Bu Düzen Değişmeli Platformu İzmir adayı Okuyan: Çünkü bu düzen akıl dışı

Bu Düzen Değişmeli Platformu'nun bağımsız milletvekili adaylarından İzmir 2. bölge adayı Kemal Okuyan, seçim bildirgesinde niçin aday olduklarını, düzen değişikliği talebinin önemini ve değerini anlatıyor. 'Sözümüzün özü belli' diyen Okuyan şunları söylüyor: İşsizlik, yoksulluk, çirkinlik, adaletsizlik, eşitsizlik üreten bu akıl dışı düzen değişmeli. Hem de bir an önce.
Haber Merkezi
Salı, 22 Mayıs 2018 15:33

Bu Düzen Değişmeli Platformu'nun 17 seçim bölgesindeki 17 bağımsız adayı çalışmalarını sürdürüyor. 

Biz de soL Haber olarak bugünden itibaren platformun adaylarını tanıtacağız, seslerini okurlarımıza ulaştıracağız. 

İzmir 2. bölge bağımsız milletvekili adayı Kemal Okuyan, "Çocuklarımızı yüzüne bakabilmek için" başlığıyla yayımlanan seçim bildirgesinde, kendini ve "Bu düzen değişmeli" ısrarını şöyle anlatıyor: 

1977 yılında, 15 yaşında, Bornova Anadolu Lisesi'nde okurken Türkiye İşçi Partisi'ne girdim. O günden bu yana kesintisiz olarak bu düzenin değişmesi için verilen mücadelenin içinde oldum. Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümünü bitirdim, İzmir'de gazetecilik yaptım.

Türkiye'nin yayınına devam eden en eski Marksist dergisi Gelenek'in ve Sosyalist Türkiye Partisi'nin kurucuları arasında yer aldım. 2001'de yıllardır sürmekte olan yasağı çöpe atarak siyaset sahnesine çıkardığımız partimiz Türkiye Komünist Partisi'nde çeşitli sorumluluklar üstlendim, aday oluncaya kadar bu partinin Genel Sekreterliği görevini sürdürüyordum.

Başta soL Gazetesi, soL Haber Portalı ve Boyun Eğme Dergisi olmak üzere birçok yayın için binlerce yazı hazırladım. Yedi kitabın yazarıyım, sekizincisini Baskın Seçim'in ardından tamamlamayı düşünüyorum.

Makamlardan, sıfatlardan, koltuklardan haz etmeyiz ama ne gizleyeyim, Küba halkı adına verilen Dostluk Nişanı'ndan çok gururlandım. İzmir İkinci Bölge'den "bağımsız aday" olurken milletvekilliğinin bizde çağrıştırdığı olumsuzlukları değil seçim sırasında ve parlamentoda emekçi halkın ve sosyalizmin sesi olmanın önemini göz önünde bulundurdum.

Bireyciliğe değil ortak çalışmaya, dayanışmaya önem veren insanlarız. Başka kentlerde ve seçim bölgelerinde “Bu Düzen Değişmeli” diyen diğer adaylarla ve daha önemlisi bu mücadeleyi birlikte sürdürdüğümüz ve sürdüreceğimiz binlerce dostumuz, kardeşimiz, yoldaşımızla birlikte elimizden geleni yapacağız.

Sözümüzün özü belli: İşsizlik, yoksulluk, çirkinlik, adaletsizlik, eşitsizlik üreten bu akıl dışı düzen değişmeli. Hem de bir an önce.

Yıllardır bize dayatılan sömürüye karşı durmak için; gericiliğe, paranın saltanatına, laiklik ve bilim karşıtlığına, kadın düşmanlığına, savaş çığırtkanlığına “hayır” demek için; eşitlik ve adaleti, aydınlığı, Cumhuriyet fikrini savunmak için sizi de bekliyoruz.

Sevgili İzmirliler, “Bu Düzen Değişmeli” derken hep birlikte arkasında durduğumuz Seçim Bildirgesi'ni okumanızı istiyorum. "Böyle bir Türkiye'de yaşamak ister misiniz" sorusuyla başlıyor. Bu soruya "evet" diyorsanız inanmadığınız, beğenmediğiniz, kötünün iyisi olarak gördüğünüz sahte çözümlerin peşinden gitmeyin derim. Bugün yedi yaşında olan çocuğumun yıllar sonra, "Baba bize böyle bir ülke mi bıraktınız" serzenişinde bulunmasını kabul edemem. Biliyorum ki siz de böyle düşünüyorsunuz. O halde, gelin gücümüzü birleştirelim.

'SİMİDE GEVREK, ÇEKİRDEĞE ÇİĞDEM, BAŞKANLIĞA HAYIR'

Okuyan, seçim bildirgesinde yer alan ve 13 Şubat 2017'de soL Haber'de yayımlanan "Simide gevrek deriz biz, çekirdeğe çiğdem, domatese domat, başkanlığa hayır" başlıklı yazısından bölümler de paylaşıyor: 

Simide gevrek deriz biz. Lokmaya para ödenmez bu şehirde, rakı içen sapıtmaz, insanlar birbirine kuşkuyla bakmaz. Çünkü henüz eve tıkamadılar İzmirliyi, birlikte zaman geçirmeyi, sohbet etmeyi, eğlenmeyi biliriz.

Şimdilik…

Şimdilik çünkü sermaye İzmir’e fena saldırmakta, İzmirliyse pek oralı olmamaktadır. Gıda kolisinden değil sandıktan çıkanlar bu saldırıya ortakken, “beceriksizlik”ten başka eleştiri gelmez aklımıza. Tramvay hattının yapboza çevrilmesinden rahatsız oluruz da Bayraklı’nın Sancakların ve diğer yağmacılarca işgalini arkamıza denizi alıp manzara gibi seyrederiz.

Evet burada incir pek bulamazsınız, yemiştir o, en güzeli de bardacıktır. Şevketibostanı, rokası, yeşilliği, otu ve HAYIR’ı boldur.

Giderek İstanbullusu da bollaşıyor. Kaçan, kaçabilen…

Lakin gelenlere kötü haber, İstanbul’a benzetmek istiyorlar kenti. Daha az güzel değildir de artık yaka silkmeyen kalmadı canım İstanbul’dan. Sermayenin açgözlülüğü bitirdi İstanbul’u şimdi sıra İzmir’de. Köprü açıldı, otoban tamamlanıyor; kapitalizm barbarlıksa İzmir’de son kalan boşluklara dikti gözünü, geliyor son sürat!

Gevreğe simit denmesi yakındır, Üçkuyular’a İstinye Park açılabiliyorsa.

Neydi?

Simide gevrek deriz biz, çekirdeğe çiğdem, sigortaya asfalya, domatese domat, Başkanlığa HAYIR!

Lakin dur diyemedik henüz talana, yağmaya, barbarlığa.

İzmir’e yakışan sıfatlardan biri Güzel’dir; kim bilir, belki asfalyalar atar ve yaparız bir güzellik!