Son dönem Küba ekonomisi*

Küba ekonomisi özel dönemde ayakta kalmayı başarmış ve ardından önemli gelişmeler kaydetmiş olmakla birlikte, çeşitli yetersizlik ve güçlüklerle karşı karşıya. Emperyalist saldırı altındaki bu küçük ada ekonomisinde özel dönemde katmerleşen sorunları çözüme kavuşturma ihtiyacı, son birkaç yılın uluslararası kriz koşullarında daha fazla ertelenmesi mümkün olmayan bir göreve dönüşmüş durumda.

Küba’nın özel dönemde karşı karşıya kaldığı ölüm kalım savaşı ve Küba halkının bu süreçle nasıl başa çıktığı konusu Bizim Amerika’da daha önce yayınlanan makalelerde ele alınmıştı.

Bu yazıda ise özel dönemin kritik dönemecinin geride bırakılmasının ardından Küba ekonomisinin bugün içinde bulunduğu durumu genel hatlarıyla tasvir etmeye çalışacağız.

Toparlanma süreci
Küba ekonomisinde 1990 yılında başlayan ve 1993 yılındaki yüzde 14,9’luk küçülmeyle dip noktasına ulaşan serbest düşüş dönemi, 1994 yılı itibariyle son buldu. 1994-2004 yılları arasındaki on yıllık dönemde ortalama yüzde 3,7 büyüyen Küba ekonomisi böylece mütevazı ama istikrarlı sayılabilecek bir toparlanma süreci yaşadı. (1)

Ülke ekonomisinin toparlanmasını sağlayan müdahaleler arasında ekonominin iç organizasyonunda yapılan belirli düzenlemelerin (2) yanı sıra yabancı ortaklıklı yatırımlar, turizm sektörüne verilen ağırlık, başta biyoteknoloji olmak üzere kritik bazı sektörlere yapılan sanayi yatırımları, Venezuela, Çin ve Rusya başta olmak üzere çeşitli ülkelerle canlandırılan dış ticaret ve şeker ihracatındaki gerilemenin artan hizmet ihracıyla telafi edilmesi önemli rol oynadı.

Yapılan bu müdahalelerin amacı yalnızca makroekonomik göstergelerde yeniden pozitif rakamları yakalamak değildi. Amaç bu zorlu süreci ülke ekonomisini piyasaya teslim etmeden ve Küba halkının sahip olduğu temel hak ve olanaklara halel getirmeden atlatmaktı.

Bu açıdan bakıldığında Küba’nın tarihsel bir başarıya imza attığı biliniyor. Aynı dönemde doğu bloku ve Sovyet ülkelerinde yaşanan geçiş süreçlerinde kitlesel işsizliklere, kamu varlıklarının özel sektöre peşkeş çekilmesine, bir avuç türedi mafyatik milyarder karşısında halkın büyük çoğunluğunun yoksulluğa itilmesine, sağlık ve eğitimin paralılaşarak emekçi sınıflar için yeniden erişilemez hale gelmesine, kiraların ve piyasaya açılan kamu hizmetlerinde ücretlerin fırlamasına ve sonuçta ortaya çıkan sefalet koşulları nedeniyle ortalama yaşam beklentisinin kısa sürede büyük düşüş göstermesine şahit olunmuştu.

Küba ise temel kamu hizmetlerini piyasadan titizlikle koruduğu gibi turizm ve sanayi alanında kısıtlı olarak izin verdiği yabancı yatırımların tamamında kontrolü tümüyle elinde tuttu. Küba’da bu süre boyunca sosyal güvenliği temin eden uygulamalardan taviz verilmedi ve sağlık ve eğitim hizmetlerinin herkese ücretsiz temin edilmesine devam edildi. 1990’ların karanlık günlerinde açlık tehlikesiyle karşı karşıya kalan ülkede sağlanan kapsamlı gıda desteğiyle tüm nüfusun yeterli beslenmesi güvence altına alındı. Konut kiraları ile ulaşım, elektrik, su ve benzeri kamu hizmetlerinin ücretleri minimum seviyede muhafaza edildi. Emeklilerin maaşlarının ödenmesine devam edildi.

