Sayfa yolu
Polis yargılanmayı sindiremiyor!
Yayın Tarihi: 13.07.2010 , 10:30 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Aydın’da 1998’de görülen gözaltında ölüm davasında mahkum edilen polislerin şiddetine uğrayanlardan ve o dönem Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi olarak dava sürecini izleyen Murat Çelik, iç hukuk yolları tükenince AİHM’de açtığı davayı kazandı. Devletin Murat Çelik’in şiddete uğramadığını kanıtlamak için, mahkeme kayıtlarını savunma amacıyla göndermesiyle ortaya çıkan skandal görüntüler hakkında soL’a konuşan avukat Çelik, “Görüntülerde benim olduğum kısımlar kırpılmış” dedi.
İlgili haber: Bundan âlâ kanıt mı olur?
Yargılanan polislerin 1998’de ceza almayacaklarından emin olmanın rahatlığıyla salonda bulunduklarını söyleyen Çelik, mahkumiyet kararının açıklanmasının ardından, polisin salonda önüne gelene şiddet uyguladığını ifade etti.
Avukat Murat Çelik’in, 1993’te Aydın Emniyet Müdürlüğü’nde işkenceyle öldürülen Baki Erdoğan’ın ölümünün ardından yaşananlar ve mahkeme kararının açıklanmasıyla maruz kaldıkları şiddet hakkındaki ifadeleri, polisin pervasızlığını gözler önüne seriyor.
Baki Erdoğan cinayetinin ardından dosyanın kapandığını belirten Çelik, eski Adalet Bakanı Mehmet Moğultay’ın ‘Olağanüstü kanun’ çerçevesinde davanın yeniden görülmesini sağlamasıyla dosyanın açıldığını söyledi. Yeniden görülen mahkeme sürecinde yargılanan polislerin terfi ettirildiğini belirten Çelik, kararın açıklanacağı duruşmada polislerin oldukça rahat davrandıklarını ve salonu doldurduklarını ifade etti.
“Kimse yargıya müdahale edemez”
Davaya, İstanbul, Ankara ve İzmir’den de çok sayıda hukukçunun ve insan hakları savunucusunun da katıldığını kaydeden Çelik, savcının beraat isteğine rağmen mahkemenin sanıklara 5'er yıl 6 aylık ceza verdiğini ve mahkemenin kararı açıklarken, “Kimsenin yargıya müdahale edemeyeceğini” vurgulamasının manidar olduğunu söyledi.
Daha sonra görüntülerde yer alan gelişmelerin yaşandığını ifade eden Çelik, kendisine şiddet uygulanmadığı iddialarının asılsız olduğunu söyledi. AİHM’in söz konusu görüntülerin ardından, kendi görüşünü sorması üzerine, “Görüntülerde bana uygulanan şiddet ayıklanmış. Şiddet gördüğü ayan beyan ortada olan insanlar bir ya da iki günlük rapor alırken, bana beş gün rapor verildi” dediğini belirtti.
Olaylar sırasında birçok avukatın can güvenlikleri olmadığı gerekçesiyle Aydın Valiliği’ne sığındığını söyleyen Çelik, bir binanın dördüncü katında olayı izleyen ve sözlü müdahalede bulunan avukatın bile şiddete maruz kaldığını açıkladı.
Olayların ardından Aydın’da binlerce avukatın katıldığı bir yürüyüş yapıldığını, kamuoyunun sahip çıkması sonucu polislerin yeniden yargılanabildiğini söyleyen Çelik, ‘Rahşan affı’ kapsamında polislerin cezasının ertelendiğini anımsattı. Çelik, AİHM’de davanın görüldüğü süreçte başından geçenleri de anlattı.
AİHM’de dava görülürken, kendisine uzlaşma ve davadan vazgeçmesi durumunda ödeme teklif edildiğini dile getiren Çelik, kendisi için önemli olanın işin yargılama boyutu olduğundan davadan vazgeçmediğini söyledi.
“İşkence ve gözaltında ölüm gerçeği değişmiyor”
Zaman ve koşulların değişmesine rağmen, işkence ve gözaltında ölüm gerçeğinin değişmediğini söyleyen Çelik, Engin Çeber dosyasını örnek göstererek daha iki hafta önce Esenyurt’ta bir yargısız infaz davasına gittiğini ekledi.
Türkiye’nin ihlaller için AİHM kararları doğrultusunda altı yılda 106 milyon TL ödeme yaptığını söyleyen Çelik, “Bu ihlalleri kim yapıyorsa üzerine gidilmeli. 20 yıl ile bugün arasında bir fark yok. Hâlâ devam ediyor. Polise verilen yetkilerle bunu arttığını görüyoruz” dedi.
(soL – Haber Merkezi)
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.