Cedin-Tanf-Şayrat şeytan üçgeni: ABD ve YPG'nin planı

ABD'nin daha önce 'IŞİD'i geriletme' ve şimdi de 'Şii hilalini engelleme' olarak duyurduğu, Suriye'nin doğusunu Şam yönetiminin kontrolünden çıkarma planı tökezledikçe Suriye ordusuna yönelik saldırganlıklar artarak devam ediyor. Son olarak Rakka kentinde Suriye ordusuna ait bir uçağın ABD tarafından düşürülmesi, 'müttefik güçleri koruma'yla gerekçelendirilse de sahadaki durum bu açıklamayla çelişiyor.
Ali Örnek
Pazartesi, 19 Haziran 2017 10:33

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) dün Suriye saatiyle 16.30'da Suriye ordusuna ait bir uçağın Rakka'nın Tabka kentinin güneyinde düşürüldüğünü açıkladı.

CENTCOM açıklamasında, Rakka'nın güneyindeki Cedin kasabası üzerindeki uçağın düşürülme nedeni 'meşru müdafa' olarak açıklandı. Açıklamada, Suriye ordusunun YPG öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) kontrolündeki Cedin kasabasına saldırdığı ve SDG'yi buradan çıkardığı iddia edildi.

ABD'nin bu gelişme üzerine Rusya ile temasa geçtiği ve Suriye'ye ait SU-22 tipi uçağın SDG güçlerini bombalaması üzerine ABD'ye ait F-18 tipi avcı uçağı tarafından düşürüldüğü kaydedildi.

Suriye ordusu tarafından yapılan açıklamada ise uçağın IŞİD'e karşı yürüttüğü görevi sırasında düşürüldüğü vurgulandı.

CEDİN KİMDEYDİ?

ABD'nin açıklamasındaki en önemli çelişki, Cedin kasabasının statüsüyle ilgili. Nitekim, saldırıdan önce SDG yanlısı kaynaklarda Cedin'in SDG tarafından IŞİD'den alındığı iddiasına yer verilmemişti. Ancak ABD açıklamasından saatler önce Şam yönetimine yakın kaynaklar, Suriye ordusuna bağlı güçleri Cedin kasabası içinde gösteren bir videonun yer aldığı haberde, kasabanın IŞİD'den alındığını bildirdi.

CENTCOM açıklamasının hemen ardından, SDG yanlısı kaynaklardan ABD'nin Suriye uçağını düşürmesinin ardından SDG güçlerinin Cedin'i yeniden aldığı yönünde haberler yayınlandı. Suriye kaynaklarıysa, uçağın düşürülmesinin ardından SDG'nin Cedin'deki ordu pozisyonlarına saldırıya geçtiğini açıkladı.

Rakka'nın 25 kilometre güneyindeki Cedin kasabası, Suriye ordusunun Hama ve Halep doğusundan başlattığı ve IŞİD'in kuşatma altında tuttuğu Deyrezzor kentine ulaşmayı hedefleyen operasyonun en önemli engellerinden birisi sayılan Resafa kasabasının 10 kilometre kuzeybatısında yer alıyor.

Cedin'in hem güneyinde hem de güneydoğu yönünde El Kadir, Dubaysan, Bişri ve Fadih gibi zengin petrol sahaları bulunuyor. 

'YPG, SURİYE ORDUSUNU DURDURMAYA ÇALIŞIYOR'

27 Mayıs'ta Cedin'in hemen kuzeybatısında yer alan Tabka Hava Üssü'ne ulaşan YPG güçleri, şaşırtıcı bir biçimde doğuya doğru yönelerek IŞİD'i Rakka kent merkezinde tümüyle kuşatmaya çalışmak yerine daha da güneye yönelmişti. 

