Buluttaki Atatürk silueti, Ay’daki ezan sesi ya da zırvanızı nasıl alırdınız?

05/08/2016 Cuma
Buluttaki Atatürk silueti, Ay’daki ezan sesi ya da zırvanızı nasıl alırdınız?

Ey saçma bir tek sen ölümsüzsün.

Gramsci

Hiç değişmez bir ilkedir: ciddiye alıp mücadele etmediğin bir saçma, seni kuşatır ve esir alır. Deli saçması diye ciddiye alınmayan ve “üzerinde konuşmaya değmez” diye geçiştirilen zırva yayılır ve etrafa saçılır.

-Astronot Neil Armstrong, Ay’da ezan sesi duyup Müslüman olmuştur.

-Kaptan Cousteau, denizlerin birbiriyle karışmamasını Kur’an-ı Kerim’de okuyunca Müslüman olmuştur.

Bu ülkede Neil Armstrong’un Ay’da ezan sesi duyup Müslüman olduğuna inanan milyonlar yaşamaktadır. N. Armstrong’un, Ay’da ezan sesini hiç duymadığını, Müslüman olmadığını, bunun bir dedikodu olduğunu defalarca açıklamasına rağmen bu böyledir (1-4).

Ünlü denizbilimci Jacques Cousteau’nun gerçekten Müslüman olduğuna hala inanan üniversite mezunu insanlar vardır. İddiaya göre J.Cousteau, bazı deniz sularının birbiriyle karışmamasını keşfettikten sonra bu olayın Kuran-ı Kerim’in Rahman Suresi’nde geçtiğini öğrenince Müslüman olmuştur. Bu olayın Antik çağlardan beri bilinen ve kayıtlara geçen bir olay olduğu, 1. yüzyılda yazılmış kitapta bile yazılı olduğu gerçeğini bir kenara bırakalım (5) Tıpkı N. Armstrong gibi J.Cousteau’nun bu iddiayı defalarca yalanlaması da bu yalanı yok etmeye yetmez (6).

“Deli saçması” diyerek ciddiye almadıklarınız, üzerinde konuşmaya bile değer görmediğiniz zırvalıklar, milyonlarca insanın gerçeklik algısını oluşturmaktadır.

N.Armstrong’un ve J.Cousteau’nun yalanlamalarını ortaya koyarak bu yalanlara inanan 3-5 kişiyi belki ikna edebilirsiniz.

Ancak safsata her zaman bu kadar açık, bu kadar saf halde midir?  Akıl dışılık sırf bunlardan mı ibarettir?

Mesela Karaman’da 45 çocuğun uğradığı tecavüzü “çok da büyütmemek gerektiğini” söyleyen, pedofilinin nedeni “iktidar istenci” olduğunu söyleyerek bu iğrenç suçu küçülten, herkese yayarak muğlaklaştıran mantığı alkışlayanları nasıl ikna edebilirsiniz? Şu topluma bakarak böylesine korkunç ve dolaysız şiddet karşısında iktidar diye “imla işaretlerinin iktidarı”nı ya da “ışık hızı sabiti”ni gören bir postmoderni nasıl ikna edebilirsiniz?

Zırvanızı “dinli” mi alırdınız “dinsiz” mi?

Akıl dışılık bu topluma bizzat tepeden dayatılmıştır, hadi liberallerin çok sevdiği kavram setinden tadımlık alalım: “tepeden indirilmiştir”. Akıl dışılık hem de öyle “dinciler” tarafından değil “pek laik cumhuriyet”in organlarınca sistematik olarak pompalanmıştır. Kendisini Atatürkçü olarak tanımlayan Cenk Koray televizyonlarda ballandıra ballandıra “Atatürk ve 19 mucizesi”ni anlatıyordu. “Atatürk ve 19 mucizesi”, silahlı kuvvetlerin dergisine bile girmiştir. Bu yazıyı yazarken kışlada kaybolan silahı, cin çağırarak ve kerametli horozla arayan tuğgeneralin haberi vardı (7).

Anıtkabir müzesinde Atatürk’ün siluetini gösterdiğine inanılan bulutların ve dağların fotoğrafları hala sergilenmektedir.

