çıkarlar temelinde neler sunabileceği ile ilişkili olacaktır.
- Uluslararası ekonomik ilişkiler alanında, Küba ve Rusya hükümetleri arasında imzalanan dört stratejik anlaşma, Rusya’nın Küba’nın 2030’a kadar olan Ulusal Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Planına (PNDES)** destek taahhüdünü içermektedir. Ayrıca Küba'nın iş geliştirme planlarında yer alan ve Rusya'nın ilgisini çekebilecek hedefleri içeren bir yol haritası da imzalandı. Üçüncü olarak, söz konusu sektörlerin önceliklerini belirleyen kilit projeler ve bunların içinde ekonomik ilişkilerin yeniden başlatılmasına giden yolu işaret eden bir anlaşma imzalandı. Dördüncü olarak ise kısa, orta ve uzun vadede Rusya ve Küba'nın projeksiyonu ile ikili bir gündemin hazırlanması ve imzalanmasına atıfta bulunan bir belge imzalandı. Ayrıca 2024 yılı sonunda, 60 milyon dolarlık yakıt tedariki için bir sözleşmenin imzalandığı ve üretim ekipmanlarının onarımı için 2 milyon dolarlık parça bağışında bulunulduğu bildirildi.
- Yine Ocak 2025'te, Küba'nın Paris Kulübü'ne olan dış borç geri ödemelerinin yeniden takvimlendirilmesi konusunda bir anlaşmaya varılmıştır; bu da ülkenin uluslararası ekonomik ilişkilerini yönetmesi açısından daha elverişli bir alan açacaktır.
Son olarak, özellikle Özel Dönem sırasında Komutan Fidel Castro’nun yönlendirmeleriyle elde edilen başarılar, bugün de unutulmaması gereken kılavuz niteliğindeki önemli tarihsel deneyimlerdir. Bu bağlamda, çabalar temel meseleler üzerinde yoğunlaştırılmalı, ekonomik modelin yapısal ve kurumsal işleyişinde gerekli dönüşümler hayata geçirilerek acil ihtiyaçlara mümkün olan en düşük sosyal maliyetlerle yanıt verilmelidir.
Kısacası, devlet planlarında yer alan bu önlemler dizisinin yayınlanması potansiyel olarak doğru bir adımdır ve ekonomik sorunlara sektörel bazda, bütünlük ve tutarlılıktan uzak bir şekilde yaklaşma eğiliminden kopuşu temsil etmektedir. Bununla birlikte, henüz hayata geçirilmemiş olan enflasyonla mücadele programı ve etkin bir döviz piyasasının kademeli olarak oluşturulması gibi kararlar aciliyet içermesi nedeniyle geciktirilmemelidir.
Bu durum, ülkenin karşı karşıya kaldığı son derece olumsuz koşullarla başa çıkmak için vazgeçilmez olan ve her zaman riskleri ve önerilen değişikliklerin maliyetleri ile faydaları arasındaki gerekli dengeyi göz önünde bulundurarak cesur ve hızlı kararlar alınmasını gerektiren bir dönüşüm sürecini başlatmaktadır. Bu anlamda, ihtiyaç duyduğumuz başarının elde edelebilmesi ve halkın mutabakatını gerektiren son derece karmaşık tedbirlerin uygulamaya konulması için Başkumandan'ın öğretilerini ve fikirlerini unutmamalıyız. 20
Başkan Díaz Canel'in şu sözleri de bu konuda aynı derecede açık ve nettir: “Ekonomik durumun ciddiyetinin ve çözüm için harekete geçmemiz gerektiğinin farkındayız. Daha kötü olan felce uğramak ya da sürdürülemez olduğu kanıtlanmış bir yolda ısrarcı olmaktır.”. Bu açıklamaya, öngörülen sonuçların elde edilemediği kilit hususlara dair şöyle bir özeleştiri de eklemiştir: “…Görev Talimatları tasarımındaki hataları ve uygulama yetersizliklerini kabul ediyoruz; çok sayıda sapmayı önleyebilecek kesin kurallar netleştilmeden yeni ekonomik aktörlerin onaylanmasını sorguluyoruz.”. Son olarak Başkan, yeterli siyasi iletişimin önemine işaret ederek “...Parti birimlerinde, işçi kolektiflerinde ve komitelerde gerekli tartışmaların yapılması ve halkımızın sürecin faydalarını anlaması için gerekli açıklamaların ve değerlendirmelerin yapılması bir zorunluluktur” cümleleriyle bunu vurgulamıştır. 21
Cumhurbaşkanı'nın Temmuz ayındaki son Bakanlar Kurulu'nda söylediği şu sözlerin ayrıca stratejik önemi vardır: “Hepimizin iyi hazırlanması, doğaçlamalardan kaçınmak için her sorunun kapsamlı bir analizinin yapılması, eleştiri ve tartışmalara olanak tanıyacak alanların yaratılması, fikir birliği sağlanması, sorunların kökenine inilerek çözüm yollarının bulunması büyük önem taşımaktadır.” 22
Aralık 2024'te Başbakan tarafından Halk İktidarı Ulusal Meclisine sunulan 2025 yılına yönelik önceliklerin özeti aşağıdaki başlıkları kapsamaktadır:
- Ulusal Elektroenerji Sisteminin iyileştirilmesinin sağlanması.
- Döviz tahsisi, yönetimi ve kontrolü için yeni mekanizmanın uygulanması.
- Ekonominin kısmi dolarizasyonu için planlanan eylemlerin uygulanması.
- Döviz piyasasının yeniden yapılandırılmasında ilerleme kaydedilmesi.
- Devlet mal ve hizmetlerinin arzının genişletilmesi ve sağlamlaştırılması da dahil olmak üzere yerli üretimin arttırılması.
