Vedat Özdemiroğlu
İlahi Kreasyon (Sezon finali)
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:04 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:04
Güneş Tanrı Helios, her şeyi görme yeteneğine sahipti ama o hep Aphrodite’in ne yaptığına bakıyordu. Çünkü Venüs diye de bilinen Aphrodite güzeller güzeliydi ve Demirci Tanrı Hephaistos’la evliydi. Hephaistos kambur ve topal, en çirkin tanrı olarak bilinen, işinde gücünde bir adamdı. Karısının kendisini sık sık başka tanrılarla, hatta bazan vasıfsız, ölümlü insanlarla aldattığından habersizdi. Kurnaz Helios, “Dur bakalım, belki de sıra bende” diye uzun zaman beklemiş, sonra Venüs’ün mutluluğu Ares’te, yani Mars’ta bulduğunu görünce çok kıskanmış, hızla gidip Demirci Tanrı’ya durumu ispiyonlamıştı.
Hephaistos, karısı Venüs’le Mars yataktayken onları basmış, elleriyle yapıp yatağın üstüne yerleştirdiği demir ağla da ikisini hapsetmişti. Yetmezmiş gibi, skandalı görsünler diye de bütün tanrıları çağırmıştı. Çıplak aşıkları gören tanrılardan kimi şaşkınlıkla bakıyor, kimi de güzelliği akşam yıldızına vurmuş olan Venüs’ü hayranlıkla seyrediyordu. Keyif Tanrısı Jagermeister ise cep telefonun kamerasını çoktan çalıştırmıştı.
Skandalın medyaya yansıması böyle oldu.
Olimpos’un tabloid gazeteleri, birbirinden acımasız manşetler attılar: “Tanrılar Seks İstiyor!”, “Ölümsüzler - Doyumsuzlar!”, “Gece Aphrodite, Gündüz Venüs!”
Zeus öfkeden deliye dönmüştü. Zaten tanrıların ipe sapa gelmez davranışlarından bıkmışken son rezaletle prestiji dibe vurmuştu. Sabahlara kadar çılgın eğlenceler içinde coşup dağıtan tanrı tayfası, vasıfsız faniler arasında alay konusu olmuştu. Atinalı Humbus adlı şarkıcının “Tanrı istemezse parti bitmezmiş” bestesi tıklama rekorları kırıyor, skandalla dalga geçmek için “Demir Kafes” adlı mekan açılıyor, işportacılar avaz avaz bağırarak “Tanrı azdırıcı damla” satıyorlardı.
Nihayet piyasaya Doğu işi korsan tanrılar çıktı. Aşk Tanrısı Eros’un korsanı, Kamaşullah adlı bir çakma tanrıydı ve sloganı da “Kama Sutra iz olur!” şeklindeydi. Rehavet Tanrısı Balaban, toplu esneme seanslarıyla mutluluk vadediyordu. Güneş Tanrısı Helios’un bile Merinos diye korsanı çıkmıştı. “Isı bizim işimiz” sloganını kullanan sahte tanrı Merinos’un şarkısı da dillerdeydi: “Olimpos’tur ortamı, Olimpos / Isıtıyor kulları, Zeus Zeus!”
Tanrılar Tanrısı Zeus, ajansa hışım gibi girdi, Jargon’un odasına daldı, “Çöz hemen bu işi hafız” dedi: “Öyle bir reklam yap ki, imajımız pek şeklimiz şık olsun. Cilala prestijimizi Jargon! Sen ki reklamın tanrısısın, çak bakalım tanrının reklamını. Öyle bir reklam olsun ki, seyredenler gözyaşları içinde bana bağlılık bildirmeye gelsinler!”
Jargon da coşarak ayağa fırladı: “Yüce Zeus, tüm enerjimi ve personelin bütün sinerjisini bu yolda harcayacağıma söz veriyorum. Sen ki göklerin hakimisin, Olimpos reklamcılarının beyinlerinin tekmil gri hücreleri sana feda olsun!” Jargon ağlıyordu. En son Bergama Yaratıcılık Meslek Lisesi’ni ikincilikle bitirdiği gün ağlamıştı. Birinciliği kaçırdığı için.
Ajans ahalisi, bir hafta boyunca, çok az uykularla çalıştı. Fikirler havada uçuştu, düşünceler sel oldu aktı, buluşlar halaya durdu. Keyif Tanrısı Jagermeister bile aklına gelen fikirleri Jargon’a havuz başından, cep mesajıyla yolluyordu.
Kayda değer bulunarak kaydedilen öneriler şöyleydi:
1- Tanrı enflasyonuyla dalga geçmek için yedi günahın tanrıları olacaktı. Oburluk Tanrısı Obezus bir tepsi böreği önce öpüp koklayıp, sonra midesine indirirken, Şehvet Tanrısı Testosteron, müritlerini kalçalarını yağlayarak kutsayacaktı. Kibir Tanrısı Dallama ise Olimpos Dağı’nı küçük bulup Everest’e yerleşmeye çalışacaktı…
2- Zeus’un çocukluğu anlatılacaktı. Minik Zeus, dayısının dağında, elinde sopayla inançsızları kovalayacaktı…
3- Başrolde Bereket Tanrısı olacaktı. Yozlaşmış tanrıların, korsan kolpacıların ve alaycı fanilerin doluştuğu bir batakhane sokağının başında beliren Bereket Tanrısı, tüm bu tipleri penisiyle tokatlaya tokatlaya ilerleyecek, finalde sokağı pırıl pırıl yapacaktı… (Meraklısının kolayca tahmin edebileceği gibi, bu fikir Zeus’un oğlu Fayton’a aitti.)
4- “Bu dağda grev vardır” yazılı bir pankart olacaktı. Zeus ve ekibi, greve gitmişlerdi. Hayat durmuştu güneş yoktu, yağmur yoktu, aşk yoktu, şarap yoktu, hikaye yoktu. Böylece ölümlü insanlar, tanrısızlığın ne olduğunu anlayacak, günlerini göreceklerdi…
Jargon, bu fikirlerle Zeus’a gitti. Zeus, bunlara bakmadı bile. “Ben kendi fikrimi buldum gülüm” dedi, “artık tek tanrıya geçiyoruz, sadece ben varım, yeter başka tanrıya ihtiyaç yok.”
Reklam Tanrısı Jargon şaşkındı, “Peki ben n’olcam” diye sordu. Zeus “Sana ‘reklamın dahi çocuğu’ deriz, olur biter” dedi.
Münih izlenimleri
*Hayatımda ilk kez Almanya’ya gittim. Pardon pardon, ben Almanya’ya gittim sanıyordum, meğerse Bavyera’ya gitmişim! “Biz Alman değil, Bavyeralıyız” söylemi hakim Münih genelinde. Hatta “Almanca zor, ama Bavyeraca Türkçeye benziyor” cümlesini bile duymuş bulundum.
*”Çay ve Brezn” festivali yapılıyor üç ekimdir Münih’te. Brezn için “Alman simidi” desem başım ağrımaz. Tramvaylarda yapılıyor sanat etkinlikleri. İstanbul’dan Şirin Soysal, Eylül Biçer ve Ertan Şahin katıldı son festivale. Böylece ben de tramvaydan tüm şehre bakabildim: Butik şehir Münih!
*Şehrin başrol yapısı, belediye binası. Çok yoğun ve ince işçilikle yapılmış devasa yapı. Katedral sandım ilk görüşte. Öyle bir belediye ki, evlilik günü için gidip cennetten tapuyla çıkabilirsin, zamanda yolculuğa öyle müsait!