Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Siyanürcü güle güle...

TKP Niğde İl Örgütü altın madeni işletmek isteyen Gümüştaş Şirketi'ne karşı direnen köy derneğini ziyaret etti.

Yayın Tarihi: 08.02.2010 , 15:13 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

TKP Niğde İl Örgütü Yöneticileri bir yıldır Bolkar Dağları'nın sırtlarında siyanürlü altın madeni işletmek isteyen Aydın Doğan ve Necati Kurmel'e ait Gümüştaş Şirketi'ne karşı direnen Ulukışla Altın Madenine Karşı Direniş Komiteleri adına Hasangazi Köy Meclisi Dernek Başkanı Hüseyin Özçelik'i ziyaret ettiler. Görüşme hem Hasangazi Köy Meclisi Derneği ile Porsuk Köyü Köy Meclisi Derneği'nin olağanüstü kongrelerini ziyaret etmek hem de Komiteler tarafından daha önce tüm kitle örgütlerine yapılan ortak mücadele çağrısını değerlendirmek amacıyla gerçekleştirildi.

Görüşme sırasında Özçelik bugüne kadar yaşadıklarını ve siyanürlü altın şirketine karşı nasıl mücadele verdiklerini anlattı. Bir yıldır süren bu direniş sırasında Adana, Mersin ve Niğde'deki tüm kitle örgütleri ile Türkiye çapında konuyla ilgilenen kitle örgütlerini destek amaçlı ziyaret ettiklerini belirten Özçelik sadece AKP'den tüm görüşme taleplerine karşı herhangi bir yanıt alamadıklarını kaydetti.

Görüşmeye katılan TKP üyeleri AKP iktidarı ile birlikte ülkemizde özelleştirme sürecinin hız kazandığını ve bu sürecin emperyalizmin bölgesel yönelimleriyle örtüştüğünü belirttiler. Ülkeyi “Babalar gibi satmakla övünen bir partiden başka türlüsünün de beklenemeyeceği" söylenerek Ulukışla halkının mücadelesinin her zaman yanında olacağını vurguladılar.

Madenin kısa tarihi
Ulukışla'nın Maden Köyü civarında bulunan madenin tarihi oldukça eskiye dayanıyor. Tarihi 1810 yılına kadar uzanan madenin bu günkü haline ulaşması ise 1935-1938 yılları arasında bölgede araştırma yapan MTA'nın önemli rezervler bulmasıyla başlıyor. MTA tarafından işletmeye hazır hale getirilen Bolkardağ sahası 1939 yılında işletilmek üzere Etibank'a devredilir. Ancak İkinci Dünya Savaşının çıkmasıyla işletilemeyen maden Etibank tarafından 1974-1975 yıllarında yeniden çalışmaya alınsa da üretime geçilmeden faaliyetleri yeniden durdurulur. 1987 yılında ise özel bir firmaya kiralanan maden altın ve gümüş fiyatlarının düşüklüğü ve maden üzerindeki devlet payının yüksekliği nedeniyle firma tarafından terk edilir. Devlet tarafından bin bir emek ve ayrılan kaynaklarla bu güne getirilen madenin özelleştirilmesi ise 1998 yılında yapılır. Ancak kimi sıkıntılar nedeniyle işletmeye alınamayan maden 2007 yılında Gümüştaş AŞ. ye devredilir.(Tahir Öngür, http://haber.sol.org.tr/yazarlar/tahir-ongur/yerli-sermaye-de-ulukisla-m...)

Madenin 2007 yılında devredilmesiyle beraber, işletmenin yörede yaratacağı olumsuzluklar nedeniyle Ulukışla halkı madenin işletilmesine karşı bir mücadeleyi başlatmış bulunuyor. Bu olumsuzlukların başında siyanürle altın üretmenin bölgedeki içme suyu ve sulama sularında arsenik oranını yükselterek bölge halkının sağlığını tehlikeye atması geliyor. Ayrıca E-5 karayolunun yeni yapılan otoban inşaatıyla birlikte devreden çıkmasıyla bölge halkı önemli bir gelir kaynağını kaybetmek üzere. Ellerinde kalan tek gelir kaynağı olan tarım ise siyanürlü altının gölgesi altında can çekişiyor.

Doğan ve Kurmel’e açık mektup
Ulukışla halkını temsilen kurulan Altın Madenine Karşı Direniş Komiteleri, yaşam alanlarının yok edilmesine karşı sessiz kalmayacaklarını her defasında gösterirken geçtiğimiz günlerde siyanürlü altın madencisi Aydın Doğan ve Necati Kurmel'e hitaben yazılan açık mektup ile direnişin devam ettiğini ve Ulukışla halkının bu direnişten kolay kolay vazgeçmeyeceğini bildirerek kararlılıklarını bir kez daha göstermiş oldular.

