Sayfa yolu
100. yılında ‘Alman Ekimi’
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Onur Aslan
Yayın Tarihi: 25.10.2023 , 10:33 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Bundan 100 yıl önce bütün Avrupa gibi Almanya’da da sular durulmuyordu. Birinci Dünya Savaşı’nın açtığı yara izleri kıtadan henüz silinememiş, Rusya’da gerçekleşen Ekim Devrimi’nin rüzgarı henüz dinmemişti.
1918 yılında sosyalist devrimi avucundan kaçıran Alman işçi sınıfı, 1919 yılına gelindiğinde Bremen ve Münih’de girişilen Sovyet denemelerinde ağır yenilgiler almış fakat örgütlülüklerini belirli bir ölçüde korumayı başarmıştı.
Savaşın yükünün tamamıyla işçi sınıfının omuzlarına bindirildiği Weimar Cumhuriyeti’nde zaman çok hızlı akıyor, kitleler yüzlerini bir gün emek mücadelesine dönerken, öbür gün faşist demagojiye kanıyordu. 1920 yılının Mart ayında Alman sağı harekete geçti ve ordunun üst kademelerinden de gelen destekle Kapp Darbesi olarak bilinen girişimde bulundu. Alman işçi sınıfı greve katılanların sayısının on milyonu aştığı öne sürülen devasa bir genel grevle, bu darbenin bastırılmasını sağladı. Sermaye, düzenin sorgulanmasına çok olanak bırakmadan durumu hızlıca kontrol altına almayı başarsa da, partinin itibarı sınıfın gözünde artıyordu.
1920 sonunda USPD (Bağımsız Sosyal Demokrat Parti) ile birleşerek VKPD (Birleşik Almanya Komünist Partisi) adı alındıktan sonra partinin işçi sınıfı içerisinde gücü hızla artmaya başlamıştı. Birleşmenin yarattığı heyecanla birlikte işçi kitleleri bir “Açık Mektup” ile birlik olmaya çağrıldı.
Ardından, 24 Mart 1921’e gelindiğinde, parti yönetimi işçi sınıfına yaptığı silahlanma ve genel grev çağrısıyla cüretli bir adım atmış, bir sene öncesinde değerlendiremediği işçi sınıfı hareketliliğini kendisi yaratmaya karar vermişti. Ancak kitlelerin nabzı doğru biçimde tutulmadan yapılan bu denemenin sonuçları ağır oldu. Çoğu parti üyesi onlarca militan öldürüldü, yüzlercesi tutuklandı. İlk kez inisiyatifi ele alan Alman komünistleri zamanlamayı tutturamamışlardı.
1923 senesi, Alman işçisi için bir kabus gibi geçiyordu; hiperenflasyon “el arabasıyla para taşıma” manzaralarını gerçek kılmış, Ruhr bölgesinin savaş borçlarının ödenmemesi nedeniyle Fransa ve Belçika tarafından işgal edilmesiyle başlamıştı. Fırsatı gören Alman burjuvazisi, dikkatleri kendinden “dış düşmanlara” çevirmek için hemen harekete geçti. Milliyetçi propagandaya hız verdi. Fakat zaten kötürüm haldeki ekonominin daha da kötüleşmesiyle birlikte huzursuzluk arttıkça başka bir çıkış yolu için arayışa girenlerin sayısı da çoğaldı. Ülkenin güneyindeki Saksonya ve Bavyera eyaletleri başta olmak üzere ülkenin her yerinde, KPD (Almanya Komünist Partisi) öncülüğünde grevler ve eylemler düzenleniyor, sosyal demokrat partilere üye işçiler yöneticilerinin politikalarına aldırış etmeden KPD ile birlikte hareket ediyor, komünistler çeşitli eyaletlerde seçimlerde başarılar kazanıyor, eyalet meclislerinde ve hükümetlerinde yer alıyorlardı.
Vakit tamam (mı?)
Bu politik atmosferde KPD yönetimi bir türlü karar veremiyordu.1921’deki yenilgi, partinin kendinden şüphe etmesine sebep oluyordu. Ağustos ayında enflasyon artık dayanılmaz bir seviyeye ulaşmıştı. Özellikle gıda sorunu nedeniyle biriken öfke bir genel greve dönüştü. Hükümeti düşürüp süpüren genel grevin ardından düzenin restorasyon birlikleri, sosyal demokratlar, göreve çağrıldı. Hamle başarılı oldu, tersi yöndeki çağrılara rağmen hükümet değişikliği grevin sönümlenmesine yetti.