- Sosyalist devlet teşebbüslerinin ve bütçeli birimlerin geliştirilmesi.
- Devlet dışı sektörün ülkenin ekonomik ve sosyal yaşamına katılımını geliştirmek, yönlendirmek ve organize etmek.
- Belediyelerin güçlendirilmesini pekiştirmek.
- Kadro çalışmalarını güçlendirmek.
- Sosyal hizmetlerin kalitesini yükseltmek.
- Kırılgan bireyleri, aileleri ve toplulukları korumak.
- Ürün yerine kişi temelli sübvansiyon sistemine geçişte ilerlemek.
- Suç, yolsuzluk, yasa dışı faaliyetler ve sosyal disiplinsizliği önlemek ve bunlarla mücadele etmek.
- Toplumsal eşitsizlikleri azaltmaya yönelik adımları uygulamak
- Hükümetin çalışmalarının üç temel ayağının uygulanmasını pekiştirmek.
2025 yılı kalkınma sürecimizin temel unsurlarında önemli bir dönüşümün gerçekleştiği bir yıl olmalı ve hepimiz uzun yıllardır süren mücadelenin boşa gitmediğini hissetmeliyiz. Bunu gerçekleştirebilecek araçlara sahibiz ve halkımızın desteğiyle daha iyi çalışarak en acil ve öncelikli konulara odaklanırsak bunu nasıl yapacağımızı da bilebiliriz.
Yazar: José Luis Rodríguez
Yayınlandığı yer: Cubadebate
Yayın tarihi: 25 Şubat 2025
Çeviri: Didem Kul
*ZEDM: Mariel Özel Kalkınma Bölgesi (ZEDM), aynı yıl çıkarılan 313 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede öngörüldüğü üzere 23 Eylül 2013 tarihinde kurulmuştur. Kuruluşundan bu yana Küba hükümeti altyapı gelişimi için yılda yaklaşık 300 milyon ABD doları (USD) yatırım yapmıştır. İhracatı artırmak, ithalatı ikame etmek ve yeni istihdam kaynakları yaratmak amacıyla yabancı yatırımları, teknolojik yenilikleri ve endüstriyel faaliyetlerin yoğunlaşmasını çekerek sürdürülebilir kalkınmayı teşvik etmek için özel rejimlerin ve politikaların oluşturulduğu bir alandır.
**PNDES: Küba’nın 2030 yılına kadar gerçekleştirme hedefi koyduğu Ekonomik ve Toplumsal Ulusal Kalkınma Planı.
| 2024 yılı dünya ekonomisi ve 2025 yılına dair perspektifler: Küba'ya etkileri-2 |
|
- 1
Bkz. ONEI (2025)
- 2
Yazarın çeşitli kaynaklara dayanarak yaptığı çıkarım.
- 3
Bu bağlamda, bazı uzmanlar dolara olan talepteki bu düşüşün daha fazla işçi dövizi alma beklentisinden, Biden hükümetinin bu yıl özel sektörü desteklemek için aldığı önlemlerin bir sonucu olarak devlet dışı sektör için kredi alma olasılığından ve ayrıca dikkate alınması gereken diğer olası faktörlerin yanı sıra küçük işletmeler için katlanılamayacak fiyatlarla dönüştürülebilir para birimi edinmenin imkansızlığından kaynaklanabileceğine işaret etmişlerdir. Ancak Küba'daki kayıt dışı para sistemini derinlemesine incelemek için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.
- 4
Bu rakamın nüfusun yaklaşık yüzde 10'unda yoğunlaştığı tahmin edilmektedir.
- 5
Bkz. CANAL CARIBE (2024a)
- 6
Bkz. Juventud Rebelde (2024a).
- 7
Bkz. Gaceta Oficial (2024).
- 8
Bu hesaplama görünüşe göre ekonominin devlet dışı sektörü tarafından yapılan ithalat seviyesine dayanmaktadır ve geçerlilik açısından daha fazla gözden geçirilmelidir.
- 9
Bkz. BCC (2023)
- 10
Küba Cumhuriyeti Devlet Tahvillerinin ihracı 2024 Bütçe Kanununda öngörülmektedir, ancak bu tahviller sadece mali açığı kapatmak için finansman sağlamak amacıyla Küba Merkez Bankasına satılmaktadır, bu nedenle bu tahviller diğer kuruluşlara veya gerçek kişilere satılamayacağı için mali piyasada listelenmemiştir. Bu durum şu anda gözden geçirilmesi gereken, kullanılmayan bir potansiyel teşkil etmektedir.
- 11
Bu konuya ilişkin daha fazla analiz Lage ve Cruz'da (2022) bulunabilir.
- 12
İthalat yaklaşık 1 milyar ABD doları olmasına rağmen, devlet dışı sektörden yapılan ihracat 2023 yılında çok düşük kalmıştır.
- 13
2024 yılında, devlet dışı sektörün toptan ticareti yasaklanmıştır. Bu kararın etkisi henüz görülmemiştir.
- 14
Bkz. Granma (2023).
- 15
Bkz. IPS 2024 dış görünüm.
- 16
Bu konunun incelenmekte olduğu, ancak uygulamanın süresiz olarak ertelenmemesi gerektiği bildirildi.
- 17
Bu rakamda muhasebe hatalarının kaydedilmiş olduğuna dikkat çekilmiştir.
- 18
Bkz. Presidencia (2024)
- 19
Bkz. Granma (2025)
- 20
Özellikle Fidel'in 6 Ağustos 1995 ve 17 Kasım 2005 tarihlerinde www.discursos.cu adresinde yaptığı konuşmalara bakınız.
- 21
Bkz. Díaz Canel (2023) y CUBADEBATE (2023).
- 22
Bkz. Granma (2024d)
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
