AKP bunu unuttu mu: Türkiye NATO'ya nasıl üye oldu?

741 askerin hayatı ve 2 binden fazla askerin akan kanıyla geldi NATO üyeliği, Adnan Menderes'in elleriyle... AKP'nin son günlerdeki sahte NATO karşıtlığı, aynı zamanda bir tarihi de unutturmaya çalışacak cinsten...
Haber Merkezi
Pazartesi, 20 Kasım 2017 13:41

Son dönemde Türkiye'nin bir numaralı gündem maddelerinden biri NATO...

AKP'nin 2002'den bu yana her türlü desteği verdiği, her fırsatta açıkça bağlılığını ilan ettiği NATO'ya karşı son yapılan açıklamalar dikkat çekerken, bir tarih de unutturulmak isteniyor.

Türkiye'nin NATO'ya nasıl üye olduğu gericiler tarafından ısrarla gözden uzakta tutulmak isteniyor.

Çünkü Türkiye'nin NATO üyeliğinde askerlerin kanının pazarlanması var, Adnan Menderes'in parmağı var...

KANLA GELEN ÜYELİK

Türkiye NATO'ya üyelik için ilk resmi girişimini 1950 yılında Adnan Menderes liderliğinde yaptı.

Bunun için sırasıyla şu olaylar yaşandı:

  • Kore'de ABD'nin işgal girişimine destek vermek üzere 5 binden fazla asker Adnan Menderes hükümeti tarafından Kore'ye gönderildi.
  • Kore'ye gönderilen Türk askerlerinden 741'i hayatını kaybetti, 2 binden fazla asker yaralandı.
  • Türkiye ABD çıkarları için verdiği bu kayıpların ardından 18 Şubat 1952'de resmen NATO'ya üye oldu.

ADNAN MENDERES NASIL SAVUNDU?

Erdoğan'ın demokrasi "kahramanlarından" olan Adnan Menderes, askerlerin kanıyla Sovyetler Birliği'ne ve Kore halkına karşı atılan bu adımı şu sözlerle savundu:

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Kore’ye askeri kıta gönderme kararını verdiği zaman başta Birleşik Amerika Devleti olmak üzere diğer bâzı üye devletlerin kuvvetleri Kore’de mütecavizlere karşı fiilen harekâta çoktan başlamış bulunuyorlardı. Görülüyor ki Hükümetimiz, bahis konusu kararını verirken kendisiyle ayni durumda bulunan ve Birleşmiş Milletler Teşekkülüne karşı ayni mükellefiyetlerle bağlı olan diğer üye devletlerin hukuki anlayışlarına ve bu anlayışa dayanan hareket ve tedbirlerine imtisal ve iştirak etmiş ve Devletimizin her devirde farik vasfını teşkil eden ahde sadakat “Ahde sadakat” vasfını bir kerre daha belirtmekten başka birşey yapmış değildir. (Bravo sesleri, alkışlar)

Menderes, kararın asil bir karar olduğunu, bin defa daha bu konuda toplanılsa yine aynı kararı alacaklarını açıkladı.

Sonuçta Menderes istediğini aldı: 741 asker hayatını kaybetti, 2 binden fazla asker yaralandı, Türkiye'nin birçok noktasına NATO üsleri inşa edildi, NATO desteğiyle ülkede solcu avına çıkıldı, NATO desteğiyle yapılan darbelerde ülkenin solcuları hedef alındı.

KOMÜNİST ŞAİRDEN YANIT...

Menderes'in askerlerin kanıyla elde ettiği "başarıya" karşı o dönem en yüksek sesle mücadele eden isimlerin başında komünist şair Nâzım Hikmet geliyordu.

Nâzım, Türk askerinin çok ucuza mal olduğunu söyleyen bir Amerikalıya ve destekçilerine şu yanıtı veriyordu:

23 Sentlik Asker

Mister Dalles,

sizden saklamak olmaz,

hayat pahalı biraz bizim memlekette.

Mesela iki yüz gram et alabilirsiniz, koyun eti,

Ankara'da 23 sente,

yahut iki kilo kuru soğan,

yahut bir kilodan biraz fazla mercimek,

elli santim kefen bezi yahut,

yahut da bir aylığına

yirmi yaşlarında bir tane insan.

erkek,

ağzı burnu, eli ayağı yerinde,

üniforması, otomatiği üzerinde,

yani öldürmeğe, öldürülmeğe hazır,

belki tavşan gibi korkak,

belki toprak gibi akilli

belki gençlik gibi cesur,

belki su gibi kurnaz

(her kaba uymak meselesi) ,

belki ömründe ilk defa denizi görecek,

belki ava meraklı, belki sevdalıdır.

Yahut da aynı hesapla Mister Dalles

(tanesi 23 sentten yani)

satarlar size bu askerlerin otuz beşini birden

İstanbul'da bir tek odanın aylık kirasına,

seksen beş onda altısını yahut

bir çift iskarpin parasına.

Yalnız bir mesele var Mister Dalles,

herhalde bunu sizden gizlediler:

Size tanesini 23 sente sattıkları asker

mevcuttu üniformanızı giymeden önce de,

mevcuttu otomatiksiz filan,

mevcuttu sadece insan olarak

mevcuttu, tuhafınıza gidecek,

mevcuttu hem de çoktan mı çoktan,

daha sizin devletinizin adı bile konmadan.

Mevcuttu, işiyle gücüyle uğraşıyordu,

mesela, Mister Dalles,

yeller eserken yerinde sizin New-York'un,

kurşun kubbeler kurdu o

gök kubbe gibi yüksek,

haşmetli, derin.

Elinde Bursa bahçeleri gibi nakışlandı ipek.

Hali dokur gibi yonttu mermeri,

ve nehirlerin bir kıyısından öbür kıyısına

ebemkuşağı gibi attı kırk gözlü köprüleri.

Dahası var Mister Dalles,

sizin dilde anlamı pek de belli değilken henüz,

zulüm gibi,

hürriyet gibi,

kardeşlik gibi sözlerin,

dövüştü zulme karşı o,

ve istiklal ve hürriyet uğruna

ve milletleri kardeş sofrasına davet ederek,

ve yarin yanağından gayri her yerde,

her şeyde,

hep beraber,

diyebilmek için,

yürüdü peşince Bedreddin'in

O, tornacı Hasan, köylü Mehmet, öğretmen Ali'dir.

Kaya gibi yumruğunun son ustalığı:

922 yılı 9 eylülüdür.

Dedim ya Mister Dalles,

Herhalde bütün bunları sizden gizlediler,

ucuzdur vardır illeti.

Hani şaşmayın,

yarin çok pahalıya mal olursa size,

bu 23 sentlik asker,

yani benim fakir, cesur, çalışkan, milletim,

her millet gibi büyük Türk milleti.