İstihdam alanında da benzeri bir korumacı politika izlendi. Özel dönemde ham madde, petrol, yedek parça eksikliği gibi çeşitli nedenlerle kapanan veya üretim kapasitesi azalan işyerlerinde çalışan işçilerin önemli bir kısmı kamu personelinde “şişkinlik” yaratma pahasına devlet sektöründe istihdam edilmeye devam etti. İstihdam edilemeyen işçilerin ise ücretlerinin ödenmesine devam edildi ve bu kesimin ekonomide ihtiyaç duyulan başka alanlara kaydırılabilmesi amacıyla meslek kazandırma kurslarının düzenlenmesi, serbest meslek alanlarında lisans verilmesi ve tarımsal yetiştiriciliğin teşvik edilmesi gibi uygulamalara gidildi.

Biriken sorunlar
Küba, zorlu bir dönemi ekonomisinin sosyalist karakterini ve halkın temel haklarını muhafaza ederek atlatmayı başardı. Hatta, Kübalıların “iyi gidiyoruz” dedikleri 2005-2006 döneminde Küba ekonomisinin büyüme oranı yüzde 10’un üzerinde seyretti. (3)

Ancak, minimum kayıpla hayatta kalma kavgasının belirlediği bu dönem boyunca Küba ekonomisinde özgül bazı sorunların birikmemesi beklenemezdi.

Bu sorunların başında, işletmelerdeki verimliliğin düşük olması geliyor. Verimsizliğin başlıca nedenini, ülkenin teknolojik donanımında yaşanan büyük daralma oluşturuyor. Bu alanda karşı karşıya kalınan kısıtlar pek çok sanayi işletmesinin kapanmasına veya eksik kapasiteyle çalışmasına neden olduğu gibi örneğin tarımı yeniden en ilkel saban teknolojisine mahkum etmiş durumda.

Diğer yandan, yukarıda da belirtildiği üzere, Küba hükümetinin kriz koşullarına verdiği tepki kapitalist ülkelerde olduğu gibi “ekonomik rasyonalite”nin sağlanmasını değil, halkın bir bütün olarak süreci en az zararla atlatmasını hedeflediğinden emek süreçlerinde belirli düzeyde verimsizlik de göze alınmıştı. Ancak, kritik bir evrede siyasi nedenlerle tercih edilen bu politikanın ekonomik açıdan uzun vadede sürdürülebilmesi mümkün değil. Sosyalist Küba ekonomisinin ayakta kalabilmesi için verimlilik sorununu çözmesi gerekiyor.

Geçtiğimiz dönem boyunca biriken sorunlardan bir diğerini ise, yine tarım ve sanayi sektöründe yaşanan daralma nedeniyle hizmet sektörüne verilen ağırlık oluşturuyor. Şu an Küba’da ihcaracat gelirlerinin yüzde 70’i hizmet sektöründen sağlanıyor. (4) Başta Venezuela olmak üzere ALBA ülkeleriyle yapılan anlaşmalar kapsamında teknoloji, hammadde, petrol vb karşılığında sağlanan sağlık ve eğitim hizmetleri, ülkenin en büyük dış ticaret gelir kalemini oluşturuyor. Küba için belirli bir dönem hayat kurtarıcı olan bu mekanizmanın uzun vadede iki temel sakıncası bulunuyor. Birincisi, hizmet sektörünün diğer sektörler üzerinde yarattığı çarpan etkisi çok düşük. Yani bu alana yapılan yatırımlar, ekonominin diğer sektörleri için pek az girdi yaratıyor. İkincisi, Küba’nın en önemli gelir kalemini oluşturan bu aktivitelerin geleceği, uluslararası koşullardaki gelişmelere bağımlı. Küba’nın ekonomik refahının bu özgün uluslararası işbirliği projelerine bu denli bağımlı olması, hele de söz konusu projeler emperyalizmin sürekli saldırılarıyla karşı karşıya iken, kabul edilebilir bir durum değil. Bu alanda yaşanan aksamaların yarattığı olumsuz etkiyi dengeleyecek yeni mekanizmaların yaratılması gerekiyor. Nitekim hizmet sektöründen elde edilen gelirlerde yaşanan dalgalanmalar, diğer sektörlere yapılan yatırımları ve dolayısıyla milli gelirin tümünü etkiliyor.