Yazılan açık mektubu aşağıda yayınlıyoruz:

Baylar, bir süredir Ulukışla’da satın aldığınız altın madenini işletmek için adamlarınızla topraklarımıza girmek istiyorsunuz. Köylerimizin sulama göletinin bulunduğu alanla birlikte şimdide meralarımız ve ormanlarımızı satın almak için günlerdir adamlarınız köylerimizde türlü fesatlar çeviriyor. Biliyorsunuz ki, bu coğrafya İpek Yolu üzerindedir derin ve sarp vadilerle örülüdür. Binlerce insan uygarlığı gelip geçmiş ve milyonlarca canlı yaşamıştır. Köylerimizde insanlarımız kışın sert ve soğuk geçtiğini bilir, soğuğa karşı nasıl direnmesi gerektiğini de. Kurdunu, kuşunu tanırız bu coğrafyanın, uçan kuşun kanat çırpışından anlarız dostu düşmanı.

Aylar önce sizlere “köylerimize gelmeyin” dedik. Israr ettiniz. “Hayır, bu madeni işleteceğiz” dediniz. Sularımıza göz diktiniz. Şirketinizin yaptırdığı analizlerde yüzde on beş arsenikli çıktı bile suyumuz. Köylülerimiz tedirgin. Bolkar Derelerine akan karın içine kir bulaşmaya başladı. Derenin suyunu satın alan Hayat ve Tekir Su sessiz. Onların gidecek yeri vardır. Ama bizlerin gidecek yeri yok. Atalarımız bu köylerde öldü. Bu köylerde kiraz topladı, ata bindi, çift sürdü. Bu topraklardan sevdi, evlendi, çocuk yaptı, everdi. Ceviz ağaçlarını bu sularla suladı. Almak istediğiniz sadece suyumuz değil. Geçmişimizi ve atalarımızın ruhlarını da istiyorsunuz. Kemiklerimiz sizlerin kepçelerinin ucunda rahmet ve merhamet dilenmeyecek bunu bilin.

Köylerimize günlerdir jandarma eşliğinde gönderdiğiniz görevliler, köylerimizin geleceğini satın almak için topraklarımızı ölçmek istiyor. Amaçları 400 dönüm daha toprak satın almak. Eşeklerin geçtiği yoldan geçerek gelmenize gerek yok Baylar. Doğrudan çıkın köylerimize gelin. Adamlarınızı göndermeyin. Düşmanımızı yakından tanımak istiyoruz. Size söyleyecek sözümüz var. Tabi varsa cesaretiniz gelin.

Baylar, size toprak satacak analar daha çocuklarını doğurmadı. Böyle bir çocuk da bu coğrafyada barınamaz. Adamınız olan Sadettin Sakatoğlu adlı Maden mühendisleri Odası Adana Şube başkanı topraklarımızı birbirine katıyor. Kendisini önce size, sonra yargıya şikâyet ediyoruz. Köylerimizi satın almaya teşebbüs ederek, halkın değerlerini satın almak istiyorsunuz. Bu coğrafyada yaşanacak tüm olumsuz gelişmelerden adamlarınız ve sizler sorumlu olacaksınız. Bu hafta yeniden ölçüme gelecekler. Geçen hafta biliyorsunuz yine gelmiştiniz. Köylülerimizi dövmeye kalktınız. Ama sokmadık sizleri. Jandarma eşliğinde yine geleceksiniz, daha kalabalık geleceksiniz. Haydi deneyin. Kaybedecek çok şeyiniz var.

“Ölmek Var Dönmek Yok. Haydi Gelin”
Oysaki biz misafirperver bir ilçeyiz. Dostlarımızı severiz. Ama düşmanlık yapanların başına ipek yolunda ne geleceğini dosa düşmana da gösteririz. Bu toprakları satın alamayacaklarını bilirler. Bilirler ki bir halkın bedduasını almak, vergi borçlarınızdan daha ağır veballer yükler. Vicdan sahipleri bedduanın ne olduğunu bilir. Biz biliyoruz ki, ipek yolunun bu yakasından haramiler geçmek istiyor. Her yeri talan etmek, dağlamak, hayvanlarımızı, topraklarımızı ve insanlığımızı yok etmek istiyor. Bu hafta yine geleceksiniz. Uyarıyoruz. Gelmeyin. Haramiler tankla, topla, tüfekle gelecekse eğer, bizler kiraz ile, elma ile, su ile ,toprak ile direneceğiz. Biliyoruz siz yapmazsanız başkası yapmak isteyecek bu işi. Pazarlığınız büyük. Altını topraktan çıkartıp, tüm yaşamlarımızı yok edecek gücünüz olduğunu düşünüyorsunuz. Medyanız var. Patronlarınız, bürokratlarınız, topunuz, tüfeğiniz. Bize savaş ilan ettiniz, ama siz kaybedeceksiniz. Bu sefer uçan halılar da yapsanız, vergi borçlarınızı da ödeseniz, ellerimiz iki yakanızda olacak. Cehennem ateşiniz, ekmeğimizin sıcağından besleniyor. Siz ya bizim cennetimizden ellerinizi çekersiniz ya da ellerimizde cehenneminizin ateşini körüklersiniz.

Desteklediğimiz TEKEL işçileri ne öğretti bize biliyor musunuz: Ölmek Var Dönmek Yok. Haydi Gelin.

Ulukışla Altın Madenine Karşı Direniş Komiteleri

(soL-Niğde)

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.