İçinde Allah yazan ağaçları, domatesleri, meyveleri Barış Manço bu ülkenin resmi televizyonunda huşu içinde gösterirken iktidarda RP ya da siyasal İslamcı bir parti yoktu.

Bu örnekler sayfalarca çoğaltılabilir.

Bu ülkede 2016 yılında kendisini laik ve Atatürkçü olarak tanımlayan ve “Norveççe’de Atatürk gibi düşünmek” diye bir deyim olduğuna inanan binlerce insan vardır (8).

Böyle bir safsataya inanan kişi, minicik bir şüphe bile duysa ve araştırsa bunun açıkça bir yalan olduğunu iki dakikada görebilirdi.  Bu saçmalık, “Shakespeare aslında Şeyh Pir’dir” önermesinden daha mı bilimseldir?

Bilmem ne hocaefendi tarikatı tu kaka da “evrene kuantum mesajlar gönderen” “new age” dernek-tarikatlar çok mu bilimseldir?

Türbelere çaput bağlayıp dilek dilemek zırvalık da astrolojiye, tarot falına, başak burcuna inanmak, bundan daha mı az zırvadır?

Bulutta, dağda bayırda Atatürk silueti görüp bunu ilahi bir alamet sayan zihin, Ay’da ezan sesi duyan astronottan daha mı bilimsel bir zihindir?

Gökteki bulutta, dağda, bayırda Atatürk silueti gören Atatürkçüye söylenecek şeyi Mustafa Kemal yıllar önce söylemiştir zaten: Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir.  

Zırvalık kardeşliği

Bunları niçin yazıyoruz? Bu yazının amacı çeşitli çevrelerde inanılan zırvalıklardan çeşitleme sunmak değildir.

Yaşayarak öğrenmek, öğrenmenin en pahalı yoludur. Her aşamasını bizzat yaşaması, bu topluma büyük bedellere mal olsa da, şunu net olarak ortaya koymak gerekir: “yarım akıl”, “yarım aydınlanma” olmaz.

“Biraz akılcılık olsun ama çok da fazla olmasın” zihniyeti, “safsata olsun ama güdebileceğimiz kadar olsun” mantığı ile gelinecek yer burasıdır.

Bir tarafı aydınlanma yancısı, diğer tarafı safsatayla dolu bir bilinçte, önünde sonunda safsata galip gelecektir.

Böyle kompartımanlı bilinçlerde safsata ve zırva, bir başlayınca kendisini yayar, çürütür ve bilincin her yerini ele geçirir.

Safsata ve zırva, “düşünce nesnesi” değil bir “düşünme düzeneği”dir. Bugün “senin zırvana” inanan, yarın kontrolünden çıkar ve “başkasının zırvasına” inanır. Onu zırvaya alıştıranların, toplum başkasının zırvasına inanmaya başladığında, “vay zırvaya inanıyorlar” diye şikayet etme hakkı yoktur.

Bütün zırvalıklar kardeştir. Birbiriyle ne kadar ilgisiz görünürse görünsün, zırvalıklar, bilinçte aynı yere yerleşir.

Çok önemsediğim ve soranlara mutlaka önerdiğim Görme kılavuzu kitabının yazarı Hasip Akgül’ün Albayım adlı romanının sonunda çarpıcı bir sahne vardır. Bir kasabada belli bir zamanda kayaların gölgesinden Atatürk silueti oluştuğu iddiasıyla “Dağa Düşen Büyük Gölge Festivali” kutlanmaktadır. Ancak bu kez havanın kapanmasından dolayı gölge görünmez. Bunun üzerine festival için toplanan kitle, beyaz postunda Arapça Allah sözcüğüne benzeyen siyah lekesi olan koyuna yönelir (9). Atatürk’ün gölgesiyle coşamayan kitle, koyunun üzerindeki yazıyla coşar.

Masum zırvaların ne zararı var ki!

Bulutta Atatürk silueti gören, kolayca karpuzun ortasında Arapça yazı da görebilir. Buluttaki siluetten keramet çıkaran kişinin zihni ile karpuzdaki yazıda mucize gören kişinin zihni arasında hiçbir fark yoktur.