Dün saldırının ABD'nin Suriye uçağını düşürmesinin öncesinde Şam yönetimi yanlısı Al Masdar News, ordu kaynaklarına dayandırdığı haberinde YPG'nin Resafa'ya ilerlemeye çalıştığına yer verildi. Kaynaklar, YPG'nin böylece hem Deyrezzor'a ulaşmayı hedefleyen ordunun önünü kesmeye çalıştığını hem de Şam yönetiminin ihtiyaç duyduğu bölgedeki petrol sahalarını ele geçirmeye çalıştığını iddia etti.

TANF BENZERLİĞİ

ABD'nin Rakka'daki son hamlesi aslında bir süredir Suriye ordusuna yönelik tırmandırılan saldırganlığın devamı niteliğinde.

Ürdün'deki operasyon odası aracılığıyla ABD ordusu, desteklediği ÖSO güçleriyle Suriye'nin Ürdün sınırındaki Suveyda kentinin doğu kırsalından başlayarak, Irak'a açılan El Bukemal'e kadar uzanan bölgeyi 'IŞİD'le mücadele' adı altında kontrol altına almayı hedefliyordu. Bu plan kapsamında ÖSO'ya destek vermesi amacıyla ABD özel kuvvetleri Suriy'nin Irak'a açılan kapısı Tanf'a yerleştirildi.

Ancak Suriye ordusu ve müttefiki Iraklı milis güçleri, ABD'nin birincisi 18 Mayıs'ta ikincisi 6 Haziran'da düzenlediği saldırılara rağmen, Tanf geçişinin 50 kilometre kadar doğusundan Irak sınırına ulaşmayı başararak, ÖSO güçlerinin El Bukemal'e doğru ilerleyişini durdurdu.

Eş zamanlı olarak Iraklı Haşd eş-Şaabi güçleri Suriye ordusunun sınıra ulaştığı bölgenin karşı tarafını IŞİD'den aldı. İran'ın yarıresmi haber ajansı Fars'a konuşan Haşd güçlerinden bir kaynak, operasyonların El Bukemal'in karşısında yer alan Kaim'e doğru genişleyeceğini belirtti.

ABD ise bu kısmi yenilginin ardından Tanf'a uzun menzilli çoklu roketatar sistemleri yerleştirildiğini açıklayarak, gerilimi tırmandıracağının sinyallerini verdi.

ABD'nin 'Şii hilalini durdurma' amacıyla yürüttüğünü iddia ettiği planın başka bir ucunda da hesapları bozulmuş durumda. Nitekim Musul'un batısındaki Sincar'ı IŞİD'den alan Haşd eş-Şaabi güçleri, Suriye'nin YPG kontrolündeki bölgesine komşu oldu. Bu operasyonların da Irak-Suriye sınırı boyunca güneye doğru sarkacağı ve son hedefinin Kaim olacağı belirtiliyor.

Böylece IŞİD'in nihai savaşını yapacağı yer olduğu düşünülen Deyrezzor savaşları öncesi Suriye ve müttefikleri, ABD öncülüğündeki güce karşı belirgin bir üstünlük elde etmiş olmayı amaçlıyor.

Dün Suriye uçağının düşürülmesinden hemen önce İran'ın Deyrezzor'daki IŞİD hedeflerini 800 kilometre öteden ateşlenen füzelerle düşürmesi de ABD'yle girişilen bilek güreşinde Şam-Tahran ekseninin bir başka meydan okuması olarak öne çıkıyor.

ŞAYRAT DETAYI

ABD'nin düşürdüğü Su-22'nin kalktığı üs de Rakka'nın güneyinde tırmanan gerilimin nedenlerine dair oldukça açıklayıcı.

Uçak, ABD'nin 6 Nisan'da 'Kimyasal silah kullanımı' iddiasıyla hedef aldığı Şayrat Hava Üssü'nden kalkmıştı. Girit açıklarındaki ABD filosundan ateşlenen 59 seyir füzesi ile hedef alınan üs hala kullanılabilir durumda.

