Sayfa yolu
Babahan ve avantanın yeni sahipleri
Yayın Tarihi: 08.11.2009 , 09:30 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Ergun Babahan dün Star gazetesindeki köşesinde birkaç gündür sürmekte olan elektrik dağıtım ihaleleri ile ilgili bir yazı yazarak AKP iktidarında ihalelerin ne kadar şeffaf, ne kadar yansız, yandaşlara avanta aktarılmadan gerçekleştiğini savundu. Babahan yazısında şimdinin aksine eski dönemlerde elektrik ihalelerinin başta Doğan grubu olmak üzere medya gruplarına iktidar tarafından peşkeş çekildiğini ancak AKP iktidarı ile bunun sona erdiğini yazdı.
Eski Türkiye'de ihaleler
“Elektrik dağıtım ihalesi medya ve avantanın sonu” başlıklı yazıda “Türkiye'deki değişim”e vurgu yapan Babahan “eski dönemi”, “Her elektrik dağıtım bölgesinin büyüklüğüne göre medya gruplarına verildiği”, “Bir yarış değil, bir yağma düzeni”, “Düzenle işbirliği içinde memleketi soymak üzere yapılmış büyük bir anlaşma”, “Halk desteği yüzde 13-20 arasında değişen partilerin sırtlarını medya grubuna dayaması” ifadeleri ile nitelendiriliyor.
Yeni Türkiye'de ihaleler
AKP dönemi ise buna karşılık Babahan'ın kaleminden şu ifadelerle anlatılıyor: “Medyanın gerçek işlevine dönmesi, medyanın gücünün ihalelerde bir güç olmaktan çıkması gerçeğine alışılması dönemi”, “Medyanın kamuoyunu etkileme gücünü kendini zenginleştirme veya rakipleri sindirme amacıyla kullanamadığı bir sistem”, “Medyanın bir zenginleşme aracı olmaktan çıkması”, “mafya ya da siyasi baskı olmadığı, tamamen ekonomik gerekçelere dayalı bir mantık içinde yapılan ihaleler”...
"Çalık'ın medyası sayılmaz"
Bu tabloda “yeni ihalelerin sahibi Çalık gibi grupların medya bağlantısı ne olacak?” diye soracak olursanız Babahan'ın buna da yanıtı hazır: “Ciner ve Çalık gibi sonradan medyaya girmiş gruplar da var ama orijinleri ağırlık enerjiye yatırım yapan şirketler”, yani AKP yandaşlarının medya bağlantısı sayılmaz.
"Yüzde 13-20 ile avanta dağıtılmaz"
Babahan elektrik ihaleleri için çizdiği bu fantastik tabloyu son dönemde adet olduğu üzere “Türkiye'nin demokratikleşmesi” ile bağlantılandırmayı da ihmal etmiyor. Başta eski dönemdeki partilerin halk desteğinin yüzde 13-20 arasında değiştiğine işaret ederek, bunun iki katı oy alan AKP'nin hakkıdır demeye getiriyor. Babahan'ın “Türkiye'nin demokratikleştiği bir dönem”den kastı bu olsa gerek.
"Demokratikleşme işte böyle bir şey"
Babahan'ın demokratikleşme-medya bağlantısı ile ilgili verdiği tarif ise şöyle: “Medyanın bir zenginleşme aracı olmaktan çıkmasının Türkiye’de demokratikleştiği bir döneme gelmesi tesadüf değildi. Çünkü medyanın zenginleşme aracı olarak kullanıldığı ülkeler, otoriter ve totaliter ülkelerdir. Sistemin yozlaşmasının doruğa çıktığı ülkelerdir. 28 Şubat’ın tam bu döneme gelmesi bir tesadüf değildir. O nedenle, medyanın gerçek işlevine dönmesi ise demokratikleşmeyi ifade eder. Bunun için tartışmalara bir de bu açıdan bakın ve medyanın Türkiye’yi yönetme, ganimet paylaşma döneminin sona ermesi olarak görün”. Yazıdaki medya-iktidar ilişkisi tersten okunduğunda tarif daha kolay anlaşılabilir sanıyoruz.
AKP'nin elektrik ihalelerini yandaş şirketlere dağıtımı için ise bakınız:
http://haber.sol.org.tr/ekonomi/tedasin-3-sirketi-yandaslara-gitti-haberi-20186
http://haber.sol.org.tr/ekonomi/coruh-elektrikte-de-masaya-yandaslar-oturdu-haberi-20173
http://haber.sol.org.tr/ekonomi/akp-elektrigi-de-yandasa-hediye-etmis-haberi-20169
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.