Komintern ve KPD yönetimi Alman kapitalizmine son vermek için kolları sıvadı. Devrimci dalga sürüyor, parti işçi kitleleri tarafından benimseniyordu. Moskova’da düzenlenen toplantılarda ayaklanma tarihi görüşülüyordu! Yeni hükümetse bir yandan gıda sorunun çözümü için çeşitli önlemler alarak, kitleleri sakinleştirmeye yönelik adımlar atarken, öbür yandan da özellikle Bavyera eyaletinde, faşist çetelerin semirmesine göz yummaya devam ediyor, gerektiğinde kullanmak üzere yedekte bekletiyordu.
Saksonya eyaletinde iktidara KPD ve SPD (Almanya Sosyal Demokrat Partisi) koalisyonunun gelmesinin ardından 13 Ekim’de Alman ordusu (Reichswehr) yetkilileri Saksonya’nın yerel silahlı birliklerini dağıtmasını talep etti, silahlı proleter birlikler yasaklandı. 16 Ekim tarihinde Saksonya polis teşkilatları orduya bağlandı. 20 Ekim gününe gelindiğindeyse Reichswehr Bavyera’da bulunan silahlı faşist birliklerin saldırı olasılığı bahane gösterilerek Saksonya’ya girdi. Kalkışma için daha fazla beklenemezdi. 21 Ekim’de Chemnitz’de yapılan geniş katılımlı bir toplantıda genel grev çağrısı yapmak için işçi temsilcilerine başvuruldu. Ayaklanma için daha önce hem Kapp Darbesi’ni durduran hem de daha birkaç ay önce hükümet deviren yönteme başvurulacaktı. Genel grev!
Sosyal demokratlarsa genel greve yanaşmıyorlardı. Eyalet hükümetinden çekilme tehdidiyle sosyal demokratların sol kanadı ayaklanmayı daha başlamadan durdurmayı başardı. Bu gelişmeler ışığında KPD yönetimi Alman işçi sınıfının çoğunluğunun henüz iktidarı ele almaya kalkışacak kadar arkalarında olmadığının ortaya çıktığı düşüncesiyle ayaklanma kararından vazgeçti. Bütün bölgelere iletilen iptal kararı Hamburg’a zamanında ulaşmadı.
Hamburg Barikatları1
(Hamburg-Barmbek’de barikatlar)
22 Ekim’i 23 Ekim’e bağlayan gece Hamburglu komünistler, bütün ülkede harekete geçildiğini düşünerek, daha sonra KPD’nin de başına geçecek olan Ernst Thälmann önderliğinde, en ince ayrıntısına kadar planladıkları şekilde ayaklanmayı başlattılar. Birkaç yüz komünist militan çeşitli polis karakollarının kontrolünü ele geçirerek silahlara el koydular ve kentin kritik noktalarına barikatlar kurdular. İki gün süren Hamburg ayaklanması, diğer bölgelerden yardım gelmeyeceğinin anlaşılması üzerine ayaklanma kontrollü bir geri çekilme hareketine dönüştü.
“1919, 1920, 1921 uğraklarından sonra Almanya’da Devrim, demeye dilim varmıyor ama Ekim 1923 fiyaskosundan sonra geri çekilmiş, sönümlenmiştir. Bir bölümü silahlı yüz binlerce üyesi olan bir parti ve kendisi ile birlikte hareket etmeye hazır en az bir o kadar işçi ‘kader anı’nda Chemnitz’de yedi sosyal demokratın ısrarı bahane edilerek kıpırdayamaz hale getirilmiştir.”
(Kemal Okuyan, Devrimin Gölgesinde Berlin, Varşova, Ankara 1920 sf.302)
1925 yılında Thälmann, parti yayın organı Die Rote Fahne’de yazacağı Hamburg Ayaklanmasının Öğrettikleri başlıklı yazısında yenilginin sebeplerini şu sözlerle açıklayacaktı;
“Partimiz, yönetimin yanlış yapmasını engelleyecek duruma daha gelmemiştir. 1923 sonbaharındaki devrim, çok önemli bir koşulun yokluğu nedeniyle başarısızlığa uğramıştır: Bolşevik bir parti olma koşulu.”
Hemen her aşamasında parçalı bir görünüm sergileyen Alman Devrimi, 1923 Ekim’inde de merkezin kararsızlığı sonucu parçalı olarak hücuma kalktı. Ernst Thälmann önderliğindeki Hamburglu komünistlerin örgütsel yetenekleri sayesinde hem alınan ayaklanma kararı bir kentte olsa dahi hayata geçirilebildi, hem de başarılı bir geri çekilmeyle yenilginin bir bozguna dönüşmesi engellendi. Sonuçta Almanya’da 1919-1923 devrimci dönemi kapansa da, Almanya Komünist Partisi mücadelesine devam edebildi.
- 1Larissa Reisner tarafından yazılan Hamburg Ayaklanması’nı barikatlarının hemen yanından anlattığı kitap
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