Üssün hedef alınmasından 10 gün önce Suriye kaynakları, Rusya ve İran'ın da aktif desteğiyle Suriye ordusunun Deyrezzor'u IŞİD kuşatmasından kurtarmak için büyük bir operasyon başlatılacağını bildiriyordu. Humus'ta yer alan üs de, Deyrezzor'daki Suriye ordusu güçlerine hava desteği sağlıyordu. Şayrat Üssü şu anda da bir kolu Hama ve Halep'in doğu kırsalından başlayan, ikinci kolu ise Palmira'dan yola çıkan Suriye ordusunun IŞİD karşıtı operasyonlarına hava desteği sağlıyor. 

ABD'nin Şayrat ile başlattığı doğrudan saldırganlık dalgası, aslında Suriye'nin doğusunun Şam yönetiminin kontrolünden çıkarılmasını hedefliyor. Washington yönetimi ismini 'IŞİD'i geriletme'den 'Şii Hilali'ni durdurma'ya dönüştürdüğü operasyonların en kritik halkası ise Deyrezzor.

Hatırlanacağı üzere, 2016 yılında ABD uçakları bu kentte 'yanlışlıkla' Suriye ordusuna ait güçleri bombalayarak, IŞİD'in ilerlemesinin önünü açtı. ABD'nin destek verdiği Rakka operasyonu Rusya tarafından “IŞİD militanlarının Deyrezzor'a geçişine izin veriliyor” sözleriyle hedef alınırken, Rakka merkezinde hızla mevzi kaybeden IŞİD sadece son iki ay içinde, Deyrezzor'daki Suriye ordusu bölgesini ele geçirmek için 4 büyük saldırı düzenledi.

NEREDEN ÇIKTI 'Şİİ HİLALİ'?

ABD basınında dananın kuyruğunun Deyrezzor'da kopacağı yazılırken, YPG'nin de Rakka operasyonu sonrası bu amaç için seferber edileceği yorumlarına yer veriliyor. Washington'un bu planlarında en büyük deteği ise İsrail ve Suudi Arabistan'ın İran'ı hedef alan işbirliği.

Nitekim ABD'nin Suriye'nin doğusundan Bağdat'ın batısına kadar uzanan bölgede Suudi Arabistan'ın himayesinde bir sünni bölgesi yaratmayı hedeflediği New York Times tarafından Tanf gerilimi devam ederken duyurulmuştu. 

Bu noktada PYD'nin de Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyona katılma isteğini gösteren açıklamaları dikkat çekiyor. Son olarak geçtiğimiz hafta PYD lideri Salih Müslim, Suudi Arabistan medyasına “İran ve Şam yönetimine muhalif olduklarını” anlatırken, YPG yetkililerinden sıklıkla “Şii güçlerin Rojava için de tehdit oluşturduğu”na yönelik açıklamalar geliyor.

ABD'nin İran'a yönelik yeni saldırganlık dalgasının işaret fişeği niteliğindeki Şayrat üssüne yönelik saldırı tam da bu nedenle PYD Eşbaşkanı Salih Müslim tarafından “Olumlu sonuçlar doğuracak” sözleriyle yorumlanmıştı. Ancak aynı Salih Müslim, 2013'te Şam'da meydana gelen kimyasal silah saldırısından muhalifleri sorumlu tutmuştu. 

Nitekim Trump'ın Obama'dan devraldığı “Suriye'yi IŞİD'le mücadele adı altında parçalama” planının miladı da bu saldırıydı. Obama yönetimi bu saldırının ardından Suriye'ye doğrudan müdaheleyi tartışmış, Obama ve dönemin ABD Genelkurmay Başkanı Martin Dempsey'in itirazıyla rafa kaldırılan “ABD ordusunun doğrudan müdahalesiyle Suriye'de rejim değişikliği' planı yerini aynı yılın eylül ayında Obama tarafından duyurulan “IŞİD'i geriletme' adı altındaki plana bırakmıştı.

Bu planın ilk bileşeni şimdi Tanf'ta kullanılan ve Ürdün'de CIA tarafından eğitilen ÖSO militanları olurken ikinci bileşen, ABD Savunma Bakanlığı'nın tam desteğini alan YPG oldu.