Yeni güçlükler
Geçtiğimiz yıllarda biriken bu sorunlar, son iki yılın özgül uluslararası koşulları nedeniyle alarm vermeye başladı.

Son iki yıla damgasını vuran uluslararası mali kriz, olumsuz kredi koşulları, uluslararası kriz nedeniyle turizm sektöründe yaşanan durgunluk, dünya gıda fiyatlarındaki artış, ülkeyi vuran kasırgaların verdiği büyük hasar, petrol fiyatlarındaki artış, nikel fiyatlarının düşmesi gibi etkenler, ülke ekonomisinin halihazırda sahip olduğu sorunları daha da keskinleştirdi.

Bütün bu gelişmeler 2008 yılında ülke dış ticaretinin yüzde 38 oranında daralmasına ve bununla birlikte önceki yıllarda yüzde 4 civarında muhafaza edilen mali açığın yüzde 6,7 seviyesine çıkmasına yol açtı. (5)

Ülkenin borç servis yeteneğini olumsuz etkileyen bu durum neticesinde borçlar yeniden yapılandırılarak bu oran 2009 yılında yüzde 4,3 seviyesine çekildiyse de borçlardaki yeniden yapılandırma, harcamaların yani yatırımların kısılmasını da beraberinde getirdi. (6)

Halbuki Küba’nın yatırıma ihtiyacı var. Ülkede reel ücretler halen 1989 yılı seviyesine ulaşmış olmaktan çok uzak. Küba’nın devrimci önderliği, özel dönemde aldığı önlemlerle halkın refahını belirli bir düzeyin üzerinde tutmayı başarmış olsa da bu seviye halen 1989 yılının çok gerisinde.

Küba’nın içinden geçtiğimiz dönemde aldığı ekonomik tedbirler, özel dönem sonrasında artan verimsizliğin, sektörler arasında oluşan asimetrinin, dış ticarete bağımlılığın ve özellikle dış borçların yarattığı kırılganlığı çözmeyi amaçlıyor. Kübalılar açısından ülke ekonomisinin güçlendirilmesi, sosyalist Küba’nın varlığını egemen ve bağımsız bir ülke olarak sürdürebilmesi için ertelenemez bir zorunluluk teşkil ediyor.

Nahide Özkan

* Küba'nın gündeminde olan ekonomik reformların arka planını anlamak üzere Bizim Amerika'da yayınlanmaya başlayan yazı dizisinin önceki yazıları için bakınız:

- Küba’da özel dönem: aynı anda tüm cephelerde savaşmak, http://haber.sol.org.tr/bizimamerika/kuba-da-ozel-donem-ayni-anda-tum-ce..., 11 Kasım 2010.
- Küba’da planlama tartışmalar, http://haber.sol.org.tr/bizimamerika/kuba-da-planlama-tartismalari-35608, 9 Kasım 2010.
- ABD-Küba ilişkileri: soykırıma varan bir savaş ya da bir Küba destanı, http://haber.sol.org.tr/bizimamerika/abd-kuba-iliskileri-soykirima-varan..., 6 Kasım 2010.
- “Özel Dönem” öncesi Küba ekonomisi, http://haber.sol.org.tr/bizimamerika/ozel-donem-oncesi-kuba-ekonomisi-35035, 26 Ekim 2010.
- Yarı sömürge ekonomisinin Küba devrimine mirası, http://haber.sol.org.tr/bizimamerika/yari-somurge-ekonomisinin-kuba-devr..., 20 Ekim 2010.
- Küba için kaygılanmak,