Pedofilinin nedeni “iktidar istenci” ise depremlerin nedeni “içki içen ateyizler”, şizofreninin nedeni cinler olabilir.

“Norveççe’de Atatürk gibi düşünmek diye bir deyim var” safsatasına inanan bir insan tipi yaratırsan, o insanların yarın “Ay’da ezan sesi duyan N.Armstrong” yalanına inanmasına engel olamazsın.

Ne kadar masum görünürse görünsün zararsız zırva yoktur. Hiçbir zararı yoksa bile insan zihnini potansiyel zırvalara alıştırmasından dolayı bütün zırvalar zararlıdır. 

Akıl, akıl, daha çok akıl

Aydınlanma, “onların” mitlerini çıkarıp yerine “kendi” mitlerini koymak değildir. Eğer bir cümlede söylenecekse Aydınlanma, o mitlerin tamamını ortadan kaldırmak, aklı mite muhtaç etmemektir. Sen kendi mitin için bir yer açtığında, ertesi gün o yerde bir başkasının mitini görürsün.

Bu yazının amacı aklı putlaştırmak değildir. Akılcılık her şeyi çözer mi? Başka bir yazının konusu olarak akılcılığın eleştirisini yapabilir, aklın “komplikasyonları”nı uzun uzun tartışabiliriz.

Ancak şunu net olarak ortaya koymak gerekir: bu toplumda gereğinden fazla akılcılık var da bu gördüklerimiz bunun yan ürünleri değildir. Bu ülkede gördüklerimiz, “akılcılığın” değil “akıldışılığın” ürünleridir. Bu ülkede “az akıl”, “çokça akıl dışılık” vardır. Daha fazla akla muhtacız.

Şu anda bu ülkede 2016 yılında “aklın zararları”ndan söz etmek, elektriği olmayan bir köyde televizyon izlemenin göze verdiği zarardan söz etmekle aynıdır. Bu manzarada “akılcılık ya da aydınlanma eleştirisi” içeriğinin her sözcüğü doğru olsa bile başka bir zamana, başka bir bağlama ait bir eleştiridir. Bu akıl dışılık kuşatmasından akılcılık karşıtlığı ile değil ama en bilindik haliyle Aydınlanma düşüncesi ve akılcılıkla mücadele edilebilir.

Milyonlarca insanın izlediği programlarda “üvey kayınvalidemin eniştesi bana helal midir?” düzeyindeki sorular ciddiye alınmak zorundadır. Ancak saçmalık, zırvalık ve safsata kesinlikle “üvey kayınvalidemin eniştesi” ile sınırlı değildir. Bütün zırvalar kardeştir.  

Zırvalar ciddiye alınmalıdır. Çünkü ciddiye almadığınız her saçmalık, sizi kuşatır. Bugün olduğu gibi…

Taylan Kara

[email protected]


Dipnotlar

1. https://wikiislam.net/wiki/Neil_Armstrong_(Conversion_to_Islam)
2. http://www.thearabdigest.com/2012/08/neil-armstrong-never-converted-to-i...
3. http://www.yenisafak.com/yazarlar/alimuratguven/hanimlar-beyler-neil-arm...
4. https://en.wikipedia.org/wiki/Neil_Armstrong
5. http://www.perseus.tufts.edu/hopper/text?doc=Perseus%3Atext%3A1999.02.01...

Gaius Plinius Secundus (M.S. 23-79), Naturalis Historiae II, CVI 224

…Kendisi daha ağır olan deniz suyu, kendisinden daha hafif olan tatlı suyu üzerinde taşır. Dolayısıyla tatlı su, deniz suyundan hafif olduğu için deniz suyuna karışmaz ve denizin üzerinde yüzer.

6. https://wikiislam.net/wiki/Jacques_Cousteau_(Conversion_to_Islam)
7. http://www.abcgazetesi.com/hangi-fetocu-general-kislaya-cin-soktu-23811h...
8. http://www.bncn.org/post/29891254823/ataturk-gibi-dusun-deyim-atasozu-ha...
9. Albayım, sf 195-199 Hasip Akgül, Ayrıntı Yayınları 2016